İran'la Savaşta "Ekim Sürprizi" Kapıda mı?

Ara seçimlere bir ay kala ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik sert tırmanış sinyalleri vermesi ve bölgeye üçüncü bir uçak gemisi ile 10 bin asker göndermesi Washington kulislerini hareketlendirdi. Irak'tan tam çekilme kararıyla eş zamanlı yaşanan bu askerî yığınak, ekonomik krizle boğuşan Tahran ile olası bir "Ekim sürprizi" ihtimalini güçlendiriyor.
İran'la Savaşta "Ekim Sürprizi" Kapıda mı?

04.10.2026 - 13:34  |  Son Güncellenme:  04.10.2026 - 13:34

Ara seçimlere bir ay kaldı; ABD Başkanı Trump'ın "Time" dergisine verdiği demeçte söylediğine göre, seçimlerin ardından İran'a karşı Amerikan baskısının yeniden tırmanması ve genişlemesi "mümkün". Aynı zamanda Washington yönetimi bölgede askerî kapasitesini artırıyor; üçüncü bir uçak gemisi bölgeye yöneldi, buna ek olarak yaklaşık 10 bin asker daha gönderildi. Bu gelişmeler, New York'taki diplomatik girişimin tıkanmasının ardından yaşanıyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bu girişimin başarısızlığından İran'ı sorumlu tuttu.

Bundan önce Başkan Trump, İran konusunda artık "büyük bir karar"la karşı karşıya olduğunu söyleyerek örtülü bir tehdit savurmuştu. Cuma günü ise Tahran'ın İsrail'e giden "Fly Dubai" uçağının pilotuna yönelik saldırıda parmağı olduğu kanıtlanırsa "çok güçlü bir darbe" indirileceği tehdidini yineledi. Aynı akşam Alabama eyaletinde düzenlenen bir seçim mitinginde, dolaylı bir üslupla da olsa benzer sözleri tekrarladı; tırmanmanın "muhtemel, belki de seçimlerden sonra" olacağını söylerken Amerikan halkına da bu seçimlerin ardından işlerin eski hâline döneceği güvencesini verdi. Tüm bunlarla eş zamanlı olarak, Savaş Bakanı Pete Hegseth, ABD ordusundaki üst düzey subay sayısının yüzde 20 oranında azaltılacağını duyurdu.

Beyaz Saray'ın İran'a şifresi zor çözülen bir dille seslenmesi yeni bir şey değil. Ancak bu çelişkili işaretler bu denli yoğunlaştığında ve baskıların doruğa ulaştığı bir dönemde geldiğinde, yeniden bir sürpriz ihtimali -ya da belki de olası bir İran sürprizine karşılık verme hazırlığı- gündeme geliyor. Sürprizler Ekim ayında meşhurdur; bazılarının Amerikan seçimlerinin seyrine etkisi olmuştur. Bu ihtimal bazı analizlerde, hesapta olmayana karşı tedbir almak kaydıyla da olsa dile getirildi. Bu ihtimali güçlü kılan şey, "mevcut durumla daha uzun süre yaşamanın" artık imkânsız hâle gelmiş olması; iki taraftan hiçbiri bu duruma daha fazla tahammül edemiyor.

Başkan Trump'ın siyasi kayıpları, Cumhuriyetçileri büyük bir seçim yenilgisiyle tehdit ediyor; İran'ın ekonomik durumu ise rakamların gösterdiğine göre nefes aldırmayacak boyuta ulaşmış durumda. Husilerin son dönemde Babülmendep Boğazı'na kıyı veren adalara yönelik atılımına gelince, gözlemciler bunu bölgede yeni dengeler çizmeyi amaçlayan bir tür İran sürprizi olarak değerlendirdi; barışta da savaşta da güç kartı olarak kullanılabilecek bir hamle. Amerika'nın bu adıma karşı sergilediği tereddüt, âdeta mayınlı bir tutuma benziyor; öyle ki bu gelişmenin bilerek kendi seyrine bırakıldığı, mevcut denklemleri tersine çevirmek için bir kapı olarak kullanılabileceği, bunun da belirsizliğe açık yeni ittifaklar ve dengeler doğurabileceği yönünde şüpheler uyandırdı.

Bu ihtimal, birkaç gün önce, 30 Eylül'de Amerikan kuvvetlerinin Irak'tan tam olarak çekilmesiyle daha da güç kazandı; zira bu, ABD'nin bölgeden çekilme sürecinin bir parçası olarak geliyor. Bu süreç, 2021 yazında Afganistan'dan çekilmeyle başlamış, ardından 2026 Nisan'ında Suriye'den çekilmeyle devam etmişti; bunun arkasındaki motivasyon ise stratejik ağırlığın Çin Denizi'ne kaydırılmasıydı. Her durumda, Irak'ın bölgedeki bu hassas anda terk edilmesi, çekilme kararı Biden döneminin sonlarında alınmış olsa bile, İran'ın bölgedeki rolünü ve konumunu güçlendirir nitelikte göründü. Ancak Trump yönetiminin bu kararın uygulanmasını erteleme imkânı vardı ve bunu yapmadı. Irak'tan çekilişin bu gelişmelerle eş zamanlı gerçekleşmesi, yönetimin bölge dosyalarındaki tercihleri konusunda soru işaretlerini artırdı.

Bu tablo içinde, Trump'ın son dönemde yeniden askerî yığınağa ve güç gösterisine başvurması, ister ani ister ertelenmiş olsun tüm senaryolara kapıyı aralıyor. Ancak en muhtemel görünen, bu aşamadaki tırmanmanın, Amerikan seçmenin savaşa duyduğu öfkeyi hafifletmeye yönelik olduğu; belki de bu sayede Cumhuriyetçi Parti'nin seçim görünümündeki bozulmanın frenlenmesinin hedeflendiğidir. Zira Başkan'ın bir zamanlar sahip olduğu seçim momentumu, İran savaşı yüzünden hasar gördü. Bu kaybın telafisi ancak savaşın sonuçlarından kurtulmakla mümkün; ancak bu konudaki seçenekler son derece sınırlı ve risklerle dolu.

Cuma günü, Başkan Trump'ın ulusal güvenlik ekibi -Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savaş Bakanı Pete Hegseth, CIA Direktörü John Ratcliffe ve Genelkurmay Başkanı General Dan Caine'den oluşan heyet- Camp David'de hem İran savaşını hem de Suudi Arabistan-Husi çatışmasını "görüşmek" üzere uzun bir toplantı gerçekleştirdi. Washington'da kalan Başkan Trump'a toplantı ve içeriği sorulduğunda ise şu yanıtı verdi: "Size söylesem, şu an elinizde büyük bir haber olurdu." Her zamanki gibi, Trumpvari bir yanıt; sürpriz ihtimaline kapıyı açık bırakan türden.

Kaynak: Al-Araby Al-Jadeed