Irak’ta Silahların Devlet Kontrolüne Alınması için Süre Daralıyor, Gruplardan Tehditler Yükseliyor
20.08.2026 - 14:58 | Son Güncellenme: 27.08.2026 - 15:27
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, silahların yalnızca devletin kontrolünde bulunması için tanınan sürenin sonuna yaklaşırken giderek artan bir baskıyla karşı karşıya. Söz konusu süre gelecek ayın sonunda, 30 Eylül’de dolacak. Ülkede ise bu mesele konusunda üç farklı yaklaşım öne çıkıyor.
İlk grupta, Zeydi’ye açık tehditlerde bulunan ve silah meselesinin görüşülmesi için çeşitli şartlar öne süren Iraklı silahlı gruplar yer alıyor. İkinci kesim, Şii gruplar arasında bir çatışmaya sürüklenme endişesiyle diyaloğun sürdürülmesini savunuyor. Üçüncü kesim ise tehditleri reddederek silahların devlet kontrolüne alınması sürecinin devam etmesini istiyor ve devlet otoritesi dışında silah bulundurulmasının dış aktörlerin gündemlerine hizmet ettiğini savunuyor.
Tartışmalar, bazı kesimlerin silahlı grupların elindeki silahları ülkeye yönelik olası saldırılara karşı bir caydırıcılık aracı olarak gördüğü bir dönemde yaşanıyor. Bu grupların, DEAŞ’a karşı mücadelede oynadığı role de dikkat çekiliyor. Buna karşılık diğer kesimler, söz konusu silahların devletin denetimi dışında bulunduğunu, İran’ın çıkarları doğrultusunda kullanıldığını ve Bağdat’ın taraf olmadığı çatışmaların içine Irak’ı çektiğini savunuyor.
Gözden Kaçmasın
Öte yandan silahların devlet kontrolüne alınması için belirlenen takvim, ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon güçlerinin Irak’taki görevlerinin sona ermesi ve ülkeden ayrılmasıyla aynı döneme denk geliyor.
Kataib Hizbullah gerilimi tırmandırdı
Gerilimin yükseldiği bu süreçte Irak’taki Kataib Hizbullah’ın güvenlik yetkilisi Ebu Mücahid el-Assaf, Başbakan Zeydi’yi tehdit içeren ifadelerle hedef aldı. Zeydi’yi kışkırtıcı ve sorumsuz adımlar atmakla suçlayan Assaf, bu eylemlere karşı sabrın tükenmeye başladığını söyledi.
Assaf, silahların düzenlenmesi meselesinin ele alınabilmesi için üç şart öne sürdü. Açıklamasında silahların teslim edilmesi ya da yalnızca hükümetin kontrolüne alınması ifadelerini kullanmadı:
- Amerikan güçlerinin Irak’ın topraklarından ve hava sahasından tamamen ve fiilen çekilmesi, yeniden dönmeyeceklerinin garanti altına alınması; ayrıca siyasi ve ekonomik karar mekanizmalarının Amerikan hakimiyetinden kurtarılması.
- Türk güçlerinin Irak’ın kuzeyinden çıkarılması.
- Irak Kürdistan Bölgesi’nde konuşlu Kürt güçleri olan Peşmerge’nin lağvedilmesi.
Assaf’ın açıklaması, Terörle Mücadele Birimi’nin Zikar vilayetinde düzenlediği baskının ardından geldi. Operasyonda, Nuceba Hareketi’nin önde gelen isimlerinden ve keşif biriminin sorumlusu Abbas Hüseyin el-Yakubi gözaltına alındı.
Yakubi’nin gözaltına alınmasının ardından Assaf, “Göze göz ilkesini uygulamaya başlayabiliriz, ilk başlatan daha zalimdir” ifadelerini kullandı. Assaf ayrıca güvenlik ve istikrarın sağlanması için güvenlik alanındaki hataların düzeltilmesini istedi.
Silahlı grupların iki ana eğilime ayrıldığı söylenebilir. İlk grup, silahların devlet kontrolüne alınması çağrılarına olumlu yaklaşıyor ve bu yönde adımlar atmaya başlamış durumda. İkinci grup ise bu çağrıları açık biçimde reddediyor.
Yakubi serbest bırakıldı
Yaşanan gerilimin ardından İran’a yakın Iraklı grupları da bünyesinde barındıran Haşdi Şabi Kurumu, çarşamba günü yaptığı açıklamada Irak yargısının Haşdi Şabi’nin Bağdat Kuşağı Operasyonları İstihbarat Müdürü Abbas el-Yakubi’yi akladığını ve hakkındaki davaları düşürdüğünü duyurdu.
Yakubi’nin serbest bırakılmasının baskı ve tehditler sonucunda mı gerçekleştiği, yoksa yargının tutukluluğun devam etmesi için yeterli hukuki delil bulamadığı için mi bu kararın alındığı netlik kazanmadı.
Irak’taki silahlı gruplardan birine bağlı bu düzeyde bir yetkilinin gözaltına alınması, ülkenin siyasi ve güvenlik sahnesinde görece sıra dışı bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu gelişme, bazı silahlı grupların karşı çıkmasına ve Başbakan’a yönelik tehditlerin artmasına rağmen hükümetin silahları devletin kontrolü altında toplama yönündeki politikasıyla da örtüşüyor.
Bedir: Silahlı grupların silahları caydırıcı güç
Bu kapsamda Bedir Örgütü üyesi Mahmud el-Hayyani, “Başbakan göreve geldiği günden bu yana ve siyasi güçlerin üzerinde mutabık kaldığı çerçeve doğrultusunda silahların devletin kontrolüne alınması konusunda kararlı” dedi.
Hayyani, “Direniş grupları işgalci güçlere, DEAŞ’a ve El Kaide’ye karşı mücadele etti, devleti destekledi ve hiçbir zaman Irak devletine karşı silah kullanmadı” ifadelerini kullandı.
Ultra Iraq’a konuşan Hayyani, silahların yaygınlaşması ve sahte karargâhlar sorununun yalnızca silahlı gruplarla sınırlı olmadığını belirterek, silah tüccarlarının ve krizlerden faydalanan örgütsüz kişilerin de bu tablonun bir parçası olduğunu söyledi.
Hayyani ayrıca, söz konusu grupların ve ellerindeki silahların dış saldırılara karşı Irak’ın egemenliğini koruyan bir caydırıcılık gücü oluşturduğunu, bu silahların ülke içine yönelik olmadığını savundu.
Diyalog çağrıları öne çıkıyor
Buna karşılık Hizmetler İttifakı Sözcüsü Hüsam er-Rubai, Kataib Hizbullah’ın açıklamasına karşı çıktı.
Rubai, “Devletin atacağı herhangi bir adım konusunda kaygı ve gerekçeler bu şekilde dile getirilemez” dedi. Siyasi kanalların kapalı olmadığını vurgulayan Rubai, “Diyalog masaları hazır, hükümetin kapısı da açık. Bu nedenle toplum içinde diyalog dili öne çıkarılmalı” ifadelerini kullandı.
Şibl ez-Zeydi İttifakı ise tehditlerin ve toplumda olumsuz bir atmosfer oluşturulmasının “herkesi içine çekecek bir yangına” yol açabileceği uyarısında bulundu. İttifak, Kataib Hizbullah’ın açıklamasını istikrara yönelik bir tehdit olarak değerlendirdi.
Bu çerçevede silahlı grupların iki ana eğilime ayrıldığı söylenebilir. İlk kesim, silahların devlet kontrolüne alınması çağrılarına olumlu karşılık veriyor ve bu doğrultuda fiilen bazı adımlar atmış durumda. İkinci kesim ise söz konusu çağrıları açık biçimde reddediyor.
Bu sürece karşı çıkan başlıca gruplar arasında Irak Kataib Hizbullahı, Nuceba Hareketi ve Seraya Evliya ed-Dem yer alıyor.
Silahlı grupların söylemine eleştiri
Eski milletvekili Seccad Salim, silahlı grupların tehditlerine rağmen kamuoyu nezdinde varlıklarını meşrulaştırmak için “yumuşak bir politika” izlediğini söyledi.
Salim, bazı silahlı grupların hem Başbakan’ı hem de Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan’ı tehdit ettiğini belirtti. Ayrıca bu grupların varlığının Irak açısından ekonomik tehditlere yol açtığını savundu.
Salim, “Komşu ülkeler Irak topraklarından hedef alınıyor. Bu bizim meselemiz değil. Asıl çatışma İran ile ABD arasında” dedi.
Eski diplomat Gazi Faysal ise bazı silahlı grupların, özellikle de Irak’taki Kataib Hizbullah’ın silah meselesinin ele alınmasından önce ABD’nin ülkedeki varlığının sona erdirilmesini şart koşmasına dikkat çekti.
Faysal, “Bazı grupların bu tutumuna geldiğimizde ve silah dosyası ele alınmadan önce Amerikan varlığının sona erdirilmesini şart koştuklarını gördüğümüzde daha temel bir soru ortaya çıkıyor: Silahlı gruplar hangi anayasa, hangi siyasi sistem ve hangi hukuki dayanak çerçevesinde Irak devletine ve kurumlarına şart koşabilir?” diye sordu.
Ultra Iraq’a konuşan Faysal, Irak Anayasası’nın yürütme, yasama ve yargı organlarının çalışmalarını düzenleyen temel çerçeve olduğunu ve bütün bu kurumların anayasa ile yasalara uymakla yükümlü bulunduğunu belirtti.
Faysal, “Silahlı grupların Velayet-i Fakih anlayışı ya da İran-ABD çatışmasıyla bağlantılı bir perspektiften hareketle şartlar öne sürmesi, ulusal karar mekanizması ile bölgesel çatışmaların gündemleri arasında bir çelişki sorununu gündeme getiriyor” dedi.
Öte yandan Avustralya Arap Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Ahmed el-Yasiri, silahlı grupların çıkarının, 2016 tarihli yasa doğrultusunda Haşdi Şabi çatısı altında hukuki biçimde entegre olmaktan geçtiğini savundu.
Yasiri, bunun söz konusu gruplara hukuki ve siyasi bir çerçeve sağlayacağını, aynı zamanda karar mekanizmalarının kişiler yerine devlete bağlı olmasını güvence altına alacağını söyledi.
Ultra Iraq’a konuşan Yasiri ayrıca Irak’ın, bölgesel ve uluslararası çekişmeler arasında siyasi ve stratejik kimliğini belirleme konusunda bir sınamayla karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Yasiri, “ABD Irak’ı İran’ın önünde bir duvara dönüştürmeye çalışırken, İran ise Irak’ı bölgede hareket etmek için bir platform haline getirmeye çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Hekim ve Sudani’den diyalog vurgusu
Diyalog çağrısı yapan isimlerden biri de Ulusal Hikmet Akımı Lideri Ammar el-Hekim oldu. Hekim, silahların yalnızca devletin kontrolünde bulunmasının anayasal ve hukuki bir gereklilik olduğunu belirterek, bu sürecin diyalog ve karşılıklı anlayış yoluyla yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Eski Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani de diyalog çağrısında bulundu.
Sudani, “Bu hassas meselenin çözümü, tüm siyasi ve toplumsal güçlerin katıldığı akılcı bir diyaloğu gerektiriyor. Süreç tehdit, hainlikle suçlama, gerilimi tırmandırma ve sert söylem ve açıklamalardan uzak yürütülmeli” ifadelerini kullandı.
Kaynakça : Ultrasawt