Hürmüz Barışı Başka Bahara mı Kaldı?
15.09.2026 - 17:30 | Son Güncellenme: 15.09.2026 - 17:41
Umman’ın Salalah kentinde, 14 Eylül 2026 Pazartesi günü, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri, Irak ve İran dışişleri bakanlarını bir araya getirecek bölgesel bir toplantının düzenlenmesi planlanıyordu. Toplantıda Hürmüz Boğazı’nın geleceğinin ele alınması bekleniyordu.
Ancak Umman Sultanlığı, pazar akşamı toplantının ileri bir tarihe ertelendiğini açıkladı. Yeni tarih konusunda herhangi bir bilgi verilmemesi ise kapsamlı bir bölgesel uzlaşıya varılmasının önündeki görüş ayrılıklarının hâlâ ne kadar derin olduğunu ortaya koydu.
Resmî açıklama: Uzlaşıyı gözetmek amacıyla ertelendi
Umman resmî haber ajansı, Dışişleri Bakanlığının toplantının ertelenmesine ilişkin açıklamasını yayımladı. Açıklamada, kararın bölgenin güvenlik ve istikrarını destekleyecek mutabakatlara ulaşılmasını sağlayabilecek yapıcı bir diyalog için uygun ortamın hazırlanması amacıyla alındığı belirtildi.
Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi de X platformundaki paylaşımında, toplantının “uzlaşıyı gözetmek amacıyla” ertelendiğini belirterek ülkesinin bölgede istikrarı ve kalıcı iş birliğini güçlendirecek diyaloğu desteklemeye devam edeceğini vurguladı.
Reuters, Bloomberg ve CNN’in de aralarında bulunduğu çok sayıda uluslararası haber ajansı ve medya kuruluşu aynı açıklamayı aktardı. Ancak Umman Dışişleri Bakanlığı toplantı için alternatif bir tarih açıklamadı.
İran’dan farklı bir açıklama
Öte yandan İran’ın Fars Haber Ajansı, İran Dışişleri Bakanlığından bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, toplantının bölgedeki bazı ülkelerin talebi üzerine ertelendiğini aktardı.
Yetkili, kararın Tahran ile Maskat arasındaki ortak koordinasyon sonucunda alındığını söyledi. Bu ifade, erteleme kararındaki sorumluluğu iki taraf arasında dağıtırken hangi ülkenin doğrudan erteleme talebinde bulunduğuna ilişkin net bir bilgi vermedi.
Suudi Arabistan’ın itirazı
Reuters’ın da aralarında bulunduğu uluslararası medya kuruluşları, toplantının ertelenmesini Suudi Arabistan’ın istediğini bildirdi.
Haberlere göre Riyad’ın bu talebinin arkasında, Kızıldeniz’e petrol taşıyan tesislere yönelik saldırı bulunuyor. Saldırının Iraklı Şii gruplar tarafından gerçekleştirildiği düşünülüyor.
Suudi makamları, yaklaşık 1.200 kilometre uzunluğundaki Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’nı cuma günü insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırıda hasar görmesinin ardından kapalı tutmaya devam etti.
Reuters, Suudi petrolü ticareti yapan kaynaklar ve alıcılara dayandırdığı haberinde, hattın kapalı kalması durumunda ülkenin Yanbu Limanı’ndaki stoklarının mevcut ihracat seviyelerini beş ila yedi gün daha sürdürebilecek miktarda olduğunu aktardı.
Ayrı bir haberde ise ABD merkezli Axios sitesinden gazeteci Barak Ravid, ismi açıklanmayan bir Körfez yetkilisine dayandırarak Riyad’ın Hürmüz konusunda hazırlanan Umman-İran önerisinde bazı değişiklikler talep ettiğini yazdı.
Buna göre Suudi Arabistan’ın itirazları, önerilen metnin Hürmüz Boğazı’nda yeni ve kalıcı bir statükoyu yerleşik hâle getirebileceği yönündeki kaygılardan kaynaklanıyor.
Ancak bu haber hazırlanırken Suudi Arabistan resmî makamları söz konusu bilgiyi doğrudan doğrulayan veya yalanlayan herhangi bir açıklama yapmadı. Bu nedenle iddia, Riyad tarafından resmen açıklanmış bir pozisyon değil, konuya yakın bir kaynağa dayandırılan bir bilgi olarak değerlendiriliyor.
Erteleme kararından önce Bahreyn Dışişleri Bakanlığı da cumartesi günü Manama’nın toplantıya katılmayacağını duyurmuştu.
Bahreyn, kararına gerekçe olarak bölgede devam eden savaş sırasında İran tarafından kendi topraklarına yönelik düzenlenen saldırılar nedeniyle oluşan güvenlik kaygılarını gösterdi. Manama yönetimi ayrıca bölgenin güvenlik ve istikrarının yatıştırma politikalarıyla sağlanamayacağını vurguladı.
Masadaki teklif ne içeriyordu?
CNN’in konu hakkında bilgi sahibi üç kaynağa dayandırdığı haberine göre Umman tarafından hazırlanan çerçeve, seyrüsefer güvenliği ve çevrenin korunmasına yönelik hizmetler karşılığında gönüllü bir ödeme mekanizmasının kurulmasını öngörüyordu.
Buna karşılık Körfez ülkeleri, İran tarafından zorunlu herhangi bir ücret uygulanmasına yönelik geniş çaplı itirazlarını sürdürüyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de daha önce uluslararası medya kuruluşlarına yaptığı açıklamalarda, Maskat ile varılacak bir uzlaşının hiçbir şekilde Hürmüz Boğazı’nın tamamen yeniden açılması anlamına gelmeyeceğini vurgulamıştı.
Arakçi, Tahran’ın boğazdan geçişine izin verilecek gemileri belirlemeye devam edeceğini de ifade etmişti.
Washington masada yok ama etkisi sürüyor
ABD, Umman’daki müzakerelere doğrudan katılmadı.
ABD Başkanı Donald Trump, toplantıyla ilgili bir soruya verdiği yanıtta konunun kendisini ilgilendirmediğini ve meselenin Körfez ülkelerine bırakıldığını söyledi.
Ancak CNN, konuya yakın üç kaynağa dayandırdığı haberinde Trump yönetimindeki bazı yetkililerin Körfez ülkelerine gayriresmî kanallardan mesaj gönderdiğini aktardı.
Buna göre Washington, Tahran’la gelecekte yapılabilecek herhangi bir müzakerenin yalnızca nükleer dosyayla sınırlandırılmasını istiyor ve Hürmüz konusunda İran’la müzakere edilmesine karşı çıkıyor.
İran ise nükleer müzakerelerin yeniden başlaması için Hürmüz krizinin çözülmesini ve ABD’nin uyguladığı deniz ablukasının kaldırılmasını ön şart olarak öne sürüyor.
CNN’in aktardığı bu bilgiye ilişkin ABD yönetimi şu ana kadar kamuoyuna açık bir açıklama yapmadı. Bu nedenle söz konusu iddia da kimliği açıklanmayan kaynaklara dayandırılan bilgiler arasında yer alıyor.
Petrol piyasaları hızla tepki verdi
Salalah toplantısının ertelenmesi petrol piyasalarına doğrudan yansıdı.
Brent petrolün varil fiyatı yüzde 3,6’ya kadar yükselerek 108 doların üzerine çıktı, ardından yaklaşık 107 dolar seviyesinde dengelendi.
Batı Teksas tipi ham petrolün varil fiyatı ise 102 doların üzerine çıktı.
Piyasalardaki yükselişte, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler ile Suudi Arabistan’ın devre dışı kalan petrol boru hattının aynı anda petrol arzında daha büyük bir kesintiye yol açabileceği endişesi etkili oldu.
BAE ile İran arasında ikili temas
Öte yandan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 12-13 Eylül tarihlerinde Yeni Delhi’de düzenlenen 18. BRICS Zirvesi’nin oturum aralarında Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayed ile görüşmeler gerçekleştirdi.
Bu temas, Birleşik Arap Emirlikleri’nin İran’la yaşadığı sorunları Körfez ülkelerinin ortak koordinasyon mekanizmalarının dışında, ikili bir zeminde çözme arayışına işaret ediyor.
Uluslararası haberlerde Hindistan’ın da zirve sırasında Tahran ile Abu Dabi arasındaki görüş ayrılıklarını gidermeye çalıştığı belirtildi.
İki taraf arasındaki anlaşmazlıkların, savaş konusunda ortak bir sonuç bildirisinin kabul edilmesini engellediği aktarıldı.
Çatışmalar daha geniş bir savaşa mı dönüşüyor?
Salalah toplantısının ertelenmesi, Riyad ile Tahran arasında Hürmüz konusunda hâlâ ciddi bir mesafe bulunduğunu gösteriyor.
Washington ise müzakere masasında doğrudan yer almamasına rağmen olası bir uzlaşmanın sınırlarını belirleyen temel unsurlardan biri olmayı sürdürüyor.
Bununla birlikte sürecin geleceği, sahadaki çatışmaların nasıl gelişeceğine bağlı. Mevcut askerî gelişmelere göre önümüzde üç olası senaryo bulunuyor.
Birinci senaryo: Kontrollü gerilim, büyük savaş yok - en güçlü ihtimal
En olası senaryo, kontrollü kaosun devam etmesi.
Bu durumda ABD’nin İran’a yönelik ablukası sürerken İran da Hürmüz üzerinden Körfez ülkelerinin petrol ihracatını hedef alan karşı baskısını devam ettirebilir.
Husilerin Babülmendep’te ilerlemesi de ABD’nin doğrudan ve belirleyici bir saldırısı olmadan sürebilir. Umman ise taraflar arasında kısmi bir uzlaşmaya ulaşmak için yeni girişimlerde bulunabilir.
Böyle bir tabloda petrol fiyatlarının 100 ila 115 dolar aralığında seyretmesi bekleniyor.
İkinci senaryo: Daha geniş bölgesel savaşa sürüklenme
Büyük çaplı bir olayın yaşanması durumunda bu senaryo güçlenebilir.
Bir petrol tankerinin batması, ABD’nin ciddi kayıplar vermesi veya Suudi Arabistan ile Husiler arasında doğrudan çatışma çıkması, Trump’ı Husilere yönelik saldırılara karşı mevcut tutumundan vazgeçmeye ve İran’a karşı operasyonları genişletmeye itebilir.
Bu durumda petrol fiyatlarının 130 ila 150 doların üzerine çıkması beklenebilir.
Böyle bir gelişme, İran’ın doğrudan karşılık vermesi ihtimaliyle birlikte daha büyük bir bölgesel tırmanmayı beraberinde getirebilir.
Bu senaryo Trump açısından seçim bakımından da en riskli seçenek.
Çünkü petrol fiyatlarında ani bir sıçrama, Amerikan seçmeninin üzerinde ciddi ekonomik baskı oluştururken aynı zamanda kamuoyunda “sonu gelmeyen savaş” görüntüsünü güçlendirebilir ve Trump’ın çatışmayı sonuçlandıramadığı yönündeki algıyı artırabilir.
Üçüncü senaryo: Seçim hesaplı bir yumuşama
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde kamuoyuna başarı olarak sunabileceği kısmi bir anlaşmaya yönelebilir.
Bu kapsamda Umman’ın arabuluculuğuyla Hürmüz’den geçiş konusunda daha önce gündeme gelen mutabakat yeniden canlandırılabilirken Tahran’la yürütülecek müzakereler yalnızca nükleer dosyayla sınırlandırılabilir.
Ancak bunun gerçekleşebilmesi için Washington’ın Suudi Arabistan’ı rahatsız edecek bir adım atarak Husilerin Babülmendep’te elde ettiği kazanımları fiilen görmezden gelmesi gerekebilir.
Bunun karşılığında ise Amerikan tankerlerinin hedef alınmasının durdurulması gündeme gelebilir.
Gerçekleşmesi hâlinde bu senaryo Cumhuriyetçiler açısından en az siyasi maliyet oluşturacak seçenek olabilir.
Ancak aynı zamanda hayata geçirilmesi en zor senaryo da bu. Çünkü bunun için hem Washington’ın hem de Tahran’ın karşılıklı taviz vermesi gerekiyor ve şu ana kadar iki tarafın da bu yönde açık bir irade ortaya koyduğuna ilişkin güçlü bir işaret bulunmuyor.