Gazze'nin Geleceği Kahire'de mi Şekilleniyor?
22.08.2025 - 15:52 | Son Güncellenme: 22.08.2025 - 16:09
Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa, Pazartesi günü Kahire’ye önemli bir ziyaret gerçekleştirerek, Başbakan Mustafa Madbuli ve Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati başta olmak üzere üst düzey Mısırlı yetkililerle bir araya geldi.
Mısır’ın El Alameyn şehri, Refah Sınır Kapısı ve El Ariş’teki sahra hastanesini kapsayan ziyaret, İsrail’in devam eden saldırıları ve giderek kötüleşen insani durum ışığında, Gazze’nin savaş sonrası geleceği için ortak bir vizyon oluşturmayı amaçlayan stratejik bir adım olarak değerlendirildi.
Toplum Destek Komitesi ve Gazze’nin geçici yönetimi
Filistin Başbakanı Mustafa’nın, Mısırlı yetkililerle görüştüğü en önemli konulardan biri, savaş bittikten sonra Gazze Şeridi’ni yönetmesi için geçici bir mekanizma olarak önerilen Toplum Destek Komitesi’ydi.
Toplum Destek Komitesi’nin, herhangi bir gruba ait olmayan teknokratların seçilmesiyle, altı aylık bir geçiş döneminde Gazze Şeridi’nin işlerini yönetmesi planlanıyor.
Filistinli polislerin eğitimi
Kahire için en önemli konulardan birinin, Gazze’deki güvenlik boşluğunun doldurulması olduğu biliniyor.
Savaş sonrası Gazze’de güvenlik kaosu yaşanacağına dair tehlikenin farkında olan Mısır, Ürdün ve Filistin Yönetimi ile işbirliği yaparak, yaklaşık 5 bin Filistinli polisin topraklarındaki özel kamplarda eğitilmesini önerdi.
Filistinli kaynaklara göre, Batı Şeria ve Gazze’den yüzlerce güvenlik personeli, İsrail’in çekilmesinin ardından Gazze Şeridi’ne konuşlanacak olan ilk polis gücünü oluşturmak üzere son birkaç aydır Mısır’da eğitim kurslarına katıldı.
Söz konusu hamlenin yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda siyasi boyutu da var.
Kahire, bazı Batılı ülkelerin önerdiği uluslararası yönetim senaryolarından bağımsız olarak, Gazze’yi yönetmeye yetkili tek meşru organın Filistin Yönetimi olduğu konusunda ısrar ediyor.
Mısır ve merkezi bir rol arayışı
Bu ziyaretle Kahire’nin, Gazze konusunda ana aktör olarak kendini konumlandırmak istediği daha da net bir şekilde ortaya çıktı.
Son haftalarda Hamas, diğer Filistinli gruplar ve uluslararası taraflardan heyetlere ev sahipliği yapan Mısır, arabuluculuk, güvenlik garantörlüğü ve savaş sonrası düzenlemeleri denetlemeye yetkili taraf olarak rollerini birleştirmeye çalışıyor.
Bu bağlamda, Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, görüşmelerde ülkesinin üç eksen üzerine kurulu vizyonunu ortaya koydu.
Bunlardan ilki olan güvenlik konusunun, Filistin polisinin Mısır ve Ürdün’de eğitildikten sonra Gazze’ye konuşlandırılmasıyla gerçekleştirilmesi bekleniyor.
İdari konuda ise, Gazze Şeridi’ni geçici olarak yönetmek üzere teknokratlardan oluşan komitenin kurulması öngörülüyor.
Son olarak insani yardım konusunda da, temel hizmetlerin ve geçici barınma olanaklarının yeniden sağlanması hedefleniyor.
Bu üç vizyon, son Arap Birliği zirvesinde sunulan plan ve ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un önerisiyle örtüşüyor, ancak bu planlar İsrail tarafından reddediliyor.
Tel Aviv, Filistin Otoritesi’nin Gazze’ye dönüşünü, bölgeyi askeri ve güvenlik kontrolü altında tutma planlarına yönelik doğrudan bir tehdit olarak görüyor.
Ancak Kahire, coğrafi konumu, tarihi rolü ve çeşitli taraflarla ilişkilerini kullanarak kendisini bir garantör olarak konumlandırmaya devam ediyor gibi görünüyor.
Mısır’ın mesajları
Ziyaret, doğrudan Filistin boyutunun yanı sıra Mısır’dan hem iç hem de dış kamuoyuna yönelik önemli mesajlar taşıdı.
Gazze’de savaşın başlamasından bu yana Mısır, Arap ülkeleri ve Avrupa’da eleştirilere ve kendisini hedef alan protesto gösterilerine maruz kalıyor.
İsrail’in Gazze’ye yönelik ablukasına, Refah Sınır Kapısı’nı açmayarak katıldığı yönündeki suçlamalar nedeniyle düzenlenen gösteriler, zaman zaman Mısır’ın büyükelçiliklerini kapatacak veya büyükelçiliklerin önünde gösteri yapacak kadar ileri gidiyor.
Bu nedenle Kahire, Mustafa’nın ziyaretini “Gazze’ye yönelik abluka Mısır değil, İsrail tarafından uygulanıyor” mesajını vermek için kullandı.
İsrail’in kısıtlamaları nedeniyle 5 binden fazla yardım tırının Mısır tarafında bekletildiğini belirten Abdulati, engellerin kalkmasıyla birlikte Mısır’ın Gazze’ye yardım tırlarını hızla göndermeye hazır olduğunu vurguladı.
Abdulati, savaşın başlamasından bu yana Gazze Şeridi’ne ulaşan yardımların yüzde 70’inden fazlasının Mısır tarafından gönderildiğini de belirtti.
Bu ifadelerle, Arap ve bölge kamuoyunun gözündeki imajını yeniden şekillendirmeye çalışan Mısır, Filistinlilere karşı İsrail ile çalışan bir işbirlikçi değil, onları destekleyen bir ortak olduğunun altını çizmek istiyor.

Konuya ilişkin Fokus Plus’a özel açıklama yapan Mısırlı gazeteci Kotb El Araby, Mısır Dışişleri Bakanı ve Filistin Başbakanı’nın Refah Sınır Kapısı’nda, Mısırlı ve uluslararası medyacıların katılımıyla düzenlediği basın toplantısına değindi.
El Araby, Abdulati’nin bu noktada basın toplantısı düzenlemesinin, Mısır’ın, Refah Sınır Kapısı’nı kapatarak veya Gazze halkına yönelik saldırıları, soykırımı ve açlığı durdurmak için elinden geleni yapmayarak ablukaya katıldığı yönündeki yerel, bölgesel ve uluslararası suçlamalar karşısında bir savunma girişimi olduğunu söyledi.
El Araby’ye göre Mısır, bu basın toplantısıyla, sınır kapısını kapatıp yardım kamyonlarının geçişini engellediği yönündeki iddiaları çürütmeye çalıştı.
Toplantıda hazır bulunan medyacılar aracılığıyla, araç ve kamyonların Mısır tarafından geçişini ve İsrail işgal ordusunun kontrolündeki tarafta durdurulup engellendiğini tüm dünyanın görmesini istedi.
Mısır tarafından geçişin açık veya girişe elverişli olduğu doğru, ancak sınır kapısının Gazze’deki tarafı kapalı ve tahrip edilmiş durumda.
Ancak bu Mısır’ı, Gazze’ye yönelik saldırıları, soykırım ve açlık politikasını durdurma sorumluluğundan kurtarmıyor.
Aylarca süren bir duraklamanın ardından, kendisine yönelik kamuoyu baskısının yoğunlaşmasıyla son zamanlarda yardım kamyonları göndermiş olması da bunun kanıtı.
Çünkü bu, Mısır’ın daha önce de istemesi halinde yardım gönderebileceği anlamına geliyor ve bunu İsrail tarafıyla koordineli bir şekilde yaptığı da doğru.
Aylardır Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze’ye yardım girişi olduğu göz önüne alındığında, Kahire bunu daha önce koordine edebilirdi.
Mısır’ın, Gazze’ye yönelik saldırılar, soykırım ve açlık politikasını durdurması yönündeki talepler, Gazze’nin en yakın komşusu olmasının yanı sıra İsrail işgal ordusunun kontrolündeki sınır kapıları dışında Gazze’ye açılan tek kapıya sahip olmasından kaynaklanıyor.
Mısır aynı zamanda, 1967’deki işgaline kadar Gazze Şeridi’ni yöneten ülkeydi.
Kahire, Gazze Şeridi’nin İsrail tarafından işgalinden bir hafta sonra düzenlenen Arap zirvesinde diğer Arap ülkeleriyle birlikte ablukanın kaldırılması çağrısında bulundu.
Coğrafi konumu, siyasi ve askeri gücü nedeniyle, kuşatmayı kaldırmaya yönelik zirve kararının uygulanması konusunda diğer Arap ülkelerinden daha fazla ısrarlı davrandı.
Ancak bu, doğrudan bir savaş çağrısı değil, Mısır’ın elindeki birçok siyasi ve ekonomik baskı kartını kullanmak anlamına geliyor.