Gazze'de Yaşananlar Neden İç Savaş Olarak Nitelendirilemez?
19.10.2025 - 18:27 | Son Güncellenme: 02.11.2025 - 13:20
Gazze'de neler oluyor? Bu, günün sorusu ve bu sorunun cevabı, Gazze Şeridi'nde yaşananların derinlemesine anlaşılması ve yorumlanmasını gerektiriyor.
Aynı zamanda, İsrail'in soykırım savaşının sona ermesi ve İsrail ile işbirliği yapmakla suçlanan sekiz kişinin infazını gösteren bir videonun yayınlanmasının ardından, mevcut olayları tanımlamak için özensizce kullanılan “iç savaş” teriminin dikkatli bir şekilde incelenmesi gerekiyor.
Öncelikle, bu ilk değil. Savaşın patlak vermesinden bu yana buna benzer birçok olay yaşandı.
Gözden Kaçmasın
Örneğin, geçtiğimiz Ocak ayında İsrail adına casusluk yapmakla suçlanan altı kişi infaz edildi ve Eylül ayında da üç kişi direniş güçleri tarafından aynı gerekçelerle öldürüldü.
Bu olaylardan önce ve o dönemde, "iç savaş" ifadesi henüz gündeme gelmemişti. Peki, bu ifadeyi tam da bu dönemde gündeme getiren neydi? Neden bu ifadeler İsrail'in söylemiyle paralellik gösteriyor?
Burada önemli bir soru ortaya çıkıyor: İç savaşın tanımı nedir? Mevcut durumda kullanılabilir mi?
Britannica Ansiklopedisi’nin tanımına göre iç savaş, aynı devletin vatandaşları arasında, hükümet veya toprak kontrolü ve bölgesel bağımsızlık elde etmek için yürütülen örgütlü ve yaygın bir şiddet hareketi.
Ancak Gazze'deki duruma uygulandığında, bu tanım birkaç nedenden dolayı geçerliliğini yitiriyor.
Çünkü çatışmanın ana aktörü, bölgeyi ablukaya alan ve sürekli askeri operasyonlar yürüten dış bir güç, yani İsrail.
Bu koşullarda ortaya çıkan silahlı mücadele, bir iç çatışmadan ziyade, ulusal kurtuluş ve direniş hareketi olarak tanımlanmalıdır.
Öte yandan, İsrail’le işbirliği yapanlar, siyasi rakip ya da veya iktidarı ele geçirmeye çalışan isyancılar olarak nitelendirilemez.
Bunlar kendi topluluklarına karşı işgal ordusuna hizmet eden, ajanlarından oluşan çetelerdir.
Dolayısıyla direnişin bu gruplara yönelik eylemleri, ulusal güvenliği ve toplumsal düzeni koruma çabasının parçasıdır.
Bu, düşmanı zayıflatmak için istihbarat savaşı kriterlerine girer ve "iç savaş" kriterlerini karşılamaz.

Bu durum, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun geçtiğimiz Haziran ayında yaptığı, “Gazze’deki grupları Hamas’a karşı kullanıyoruz” yönündeki açıklamasıyla da teyit edildi.
Bunu, İsrailli yetkililerin Refah'taki ilk ajanları olan Yaser Ebu Şebab'ı silahlandırdıklarını itiraf etmeleri izledi.
Toplumsal Destek ve Tarihsel Bağlam
Gazze’de yaşananlar siyasi, hizipsel veya partizan bir şiddet olmadığı gibi, rastgele, seçici, mezhepsel veya bölgesel de değildir.
Örneğin, ideolojik kutuplaşmanın ya da entelektüel, etnik veya dini anlaşmazlıkların bir sonucu olarak da gerçekleşmedi.
Direniş, dışarıdan dayatılan bir örgüt değil, toplumun kendi dokusundan doğmuş bir yapıdır. Saflarında, bazı çocukları bu eylemlere karışmış ailelerin ve aşiretlerin üyeleri vardır.
Bu nedenle, ajanların cezalandırılması halk içinde köklü bir karşıtlık yaratmıyor aksine, birçok aile işbirlikçi bireyleri reddederek direnişin yanında duruyor.
Hatta içlerinden, "Dikenlerimizi kendi ellerimizle sökmeliyiz" diyenler var.
İşlerin doğası bu ve Gazze'de yaşananlar tarih boyunca her sömürgecilik döneminde tekrarlandı.
Her işgal süreci, toplumun küçük bir kesiminin işgalciyle iş birliği yapmasıyla benzer biçimde gelişir.
Bu gruplar yenilmez olduklarına inanır ve işgalci koruması altında çıkar elde etmeyi umar.
Ancak tarihsel olarak, direniş hareketleri bu tür unsurları, yani işgalcileri ve onların yerel ajanlarını birlikte hedef aldı.
Örneğin Cezayir'deki Ulusal Kurtuluş Cephesi, işgalci Fransızlarla işbirliği yapan "harkilere" karşı aynı cezalandırıcı adımları attı.
Benzer biçimde, 2. Dünya Savaşı sonrasında Fransa’da Nazilerle işbirliği yapan binlerce kişi “halk temizliği” operasyonları kapsamında yargılamasız infaz edildi, hatta Alman askerleriyle evlenen ve ilişki kuran kadınların saçları kesildi ve kamuoyunda karalama kampanyalarına maruz bırakıldı.
Aynı refleks, Vietnam Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin (Vietkong) ABD işgali döneminde ve Güney Afrika’daki apartheid karşıtı mücadelede, işgalcilerle çalışan yerel unsurlara yönelik eylemlerinde de görüldü.
Dolayısıyla, işgalci İsrail savaş süresince yerel aşiretlerden ya da topluluklardan bir milis gücü oluşturmayı başaramayınca, sadece sabıkalı unsurlardan oluşan küçük grupları ajan ağı olarak kullandı.

İç savaş tanımı ve direnişin meşruiyeti
Gazze Şeridi'ndeki işgalci varlığına bir gerekçe yaratmak için olup biteni bir "iç savaş" olarak tanımlamak, yalnızca direniş hareketinin meşruiyetini hedef almakla kalmıyor; aynı zamanda Filistin toplumunun bütününü ve genel olarak Arap kimliğini de çarpıtan bir söylem inşa ediyor.
Bu nitelendirme, işgalin yarattığı yapısal şiddeti perdeleyip, onları "iyi ile kötü" arasındaki bir savaş bağlamında barbar olarak damgalıyor.
Bu söylem bazı Arap çevrelerinde de yankı bulurken, bir Arap yorumcunun, “Beni en çok rahatsız eden ve üzen şey, Hamas’ın Gazze’yi yönetmek için geçiş döneminde devam etmesi” demesi dikkat çekti.
Bu bağlamda, yaşananları hafife almak veya söylentilere dayalı yorumlarla yargıya varmak tehlikelidir.
Böyle bir durumda, "iç savaş" kavramını gündeme getirenlerden biri sizi şu soruyla şaşırtabilir: "Neden onları tutuklayıp, sonra da yargılamıyorlar?"
Elbette, Gazze Şeridi'nde hapishane veya mahkeme kalmadı. İsrail’in bombardımanları onları ilk günden yok etti.
Günaydın! Dolayısıyla direnişin başka hiçbir seçeneği yok. Onları rahat bırakırlarsa, İsrail ile iş birliğine devam edecekler. Nitekim sivilleri kaçırıp işgal ordusuna teslim ettikleri kanıtlandı.
Ayrıca, suçları ve yardım tırlarına yönelik hırsızlıklarını durdurmaya çalışan direnişçileri ve sivilleri de öldürdüler.
Filistinli gazeteci Muhammed el-Cemal’in de belirttiği gibi, bu ajanların eylemlerinden tüm Filistin halkı zarar görüyor ve hatta bu nedenle aileleri bile onları dışlıyor.
Cemal, çatışmaların direnişin güvenlik birimlerine bağlı Rada Saha Gücü ve polise bağlı Arrow birlikleri tarafından yürütüldüğünü bildirdi.
Örneğin, Gazze Şeridi merkezindeki Deyr el-Belah kentinde, direniş güçleri bu hafta sokaklarda trafiği düzenlerken görüldü.
Bu, İsrail ve ajanları tarafından hedef alındıkları için savaş boyunca nadiren yaptıkları bir şeydi.
Bu eylemler, direniş güçlerinin, kanun kaçağı çetelerin tehdidi altında güvenliği ve iç barışı sağlamak için her türlü fırsatı değerlendirme çabasının bir parçası.
Cemal’in aktardığına göre, bu gruplar genellikle hapishaneden kaçan, etraflarına suçlular, uyuşturucu kaçakçıları ve ajanlar toplamış suçlular.
Bunlar İsrail’in emri ile hava koruması altındaki bölgelerde, düşük maliyetli savaşçı gücü olarak faaliyet gösteriyor.
Bu nedenle, Gazze halkı -Hamas’ı eleştiren kesimler dahil- onurları ve vatanlarını işgalciye satan birinin yönetimine boyun eğmeyi reddediyor, onların varlığında çocuklar ve kadınlar konusunda güven hissetmiyor.
Peki, bu ajanların işverenleri İsrail ile aralarında herhangi bir fark var mı?
Cemal, Han Yunus'un Mavasi bölgesindeki çadırında yaptığı açıklamayı, "Gazze Şeridi'nin kurtarılması ve yeniden inşası konusunda arzusu varsa, önce herkes için güvenlik sağlanmalıdır. İç savaş gibi acınası ifadeler kullananlar, işgalci veya onun işbirlikçilerinin terörü altında yaşamayı deneyimlemelidir" diyerek sonlandırdı.
Kaynak: Alaraby Aljadeed