Enkaz Altına Gömülen Bayramlıklar

Çocukların elleri resim çizerken kirlenmeliydi, anne babalarını enkazda ararken değil... Ramazan Bayramı’nın sevinci Gazze’de bu yıl da yerini yıkım, açlık ve kayba bıraktı.
Ramazan Bayramı’nın sevinci Gazze’de yerini yıkım, açlık ve kayba bıraktı.

23.03.2026 - 10:41  |  Son Güncellenme:  01.04.2026 - 13:16

Gazze’de Ramazan Bayramı, sevinç yerine yıkım ve acı ile geldi. 

İsrail bombardımanlarında şehir harabeye dönerken, yıkıntılar arasında kutlama hazırlıkları birer hayal oldu. 

Geçtiğimiz yıllarda bayram sabahları çocukların sevinçleriyle dolup taşan Gazze sokakları, şimdi enkaz yığınları ve gözyaşlarıyla dolu.

Anneler çocuklarına bayramlık almak bir yana, bir dilim ekmek bulma derdinde. Çocuklar ise savaşın en masum kurbanları olmaya devam ediyor…

Yıkıntılar, açlık ve susuzluk, bir zamanlar bayram neşesiyle dolan sokakların yerini aldı.


Beton yığınların altında kalan hayaller

Eskiden bayram öncesi Gazze çarşılarında yükselen o neşeli kalabalık, bugün yerini yardım kuyruklarına ve hastane koridorlarındaki feryatlara bıraktı. 

Gazze’de çocuklar için bayram, artık yeni bir elbise ya da şekerleme demek değil, sadece bir gün daha hayatta kalabilmek anlamına geliyor.

Bombardımanların hedefi olan evlerin enkazından çıkarılamayan binlerce çocuk, hayallerini ve hiç giyemedikleri bayramlıklarını o beton yığınlarının altında bıraktı.

Kaç çocuk öldürüldü?

Haber bültenleri her gün yeni veriler paylaşıyor, ölümleri hanelere sığdırmaya çalışıyor. Biz ise bu kez sayılardan bahsetmeyeceğiz. 

Çünkü yitip giden tek bir çocuk dahi olsa, o eksilen parça aslında insanlığın tamamıdır. 

Bir çocuğun yarım kalan gülüşü, açıklanan o tespit edilmesi zor hiçbir veriye sığmaz; hiçbir istatistik, bir annenin boş kalan kucağını teselli edemez. O bir çocuk, bir dünyadır ve o dünya bugün enkaz altındadır…


Bu trajediyi, dünyanın bu suskunluğunu ve çocukların sessiz çığlığını şu mısralarla bitirmek istiyoruz:

Dünya sessizliğe gömüldü…
Beton yığınlarına gömülen insanlar gibi,
Dünya da sessizliğe gömüldü.
Vicdanları zaten içlerinde gömülü, çoktan ölüydü.
O çocuklar ki çınlatsın kulaklarınızı!
O çocuklar ki her birinin ahı bininize yeter!
Halbuki kulak verseniz duyacaksınız,
Damlayan gözyaşlarının yankılanma sesini.
İşte öyle sessiz bir dünya.
Biraz daha kulak verseniz, sessizliğinizi de duyacaksınız.
Çıkın dışarıya, bakın gökyüzüne...
Belki gelmiştir bombalanan evlerin toz bulutu,
Rüzgar getirmiş olmalı çoktan kan kokusunu!
Sessizliğini sustur bir!
Bu kez duyacaksın çocukların çığlığını.
Çocuklar ki;
Resim çizerken kirlenmeli elleri,
Beton yığınlarında anne babalarını ararken değil!
Çocuklar ki;
Uçuşan kuşları izlerken bakmalı gökyüzüne,
Savaş uçakları geçerken değil!
Çocuklar ki;
Mutluluktan ağlamalı yalnızca,
Sebebini bilmedikleri bu haksızlıktan değil!
Çocuklar ki;
Bir gün şahitliğini yapacak...
Kulaklarınızı çınlattıklarında,
Sessizliğinize gömüldüğünüz o günün!

Merve GÜRBÜZ

 

Dünya çocukların çığlıklarına kulak verip bu sessizliği yarmadıkça, Gazze’nin enkazı altına gömülen bayramlar unutulacak.

Bu satırlar, o çocukların sesidir; “sessizliğe gömülen” bir dünyada hala duyulmayan.