Azmi Bişara: Hamad bin Halife Arap dünyasına bağlı vizyoner lider

Azmi Bişara, Katar’ın eski Emiri Hamad bin Halife Al Sani’yi Arap dünyasına bağlı, mazlumların yanında duran ve riskleri hesaplayarak ülkesine yeni bir yön çizen tarihî bir lider olarak anlattı. Bişara, medya, eğitim ve doğal gaz alanındaki yatırımların Katar’ın bölgesel ve küresel konumunu güçlendirdiğini vurguladı. 
azmi-bisara-hamad-bin-halife-arap-dunyasina-bagli-vizyoner-lider.jpg

13.07.2026 - 12:24  |  Son Güncellenme:  13.07.2026 - 12:39

Arap düşünür Dr. Azmi Bişara, Al Araby TV’ye Lusail’de verdiği özel röportajda Emir Baba Şeyh Hamad bin Halife Al Sani’nin meziyetlerini ve liderlik anlayışını anlattı. 

Hamad bin Halife’yi seçkin bir Arap şahsiyeti ve tarihî bir lider olarak nitelendiren Bişara, Filistin’den zorla ayrılmasından çok daha önce başlayan bir vefa borcu bulunduğunu söyledi.

Liderleri övmeyi alışkanlık hâline getiren biri olmadığını belirten Bişara, ancak söz konusu kişinin başarıları ve bıraktığı iz yeniden hatırlanmayı hak eden tarihî bir lider olduğunu vurguladı.

Bişara, takip edildiği bir dönemde Filistin’den zorla ayrılmak zorunda kaldığında birçok Arap liderin kendisini kabul etmeye hazır olmadığını, buna karşın Şeyh Hamad’ın kendisine kollarını sonuna kadar açtığını anlattı.

Şeyh Hamad’ı cesur, mert ve harekete geçmekten çekinmeyen bir lider olarak tanımlayan Bişara, onun bu özellikleri rakiplerinde bile takdir ettiğini söyledi. Bişara, Şeyh Hamad’ın kendisini Doha’da kabul ettiğini, oturum hakkı verdiğini ve çalışmalarını özgürce sürdürebilmesi için önünü tamamen açtığını belirtti.

Bişara’ya göre Şeyh Hamad, özgür kültür ve medya çalışmalarının bazı siyasi sonuçları olsa bile sonunda devletin kendisine fayda sağlayacağını görebilen bir liderdi.

Dr. Azmi Bişara

Bişara, o dönemde Arap liderler arasında nadir görülen ve Şeyh Hamad’ı diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden birinin, medya ve kültür projelerinin bağımsız olması gerektiğine yönelik inancı olduğunu ifade etti.

Şeyh Hamad’ın bu projelerin özgürce çalışmasına izin verdiğini ve bunun doğuracağı bedelleri göze aldığını kaydeden Bişara, onun bu bağımsızlığı Katar’ın bölgesel konumunu güçlendiren bir yumuşak güç unsuru olarak gördüğünü söyledi.

O dönemde çok sayıda Arap lideri şahsen tanıdığını belirten Bişara, çoğunda böylesine bir yaklaşımın ve bağımsızlığın faydasına yönelik bu düzeyde bir güvenin bulunmadığını dile getirdi.

Bişara ayrıca Şeyh Hamad’ın yönetime modernleşme ve reform yapma amacıyla geldiğini, bu hedeflerini de gerçekten hayata geçirdiğini söyledi. Ona göre Şeyh Hamad, başkalarının cesaret edemediği adımları atmak konusunda gerçek bir kararlılığa sahipti. Bu yaklaşım, o dönemde Katar’ın izlediği genel rotaya da doğrudan yansıdı.

Bişara, kendi deneyimini de bu yaklaşımın bir örneği olarak gösterdi. Doha’ya taşıdığı Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi, Doha Lisansüstü Araştırmalar Enstitüsü ve Arap Dili Doha Tarihî Sözlüğü gibi düşünce ve araştırma projelerinin büyük destek gördüğünü belirtti.

Öte yandan Bişara, mevcut koşullar altında bu projelerin büyük bölümünü Filistin’de başlatmanın dahi mümkün olmayacağını ifade etti.

Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi Genel Direktörü Bişara, Katar’ın yaşadığı ekonomik yükselişin temelini oluşturan doğal gaz yatırımının özünde hesaplanmış bir risk olduğunu söyledi.

Emir Baba’yı kendine özgü bir maceracı olarak tanımlayan Bişara, ancak onun herhangi bir adım atmadan önce girişeceği riskin sonuçlarını büyük bir dikkatle hesapladığını vurguladı.

Bişara, doğal gazın o dönemde petrolle aynı değere sahip bir ürün olarak görülmediğini, hatta zaman zaman ihmal edildiğini ve stratejik bir zenginlik olarak değerlendirilmediğini hatırlattı. Buna karşın Şeyh Hamad’ın doğal gaza yatırım yaptığını ve bu kaynağı ülkenin en büyük ekonomik dayanaklarından biri hâline getirmeyi başardığını söyledi.

Bişara’ya göre aynı durum Eğitim Şehri yatırımı için de geçerliydi. Şeyh Hamad, eğitime yatırım yapmanın henüz açık ve kesin bir tercih olarak görülmediği bir dönemde geleceğe yönelik önemli bir adım attı.

Bu yatırım vizyonunun Şeyh Hamad’ın kişiliğinden bağımsız olmadığını belirten Bişara, söz konusu yaklaşımın onun cesur ve girişken yapısının bir devamı olduğunu ifade etti.

Bişara, Şeyh Hamad’ın başkalarının henüz fark etmediği alanların gelecekte ne kadar değerli hâle geleceğini önceden görebildiğini, bu sayede Katar’a bölgedeki diğer ülkelerin önünde kapalı olan birçok kapıyı açtığını söyledi.

Arap dünyasına bağlı, mazlumların yanında

Bişara, Emir Baba’nın kişiliğine değinirken onun dostluğun değerini bilen ve içinde bulunduğu siyasi oyunun bütün karmaşıklığına rağmen ilkelerine bağlı kalan bir lider olduğunu belirtti.

Şeyh Hamad’ın Arap dünyasına gönülden bağlı olduğunu söyleyen Bişara, onun gençliğinde Arap milliyetçisi olduğunu ve bunu kendisinin de açıkça dile getirdiğini aktardı.

Bişara, Şeyh Hamad’ın Filistin’i sevdiğini ve Filistin meselesini yüreğinde taşıdığını söyledi. Şeyh Hamad’ın diğer liderler gibi belirli bir dönemde Filistin barış sürecine umut bağladığını belirten Bişara, ancak tavır alınması gereken noktada gerçekten tavır aldığını ve geri adım atmadığını vurguladı.

Bişara, Şeyh Hamad’la doğrudan yaşadığı en önemli anlardan birinin Gazze Zirvesi hazırlıkları olduğunu söyledi. Emir Baba’nın 2008-2009 Gazze Savaşı sırasında Gazze’ye destek vermek için gösterdiği çabanın, kendi siyasi hayatındaki dönüm noktalarından biri olduğunu ifade etti.

Gazze’yi savunmak amacıyla bir zirve düzenlenmesine rağmen birçok ülkenin bu zirveyi boykot etmesinin Şeyh Hamad’ı derinden etkilediğini anlatan Bişara, bu gelişmenin ardından Gazze’nin onun için kişisel bir meseleye dönüştüğünü belirtti.

Bişara’ya göre Şeyh Hamad, bu süreçte Katar’ın özel siyasi hesaplarının ötesine geçen tavırlar aldı ve mazlumun yanında durmayı tercih etti.

Arap düşünür Bişara, Emir Baba’yı büyük bir kalbe sahip bir lider olarak tanımladı. Katar’ın karşı karşıya kaldığı karmaşık siyasi şartların ve coğrafyanın laneti olarak adlandırdığı durumun, Şeyh Hamad’ın son derece güçlü bir siyasi manevra yeteneğine sahip olmasını gerektirdiğini söyledi.

Bişara, Katar’ın son derece karmaşık dengeler içinde bölgesel bir rol üstlenmek zorunda kaldığını ifade etti. Şeyh Hamad’ın gençliğinden itibaren Katar’ın geleceği ve uluslararası konumu konusunda büyük bir hassasiyet taşıdığını belirten Bişara, kendisinin de bu konuları doğrudan Şeyh Hamad’dan dinlediğini aktardı.

Bu düşüncenin Şeyh Hamad’ı aynı hedefe hizmet eden çok sayıda projeyi hayata geçirmeye yönelttiğini söyleyen Bişara, onun Katar’ın bölgesel ve uluslararası konumu için açık bir yol haritası çizdiğini belirtti.

Bişara, Emir Baba’nın iktidarı devrederken son derece rahat olduğunu söyledi. Şeyh Hamad’ın yönetime belirli bir görevi yerine getirmek amacıyla geldiğine ve bu görevi tamamladığına inandığını ifade etti.

Şeyh Hamad bin Halife Al Sani

Şeyh Hamad’ın iktidardan çekilmesinden iki yıl önce kendisine yeni neslin sorumluluğu devralmaya hazır olduğunu söylediğini aktaran Bişara, iktidar değişiminin gerçekleştiğinde hem sorunsuz hem de gerçek bir devir teslim olduğunu vurguladı.

Bişara, o dönemde ortaya atılan bütün söylentilere rağmen Şeyh Hamad’ın iktidarı devrettikten sonra gerçekten yönetimden uzak durduğunu söyledi. Ona göre Emir Baba, bu tavrıyla Arap dünyasında yeni bir liderlik modeli ortaya koydu.

Katar için vizyon, hesaplanmış mücadeleler

Bişara, Emir Baba’nın aldığı kararların beraberinde getirdiği bedellere de değindi. Şeyh Hamad’ın siyasi kişiliğini özetleyen bir yaklaşımını aktaran Bişara, onun mücadeleye girmekten korkmadığını ancak attığı her adımda hesaplanmış ve dikkatle incelenmiş riskler aldığını söyledi.

Bişara’ya göre bu yaklaşım hem doğalgaz hem de medya alanındaki politikalarda kendisini gösterdi. Bugün Arap dünyasındaki bütün ülkelerin Katar medyasına ihtiyaç duyduğunu belirten Bişara, bunun alınan risklerin sonuçlarını açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.

Medya özgürlüğünün devlet açısından bazı bedeller doğurmasına rağmen Katar’ın dünya haritasında yer edinmesine ve uluslararası varlığını güçlendirmesine büyük katkı sağladığını vurguladı.

Bişara, bugün Katar’ın İsrail dışında gerçek anlamda bir düşmanı bulunmadığını savundu. Ona göre bu durum, Katar’ın bölgesel sistem içindeki yerini sağlamlaştırmak ve spor, eğitim, medya ve doğal gaz alanlarında konumunu güçlendirmek için yürüttüğü çalışmaların bir sonucu.

Bişara, İsrail’in Doha’ya yönelik düşmanca söylemlerinin nedeninin, Tel Aviv’in savaşı durdurmaya çalışan herhangi bir aktör istememesi olduğunu belirtti. İsrail’in, hem İran dosyasında hem de Gazze konusunda Katar’ın arabuluculuk yeteneğini çok iyi bildiğini söyledi.

Bişara, bu siyasi yaklaşımın bir başka örneğinin İran’ın nükleer programı nedeniyle uluslararası baskının en yüksek seviyeye ulaştığı dönemde Katar’ın sergilediği tutum olduğunu ifade etti.

Doha’nın her zaman yalnızca İran’ı değil bütün ülkeleri kapsayan bölgenin nükleer silahlardan arındırılması ilkesini savunduğunu belirten Bişara, Katar’ın Tahran’la yaşanan anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle çözülmesi gerektiğini vurguladığını hatırlattı.

Bişara’ya göre Emir Baba’nın düşünce dünyasına hâkim olan yaklaşım tam olarak buydu. Bugün Şeyh Hamad konusunda oluşan genel mutabakatın, onun yaşamı boyunca yaptıklarını ve geride bıraktığı etkiyi açık biçimde gösterdiğini söyledi.

Kişisel düzeyde ise Şeyh Hamad’ın mazlumlara karşı samimi bir yakınlık duyduğuna tanık olduğunu belirten Bişara, onun ülkeye faydalı olabilecek insanları tanıma konusunda sınırsız bir meraka sahip olduğunu anlattı.

Şeyh Hamad’ın bir yazar, aydın veya fikir sahibi bir kişiyi duyduğunda onun kim olduğunu araştırdığını ve Katar’a getirmek için çaba gösterdiğini kaydeden Bişara, bu yaklaşımın ülkenin düşünce ve kültür alanlarında nitelikli bir konuma ulaşmasını sağladığını ifade etti.

Bişara, cesaretin Emir Baba’nın kişiliğine kök salmış bir özellik olduğunu söyledi. Bu cesaretin, dışarıdan gelen dayatmaları kesin biçimde reddetmesinde, ülkenin karar alma bağımsızlığını korumakta ısrar etmesinde ve her türlü vesayete karşı çıkmasında açıkça görüldüğünü belirtti.

Şeyh Hamad’ın, ağırlığı ne olursa olsun Katar’a vesayet diliyle hitap eden herhangi bir ülkeyi kesin biçimde reddettiğini ifade etti.

Öte yandan Bişara, bağımsızlık konusundaki bu ısrarın daha derin bir aidiyetten ayrı düşünülemeyeceğini söyledi. Şeyh Hamad’ın özünde Arap dünyasına bağlı olduğunu ve başta Filistin meselesi olmak üzere bütün Arap meselelerini önemsediğini vurguladı.

Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi Genel Direktörü Bişara, Şeyh Hamad’ın Gazze’yi ve Lübnan’ın güneyini ziyaret ettiğini hatırlattı. Her iki ziyaretin de açık bir dayanışma boyutu taşıdığını ve aynı zamanda siyasi bir gösteri niteliğinde olduğunu söyledi.

Bişara ayrıca Libya devriminin ardından Emir Baba’nın Libya’yı ziyaret etmeyi çok istediğini ve bu konuda büyük bir heyecan duyduğunu anlattı.

Şeyh Hamad’ın Bingazi halkının televizyon ekranlarından yaptığı yardım çağrılarından derinden etkilendiğini belirten Bişara, onun o dönemde Birleşmiş Milletler Genel Sekreterini telefonla aradığını, hatta konuyu takip etmek için kendisini uykusundan uyandırdığını aktardı.

Kaynakça : Al-Araby Al-Jadeed