Arap Düşünür Azmi Bişara: "Devrim Muhafızları İran'da Reformun Önünü Açabilir"

Arap Araştırmalar ve Politika Çalışmaları Merkezi Genel Müdürü Azmi Bişara, Katar Kültür Bakanlığının düzenlediği söyleşide İran savaşı, Filistin meselesi ve İsrail seçimlerine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Arap Düşünür Azmi Bişara: "Devrim Muhafızları İran'da Reformun Önünü Açabilir"

02.10.2026 - 08:52  |  Son Güncellenme:  02.10.2026 - 08:52

Katar Kültür Bakanlığının dün düzenlediği, Arap Araştırmalar ve Politika Çalışmaları Merkezi Genel Müdürü Azmi Bişara ile gerçekleştirilen söyleşide üç başlık öne çıktı: İran savaşı, Filistin meselesi ve bu ayın 27'sinde yapılacak Knesset seçimleri.

Devrim Muhafızları reforma öncülük edebilir

Arap düşünür, İran'a karşı yürütülen savaşı yine "saldırganlık" olarak nitelendirirken, Tahran'ın bu savaşı ele alış biçiminde "yapılabilecek bütün hataları yaptığını" söyledi. Savaşın bu zamanlamayla başlatılmasını Donald Trump ile Binyamin Netanyahu arasındaki mutabakata bağlayan Bişara, Amerikan başkanlarının geçmişte bu türden bir çatışmadan kaçındığını hatırlattı. Bişara'nın ifadesiyle, "Netanyahu, Trump'ı bu işin içine çekmeyi başardı." Bişara bu açıklamaları, Katar Kültür Bakanlığının Arap Araştırmalar ve Politika Çalışmaları Merkezinde düzenlediği ve 11 Ekim'e kadar sürecek "Seminerler Dönemi"nin beşinci oturumunun açılışında yaptı.

Bişara, bunun "Körfez'in İran'a karşı savaşı olmadığını", aksine Amerikan-İsrail-İran savaşı olduğunu vurguladı; bunun kanıtı olarak da Katar'ın, Umman ile birlikte on yılı aşkın süredir İran'la anlaşmazlığın barışçıl yollarla çözülmesi için çaba gösterdiğini hatırlattı. Bişara, İran'la her türlü ihtilafın barışçıl biçimde çözülmesi gerektiğini vurguladı; zira İran bölgenin bir parçasıdır ve İran olmadan bölgesel güvenlik sağlanamaz. Bişara'ya göre bu bölgesel güvenlik yalnızca Türkiye'yi değil, "önemli ve tehlikeli bir komşu olduğunu kanıtlamış" İran'ı da kapsamalıdır. Arap Merkezi direktörüne göre söz konusu tehlike, İran'ın İslam Devrimi'nden sonra mezhepçi bir saplantıya sahip bir devlete dönüşmesinde yatıyor; bu saplantı, ister Irak'ta ister Suriye'de ister Körfez ülkelerinde olsun, bölgedeki belirli toplumsal kesimlerle mezhepsel aidiyete dayalı bir ilişki kurma biçiminde tezahür ediyor. Bişara, "bunun İran'la varılacak her türlü mutabakat formülünde sona ermesi gerekiyor" dedi.

Bişara, gelecekte İran'da en pragmatik kesimin Devrim Muhafızları Ordusu olacağını ve reforma öncülük edeceğini öngörüyor

Aynı konuda Bişara, gelecekte İran'da en pragmatik kesimin Devrim Muhafızları Ordusu olacağını ve reforma öncülük edeceğini öngördü; tıpkı Sovyetler Birliği'nde reformun simgesinin iktidardaki Komünist Parti değil, istihbarat teşkilatı KGB olması gibi. İran ve Sovyet örnekleri arasındaki benzerlik, güvenlik aygıtlarının genellikle en pragmatik kesimler olmasında yatıyor; çünkü bu kurumlar ülkenin durumunu başkalarından daha iyi biliyor. "Devrim Muhafızları reform sürecini başlatırsa, ona üstünlük taslamak zorlaşır; zaten kendisi de İran'daki sosyoekonomik durumun, reform yapılmadan normale dönülemeyecek bir noktaya geldiğinin farkında."

Batı'nın Filistin'e yönelik dönüşümünü değerlendirmek

Hem ABD'de hem Avrupa'da Filistin meselesine ilişkin Batılı-insani tutumdaki dönüşüme dair bir soruya yanıt veren Bişara, bunun sosyal medya üzerinden akan bilgiler sayesinde yeni biçimler kazanarak genişleyen bir dalgaya dönüşebileceğini söyledi. Ona göre sosyal medya, soykırımı gizleyen geleneksel Batı medyasının bıraktığı boşluğu dolduran, halka doğrudan ve belgelenmiş bir bilgi kaynağı sundu. Bişara bu bağlamda, sınırları aşarak etkileşime giren ve İsrail anlatısının hegemonyasını kırmaya çalışan tam bir gençlik kuşağının varlığına dikkat çekti ve bu dönüşümü durdurmanın zor olacağı sonucuna vardı. Bişara'ya göre asıl önemli olan, Filistinli liderlerin bunu ısrarlı biçimde değerlendirerek, bu kesimleri kucaklayabilecek insani ve demokratik bir söylemle Filistin davasını sunmasıdır.

Bişara: Sınırları aşarak etkileşime giren ve İsrail anlatısının hegemonyasını kırmaya çalışan tam bir gençlik kuşağı var

Aynı konuda Bişara, söz konusu dönüşümün simgelerinin, özellikle ABD gibi Batı ülkelerinde siyasi hayata giren -ama Demokrat ve Cumhuriyetçi partilerin geleneksel tabanından değil- yeni Arap göçmen kuşaklarından çıktığı gerçeğine dikkat çekti. Bişara, Batı üniversitelerinde okumuş, Batı dillerini konuşan, aile kimliğini Barack Obama'nın yaptığı gibi gizlemeyen ve kimliklerine karşı bağnazlık göstermeyen Abdul Rahman al-Sayyed ve Zohran Mamdani gibi isimleri örnek verdi. Bişara'nın değerlendirmesine göre, köktenci İslam'ı değil, Batı'ya ve özellikle Amerikan halkına uygun gündemleri benimseyen bu sosyal demokrat kuşağa güvenilebilir; bu kuşağın Filistin meselesine dair tutumlarında hiçbir özür dileme tonu yoktur.

İsrail giderek daha fazla sağa kayıyor

İsrail seçimlerine gelince, Arap düşünür, İsrail toplumundaki genel havanın sağa doğru kaydığını, mevcut muhalefet lideri ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot başbakan olsa bile bu durumun değişmeyeceğini söyledi. Bişara, Eisenkot'un başbakanlığa gelmesinin "İsrail için yararlı olacağını, çünkü bu durumun İsrail'i sanki barış yanlısı bir gücü seçmiş gibi göstereceğini" belirtti. Ona göre bu durumda bazı Arap liderler "o barışsever bir adam, ona bir şans tanımalıyız" diyecektir.

Bu bağlamda Bişara, Eisenkot'un tutumlarının aslında hiçbir barış vaadi içermediği gerçeğini hatırlattı. Dahası, iki gün önce Eisenkot adına konuşan bir danışmanın, nehirden denize kadar bir Filistin devletinin kurulma ihtimalini ya da yakın vadede barışçıl bir çözümü görmediğini açıkladığına dikkat çekmek gerekiyor. Bişara, Eisenkot'un yerleşim faaliyetlerini özel arazilerde değil devlet arazilerinde -ki Batı Şeria'daki arazilerin çoğunluğu bu kategoridedir- yoğunlaştırmaya çalışacağını öngördü. Sözlerini, Netanyahu'nun Dinî Siyonizm ile ittifakının kaybetmesi hâlinde aşırı sağcı bakanlardan kurtulmanın Filistinlilerin direnişini kolaylaştıracağını belirterek tamamladı; özellikle de Eisenkot'un, Netanyahu'nun aksine, açıkça ilan edilmiş bir zorla yerinden etme politikasının bulunmadığını vurguladı.

Kaynak: Al-Araby Al-Jadeed