ABD'nin Irak'tan Çekilmesinin Suriye'ye Olası Yansımaları

ABD'nin Eylül 2024'teki anlaşma doğrultusunda Erbil dahil Irak'taki askeri varlığını 28 Eylül 2026 itibarıyla tamamen sonlandırması, Washington'ın Çin odaklı küresel stratejisinin bir yansıması olarak öne çıkıyor. Bu çekilme, bölgedeki Amerikan askeri rolünü danışmanlık seviyesine indirirken; Suriye'deki SDG'nin Şam yönetimiyle entegrasyonunu hızlandırması ve bölgesel dinamiklerde merkezi hükümetlerin rolünü güçlendirmesi bekleniyor.
ABD'nin Irak'tan Çekilmesinin Suriye'ye Olası Yansımaları

01.10.2026 - 10:29  |  Son Güncellenme:  01.10.2026 - 10:29

Irak hükümeti, 28 Eylül 2026'da Erbil yakınlarında konuşlu birlikler de dahil olmak üzere Amerikan kuvvetlerinin ülkeden çekilmesinin tamamlandığını açıkladı. Bu çekilme, Washington'ın tam iki yıl önce, Eylül 2024'te Irak ile imzaladığı anlaşmanın uygulanması niteliğinde gerçekleşti.

Bu Amerikan adımının sadece Irak'ı değil, bölgenin genelini etkilemesi bekleniyor; özellikle de bölgedeki muharip kuvvet sayısını azaltıp sadece danışmanlık rolünü sürdürme yönünde stratejik bir Amerikan kararının varlığını teyit etmesi bakımından. Bu durum, Irak'la yapılan anlaşmanın Demokrat Başkan Joe Biden döneminde imzalanıp Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump döneminde uygulanmış olması nedeniyle ayrı bir önem taşıyor.

Amerikan çekilişinin nedenleri

Amerikan kuvvetlerinin bölgeden çekilmesi meselesi, DEAŞ'ın Mart 2019'da Deyrizor kırsalındaki Bagoz bölgesini kaybetmesinin ardından Irak ve Suriye'deki coğrafi hakimiyetini tamamen yitirmesiyle gündeme geldi. Bu tarihten sonra örgütün faaliyeti büyük ölçüde hücreler aracılığında yürütülen güvenlik eylemlerine indi; bu arada ABD, Ekim 2019'da Suriye'nin kuzeydoğusundan ilk çekilmesini gerçekleştirdi.

7 Ekim 2023 saldırısının ardından bölgedeki gerilim seviyesi tırmandı ve Körfez Arap ülkeleri, Irak, Ürdün ve Suriye'de geniş çapta konuşlanan Amerikan kuvvetleri için tehdit oluşturmaya başladı. Bölgedeki Amerikan üsleri, İran'ın müttefiklerinden yaklaşık 200 füze saldırısına hedef oldu. Bu saldırıların en tehlikelisi, 2024 başında Ürdün-Irak-Suriye sınır üçgeninde yer alan Amerikan Kuvvetlerine bağlı "Kule 22" üssüne yönelikti. Bu saldırının ardından Washington, Irak hükümetiyle müzakerelere girdi ve sonucunda Eylül 2026'ya kadar tam çekilme konusunda anlaşmaya varıldı.

Esed rejiminin 2024 sonunda çökmesi ve İran'ın Suriye'deki nüfuzunun gerilemesi de, özellikle yeni hükümetin Washington ile ilişkileri geliştirmeye ve DEAŞ'ın yeniden ortaya çıkmasını önlemek için uluslararası koalisyonla koordinasyona açık olduğunu göstermesi bağlamında, Amerikan kuvvetlerinin Suriye'deki ana üslerinin tamamen boşaltılmasına sonradan katkı sağladı.

Diğer taraftan, 2026 tarihli Amerikan Ulusal Savunma Stratejisi belgesi, Çin'i "en tehlikeli jeopolitik tehdit" olarak sınıflandırdı ve Pekin'in uluslararası düzeni yeniden şekillendirme konusunda daha yetenekli olduğunu belirtti. Bölgedeki Amerikan askeri varlığının küçültülmesinin bu stratejinin uygulanması çerçevesinde geldiği görülüyor; zira Washington 2023'ten itibaren Filipinler içindeki askeri üslerdeki varlığını genişletmeye yöneldi, 2025 ve 2026 yıllarında da Japon adalarında bir tür kıyı alayı benzeri yapı kurdu.

Irak'tan çekilme Suriye'ye nasıl yansıyacak?

Washington, çekilmeden önce Suriye'deki durumu düzenlemeye çalışarak terör örgütü PYD/YPG güdümündeki SDG'nin Suriye devleti içinde erimesi yönünde baskı uyguladı. Irak'tan çekilmenin tamamlanmasıyla birlikte, Irak ve Suriye özel başkanlık temsilcisi Thomas Barrack, Irak Kürdistan Bölgesi'nde konuşlu peşmerge güçlerinin Irak ordusu içine katılmasını destekledi; bu durum, Washington'ın güvenlik ve siyasi gerekçelerle Suriye ve Irak'taki merkezi hükümetlerin rolünü güçlendirme çerçevesinde hareket ettiğine dair açık bir gösterge niteliği taşıyor.

Güvenlik düzeyinde, Washington'ın merkezi hükümetlerin rolünü güçlendirmenin, özellikle Irak'ta DEAŞ hücreleriyle mücadele ve İran nüfuzuna karşı koyma konusunda ABD ile iş birliğinin sürdürülmesi için teşvik sağladığını düşündüğü görülüyor. Siyasi düzeyde ise, bölgesel güvenlik açısından etkili ülkelerdeki bölünmeyi beslemekten kaçınmaya dayanan Amerikan yaklaşımının, Washington'ın bölgesel müttefiklerinin çıkarına hizmet ettiği değerlendiriliyor.

Amerikan askeri çekilmesinin, Washington'ın karşılaşacağı güçlüklere karşı Suriye'nin askeri ve güvenlik kurumlarına olan bağımlılığını artırması bekleniyor. Bu yaklaşımın işaretleri, Washington'ın İsrail'e, 2025 ortasında olduğu gibi Suriye ordusu ve güvenlik birimlerine bağlı komuta ve kontrol merkezlerine yönelik saldırılarını tekrarlamaması için uyguladığı baskılarla şimdiden görülmeye başladı.

Diğer taraftan, Amerika'nın Irak Kürdistan Bölgesi'nden çekilmesi ve bunun bölgedeki Kürt bileşeniyle ilişki düzeyinde yansıtabileceği düşüş, bu bileşeni hesaplarını yeniden yapmaya sevk edecek. Buna bağlı olarak, SDG'nin Suriye devleti içindeki entegrasyonunun tamamlanması, kendisi için en düşük maliyetli seçenek olabilir; aynı zamanda Amerikan desteğinin yokluğunda Suriye ve Türkiye devletleriyle çatışmadan da kaçınmasını sağlayacaktır.

Amerikan baskıları, Irak'ın Suriye ile ilişkileri normalleştirmeye açılmasında önemli bir etken olmuştu; buna rağmen atılan güvenlik ve ekonomik adımlara karşın bu süreç tamamlanamadı. Amerikan çekilmesi ışığında, normalleşme sürecinin durma noktasına gelmesi bekleniyor; özellikle İran destekli silahlı grupların, Irak hükümetinin politikalarını etkilemek amacıyla baskı uygulamaya başlamış olması nedeniyle.

Kaynak: Syria TV