YPG’nin Kaybetmesi Ne Anlama Geliyor?
19.01.2026 - 16:17 | Son Güncellenme: 19.01.2026 - 16:21
YPG, 2003’te KCK yürütme konseyinin talimatıyla kurulan PYD’nin silahlı kolu olarak 2004 yılında oluşturuldu. Suriye’deki Kürt haklarını koruma görevini üstlendiğini iddia eden PKK bağlantılı bu örgüt, Kürtleri vatandaş bile saymayan Beşşar Esed ve babası Hafız Esed’e karşı neredeyse hiç savaşmadı. 2011’de Suriye’de Arap Baharı’nın başlamasıyla birlikte bağımsız bir Kürt devleti kurma hayalleri kurmaya başladı. Suriye’de otorite boşluğundan istifade ederek alan genişletmeye çalışan örgüt Kobani’de DEAŞ tarafından yok edilecekken Türkiye’nin sınırları açması, Kuzey Irak’tan gelen peşmergeleri içeri sokması ve Amerikan hava desteğiyle kurtuldu. Bunun Türkiye’ye o günlerde iki zararı oldu. Birincisi, DEAŞ artık Türkiye’ye saldırmaya başladı ve yıllar boyu yüzlerce insanımızı katletti. İkincisi, 2013’te başlayan çözüm süreci bitmiş oldu.
Çünkü ABD’nin YPG’yi vekil örgüt olarak seçmesi YPG’nin güneyde Deyr Zor ve batıda İdlib’e kadar uzanan bir alanda fiili bir otonom bölge kurmasını sağladı. Böylelikle PKK, tam silah bırakacakken Kürdistan hayalleri neredeyse gerçekleşmiş oldu. O günlerde ve sonrasında Esed rejimi ve PKK/YPG birbiriyle savaşmadı. Esed Rusların, YPG de Amerikalıların kanatları altındaydı. Ancak rejim de örgüt de onların yönetimini kabul etmeyen masum Suriye halkını öldürmeye devam etti.
Geçen zamanda YPG Suriye’deki iç savaşta DEAŞ’la bir dönem girdiği çatışmalar dışında pek kayıp vermedi. Eğer İdlib, Halep, Rakka, Humus gibi Arap şehirleriyle Haseke ve Kamışlı gibi Kürt nüfusun yoğun olduğu şehirlerin kayıpları karşılaştırılsa Kürt şehirlerinin daha az kayıp verdiği görülebilir. Kürt bölgesinde sivil kayıpların az olması elbette ki üzülecek değil sevinilecek bir durumdur. Ancak bu durum YPG’nin mağdur rolü yapmasının bir tiyatrodan ibaret olduğunun da delilidir.
YPG son günlerde çok toprak kaybetmeye başladığı için bir yandan da mağduru oynamaya devam ediyor. Ancak durum öyle değil. Şöyle ki; Suriye’deki Kürt nüfusu toplam nüfusun %10’una eşit olmasına rağmen sözde özerk bölgesi altında kontrol ettiği topraklar Suriye topraklarının en az %30’una eşit. Mezkur bölgede çok sayıda Arap şehri, kasabası veya köyü YPG tarafından kontrol ediliyor(du). Bölgede yerleşik aşiretlerin zamanında Esed zulmünden kaçmak için ABD destekli YPG ile birleşip (aslında güdümlerine girdiler) kendilerini korumaya çalıştıkları doğrudur. Bu amaçla Suriye Demokratik Güçleri (SDG) isimli bir yapılanmaya gittikleri de doğrudur. Ancak Esed rejimi yıkıldıktan sonra aşiretlere demokratik haklarını kullanıp ayrılma hakkını vermediler.
Göründüğü kadarıyla YPG bunun bedelini bugünlerde ağır ödüyor. Çünkü Fırat’ın doğusunda bulunan söz konusu aşiretler Suriye ordusunun yardımını almadan YPG’yi şehirlerinden çıkardılar ve Deyr Zor ve Rakka gibi iki önemli şehri YPG’den kurtardılar. Arap nüfusunun yoğun olduğu bölgelerin binlerce tırlık Amerikan silah yardımı alan YPG’den alınmış olması YPG efsanesini de çökertmiş oldu.
YPG’nin etkisiz hale gelmesinin çeşitli sonuçları olacaktır. İlk olarak Suriye’nin bütünlüğü sağlanacaktır ve kaçak Kürdistan hayalleri bitecektir. YPG kontrolündeki Arap halksa özgürlüğüne kavuşacaktır. Dikkat edilirse özgürlük için savaştığını iddia eden bir örgüt yıllardır bir kısım Arapların özgürlüğüne el koymuş durumda. Diğer yandan, Suriye devleti ile entegre olan Kürtler de çatışma ortamından çıkıp normal bir hayat süreceklerdir. Birkaç gün önce Suriye lideri Ahmed Şara Kürtçeyi resmi dil olarak tanımış ve Kürtlere vatandaşlık vereceğini söylemişti. Not edilmeli ki Suriye devleti tüm bunları savaşmadan veriyor.

Öte yandan YPG’nin diskalifiye edilmesi bölgeyi üs olarak kullanan Esed kırıntıları ve PKK’lıların etkisizleşmesi demektir. PKK’lılar bundan sonraki konjonktürde Suriye’de barınamazlar. Ayrılıkçı Nusayrilerinse bir kez daha iktidara gelme hayalleri bitmiş olacak. Diğer yandan birkaç şehir ve kasabaya sıkışmış bir YPG’nin İsrail’in vekilliğini yapmayacağı öngörülebilir. Dolayısıyla YPG’nin yenilgisi demek PKK, Esed destekçisi Nusayriler ve İsrail’in de Suriye’de kaybetmesi demektir. Ayrılıkçı Dürziler için de geleceklerine dair bir mesajdır.
Konunun diğer yüzüne bakarsak, YPG’nin yenilmesinden sonra kaybetmeyenlerden biri ABD olacaktır. Amerikalılar kendilerinin de kabul ettiği üzere müttefiklerini yarı yolda bırakmaktan çekinmiyorlar. Düne kadar YPG’yi tutarken bugün daha önce terörist listesine koyduğu HTŞ’nin yönettiği Suriye hükümetine destek veriyorlar.
Öte yandan Türkiye de kaybetmeyenlerdendir. Aslında YPG’nin yenilmesi PKK’nın kendini feshetme sürecini olumsuz etkileme potansiyeline sahip. Fakat PKK’nın süreci devam ettirmek dışında bir seçeneği bulunmuyor. Kandil dağları eskisi gibi güvenilir değil. Suriye’de de barınamazlar. Güçlenen Türk ordusu karşısında zaten son zamanlarda felç olmuşlardı. Muhtemelen YPG’nin başına gelenlerden ders alarak sürece devam edecekler -ki en doğrusu da budur- ve tasfiye sürecini tamamlayacaklardır.
Bitirirken bir sorunu ve çözümünü de yazalım. Artık şundan eminiz ki Suriye’deki Kürtler ve Araplar arasında iç savaş boyunca büyüyen düşmanlık onları bir araya getiremez duruma getirdi. İki taraf da birbirine nefretle bakıyor ve bu nefretin yakın zamanda kaybolması pek olası görünmüyor. YPG’nin tasfiyesi veyahut zayıflaması kendi halindeki Kürt halkının da kendisini güvensiz hissetmesine neden olacaktır. Muhakkak ki iki taraftan da provokatörler çıkacak ve belki de katliamlar olacak.
Bunu engellemenin bir yolu Türk askerini bir tür barış gücü olarak kuzeydoğu Suriye’ye konuşlandırmaktır. Türk ordusu husumetin şiddete dönüşmemesi için bölgede bulunacak ve barışı temin edecektir. Ayrıca YPG’nin ve PKK’nın Türkiye için tehdit olmasının önüne geçmiş olur. Bu durum belki örgütlerin hoşuna gitmeyecektir ama zaten amaç Kürt ve Arap halkları arasındaki barışı mayalamak olduğu için örgütlerin karşı çıkması konuşlanmanın doğru olduğunun delili olur. Hem böyle bir karar Suriye’deki Kürtlerin Türkiye’ye olan güvenini de artırır ve bir asırdır devam eden ırkçı temelli husumet de bitmiş olur.
Sonuç olarak Suriye’de son birkaç günde olan baş döndürücü olaylar YPG’nin pasifize edilmesiyle biterse herkes için hayırlı olacaktır. Öyle bir hayır ki YPG’ye umut bağlayanlar bile yanlış tarafta durduklarını zamanla anlayacaklardır.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.