Yemen'de Husilere Yönelik Bir Askeri Operasyon İhtimali Var mı?

Araştırmacı Anwar Qasem Alkhudhari, Yemen’de Husilere karşı olası askeri operasyon ihtimalini ve bölgesel dengelere etkilerini Fokus+ için kaleme aldı.
Yemen_de-Husilere-Y%C3%B6nelik-Bir-Askeri-Operasyon-%C4%B0htimali-Var-m%C4%B1--Anwar-Qasem-Alkhudhari (1).jpg

08.08.2025 - 17:33  |  Son Güncellenme:  08.08.2025 - 17:37

Yemen’de son dönemlerde, 21 Eylül 2014’ten beri ülkenin geniş bir kısmını kontrol eden Husi grubu ile mücadele etmek amacıyla askeri operasyon düzenleme olasılığı hakkında konuşuluyor.  

Yemen, Husilerin isyanı sonucunda patlak veren iç çatışmanın yanı sıra İran ile Suudi Arabistan arasındaki vekalet savaşına da maruz kaldı.  

2014’ten bu yana çatışmalar uzadıkça, Husi grubu önemli bir askeri güç olarak ortaya çıktı. Milis grubun petrol şirketleri, havaalanları ve limanlara saldırmasıyla askeri çözüm şansı giderek azaldı.  

Suudi Arabistan, özellikle ABD ve İngiltere’nin “Arap Koalisyonu” ile yürüttüğü “aldatıcı” politikalar ışığında, barışçıl siyasi çözümlere daha fazla yönelmeye başladı.  

ABD ve İngiltere, Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’nu desteklerken, Husi grubunun sahada kalması konusunda kararlılığını sürdürdü. Aynı zamanda, uluslararası alanda tanınan meşru Yemen hükümetine, savaşı durdurup başkent Sana’ya doğru ilerlemesi veya Hudeyde Limanı’nı Husi grubunun elinden kurtarması yönünde önemli baskılar uyguladı.  

Bunun yanı sıra, Washington ve Londra, Husilerin “terör örgütü” olarak sınıflandırılmasını da engellemeye çalıştı. Husi grubuyla, isyancı bir askeri güç değil siyasi bir parti olarak iletişim kurma yönündeki çabalarını sürdürdüler.  

Ancak böylece, Arap Koalisyonu’nu uluslararası hukuk ve insan haklarını ihlal etmekle ve savaş suçu işlemekle suçlayan uluslararası ve BM’ye bağlı insan hakları örgütlerinin söylemlerini güçlendirdiler.  

Husiler

ABD ayrıca Husi saldırılarının en yoğun olduğu dönemde, Suudi topraklarından Patriot füze bataryalarını da çekti.  

Buna karşılık meşru Yemen hükümeti, o süreçte BAE destekli, “Güney Geçiş Konseyi” ve Tuğgeneral Tarık Salih liderliğindeki “Ulusal Direniş” güçleri ile meşru hükümete bağlı diğer taraflar, özellikle de Islah Partisi arasında ciddi bir bölünme ve çatışma yaşıyordu.  

Bugün ise ABD ve İngiltere, Husi grubunun İsrail ve onunla bağlantılı gemilere yönelik başlattığı saldırılar ışığında, meşru hükümeti Hudeyde’ye doğru ilerlemeye zorlamak, grup üzerindeki baskıyı sıkılaştırmak ve İsrail’e bağlı deniz seyrüseferini güvence altına almak için çalışıyor.  

Yemenli tarafların, yalnızca İsrail’e hizmet etmeyi amaçlayan bu parçalı politikayı reddetmesiyle birlikte, Washington ve Londra, İsrail’e ve onunla bağlantılı gemilere saldırılarını sürdüren Husi grubuna karşı askeri bir çözümün gerekliliğine daha fazla ikna olmuş durumda.  

Beklenenin aksine Suudi Arabistan ise, savaşın maliyeti ve Husi grubunun kendisine oluşturabileceği tehdit göz önüne alındığında, son dönemde Husilerle siyasi çözüm yollarını tercih etmeye başladı.  

Suudi Arabistan’a doğrudan ve dolaylı olarak, meşru hükümet ve ona bağlı tarafların Sana’ya doğru herhangi bir ilerleyişinin, grup tarafından Suudi desteği ve onayı olarak algılanacağı ve dolayısıyla böyle bir askeri tırmanışın sonuçlarına Suudi Arabistan’ın katlanacağı ifade edildi.  

Bu bağlamda, Suudi Arabistan, grubun İran rejimi ve bölgesel ekseniyle bağlarını koparması şartıyla, Husi grubunu kendine çekmeye ve sadakatini kazanmaya, karşılığında da Yemen’deki siyasi sahnede Husi varlığını güvence altına almaya ve ona karşı herhangi bir askeri operasyonu durdurmaya çalışıyor.  

Ancak Riyad’ın bu girişimleri, grup içinde herhangi bir değişikliğe yol açmadı. Husi grubu, İran rejimine sadık kalmaya devam ediyor ve Tahran’a bağlı eksenle iş birliği içinde bölgedeki gündemlerini sürdürüyor.  

Öte yandan, Donald Trump’ın ocak ayında Beyaz Saray’a dönmesiyle birlikte, yeni ABD yönetimi Husi grubunu “terör örgütü” olarak yeniden sınıflandırdı. Aynı süreçte ABD ve İngiltere, Yemen’deki Husi hedeflerine saldırdı.  

Söz konusu iki ülke, Husi grubuna çeşitli uyarılarda bulunarak, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki İsrail ve gemilerine yönelik saldırılarını durdurmaması halinde daha fazla saldırı düzenleyeceği konusunda tehdit etti.  

Ancak ABD, aynı zamanda Umman üzerinden grupla müzakereleri yürüttü ve Trump, aniden ABD ile Husi grubu arasındaki anlaşmayla karşılıklı saldırıların durdurulduğunu açıkladı.  

Şimdi ne olacak? 

Mevcut bazı bilgilere göre, 2024-2025 döneminde ABD’ye ait savaş gemileri ve uçaklarını hedef alan saldırı ve operasyonlar, Husi grubunun kendi üretimi olmayan modern teknolojilere ve silahlara sahip olduğunu gösteriyor.  

Bu durum, Washington’ı, böyle bir eylemi gerçekleştirmesi beklenen iki rakip olarak gördüğü Moskova ve Pekin’i suçlamaya yöneltti.  Bu nedenle ABD, şu anda uluslararası alanda tanınan meşru Yemen hükümetiyle aynı çizgide olan tarafların sahadaki müdahalesini tercih ediyor.  

Yemen Büyükelçisi, Yemen’deki bazı taraflarla görüşerek Sana’nın kurtarılması için yeşil ışık yaktı, bu tarafların Husilere yönelik saldırılarını kınama veya ilerlemeyi engellememe sözü verdi.  

Husi grubu ise, kendisine sunulan tüm çözümlerin başarısızlığa uğraması ve bu çözümlerin reddedilmesinin ardından, inisiyatifi yeniden ele geçirmek ve Sana’ya doğru askeri olarak ilerlemek için hem siyasi hem de askeri açıdan düzenlemeleri tüm hızıyla sürdürüyor.  

Diğer yandan, grup ve liderlerinin hareketleri ile onlara silah ulaştırmak için kullanılan kaçakçılık yolları üzerindeki güvenlik kuşatması sıkılaştırılmaya başlandı. Önümüzdeki dönemde Suudi Arabistan, Yemen liderliğinde son gelişmeler doğrultusunda, karar alma birliğini sağlayacak ve savaşı güvenli bir şekilde yönetecek bir yeniden yapılanmaya tanık olabilir.  

Çünkü Sana’nın herhangi bir askeri adımının başarısızlığa uğraması kaçınılmaz olarak kendisine ve hayati çıkarlarına karşı ters tepecektir. İsrail’in derinliklerine ulaşabilen Husi füzeleri, Suudi şehirlerini ve çıkarlarını hedef alma konusunda daha yetenekli olacak.  

Tüm bu hazırlıklar, Husi örgütünü tehditkar söylemler kullanmaya, cephedeki askeri hareketliliği artırmaya, güvenlik kontrolü uygulamaya ve kontrol ettiği bölgelerde herhangi bir isyancı devrimci hareket gerçekleştirdiğinden şüphelenilenleri takip etmeye, Sana’da grup liderliğine ilişkin güvenlik önlemlerini artırmaya yöneltti.  

Yemen’deki mevcut durum, Hadramut ve Aden’de elektrik kesintileri, hayat pahalılığı ve çöken ekonomik durumun yanı sıra protesto hareketleriyle gölgelendi.   

Bu da, durumların hala karışık olduğu ve Sana’nın şu veya bu nedenle kurtarılmasını istemeyenlerin olduğu anlamına geliyor.  

Söz konusu protestolar, protestocularla güvenlik güçleri arasında çatışmalar patlak vermesine ve çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı.   

Yemen’in güney bölgelerinin kurtarılmasından bu yana geçen on yılda, hizmetlerde ve altyapıda herhangi bir iyileşme kaydedilmedi. Vatandaşlar güvenlik, yatırım veya ekonomide herhangi bir ilerleme veya gelişmeye tanık olmadı.   

Dolayısıyla Yemen, yağmur yağabilecek veya yağmayabilecek bulutlu, sıcak bir yaz geçiriyor!  

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.