Umman Küresel Lojistik Haritasını Yeniden mi Çiziyor?

Gazeteci Taha Emin, Umman'ın dev lojistik hamlelerini ve Asya-Afrika hatlarını Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayacak yeni alternatif ticaret koridorunun sunduğu stratejik fırsatları Fokus+ için kaleme aldı.
260518kppr-zk-web-odak-umman-kuresel-lojistik-haritasini-yeniden-mi-ciziyor-taha-emin.jpg

19.05.2026 - 16:40  |  Son Güncellenme:  20.05.2026 - 11:36

Umman, Körfez ve Kızıldeniz’de artan jeopolitik gerilimlerin bölgesel deniz ticaret yollarında yarattığı dalgalanmalar sürerken lojistik sektörünü yeniden yapılandırarak ve operasyonel kapasitesini genişleterek küresel deniz tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. 

Alternatif ticaret koridorları üzerindeki rekabetin yoğunlaştığı bir dönemde Umman, limanlarının Körfez ve Kızıldeniz’deki doğrudan çatışma bölgelerinden uzak olmasının avantajıyla transit taşımacılık ve denizcilik hizmetlerinde bölgesel merkez olma rolünü pekiştirmeye çalışıyor. 

Stratejik birleşme 

Bu hamle, bölge ülkelerinin küresel ticaret ve tedarik zincirlerinde yaşanan hızlı dönüşüme uyum sağlayabilecek yapılar oluşturmak amacıyla ulaşım ve denizcilik hizmetleri sektörlerini yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşti. 

Umman Haber Ajansı, 30 Nisan tarihli haberinde, Astool ve Marafi Services şirketlerinin “Astool” adı altında tek bir yapı bünyesinde birleştiğini duyurdu. 

Birleşme, operasyonel verimliliği artırmayı, mali ve hizmet kapasitesini tek çatı altında toplamayı ve lojistik sektörünü ekonomik büyümenin ana unsurlarından biri hâline getirmeyi hedefleyen “Umman Vizyonu 2040” stratejisiyle uyumlu. 

Ajansa göre birleşme, modern işletim sistemleri ve genişletilmiş lojistik hizmet ağı aracılığıyla Umman limanlarında gemi ikmal ve denizcilik hizmetlerini geliştirmeyi, deniz tedarik zincirlerinin güvenilirliğini artırmayı ve ülkenin bölgesel denizcilik merkezi olarak rekabet gücünü yükseltmeyi amaçlıyor. 

Umman Ulaştırma, İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Saeed bin Hamoud Al Maawali

Umman Ulaştırma, İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Saeed bin Hamoud Al Maawali, söz konusu adımın lojistik sektöründe faaliyet gösteren Umman şirketlerinin olgunluk düzeyinde “niteliksel bir sıçrama” anlamına geldiğini söyledi.  

Al Maawali, varlıklar ve uzmanlıkların tek bir çatı altında toplanmasının daha yüksek operasyonel ve üretim kapasitesine sahip bir yapı oluşturacağını ve bunun bölgesel etkinliği güçlendireceğini de ifade etti. 

Bakanlık Müsteşarı Hamis bin Muhammed Al Shamakhi ise söz konusu birleşmenin, küresel ticaretteki hızlı dönüşüm karşısında lojistik sektörünün kurumsal altyapısını geliştirme ve denizcilik hizmetlerinin verimliliğini artırma yönündeki yaklaşımı yansıttığını belirtti. 

Konuya ilişkin Fokus Plus’a konuşan Ekonomi uzmanı Dr. Ahmed Zikrullah da birleşmenin Umman’ın entegre denizcilik hizmetleri sunma kapasitesini güçlendireceğini söyledi. 

Zikrullah, “Astool” şirketinin yaklaşık 40 ülkede 200’den fazla limana bağlanan 90’dan fazla gemiden oluşan bir filoya sahip olduğunu, bunun da yeni yapının bölgesel ve uluslararası varlığını genişletmesine katkı sağlayacağını kaydetti. 

Zikrullah ayrıca, birleşmenin konteyner limanları verimliliğinde dünyada ikinci sırada yer alan Salalah Limanı’nın rekabet gücünü artırabileceğini ifade etti. 

Umman limanlarının operasyonel kapasitesinin geliştirilmesinin, Asya pazarlarına yönelik ticaret akışı için alternatif güzergâh ve hizmetler sunarak, bölgedeki bazı ana transit merkezlerine olan bağımlılığı kademeli olarak azaltabileceğini de sözlerine ekledi. 

Stratejik konular uzmanı ve akademisyen Dr. Abdullah el-Gaylani ise Umman’ın, bölgesel koşulları kendi hedefleri doğrultusunda değerlendirmeye çalıştığını ancak bunu yaparken krizlerden fayda sağlama ya da Arap ülkelerine zarar verme yaklaşımından uzak durduğunu söyledi. 

Fokus Plus’a değerlendirmede bulunan Gaylani, mevcut deniz taşımacılığı zorluklarının Umman limanlarını Körfez ticaretini canlandırabilecek cazip bir seçenek hâline getirdiğini, ülkenin Hint Okyanusu ve Kızıldeniz’e doğrudan bağlantısının da bu avantajı güçlendirdiğini söyledi. 

Deniz taşımacılığındaki dönüşüm 

Bölgesel gerilimlerin tırmanması, uluslararası deniz taşımacılığı üzerinde giderek artan baskı oluştururken nakliye şirketleri ve deniz ticaret yollarına kıyısı bulunan ülkeler daha güvenli ve esnek alternatif rotalar arayışına yöneliyor. 

Umman medyasına konuşan Marafi Services CEO’su Süleyman bin Ali el-Hadrami, Hürmüz Boğazı’nın kapanabileceğine ilişkin endişeler dâhil olmak üzere jeopolitik gerilimlerin küresel ticaret haritasını yeniden şekillendirdiğini ve nakliye şirketlerini bazı deniz rotalarını değiştirmeye ittiğini söyledi. 

El-Hadrami, sigorta ve deniz taşımacılığı maliyetlerindeki artış ile operasyonel süreçlerin karmaşıklaşmasının şirketler açısından doğrudan zorluk yarattığını, ancak bunun aynı zamanda güvenli ve istikrarlı coğrafi konuma sahip ülkeler için fırsatlar doğurduğunu belirtti.  

Umman’ın doğrudan çatışma bölgelerinin dışında yer almasının ülkeye daha istikrarlı lojistik alternatifler sunma avantajı sağladığının da altını çizdi. 

Hadrami, limanların rolünün artık yalnızca yük geçişiyle sınırlı olmadığını; enerji, ikmal, depolama ve yeniden dağıtım hizmetlerini de kapsadığını söyledi. 

Bu dönüşümün Umman’ı, entegre hizmetler alanında bölgesel merkez konumunu güçlendirmek amacıyla denizcilik altyapısı ve lojistik hizmetlerine yönelik yatırımlarını artırmaya yönelttiğini kaydetti.  

Hadrami ayrıca, birleşmeler ve stratejik ortaklıklar yoluyla daha büyük ve entegre yapılar oluşturma eğiliminin güç kazandığını, bunun dalgalı uluslararası ortamda maliyetleri düşürmek, operasyonel verimliliği artırmak ve riskleri yönetmek için gerekli araçlar olarak görüldüğünü dile getirdi. 

Ekonomi uzmanı Dr. Ahmed Zikrullah ise Umman’ın, deniz taşımacılığındaki mevcut dönüşümlerden yararlanmasını sağlayacak birçok avantaja sahip olduğunu söyledi. 

Bunlar arasında Hürmüz Boğazı’na hâkim coğrafi konumu, Salalah, Sohar ve Duqm gibi derin limanları, serbest bölgeleri ve modern kara yolu ağları bulunduğunu belirtti. 

Zikrullah, Umman’ın son yıllarda denizcilik altyapısına büyük yatırımlar yaptığını, ayrıca dengeli bölgesel ilişkileri ve siyasi istikrarı sayesinde daha güvenli ve esnek güzergâhlar arayan nakliye hatlarını çekme konusunda avantaj elde ettiğini ifade etti. 

Alternatif limanlar ve yeniden ihracat hatlarının öneminin artmasıyla birlikte Umman, başta Türkiye ile ekonomik ve lojistik iş birliğini genişletmek olmak üzere bölgesel ve uluslararası ortaklıklarını da büyütmeye yöneliyor. 

Stratejik araştırmacı ve akademisyen Dr. Abdullah el-Gaylani de Umman’ın coğrafi konumunun ülkeye tarih boyunca güçlü bir denizcilik kapasitesi oluşturmaya imkân tanıyan istisnai bir jeopolitik avantaj sağladığını söyledi. 

El-Gaylani, mevcut limanların gelişmiş mühendislik tasarımları, derinlikleri ve teknik ekipmanları sayesinde artan talebi karşılayabilecek yüksek yükleme ve ihracat kapasitesine sahip olduğunu belirtti. 

Ummanlı uzman, yatırım kurumuna bağlı kamu şirketlerinin ticari varlıklarını güçlendirme ve Körfez piyasalarının ithalat-ihracat ihtiyaçlarını karşılama konusunda yeterli hazırlığa sahip olduğunu, ancak özel sektörün bu dönüşüme uyum sağlamak için teknik kapasitesini geliştirmesi gerektiğini ifade etti. 

Türkiye kapısı 

Bu gelişmeler, Ankara’nın Körfez ve Doğu Afrika’daki ticari ve lojistik varlığını genişletme çabaları açısından Türkiye için de özel önem taşıyor. Özellikle alternatif ticaret koridorlarının küresel ticarette daha fazla öne çıktığı bir dönemde, Umman ile iş birliği Ankara açısından stratejik değer taşıyor. 

Umman Sultanı Heysem bin Tarık ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Ekonomi uzmanı Dr. Ahmed Zikrullah, Türkiye ile Umman arasında bölgesel ticaret yollarının yeniden şekillendirilmesi konusunda “lojistik kesişim noktaları” bulunduğunu söyledi. 

Türkiye’nin Mersin, İzmir ve İstanbul limanları üzerinden Avrupa pazarlarına açılan bir kapı olduğunu belirten Zikrullah, Umman’ın ise Salalah, Sohar ve Duqm limanları aracılığıyla Asya ve Afrika pazarlarına erişim sağladığını ifade etti. 

Bu çerçevede Umman Haber Ajansı’nın 20 Ekim 2025’te aktardığı habere göre, “Al Mamlaka Investment Services” Yönetim Kurulu Başkanı Faysal bin Alawi el-Dhib, Umman-Türkiye ilişkilerinin bölgedeki en umut verici ortaklıklardan birine dönüşme potansiyeli taşıdığını söyledi. 

El-Dhib, Umman özel sektörünün Türkiye ile sanayi ve lojistik entegrasyonuna dayalı bir iş birliği planını desteklediğini belirtti. 

Salalah, Duqm ve Sohar limanlarının Türkiye’deki Mersin ve İzmir limanlarıyla bağlanmasının ve Umman’ın Türk ürünlerinin Doğu Afrika ile Güney Asya’ya yeniden ihracatı için merkez hâline getirilmesinin hedeflendiğini ifade etti. 

Bu bağlantının nakliye maliyetlerini düşürüp tedarik zinciri verimliliğini artırabileceğini kaydeden El-Dhib, aynı zamanda teknoloji, yenilenebilir enerji ve imalat sanayi alanlarında ortak yatırımların da büyüdüğünü söyledi. 

Zikrullah ise iki taraf arasındaki entegrasyonun, Asya’dan Umman’a, oradan Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan alternatif bir ticaret koridorunun önünü açabileceğini belirtti.  

Bunun hem deniz yoluyla hem de kara bağlantıları üzerinden mümkün olabileceğini ifade eden Zikrullah, özellikle Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı’nda sık sık yaşanan sorunların bu arayışları hızlandırdığını söyledi. 

İki ülke arasındaki ilişkinin rekabetten çok tamamlayıcılık esasına dayandığını vurgulayan Zikrullah, Umman’ın Hint Okyanusu’na doğrudan erişim avantajına sahip olduğunu, Türkiye’nin ise Avrupa pazarlarına stratejik erişim sunduğunu kaydetti. 

Tüm bu gelişmeler, Umman’ın yalnızca denizcilik sektörünü geliştirmeyi değil, aynı zamanda önümüzdeki yıllarda bölgesel ve uluslararası ticaret rotalarını etkileyebilecek bir lojistik merkez olarak yeniden konumlanmayı hedeflediğini ortaya koyuyor. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.