Türkiye-Libya İlişkileri: Diplomatik, Askeri ve Bölgesel Dinamikler
16.12.2025 - 13:12 | Son Güncellenme: 16.12.2025 - 13:21
Türkiye-Libya ilişkileri, son dönemde yaşanan gelişmelerle stratejik önemini ve karmaşık yapısını bir kez daha ortaya koymuştur. Ankara'nın bir yandan Libya'nın doğusundaki aktörlerle üst düzey diplomatik temaslar kurması, diğer yandan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) ülkedeki görev süresini uzatma kararlılığı, bu ilişkilerin sadece ikili düzeyde kalmadığını göstermektedir. Bu hamleler, Türkiye'nin hem Libya'daki iç denge unsurlarını gözeten hem de Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika'daki daha geniş jeopolitik güç dengelerini şekillendiren çok boyutlu bir strateji izlediğinin en net kanıtıdır. Bu analiz, Ankara'nın diplomatik açılımlarını, askeri varlığının arkasındaki mantığı ve bu politikaların bölgesel yankılarını derinlemesine incelemektedir.
Yeni diplomatik ufuklar: Ankara'nın Libya'nın doğusu ile temasları
Ankara'nın Libya politikasında gözlemlenen pragmatik evrim, ülkedeki tüm taraflarla diyalog kurma çabasıyla somutlaşmaktadır. Geleneksel olarak Trablus merkezli meşru hükümetlerle yakın ilişkiler yürüten Türkiye'nin, son dönemde Libya'nın doğusundaki kilit aktörlerle de doğrudan temas kurması, krizin çözümüne yönelik kapsayıcı ve dengeli bir yaklaşım benimsediğine işaret etmektedir. Bu diplomatik angajman, Türkiye'nin sahadaki askeri varlığını tamamlayan ve siyasi çözüm arayışlarındaki rolünü pekiştiren stratejik bir adımdır.
Üst düzey görüşmeler
Bu yeni diyalog sürecinin en önemli göstergesi, Libya'nın doğusundaki silahlı güçlerin lideri Halife Hafter'e bağlı Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter'in Ankara'ya gerçekleştirdiği ziyarettir.
Ziyaret kapsamında Hafter, hem Dışişleri Bakanı Hakan Fidan hem de Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler tarafından ayrı ayrı kabul edilmiştir. Bu görüşmeler, Türkiye'nin Libya'daki farklı siyasi ve askeri kanatlarla iletişim kurma kapasitesini ve niyetini açıkça ortaya koymaktadır.
Görüşmelerin gündemi ve önemi
Libya Ulusal Ordusu tarafından görüşmelerin içeriğine dair yapılan açıklamada, Fidan ve Hafter'in "bölgesel gelişmeleri ve iki ülkenin çıkarlarına hizmet edecek işbirliği yollarını ele aldığı" belirtilmiştir. Bu diplomatik ifade, taraflar arasında sadece mevcut durumun değerlendirilmediğini, aynı zamanda geleceğe dönük potansiyel işbirliği alanlarının da masaya yatırıldığını göstermektedir. Bu temas, Türkiye'nin Libya'da tek bir aktöre bağlı kalmayan, ülkenin bütünlüğünü ve tüm tarafların meşru çıkarlarını gözeten bir arabulucu ve dengeleyici güç olma hedefini yansıtmaktadır. Bu diplomatik esneklik, Türkiye'nin askeri varlığının sağladığı caydırıcı zemin üzerinde mümkün olmaktadır; Ankara, sahadaki gücünü siyasi diyalog için bir kaldıraç olarak kullanmaktadır.
Ankara'nın bu diplomatik hamleleri, ülkedeki askeri varlığını ve stratejik hedeflerini tamamlayarak daha sağlam bir zemine oturtmakta ve kalıcı istikrarın sağlanmasına yönelik kararlılığını göstermektedir.
Askeri varlığın tahkimi: Libya tezkeresinin uzatılmasının stratejik gerekçeleri
TSK’nın Libya'daki görev süresini uzatan Cumhurbaşkanlığı tezkeresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sunulması, Ankara'nın bölgedeki istikrarı sağlama ve ulusal çıkarlarını koruma konusundaki uzun vadeli taahhüdünün en somut göstergesidir. Bu karar, diplomatik girişimlerin yanı sıra, sahadaki sükunetin korunması ve olası tehditlerin bertaraf edilmesi için caydırıcı bir askeri varlığın sürdürülmesinin stratejik bir zorunluluk olarak görüldüğünü teyit etmektedir.
Tezkerenin temel dayanakları
Cumhurbaşkanlığı tezkeresinde, TSK'nın Libya'daki görev süresinin uzatılmasının arkasındaki temel gerekçeler kapsamlı bir şekilde ortaya konulmuştur:
- Siyasi belirsizlik: Libya'da seçimlerin yapılamaması ve siyasi bütünlüğü sağlayacak işleyen bir devlet mekanizmasının kurulamaması, mevcut siyasi belirsizliği ve yönetim sorununu devam ettirmektedir.
- İstikrarın korunması: Sahada büyük fedakarlıklarla sağlanan sükunetin riske atılmaması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi hem Libya'nın hem de bölgenin güvenliği için hayati önem taşımaktadır.
- Tarihi ve ekonomik ilişkiler: İki ülke arasındaki köklü bağlar ve özellikle 2019'da imzalanan "Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası"nın korunması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarları açısından kritiktir.
- Ulusal güvenlik tehditleri: Gayrimeşru silahlı gruplar, DEAŞ ve El-Kaide gibi terör örgütleri ile kitlesel göç ve insan ticareti gibi risklerin bertaraf edilmesi, Türkiye'nin ulusal güvenliğinin idamesi için gereklidir.
- Meşru hükümete destek: Dönemin Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin (UMH) talebiyle başlayan ve mevcut hükümetin de ihtiyaç duyduğunu bildirdiği güvenlik, eğitim ve danışmanlık desteğinin sürdürülmesi hedeflenmektedir.
Uzatma süresi ve kapsamı

TBMM Başkanlığı'na sunulan tezkere ile TSK'nın Libya'da görev yapması için verilen iznin, 2 Ocak 2026 tarihinden itibaren 24 ay süreyle uzatılması talep edilmektedir.
Türkiye'nin bu askeri ve siyasi kararlılığı, özellikle deniz yetki alanları anlaşması üzerinden Doğu Akdeniz'de rekabet içinde olduğu bölgesel aktörler, başta Yunanistan olmak üzere, tarafından yakından takip edilmektedir.
Bölgesel yankılar: Deniz yetki anlaşması üzerindeki jeopolitik rekabet
Türkiye-Libya ilişkilerinin stratejik boyutu, yalnızca Libya'nın iç istikrarıyla sınırlı kalmamakta, 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları sınırlandırma mutabakatı nedeniyle Doğu Akdeniz'deki daha geniş bir jeopolitik rekabetin merkezinde yer almaktadır. Bu anlaşma, Türkiye'nin bölgedeki egemenlik haklarını güvence altına alırken, Yunanistan gibi bazı bölgesel aktörlerin sert tepkileriyle karşılaşmakta ve diplomatik tansiyonu artırmaktadır.
Yunanistan'ın karşı duruşu ve talepleri
Yunanistan, Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasını en başından beri kendi çıkarlarına aykırı olarak görmektedir. Bu çerçevede Yunanistan Parlamento Başkanı Nikitas Kaklamanis, anlaşmanın yürürlükten kaldırılması yönündeki talebini yinelemiştir. Atina yönetimi, söz konusu mutabakatın kendi "münhasır ekonomik bölgesine saldırı" teşkil ettiğini iddia ederek uluslararası alanda anlaşmanın meşruiyetini sorgulatmaya çalışmaktadır.
Libya'nın egemenlik vurgusu
Yunanistan'ın bu çağrılarına Libya Temsilciler Meclisi'nden gelen yanıt, ülkenin egemenlik hakları konusundaki kararlı duruşunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Libya Parlamentosu ikinci başkan vekili Misbah Uheydah, Yunanistan'dan gelen ve "Libya'nın iç işlerine açık müdahale" olarak gördükleri tekrarlanan çağrıları "hayret ve hoşnutsuzlukla" takip ettiklerini belirterek sert bir tepki gösterdi. Uheydah, bu talepleri "ulusal egemenliğin açık bir ihlali" olarak nitelendirdi. Libya'nın egemen bir devlet olduğunu ve kendi çıkarlarını koruma hakkına sahip olduğunu vurgulayan Uheydah, "Libya tamamen egemen bir devlettir ve kendi yüksek çıkarlarını nasıl koruyacağını yalnızca kendisi bilir" diyerek dış müdahaleleri reddettiklerini belirtti. Ayrıca, devlet tarafından imzalanan anlaşmaların "uluslararası hukuk ve normlar tarafından yönetilen egemen kararlar" olduğunun altını çizerek, hiçbir ülkenin Libya'ya bu konuda diktede bulunamayacağını ifade etmiştir.
Libya'daki farklı siyasi kanatların Türkiye ile yapılan anlaşmalar konusundaki bu net ve egemenlik odaklı duruşu, Ankara'nın bölgedeki stratejik hedeflerine ulaşması için sağlam bir zemin oluşturmaktadır.
Türkiye'nin Libya'daki dengeli ve kararlı stratejisinin değerlendirmesi
Sonuç itibarıyla Türkiye’nin Libya politikası, kısa vadeli taktik hamlelerin ötesine geçen, uzun vadeli ve çok katmanlı bir devlet stratejisi olarak şekillenmektedir. Ankara, Libya sahasında yalnızca askerî ya da diplomatik bir aktör olmayı değil, istikrarın kurucu unsurlarından biri olmayı hedeflemektedir. Bu yaklaşım, Türkiye’nin Libya krizine tek boyutlu değil; siyasi, askerî, hukuki ve jeopolitik açılardan bütüncül bir perspektifle yaklaştığını göstermektedir.
Türkiye’nin Libya’nın doğusundaki kilit aktörlerle temas kurması, Ankara’nın sahadaki gerçekliği okuyabilen pragmatik bir diplomasi izlediğini ortaya koymaktadır. Bu adımlar, Türkiye’nin Libya’yı yalnızca Trablus merkezli bir denklem üzerinden değil, ülkenin tamamını kapsayan bir denge siyasetiyle ele aldığını göstermektedir. Böylece Ankara, Libya’da kalıcı bir siyasi çözümün ancak tüm tarafların sürece dahil edilmesiyle mümkün olabileceği tezini fiilen hayata geçirmektedir.
Öte yandan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Libya’daki görev süresinin uzatılması, Türkiye’nin sahadaki kazanımlarını geçici değil stratejik ve sürdürülebilir gördüğünün açık bir göstergesidir. Bu askerî varlık, doğrudan bir çatışma aracı olmaktan ziyade, caydırıcılık ve istikrar üretme mekanizması olarak konumlandırılmaktadır. Ankara, askeri gücünü diplomatik süreci destekleyen bir güvenlik şemsiyesi olarak kullanmaktadır.
Türkiye’nin Libya ile imzaladığı deniz yetki alanları anlaşmasına yönelik kararlı tutumu ise bu stratejinin Doğu Akdeniz boyutunu net biçimde ortaya koymaktadır. Yunanistan başta olmak üzere bazı bölgesel aktörlerin baskılarına rağmen Ankara’nın geri adım atmaması, Türkiye’nin Libya politikasını sadece Libya iç dengeleriyle sınırlı görmediğini; aksine enerji güvenliği, deniz yetki alanları ve bölgesel egemenlik mücadelesi bağlamında ele aldığını göstermektedir.
Sonuç olarak Türkiye’nin Libya stratejisi, diplomatik esnekliği merkeze alan, askeri caydırıcılıkla desteklenen, hukuki meşruiyete dayanan ve jeopolitik bir vizyonla şekillenen bütüncül ve tutarlı bir yaklaşımı ifade etmektedir.
bir araya getiren tutarlı ve dengeli bir devlet politikası niteliği taşımaktadır. Bu yaklaşım, hem Libya’nın toprak bütünlüğünü ve istikrarını desteklemeyi hem de Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki stratejik çıkarlarını uzun vadede güvence altına almayı hedeflemektedir.
Kaynakça
- https://www.ensonhaber.com/gundem/libya-tezkeresinin-24-ay-uzatilmasina-iliskin-oneri-tbmmye-sunuldu
- https://www.aa.com.tr/tr/politika/disisleri-bakani-fidan-libya-ulusal-ordusu-genel-komutan-yardimcisi-orgeneral-hafter-ile-gorustu/3749303
- https://www.milliyet.com.tr/dunya/son-dakika-libya-turkiye-arasindaki-anlasma-yunanistani-rahatsiz-etti-iptal-edin-7499156
- https://iktibasdergisi.com/2025/11/20/halife-hafterin-oglu-saddam-hafter-ankarada/
- https://www.ispionline.it/en/publication/from-tripoli-to-benghazi-turkeys-expanding-footprint-in-libyas-fragmented-landscape-216638
- https://www.atlanticcouncil.org/blogs/menasource/us-italy-and-turkey-alignment-could-push-the-needle-in-libya/
- https://www.ekonomim.com/gundem/libya-tezkeresi-meclise-sunuldu-turk-askerinin-gorev-suresi-24-ay-daha-uzatiliyor-haberi-861867
- https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-50918216
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.