Türkiye Armageddon Savaşına Hazır mı?

Doç. Dr. İbrahim Karataş, İsrail’in Yunanistan ve GKRY ile kurduğu askeri işbirliği üzerinden Türkiye’ye yönelik olası tehditleri Fokus+ için kaleme aldı.
İbrahim Karatas.jpg
turkiye-armageddon-savasina-hazir-mi.jpg

22.12.2025 - 12:18  |  Son Güncellenme:  22.12.2025 - 12:22

İsrail’in Hamas, Hizbullah, Suriye ve İran’ı bombaladıktan sonra Türkiye’ye yöneleceği uzun zamandan beridir dillendirilen bir iddia. Bu ülkenin son dönemde Güney Kıbrıs Rum Kesimi (GKRY) ve Yunanistan ile ittifak derecesine getirdiği işbirliği gösteriyor ki soykırımcı ülke, düşman ilan ettiği Türkiye’yi bertaraf etmek için çalışmalara çoktan başlamış.  

Medyadaki haberlere göre Yunanistan İsrail’den SPIKE NLOS vb. çok sayıda füze alıp Lozan Anlaşmasına aykırı olarak Türkiye’ye yakın adalara yerleştirdi. GKRY’yi de silah sevkiyatı yaptığını ve adeta uydu devlet gibi kullandığını biliyoruz.   

En son yayınlanan bir habere göre üç ülke Türkiye’nin yayılmasına karşı caydırıcılığı artırmak için 2 bin 500 askerden oluşan bir hızlı cevap gücü kurmayı planlıyormuş. Bu güce savaş uçakları, gemiler ve diğer askeri unsurlar da dahil olacakmış. Yunanlıların ve Rumların böyle bir özel güce ihtiyacı yok çünkü var olalı beri Türkiye’ye karşı alarmdalar. Dolayısıyla aslında hızlı cevap (saldırı) İsrail’in Türkiye’nin askeri gücünü aniden yok etmek için yapacağı saldırının nüvesinden başka bir şey değildir.  

Yunanlılar ve Rumlar Türkiye’ye karşı yanlarına bir partner buldukları için İsrail’le işbirliğinden memnunlar. Belki “düşmanımın düşmanı dostumdur” düsturuyla hareket ediyorlar ama İsrail’in Türkiye’ye karşı onları kullandığını, bu sayede Türkiye’yi tek bir kurşun sıkmadan zayıflatmaya çalıştığını ve onları adeta birer vekil devlet gibi kullanıldıklarının farkında değiller ve farkına varıncaya kadar çok geç olacak. Ancak Türkiye hedeflenen ülke olarak savaşa sürüklendiğinin bilincinde olmalı.  

Geçtiğimiz günlerde İsrailli eski bir istihbarat yetkilisi “Tayfun Blok-4, 5 Mach üzerindeki hızlarda dakikalar içinde vurabilir. Demir Kubbe bu füzeyi tutamaz. İki seçeneğimiz var; ya Doğu Akdeniz’de Türk hakimiyetini kabul etmek ya da Türk füzeleri (ve diğer silahları) tamamen hazır olmadan önce harekete geçmek.”  

Belli ki harekete geçiyorlar. Tayfun füzeleri hazır olmadan mühimmat fabrikalarını vurmak, F-16’ları yerdeyken yok etmek, askeri kışlaları bombalamak, Kıbrıs’a yakın konumdaki Akkuyu Nükleer Santralini patlatmak ve de devlet yöneticilerini bombalayarak öldürmek, İsrail’den beklenebilecek hareketlerdir. Bunu İran’da ve Lübnan’da denediler ve başarılı oldular.  

İran’ın derinliği fazla olduğu ve İsrail’e uzak olduğu için her tarafına nüfuz edemediler. Ancak Türkiye daha yakın ve Yunanistan ve GKRY sayesinde daha da yakın olacaktır. Zaten Türkiye’yi işgal edemeyeceklerini biliyorlar. Ancak devlet adamlarını öldürürlerse ve Türk ordusunu felç edip bir daha silah üretemez hale getirirlerse böyle bir sonuç onlar için yeterli olacaktır.  

Bunun için de her zaman yaptıkları gibi aniden saldıracaklar ve birkaç günde işlerini bitirmek isteyeceklerdir. Tıpkı 1967 savaşında Mısır hava kuvvetlerini yerde yok etmeleri veya geçtiğimiz Haziran’da İranlı generalleri öldürmeleri ve İran savunma sistemlerinin çoğunu yok etmeleri gibi. İsrail biliyor ki ani saldırı olmazsa uzun soluklu savaşlara dayanamaz. Nitekim İran’ın hipersonik füzelerle İsrail’i günlerce vurması İsrail’in durmasına sebep olmuş ve mutlak bir zaferin tadını çıkaramamışlardır. 

Olasılıklar  

Tehdit bu kadar yakınken, Türk hükümeti ve ordusu İsrail’in adım adım kendisine yaklaştığının bilincinde hareket ederek gerekli tedbirleri almalıdır. İsrail mutlaka Türkiye’nin tepkisini ölçecek saldırılar yapacaktır. Türkiye sessiz kaldıkça korktuğuna kanaat edecek ve öldürücü darbeyi vurmak isteyecektir. Böyle bir durumda ayniyle karşılık vermek ve gerekirse ilk saldırıyı Türk ordusunun yapması olmazsa olmazdır.  

Şayet ilk saldırıya İsrail yeltenirse Türk hava savunma sistemleri o saldırıya katılacak tüm uçakları vurmak durumundadır. Vurduktan sonra da karşı saldırıya geçmeli ve İsrail ordusunu yok etmelidir.  

Ordumuz şu iki hataya düşmemelidir. Birincisi, harekete geçmek için ilk önce düşmanın saldırmasını beklememelidir. Saldırı ihtimalini anlar anlamaz ilk saldıran olmalıdır. İkincisi, “İsrail anavatana kadar gelemez. Ya Kıbrıs’ta ya da Suriye’de çatışırız” gibi bir düşünce yanlıştır. İsrail Kıbrıs açıklarında bir gemi vurmakla ya da Suriye üzerinde iki uçak düşürmekle tatmin olacak bir düşman değildir. Ayrıca bunun Türkiye’yi daha da çok tahrik edeceğini bilir. Dolayısıyla Türkiye’nin gücünü tamamen kırmak için saldıracaktır. Türk ordusu bu bilinçle strateji geliştirmeli ve hazırlık yapmalıdır.  

Ayrıca NATO’nun Türkiye’nin yardımına gelmeyeceğini bilmelidir. Çünkü bazı NATO üyeleri İsrail’in dostudur. Özellikle ABD ve Almanya’nın İsrail’i destekleyeceği malumdur. Diğer yandan Yunanistan da NATO üyesi olduğu için düşman tarafında saf tutan Yunanistan’ın da NATO’nun beşinci maddesini devreye sokması NATO’yu işlevsiz bırakacaktır. Sonuç olarak Türkiye kendi düşmanını kendisi yok etmek durumundadır.  

Öte yandan Türk ordusunun tüm eksiklerini tamamlamak için 2030’a kadar beklemesi gerektiği hepimizin malumudur. Bunu İsrail de bildiği için en erken zamanda ve hatta Tayfun Blok 4 envantere girmeden saldırmayı planlıyor. Mevcut şartlar altında dost ve müttefik ülkelerden takviye silah ve mühimmat alımı iyi bir çözüm olacaktır. Dost ülkelerin elinde hali hazırda hipersonik füzelerden tutun hava savunma sistemlerine kadar Türkiye’nin işine yarayacak silahlar var. Eksiklerin gizlilik içinde temini faydalı olacaktır.  

Çünkü Türkiye gerçekten bir varoluşsal savaşa, belki de kendi Armageddon Savaşı’na girecek. Savaş kural, kaide, uluslararası sözleşme, ahlak vs. dinlemez. Hele ki düşmanınız vicdandan yoksunsa sürekli uyanık olmanız gerekiyor.  

Bölgede İsrail’e karşı çıkacak bir tek Türkiye kaldı. Şayet Türkiye’yi de yenerse vadedildiğini iddia ettiği toprakları, yani Nil’den Fırat’a kadar olan tüm toprakları işgal için önünde hiçbir engel kalmayacak. Ancak Türkiye bu Siyonist yayılmacılığı durdurursa İsrail’den tersine göç başlayacaktır ve bölge zulüm ve işgalden kurtulacaktır. Dolayısıyla Türkiye-İsrail savaşı hem bölge için hem de İslam alemi için de varoluşsal olacaktır.  

Sonuç olarak, Türkiye GKRY ve Yunanistan’ın piyon olarak kullanıldığı bir tehdit altında ve bunun savaşa dönüşmesi çok yakın bir ihtimal. Tedbir alması gerekenler tedbir almak zorundadır. Aksi taktirde unutamayacağımız bir felaket yaşayacağız.  

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.