Trump’ın Gözünden Ateşkes: Orta Doğu’da Dengeler Değişiyor mu?
23.10.2025 - 16:37 | Son Güncellenme: 23.10.2025 - 16:40
10 Ekim’de yürürlüğe giren Gazze’de ateşkesin akıbetine ilişkin tartışmalar sürerken Washington’ın Tel Aviv üzerindeki “ateşkesi bozacak adımlar atmayın” baskısı artık Amerikan ve İsrail medyasına sıkça yansımaya başladı. Bugüne kadar 7 savaşı bitirdiğini iddia eden ve 2025 Nobel Barış Ödülünü alamayan ABD Başkanı Donald Trump, hem Orta Doğu’da “barışı” sağlayarak hem de Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirerek şimdiden gelecek yılki Nobel ödülünü garantilemek istiyor gibi gözüküyor.
Kendisini “anlaşma yapıcı” (deal-maker) bir başkan olarak nitelendiren ve Gazze’de sağlanan ateşkesin büyük oranda kendi inisiyatifiyle gerçekleştiğini savunan Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kontrolsüz adımlarla bu süreci bozmasını istemiyor. Peki Trump ile Bibi arasındaki tatlı sert politik ilişki Gazze’deki ateşkesin geleceğini nasıl etkileyecek?
Gazze’de ateşkes anlaşmasına nasıl gelindi?
Gazze’yi “insansızlaştırmak” isteyen ve bunun için yürüttüğü soykırımı iyice uzatmak isteyen İsrail yönetimine karşın Trump, başta Mısır ve Ürdün olmak üzere bölge ülkelerinin Filistinlileri almayacaklarını açıkça ilan etmeleriyle bu amacın ulaşılabilir olmadığını görmüştü. New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu haftasında aralarında Türkiye, Katar ve Mısır’ın da olduğu Müslüman ülkelerle yapılan Gazze toplantısı, ABD’ye çok net bir mesaj oldu: İsrail’in Gazze’de artık gideceği bir yer yok.
Ayrıca Batılı ülkelerin de Filistin’i devlet olarak tanıma adımları atması da İsrail’in küresel algıyı net bir şekilde kaybettiğini ortaya koydu. New York’taki Gazze toplantısının ardından Beyaz Saray’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırlayan Trump, bu görüşmede de Gazze konusundaki yol haritası konusunda Ankara’nın rolünü açıkça gördü. Trump’ın tüm bu görüşmelerin ardından 9 Ekim’de dünya kamuoyuna duyurduğu Gazze’de ateşkes, 10 Ekim’de resmen uygulanmaya başladı.
Bu süreçte bölgeye giden Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüşmesinde açıkça “Gazze’de artık savaş bitti” diyerek artık diplomasinin işlemesi gereken yeni bir yolun açıldığına dikkat çekti. Kendi siyasi geleceği için Gazze’deki soykırımı devam ettirmek hatta bölgesel düzlemde başka cepheler açarak “sürekli savaş halinde olmayı” en iyi strateji olarak gören Netanyahu yönetiminin aksine Trump, “denizin bittiğini” açık bir şekilde idrak etti. ABD’nin yönlendirmesiyle ateşkes anlaşmasını imzalayan İsrail, 10 Ekim’den sonraki günlerde birçok provokasyonla ateşkesin çökebileceği bir zemini oluşturmaya çalışıyor. Ancak gerek Trump’ın gerekse JD Vance’in tüm açıklamalarında “ateşkes sürüyor ve sürmeli” mesajını hem İsrail’e hem de bölge ülkelerine açıkça vermesi bu süreçte önemli. Dolayısıyla Washington’daki diplomasi aklı, Tel Aviv’den farklı olarak önce ateşkesin sürdürülebilir olması, sonrasında ise anlaşmanın ikinci ve üçüncü aşamalarına geçilmesi yönünde bir irade sergiliyor.
Gözden Kaçmasın
Ana fikir “İsrail ile Arap ülkeleri arasında normalleşme” stratejisi
Trump, bu yolun hem ABD hem de İsrail’in ulusal çıkarlarına daha uygun olduğunu ve Gazze’deki krizin “öyle ya da böyle” sona erdirilmesi halinde İsrail ile Arap devletleri arasında bir normalleşme sürecine yeniden dönülebileceğini düşünüyor. Aslında ilk döneminden itibaren temel Orta Doğu politikası olarak İsrail ile Arap ülkeleri arasında normalleşme ve İran’ı baskılama yaklaşımını benimseyen Trump, Gazze’de ateşkesin sağlanmasıyla bölgede kartların yeniden dağıtılacağı bir sayfayı da açmayı hedefliyor. Bunun Trump’ın bakış açısıyla “başarıya ulaşması” için Gazze’deki ateşkesin sürdürülebilir olması ve diğer aşamalara geçilmesi gerekiyor. Bu sebeple Gazze’de ateşkesin bozulmaması için çaba harcayan Trump ve yönetimi, hem İsrail’e hem de Hamas’a “ateşkesi korumaları” yönünde çağrılar yapmaya devam ediyor.
Trump’ın fendi Bibi’yi yendi mi?
“Eğer ABD arkasında durmazsa İsrail bölgede bir şey yapamaz” şeklinde ortak bir kanaat vardır ve büyük oranda da doğru bir bakış açısıdır. Trump’ın Gazze konusunda aklında şekillenen “önce ateşkes, sonra Gazze’de Hamas’ın olmadığı bir yönetim ve bölgenin yeniden inşası” gibi bir yol haritası, açıkça gözüküyor ki Netanyahu’nun aklındaki projeksiyon ile pek de örtüşmüyor. Bu noktada şu ana dek Trump’ın ateşkesten ve diplomatik süreçten yana tavır koyarak Bibi’yi bu çizgiye çektiği görülüyor, ancak bundan sonraki sürecin nasıl şekilleneceğini izleyip görmek gerekiyor. Elbette bu sefer süreçte sadece ABD’nin değil, başta Türkiye, Katar ve Mısır olmak üzere birçok Müslüman ülkenin de rol alması, Gazze’de ateşkes sürecinin geleceğini olumlu anlamda etkileyecektir. Trump’ın sık sık “bugüne kadar hiçbir ülke bu konuda bu derecede bir araya gelmemişti” şeklindeki söylemi kullanması da İsrail’e verilen ayrı bir mesaj olarak okunabilir. Günün sonunda ateşkesin ikinci haftasında ortaya çıkan tablo şu: Trump’ın fendi, Bibi’yi yendi…
Yazının sonunda Trump’ın bir açıklaması yerine İsrail’e güçlü desteğiyle bilinen Evanjelik lider Mike Evans’ın sözlerini paylaşmak istiyorum: İsrail, Hamas karşısında küresel medya savaşını ve ideolojik savaşı kaybetti. İsrail’in kendine yeni bir strateji geliştirmesi gerekiyor…
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.