Trump’ın Gölge “Diplomatı” Witkoff’la Değişen Dengeler

Gazeteci Ertuğrul Cingil, Steve Witkoff örneği üzerinden Trump döneminde Amerikan dış politikasında gayriresmi aktörlerin belirginleşen rolünü Fokus+ için kaleme aldı.
Ertugrul-cingil
trump-in-golge-diplomati-witkoff-la-degisen-dengeler.jpg

09.12.2025 - 15:28  |  Son Güncellenme:  09.12.2025 - 16:08

Amerika dış politikasındaki dengeler artık profesyonellerin ya da diplomatların değil; arka kapı mekanizmasını kullanan iş insanlarının iş bitiriciliği ve pazarlık refleksleriyle şekilleniyor. Dışişlerinin hazırladığı raporların, büyükelçiliklerin kurduğu ilişkilerin ve kurumsal diplomasinin yerini kişisel ilişkilerle yürüyen yeni bir düzen alıyor. Trump’ın yeni diplomasisi, bir devlet politikasından çok bir aile şirketi stratejisine benziyor. 

Kurumlar geride, sadakat merkezde; kişisel ilişkiler resmi protokolün önünde, ticari refleksler ulusal güvenlik mekanizmasının üzerinde; özel jet trafiği ise devlet uçaklarını gölgede bırakıyor.Bu yeni modelde ABD’nin resmi diplomatik aktörleri geri plana itilirken sahneye diplomasi eğitimi olmayan fakat Oval Ofis’e sınırsız erişimi bulunan figürler çıkıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın en yakın ve sadık dostlarından emlakçı iş insanı Steve Witkoff bu isimlerin başında geliyor. Witkoff, bugün Orta Doğu’dan Rusya’ya, Ukrayna’dan Körfez ülkelerine uzanan dosyaların çoğunda resmi diplomatlardan daha güçlü bir figür haline geldi. 

Trump’la hamburgercide başlayan dostluğu 

Peki ABD’de “gölge diplomasi” tartışmalarının merkezine yerleşen Witkoff kimdir? 1957’de New York Bronx’ta doğan Aşkenaz Yahudisi kökenlere sahip Steve Witkoff, Long Island’da büyüdü. Babası giyim üreticisi, annesi iç mimar olan Yahudi bir ailede dünyaya gelen Witkoff’un atalarının Rusya’dan göç ettiği belirtiliyor. Siyaset bilimi eğitiminin ardından hukuk doktorası yapan Witkoff, gayrimenkul alanına yönelerek 1986’da Stellar Management’ın kurucu ortağı oldu. 1997’de kendi şirketi Witkoff Group’u kuran Witkoff, New York, Miami ve Las Vegas’ta projeler geliştirerek Woolworth Binası, Park Lane Hotel ve 111 Murray Street gibi yüksek profilli yapılar inşa etti. 

ABD Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff

Witkoff’un yolu Trump’la 1986’da henüz genç bir emlak hukuku avukatı olduğu dönemde üzerinde çalıştığı bir anlaşma sırasında New York’ta bir hamburgercide kesişti. Trump’ın o gün cebinde nakit olmadığı için jambon ve peynirli sandviçinin parasını Witkoff’un ödemesi, aralarındaki dostluğun başlangıcı oldu. Bu olayla başlayan ilişki zamanla hem iş ortaklığına hem de güçlü bir kişisel güven bağına dönüştü. Emlak dünyasında Trump’ın desteğini gören Witkoff, hayranlığını “hep o olmak istedim” sözleriyle dile getiriyor. 

Zamanla aileden biri haline gelen Witkoff, torunlarından birine siyasi kariyerinin her aşamasında desteklediği Donald Trump’a atıfla “Don James Witkoff” adını verecek kadar sadık bir dost oldu. Witkoff, oğullarından birinin 2011’de aşırı doz nedeniyle hayatını kaybettiği dönemde Trump’ın yanında olmasını da “varlığı, ailem için karanlık bir saatte gerçek bir teselli oldu” sözleriyle anlatıyor. Aynı zamanda Trump’ın golf arkadaşı olan Witkoff’un 2025 itibarıyla yaklaşık 2 milyar dolarlık bir servete sahip olduğu tahmin ediliyor. 

Witkoff’un yükselişinin anatomisi 

2024’ün sonlarında, Trump’ın yeniden seçilmesinin ardından Witkoff’un adı sıradan bir bağışçıdan Beyaz Saray çevresinde “süper diplomat” konumuna taşındı. Trump, resmi bir dış politika kariyeri olmamasına rağmen Witkoff’u Amerika’nın Orta Doğu Özel Temsilcisi olarak atadı. Temmuz ayında ise Witkoff’un görev alanını genişleterek onu “Barış Misyonları Özel Temsilcisi” sıfatıyla hem Orta Doğu’da hem de Rusya–Ukrayna savaşında aktif bir rol üstlenecek şekilde yetkilendirdi. Bu kadar kapsamlı, karmaşık ve hassas konuların hiçbir diplomatik deneyimi olmayan bir gayrimenkul yatırımcısına verilmesi eleştirilse de Trump bu çizgisini sürdürdü. Amerika gibi köklü bir diplomatik geleneğe sahip bir süper gücün en kritik başlıklarının Witkoff gibi bir emlakçıya havale edilmesi Trump’ın olağandışı diplomasi anlayışının en belirgin göstergesi oldu. 

Üstelik İsrail’in Gazze’deki soykırım başta olmak üzere Orta Doğu’da Witkoff’un dahil olduğu pek çok konuda ABD Dışişleri Bakanlığı bile zaman zaman devre dışı kaldı. Witkoff, Trump’ın sınırsız desteğiyle kendi özel jetiyle seyahat eden, diplomatik mekanizmaları kullanmayan kişiye özel bir “arka kapı diplomasisi” kurdu. Böylece resmi protokollerin, bürokratik süreçlerin ve devlet mekanizmasının yerine kişisel ilişkiler ve hızlı manevralarla yürüyen esnek bir diplomasi ortaya çıktı. 

Bu arada Witkoff’un yakın çevresinde, eski profesyonel golfçü olan kız arkadaşı Lauren Olaya da bulunuyor. Olaya, Witkoff’a özel jetiyle yaptığı hassas ziyaretlerde sık sık eşlik ediyor. Witkoff, Beyaz Saray’da Trump’a daha yakın olabilmek için ilk dönemde Ivanka Trump’a ait olan Batı Kanadı’ndaki ofisi kullanıyor. Ayrıca Dışişleri Bakanlığı’ndan yaklaşık bir mil uzakta bulunan, John Kerry’nin Biden döneminde iklim elçisi olarak kullandığı alanda Witkoff’un giderek genişleyen ekibinin bir kısmı çalışıyor. 

Trump’ın diplomasi tiyatrosunun gözde ikilisi 

Witkoff’un, kendisinden önce Orta Doğu Özel Temsilciliği görevini yürütmüş olan Trump’ın damadı Jared Kushner ile yakın bağları da dikkat çekiyor. Diplomasi tecrübesi olmayan, emlak ve finans dünyasında uzmanlaşmış bu iki isim aynı zamanda Yahudi kökenli ve İsrail lobisine yakın figürler. Yoğun diplomasi trafiğine rağmen her fırsatta İsrail’deki Ağlama Duvarı’na giderek dini görevlerini yerine getirmeleri, bu bağın derinliğini gösteriyor. Bu ikilinin Ağlama Duvarı ziyaretlerine Trump’ın Hristiyanlıktan Yahudiliğe iki yıl süren eğitim sürecinin ardından geçen kızı Ivanka Trump da eşlik ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Damadı Jared Kushner ve ABD Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff

Trump ve Netanyahu’yla olan kişisel bağları sayesinde İsrail ile ABD arasında güven köprüsü kuran Kushner, Kudüs’teki büyükelçiliğin taşınmasından İbrahim Anlaşmaları’na kadar birçok kritik adımın mimarı oldu. Bu adımların tamamı Filistin’in haklarını dışlayan, Siyonist lobinin beklentilerini karşılayan ve İsrail’in bölgesel üstünlüğünü kalıcılaştıran tek taraflı girişimlerdi. Amerika’nın diplomatik ağırlığını her fırsatta İsrail’in stratejik çıkarları için kullanan Kushner, Beyaz Saray’daki politik gücünü ve Orta Doğu’da kurduğu bağları finansal çıkar ağı oluşturmada da kullandı. Trump’ın ilk döneminin ardından Florida merkezli Affinity Partners adlı özel sermaye fonunu kuran Kushner, Suudi Arabistan’ın Kamu Yatırım Fonu’ndan (PIF) 2 milyar dolarlık başlangıç yatırımı aldı. Bu, sıradan bir yatırım değil; Trump döneminde kurulan diplomatik dostlukların sermayeye dönüşmesiydi. PIF yönetim kurulunun “yüksek risk” ve “deneyimsiz yönetim” gerekçesiyle uygun bulmadığı bu yatırım, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın kişisel müdahalesiyle onaylandı. 

Kushner’in kurduğu şirket, 2024 sonu itibarıyla Körfez’den gelen ek yatırımlarla 4,8 milyar dolara ulaştı. Hatta şirket, Electronic Arts (EA) ile 55 milyar dolar değerindeki dev bir hisse satışı anlaşmasının ortakları arasında yer aldı. Kushner, politik gücü yatırıma çevirme konusundaki ustalığını bir kez daha gösterdi. Witkoff’la birlikte Gazze için gündeme getirilen “Riviera” ve “Great Trust” gibi tartışmalı projelerin de başlıca mimarları oldular. Soykırımcı İsrail’in enkaza çevirdiği Gazze’yi bir “karlı emlak bölgesi” olarak gören bu ikili, Trump’ın belirsiz barış planının ardından şimdi de Rusya–Ukrayna savaşını durdurmak için sahnede. Trump’ın görevlendirmesiyle 2 Aralık’ta Moskova’yı ziyaret eden Witkoff ve Kushner, Kızıl Meydan turunun ardından Putin’le beş saat süren bir zirve yaparak Rusya ve Ukrayna arasındaki “barış planını” görüştü. 

Yani ABD Başkanı Trump, Ukrayna savaşını sona erdirme görevini klasik diplomasi kanallarına değil, en yakın dostu Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner’e teslim ederek Amerikan dış politikasında radikal bir değişimin kapısını araladı. Bu yalnızca bir “görevlendirme tercihi” değil; Trump’ın devlet diplomasisini aile bağları ve kişisel sadakat ilişkileri üzerinden yürütme kararlılığının son örneği. Trump–Witkoff dostluğu, Washington’daki tüm protokollerin ve diplomatik teamüllerin üzerine çıkmış durumda. 

Witkoff “Rusya yanlısı” eleştirilerinin tam kalbinde 

Steve Witkoff’un Rusya’yla yürüttüğü sıra dışı diplomasi pek çok açıdan eleştirilerin odağı haline geldi. Öncelikle Witkoff’un Putin’i “harika bir adam”, “süper akıllı”, “dürüst” gibi ifadelerle övmesi ve Trump için “dua ettiğini” söylemesi tepki çekti. Witkoff’un Moskova ziyaretlerinde Kremlin’in kendi tercümanlarına güvenmesi ve Putin’in sözlerini yanlış aktarması diplomatik tecrübesizliğine bağlandı. 

Ukrayna’nın işgal altındaki bölgelerden çekilmesine ilişkin Putin’in vermediği bir sinyali “barışçıl geri çekilme teklifi” olarak yorumlaması, Trump’ın yaptırımları durdurmasına ve Putin’i Alaska’ya davet etmesine kadar uzanan bir süreci tetikledi. Alaska Zirvesi’nin savaşın durmasını sağlamaktan çok diplomatik bir şova dönüşmesinin ardından Witkoff’un 28 maddelik “barış planı” da Ukrayna ve Batı cephesinde hayal kırıklığı doğurdu.  

Ukrayna’dan geniş toprak tavizleri öngören, askeri gücü sınırlayan, NATO’dan vazgeçmeyi içeren ve dondurulmuş Rus varlıklarının ABD lehine kullanılmasını öneren bu planın Rusya tarafından hazırlandığı iddiaları tartışmaları alevlendirdi. Bu gelişmeler üzerine Cenevre ve Florida’da ABD–Ukrayna görüşmeleri yapılarak planda bazı değişikliklere gidildi. Witkoff’un Rusya tarafıyla yaptığı bir telefon görüşmesinin sızması da gerilimi artırdı. Kayda göre Witkoff, Putin’in Zelenskiy’nin ABD ziyaretinden önce Trump’ı araması gerektiğini söylüyor; konuşmaya Trump’ı Gazze’deki ateşkes için tebrik ederek başlamasını, onu “barış adamı” olarak övmesini öneriyordu. 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff

Witkoff’un altıncı Rusya ziyaretini yaparken Kiev’e uğramaması da onu “Rusya yanlısı” eleştirilerinin merkezine yerleştirdi. Ayrıca 2010’da “kara para aklama, kumar, gasp ve tehdit” suçlarından hüküm giyen Rus–Amerikan mafya mensubu Anatoly Golubchik için yazdığı referans mektubu da yeniden gündeme taşındı. Witkoff mektubu inkar etmedi ancak “hata” olduğunu söyleyerek pişmanlığını dile getirdi. Buna rağmen kamuoyunda, Witkoff’un Rusya bağlantılı finans ve yatırım çevreleriyle yakın ilişkileri olduğu yönündeki eleştiriler devam ediyor. Tüm bu unsurlar, Witkoff’un Rusya’ya karşı ılımlı, Putin’e karşı tavizkar bir arabulucu olarak görülmesine zemin hazırlıyor. 

Amerikan diplomasisinin değişen dengesinin röntgeni 

Trump’ın gölgesi haline gelen Witkoff’un yükselişi; diplomatik geleneklere, devlet güvenliğine ve etik sorumluluğa önem verenler için endişe verici görülüyor. Witkoff’un özel yatırımları, ailesinin kripto ve finans girişimleri ile önceki gayrimenkul bağlantıları, diplomatlık rolüyle çıkar çatışması riskini artırıyor. Artık Amerikan diplomasisinde şeffaflık, hesap verebilirlik ve demokratik denetim gibi normların yerine “kapalı kapılar ardında anlaşma” modeli hakim oluyor. Amerika’nın en kritik dış politika dosyalarından biri olan Rusya–Ukrayna Savaşı’nın, devlet mekanizmasının dışında hareket eden, yetkisi belirsiz, deneyimi sınırlı fakat etkisi büyük bir figüre bırakılması stratejik bir zaaf olarak değerlendiriliyor. 

ABD dış politikasının kurumsal dengesi ve etik sınırları silikleşirken kişisel ilişkilere dayalı diplomasi güç kazanıyor. Moskova’da Putin’in karşısına ABD Dışişleri Bakanı değil de Trump’ın damadı ile emlak milyarderi bir özel temsilcisinin oturması, Trump’ın dış politikayı aile bağları ve kişisel güven ilişkileri üzerinden yürütme iradesini gösteriyor. Dışişleri Bakanı Rubio, kendi sorumluluk alanındaki bu çarpık durumu şimdilik açıkça sorgulayamasa da yönetimdeki kurumsal ayrışmanın ileride daha büyük bir çatlağa dönüşme potansiyeli bulunuyor. Ukrayna dosyasının çözülememesi halinde Rubio ile Witkoff–Kushner ekseni arasında yeni bir güç mücadelesi ve daha sert bir hesaplaşma ihtimali doğuyor. 

Steve Witkoff’un hikayesi yalnızca bir emlakçı milyarderin yükselişi değil; Amerikan diplomasisinin değişen dengelerinin röntgenidir. Trump’ın dokunulmazlık zırhı altında Witkoff’un diplomasi dışı yöntemlerle sınırsız güç kullanımı, yeni düzenin uygulamalarından biri haline geliyor. Bugün Orta Doğu’da, İsrail’in yönetim katında ve Moskova’nın dış politika koridorlarında devletlerin değil; Trump’ın kişisel ilişkiler ağının şekillendirdiği bir diplomasi dolaşıyor. ABD, kurumsal dış politika hafızasını ve diplomatik geleneğini kişisel sadakat ağlarına ve iş dünyası reflekslerine teslim etmenin eşiğine gelmiş durumda. 

Diplomasinin değil kişisel dostlukların; kurumların değil bağlantıların, devlet aklının değil iş insanı reflekslerinin yol gösterdiği bir dönem yaşanıyor. Ve bu model sürdükçe müttefikler ABD’nin ne söylediğine değil, kimin söylediğine bakacak; Putin gibi rakipler ise kurumsal boşlukları kendi lehlerine kullanmaya çalışacaktır. Trump’ın yeni diplomasisi, artık Amerika’nın müttefiklerinden rakiplerine kadar herkesin yeniden okumak zorunda kaldığı yeni bir jeopolitik gerçeklik haline gelmiş durumda. 

Bir ülkenin gücü ordusundan, ekonomisinden ya da teknolojisinden önce kendisine duyulan güven ve öngörülebilirliğinden gelir. Bugün ABD, bu öngörülebilirliği ve güveni hızla kaybediyor. Şimdi yanıtı aranan soru açıktır: Amerika, dış politikasını yeniden kurumlara mı devredecek, yoksa gölgelerde şekillenen bu yeni düzen kalıcı mı olacak? 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.