Trump’ın “Derin Devletle” Gölge Savaşı Sertleşiyor

Gazeteci Ertuğrul Cingil, Donald Trump’ın istihbarat kurumlarıyla hesaplaşmasını ve 37 istihbaratçının ifşa edilerek başlatılan tarihi kırılmayı Fokus+ için kaleme aldı.
Ertugrul-cingil
Trump%E2%80%99%C4%B1n-%E2%80%9CDerin-Devletle%E2%80%9D-G%C3%B6lge-Sava%C5%9F%C4%B1-Sertle%C5%9Fiyor (1).jpg

01.09.2025 - 13:17  |  Son Güncellenme:  04.09.2025 - 10:42

Ukrayna’da savaşın sona erdirilmesi diplomasi fırtınası estirirken, Gazze’de İsrail’in soykırımına desteğini kesintisiz sürdüren ABD Başkanı Donald Trump, Amerika içinde “derin devlet” olarak tanımladığı istihbarat kurumlarıyla hesaplaşmasını sürdürüyor.

Geçmişi 2016 yılına dayanan bu savaşta son gelişme, Trump’ın en üst istihbarat çatı örgütünün başına getirdiği Tulsi Gabbard’ın 19 Ağustos’taki sosyal medya paylaşımıyla yaşandı.

Gabbard, ABD Başkanı Trump’ın talimatıyla güvenlik erişimi iptal edilen 37 kişinin listesini paylaştı. İşin en dikkat çekici yanı ise bu listede, 29 yıllık kıdemli Rusya ve Avrasya uzmanı, gizli görevde bulunduğu öne sürülen bir CIA ajanının adının yer almasıydı.

Amerikan tarihinde belki de bir ilk olan bu gelişmeyle, CIA ajanının görevdeyken istihbaratın en tepesindeki isim tarafından, üstelik sosyal medya üzerinden ifşa edilmesi, şok edici bir gelişme olarak Amerika gündemini sarstı.

Ayrıca CIA’nin listenin içeriği konusunda önceden bilgilendirilmediği; kurumsal prosedürlere uygunluk bakımından ciddi sıkıntılar bulunduğu belirtiliyor. Hatta Gabbard’ın listede ismine yer verdiği söz konusu CIA ajanının örtülü statüsünden habersiz olduğu da iddialar arasında.

Gabbard’ın “ihanet listesi” olarak açıkladığı 37 istihbaratçı için kullandığı ifadeler ise son derece ağırdı.

Güvenlik iznine sahip olmanın bir hak değil, ayrıcalık olduğunu belirten Gabbard, iptal gerekçesini şu sözlerle duyurdu:

“Anayasa’ya olan yeminlerine ihanet edip kendi çıkarlarını Amerikan halkının çıkarlarının önüne koyan İstihbarat Teşkilatı mensupları, korumayı taahhüt ettikleri kutsal emaneti çiğnemişlerdir.”

Listesini paylaştığı 37 istihbaratçının kamuoyunun güvenini kötüye kullanarak istihbaratı siyasallaştırdıklarını ve yetkisizce sızdırdıklarını ifade eden Gabbard, meslek standartlarını kasıtlı olarak büyük ölçüde ihlal ettiklerini savundu.

Bir istihbarat görevlisinin güvenlik erişiminin iptal edilmesi “itibarsızlaştırma” ve “sistem dışına atma” anlamına gelen çok ağır bir durum olarak değerlendiriliyor. Genellikle böyle bir duruma düşen istihbaratçılar için kısa sürede görevden alınma ya da istifa en güçlü seçenek olarak öne çıkıyor.

Rusya soruşturması ve kırılma noktası

Gabbard’ın attığı bu adım, Trump’la istihbarat kurumları arasındaki hesaplaşma fırtınasını sertleştirse de hikaye yeni başlamış değil.

ABD Başkanı Donald Trump ve ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard

Trump, ilk başkanlık seçimlerinden beri “Rusya’ya yakınlık” ve “Putin’in adamı olmak” gibi suçlamalara maruz kaldı. Bu suçlamaların temelini ise emekli bir İngiliz dış istihbarat (MI6) ajanı olan Christopher Steele tarafından Demokratlar için hazırlanan ve Rusya’nın elinde Trump’ın bazı uygunsuz davranışlarını gösteren belgelerin bulunduğu iddialarını içeren 35 sayfalık rapor oluşturdu.

Bu raporun iddialarına, ekibinden bazı isimlerin Rusya’yla ilişkileri de eklenince Trump’ın etrafında soruşturma çemberi iyice daraldı. Özellikle FBI soruşturmasını yürüten özel savcı Robert Mueller’in raporu bu gerginliğin doruk noktası oldu.

Trump, “cadı avı” olarak tanımladığı bu soruşturmalar nedeniyle yakın çevresindeki Michael Flynn, Paul Manafort, Roger Stone, George Papadopoulos, Rick Gates gibi güçlü adamlarını kaybetti.

Trump’ın en yakın halkasını sarsan ve kendi yönetiminin kalbine yapılmış bir darbe olarak gördüğü bu soruşturmalara ilk cevabı; 2017’de FBI Direktörü James Comey’nin ani görevden alınışı oldu. Comey, iç istihbaratın en tepesindeki isim olarak kovulma haberini, FBI ajanlarına yaptığı konuşma sırasında önüne uzatılan bir nottan öğrendi.

Trump, Beyaz Saray’daki dört yılı boyunca onlarca üst düzey istihbarat yetkilisini görevden aldı veya etkisizleştirdi. Döneminin sonunda, baskıyla ayrılanlar arasında en az yedi FBI, beş CIA yetkilisi vardı.

FBI’ı “çürümüş yapı”, istihbarat kurumlarını “yalan makinesi” ilan eden Trump, ilk başkanlığının son yılında sıra dışı bir adım atarak kendisine sadık isimlerin hepsini affederek kurtardı.

Trump, “bürokratik sabotaj” olarak gördüğü bu süreci seçim meydanlarında çok etkili bir şekilde kullanarak “derin devletle” hesaplaşma vaatlerinde bulundu.

Trump “derin darbecileri” yargıya taşımaya hazırlanıyor

Seçim galibiyetiyle gücünü pekiştirerek yeniden Beyaz Saray’a dönen Trump, derin yapılarla yarım kalmış hesabını kapatmak ve kendisine yapılanların rövanşını almak için hamlelerini sertleştiriyor.

İstihbarat yapılarının başına en sadık isimleri hızlıca atayan Trump, bir yandan kurumlarda tasfiye rüzgarı estiriyor, diğer yandan kendisine yönelik “darbeye” liderlik ettiğini düşündüğü ABD’nin eski Başkanı Barack Obama olmak üzere birçok önemli istihbarat yöneticisini yargıya taşımaya hazırlanıyor.

Derin devleti yargılamak için arşivleri açan Trump, son açıklamasında FBI eski Başkanı Comey ile eski CIA Direktörü John Brennan’ın gözaltına alınmalarından rahatsız olmayacağını belirtti.

Zaten Trump, göreve başlamasının hemen ardından Ulusal İstihbarat Konseyi (NIC) geçici başkanı Michael Collins ile yardımcısı Maria Langan-Riekhof’tan, Teftiş Görevlisi Michael Atkinson’a ve FBI ile CIA yöneticilerine kadar çeşitli istihbarat kurumlarından otuza yakın üst düzey ismi görevden almıştı.

İstihbaratçıların bir kısmı erken emekliliğe zorlanırken ya da farklı birimlere kaydırılırken, FBI’dan birçok saha ofisi şefinin de görevine son verildi. Böylece uzun yıllar iktidar değişimlerinden etkilenmeden kurumsal süreklilikle övünen yapılar köklü bir şekilde sarsılmaya başladı.

Daha etkili bir adım atan Trump yönetimi, CIA’de yaklaşık 1.200 pozisyonun kaldırılmasını planlıyor. 500 kadarının emeklilik yoluyla, geri kalanının ise işe alım durdurularak gerçekleştirileceği belirtilen bu kesintilerin diğer istihbarat kurumlarını da kapsaması bekleniyor.

Ayrıca özellikle 6 Ocak Kongre baskını soruşturmalarıyla ilişkilendirilen 24 savcı ya istifa etti ya da görevden alındı. Tasfiyelerin yanı sıra Trump’ın kullandığı bir başka etkili silah ise istihbaratçıların güvenlik izinlerinin kaldırılması oldu. Öncelikle John Brennan, James Clapper, James Comey gibi çok sayıda eski istihbarat yetkilisinin güvenlik izinleri iptal edildi.

Trump’ın ilk dönemindeki ulusal güvenlik danışmanı John Bolton’ın güvenlik izinlerinin kaldırılmasının yanı sıra evine ve ofisine mahkeme kararıyla FBI baskını düzenlendi.

Trump ise kendisi aleyhinde kitap yazdığı için kızgın olduğu, bir dönemki gözde danışmanı hakkında “düşmanlarımız için çalışıyor”, “dünyanın en aptal insanı” ve “savaş manyağı” gibi ağır ifadeler kullanmaktan geri durmadı.

Trump, eski ABD Başkanı Joe Biden ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris’e sağlanan gizli servis korumalarını da kaldırdı.

“Verimlilik” maskesi altında keskin hesaplaşma

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard

Hesaplaşmadan “tasfiye” ve yeniden düzenlemeye dönüşen istihbarat savaşının, ABD istihbarat topluluğunun yapısını kökten değiştirme potansiyeli çok yüksek görülüyor.

Nitekim ABD istihbaratındaki radikal dönüşüm, Gabbard’ın önderliğinde tek tek hayata geçiriliyor.

Tulsi Gabbard, başında olduğu Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Ofisi’nin (Office of the Director of National Intelligence) ODNI 2.0 hamlesiyle çalışanlarının yaklaşık yüzde 40’ını işten çıkararak kurumun maliyetlerini yeniden yapılandırmaya hazırlanıyor.

ODNI’nin çalışan sayısındaki bu dramatik düşüşün, vergi mükelleflerine yılda 700 milyon dolardan fazla tasarruf sağlayacağı savunuluyor.

11 Eylül saldırılarının ardından kurulan ODNI, 200 bini aşan çalışanın bağlı olduğu 18 ayrı istihbarat yapısını denetleyen merkezi bir koordinasyon yapısı olarak tasarlandı. Böylesine güçlü bir çatı örgütünde bu derece kapsamlı tasfiyeler, istihbarat dünyasında nadir görülebilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.

ODNI’de “değişim ve verimlilik” olarak sunulmaya çalışılan bu kapsamlı tasfiyelerin, CIA, FBI, Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA), Savunma İstihbarat Ajansı (DIA) ile diğer kurumlarda da devam edebileceği öngörülüyor.

Böylece Trump, derin devletle hesaplaşmasını “dönüşüm” maskesi altında yürütürken kendine sadık bir istihbarat sisteminin dizaynını da devreye sokmuş görünüyor. Bu bağlamda Gabbard’ın 37 kişilik listeyi ifşası da yalnızca bir idari işlem değil, Trump’ın zihnindeki “darbe” suçlamasına karşılık bir tür intikam manifestosu oldu.

Trump’ın yakın çevresinden bazı isimler, yeni dönemde istihbaratın bütçesinin doğrudan Beyaz Saray’a bağlanabileceğini, atamaların sadakat temelinde yapılacağını dile getiriyor.

“Derin darbe” gölgesinde “temizlik” operasyonu

Genellikle istihbarat kurumlarında “temizlikler” sessiz ve titiz bir süreçle yürütülür: Görevden almalar ya emeklilik, ya farklı birimlere aktarım ya da disiplin soruşturmalarıyla gerçekleşirdi.

Truman dönemi FBI reformları, Soğuk Savaş dönemi CIA’nın yeniden yapılanmaları veya Bush sonrası güvenlik bürokrasisindeki değişimler tarihsel olarak sessiz yöntemlerle yürütülmüştü.

ABD’de benzer bir “temizlik” modeli ilk olarak Başkan Nixon dönemi Watergate skandalı sonrası CIA ve FBI’da bazı “güvenilmez” olarak işaretlenen istihbaratçıların görevden alınmasında görülmüştü; ancak isimleri kamuoyuna açıklanmadı.

Soğuk Savaş’ta da özellikle Stratejik Silahların Sınırlandırılması Görüşmeleri (SALT) ve Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması (INF) müzakereleri sırasında CIA analistleri, Kremlin ve Doğu Bloku ile ilgili kritik raporları hazırlayan uzmanlar sessizce başka birimlere kaydırıldı; amaç, operasyonel güvenliği korumaktı. Ancak Gabbard’ın hem yöntem hem de uygulama açısından istihbarat tarihinde eşi benzeri görülmemiş bu rövanşist adımı, Trump yönetiminin “derin devletle” savaşında ne kadar kararlı ve radikal olabileceğinin en çarpıcı işareti oldu.

Tulsi Gabbard’ın “ihanetle suçlayıp sosyal medyadan ifşa etme yöntemi”, ABD istihbarat teamüllerini sarsmasıyla da tarihsel bir kırılma anlamına geliyor.

Tasfiye süreci işliyor, kaygılar büyüyor

Amerikan müesses nizamını sarsan Gabbard’ın dönüm noktası niteliğindeki hamlesiyle ilgili şu çekinceler ve eleştiriler sıralanıyor:

• Bu adımlarla istihbaratın siyasallaşması derinleşirken Trump’ın istihbaratı “tarafsız profesyonel bilgi kaynağı” değil, siyasi kontrol aracı olarak gördüğü pekişebilir.

• Yalnızca bireysel pozisyonları etkilemekle kalmayacak bu uygulamalar, aynı zamanda kurumların operasyonel kapasitesini ve risk değerlendirme süreçlerini zayıflatabilir, profesyonel hafıza üzerinde kalıcı etkiler bırakabilir.

• Bundan sonra ABD başkanına giden raporlar, daha az eleştirel, daha fazla Trump’ın politik tercihleriyle uyumlu hale gelebilir.

• Kurumsal çatlaklar büyürken CIA ve FBI içinde kariyerlerini bu köklü kurumlarda sürdüremeyeceğini düşünen yüzlerce kişi erken emeklilik yoluna gidebilir.

• “Deneyim boşluğu” oluşturabilecek bu durum nedeniyle özellikle Rusya, Çin, Orta Doğu ve Pasifik’te alınacak kararlarda yanlış istihbarat veya eksik analiz riski ile bilgi kaybı kaçınılmaz olabilir.

• ABD’nin dış politika körlüğü artabilir; bu durum diplomatik öngörüyü ve askerî stratejiyi zayıflatabilir.

Tabii bu kaygıların ne kadarı gerçekleşecek, ABD başkanının kendi istihbarat yapılarıyla savaşı nereye varacak ve ne tür sonuçlar doğuracak, bunu zaman gösterecek. Ancak Tulsi Gabbard’ın kolay kolay unutulmayacak ifşa paylaşımı, bu mücadelenin henüz kapanmadığını, aksine yeni bir dönemece girdiğini gösteriyor.

Trump istihbarat yapılarını yeniden dizayn edecek

Özgürlükler maskesi altında iyi makyajlanmış bir güvenlik ve istihbarat devleti olan ABD’de bundan sonra en kritik sınavlardan biri, “istihbaratın kime hizmet ettiği” sorusu etrafında şekillenecek.

Belki de ABD tarihinde ilk kez bir başkan, kendi siyasal mücadelesi üzerinden istihbaratı bu kadar doğrudan yeniden şekillendiriyor.

“İstihbaratı kendine göre yeniden dizayn etme hakkı” olarak özetlenebilecek bu model, sonraki başkanlar için de emsal teşkil ederek kalıcı hale gelebilir.

Trump’ın ilk döneminden Gabbard’ın son hamlesine uzanan bu çalkantılı süreç, ABD istihbaratında bir dönemin kapanışını ve yeni bir dönemin başlangıcını simgeliyor.

Kurumlar üzerindeki baskının ve radikal dönüşümlerin devam etme olasılığı, Amerikan istihbaratının geleneksel işleyişine dair derin soru işaretleri oluşturuyor.

İstihbarat, öncelikle devlete mi hizmet edecek, yoksa başkanın politik hedeflerine göre mi şekillenecek? Bunu, Trump’ın istihbarat yapıları arasındaki keskinleşen savaşının sonucu belirleyecek.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.