Trump-Netanyahu Görüşmesi: Tehcir Konusu Yeniden Gündemde

Araştırmacı Mahmut Alrantisi, Netanyahu’nun Trump ile yaptığı görüşmede Gazze halkının tehciri planını yeniden gündeme getirmesini Fokus+ için kaleme aldı.
16MANS_WEB_-_Trump-Netanyahu_G%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmesi_Tehcir_Konusu_Yeniden_G%C3%BCndemde-Mahmut_Alrantisi.jpg

16.07.2025 - 14:58  |  Son Güncellenme:  18.07.2025 - 15:21

Donald Trump'ın, Gazze'deki nüfusu boşaltıp, sakinlerini komşu Arap ülkelerine gönderme ve bu topraklar üzerinde tatil köyleri kurma fikri, birkaç ay önce başarısız oldu. Bu fikir, modern tarihin gördüğü en korkunç soykırımda kadınların ve çocukların kanıyla sulanan bu topraklar üzerinde hayata geçirilmek istenmişti.  

Bu başarısızlığın başlıca nedenlerinden biri, Gazze’deki Filistin halkının, soykırım savaşına rağmen topraklarında gösterdikleri direnişten dolayı İsrail işgalinin halkı boşaltmaya yetecek güce sahip olmamış olmasıydı. Diğer bir neden ise Arap ülkelerinin, bu çılgınca fikirden dolayı ulusal güvenliklerinin tehlikeye girmesinden endişe ederek bu öneriye karşı çıkmalarıydı.

Öte yandan, bu fikri Trump’ın yakın çevresine kabul ettirmeye çalışan İsrail işgalinin liderleri, bu fikirden vazgeçmiş değiller. Hala çeşitli yollarla bu fikri hayata geçirmeyi hedefliyorlar.

Baştan şunu kabul edelim ki Trump, sıra dışı fikirleri kamuoyuna duyurmayı seven, bu fikirlerin gerçekleşmesini isteyen bir liderdir. Bunun yanında, siyasette deneyimli ve fırsatçı bir karaktere sahip olan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, bu tür fırsatları değerlendirmekten geri durmaz. Bu nedenle, İsrail devleti, Netanyahu’nun önderliğinde, Filistinlilerin Gazze’den sürülmesi fikrini Trump’ın siyasi gündemine taşımak için çeşitli stratejiler geliştirdi.

Son Trump-Netanyahu görüşmesindeki gelişmelere baktığımızda, Netanyahu'nun Trump'ın egosunu okşamaya ve ona psikolojik olarak etki etmeye çalıştığını görüyoruz. Trump'ı Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermesi -ki Trump bu ödülü kazanmayı arzuluyor- Netanyahu'nun Trump'a etki etmek için kullandığı açık bir araçtı. Burada dikkat çekici olan nokta şu: Trump'ı Nobel Barış Ödülü'ne aday gösteren kişi, Gazze'deki soykırım savaş suçları nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından aranan Netanyahu'dur.

Netanyahu, Trump’ı etkilemek için bu övgüyü sunarken onunla Gazze sakinlerinin tehcir planını açıkça ele aldı. Bu kez, göçün gönüllü olduğunu savunarak "Gitmek isteyen gitsin, kalmak isteyen kalsın" diyerek, bunun hapishane olmadığını ve kişisel bir tercih olduğunu vurguladı. Ayrıca, İsrail devletinin ABD ile koordineli olarak Gazze sakinlerini kabul edecek ülkeler aradığını belirtti.

Gazze planlarının perde arkası

Gazze

Netanyahu’nun Gazze'deki göç meselesini yeniden gündeme getirmesi, Gazze’de ateşkese yönelik çabaların konuşulduğu bir dönemde, İsrail işgalinin ve özellikle sağcı siyonist Netanyahu'nun gerçek niyetlerini açıkça gösteriyor. Bu bağlamda, İsrail işgal hükümeti, Gazze'deki Filistin direnişinin elindeki İsrailli esirleri kurtarmak için geçici bir anlaşma sunuyor. Bu anlaşmada Gazze sakinlerine insani yardımlardan bazı kırıntılar verilecek. Ancak esirler kurtarıldıktan sonra da tehcir operasyonuna zemin hazırlayan katliamları yeniden başlatacak.

Diğer taraftan Netanyahu, Trump'a tehcir fikrini yeniden önerebilmesini sağlayacak yeni değişkenler olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bu değişkenlerden biri, İran ile Siyonist rejim arasındaki son çatışma turuydu. Netanyahu stratejik başarılar kazandığını ve bu sayede bölgedeki tüm ülkelere kendi vizyonunu dayatabileceğini düşünüyor.

Aynı bağlamda İsrail işgal devleti, fikri aşamalı olarak uygulama stratejisini kullanıyor. Önce sınırlı fikirler sunuyor, sonra bunları yavaş yavaş genişletiyor. Burada İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın salı günü açıkladığı planı örnek verebiliriz: Gazze'nin güneyindeki Refah şehrinin enkazı üzerinde kapalı bir "insani şehir" kurmak.  

Bu planın amacı sözde sivil halkı Hamas unsurlarından ayırmak. Planın ilk aşamasında Muvassi'deki insani koridorunu boşaltmak ve 600.000 Filistinliyi bu yeni şehre nakletmek öngörülüyor. Sonraki aşamalarda ise İsrail, planda belirtildiği üzere, Gazze'nin geri kalan 2 milyon 300 bin sakininin de bu yeni şehre yerleştirilmesi amaçlanıyor. Ancak bunun için net bir zaman çizelgesi verilmedi.

Önerilen modele göre İsrail ordusu yiyecek ve yardımları doğrudan dağıtmayacak, sadece şehrin çevresini uzaktan koruyacak. Tabii ki bu bölgeye sıkı tedbirler uygulanması ve korkutma-kandırma yöntemlerinin kullanılmasının daha geniş plana -yani Gazze sakinlerinin tamamen tehcir edilmesine- kapı açacağını tahmin etmek zor değil.  

Elbette bu tür planlar Netanyahu'nun Ben Gvir ve Smotrich gibi müttefiklerini de memnun ediyor ve Netanyahu'nun daha uzun süre iktidarda kalma planlarını koruyor.

Bu tür senaryolardan duyulan endişe ile bunları bir tehdit olarak görmek ya da müzakere masasında başka tavizler karşılığında vazgeçilebilecek bir koz olarak kullanmak arasında gidip gelirken, tehcir dosyasının pratik bir tehdit olarak ele alınmasının önemli olduğu gerçeği değiştirmiyor. Özellikle Siyonist sağın bu fikri fiilen benimsediği bir ortamda bu tehdidi boşa çıkarmak gerekiyor.

Sonuç olarak görüyoruz ki Gazze sakinlerinin tehcir edilmesi konusu, Netanyahu'nun Washington ziyareti öncesi ve sonrası yaklaşık iki ayda bir gündeme geliyor. Ayrıca 6 ay önce tehcir fikrine ilgisini kaybetmiş olan Trump'a bugün kişiliğini tanımaktan kaynaklanan yeni yöntemler kullanılarak bu fikri yeniden aklına sokmaya çalışılıyor. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.