Tenten Kongo’da yerine Etienne Kongo’da: Bir Lumumba Davası

Doç. Dr. Volkan İpek, Patrice Lumumba suikastına ilişkin Belçika’da açılan davanın sömürge geçmişiyle yüzleşme boyutunu Fokus+ için kaleme aldı.
tenten-kongo-da-yerine-etienne-kongo-da-bir-lumumba-davasi.jpg

26.03.2026 - 17:14  |  Son Güncellenme:  09.04.2026 - 16:26

Kolonyalizme karşı gelmek son zamanlarda oldukça moda bir dış politika aracı ancak kolonyalizm karşıtlığı literatürüne bakıldığında bunun salt yalnızca kolonyal düzene tepki göstermek olmadığı görülüyor. Özellikle postkolonyal tarih bize kolonyalizm karşıtlığının dekolonizasyon süreçleri öncesinde ya da hemen sonrasında keskin ve radikal bir tavır sergilerken 1990’lardan itibaren küreselleşmenin ideolojileri çözmeye başlamasıyla birlikte başlangıçtaki çizgisinden uzaklaşarak kolonyal güçler ile kolonileştirilen toplumlar arasındaki kültürel etkileşimi vurgulayan bir yoruma evrildiğini gösteriyor. Siyaseti yapan liderlerin ve siyaseti yapan liderleri yorumlayan akademisyenlerin veya gazetecilerin bu evrimi tam olarak geçirdiklerini görmek de oldukça olanaklı.

Patrice Emery Lumumba

Kolonyalizm karşıtlığı bu yumuşamaya girmeden önce, yani, kolonyal olanı sert bir şekilde eleştirdiği dönemlerde Afrika kıtasında çok fazla lider de kendini net bir şekilde antikolonyalist olarak gösterebiliyordu ve bunu yaparken de herhangi bir korkuları yoktu. Kwame Nkrumah, Julius Nyerere, Augustinho Neto, Amilcar Cabral ve tabii ki Thomas Sankara gibi fikir liderleri ülkelerini her türden yeni bir kolonyalizme karşı korumak için çalışan önemli insanlardan bazılarıydı. Bunlardan biri de hiç kuşku yok ki, Patrice Emery Lumumba’ydı. 1961 yılında öldürülen Lumumba’nın cinayetiyle ilgili önemli bir adım nihayet 19 Mart 2026 tarihinde atıldı. Belçika mahkemesi Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin ilk başbakanı Patrice Emery Lumumba'nın suikast davasında eski bir Belçikalı diplomatın yargılanmaya uygun olduğuna karar verdi. Şu anda Belçikalı eski diplomat Etienne Davignon, Lumumba'nın gözaltına alınması ve 1961'de öldürüldüğü Katanga bölgesine transfer edilmesinde rolü olmakla suçlanıyor. Kendisi aynı zamanda 2011'deki bir ceza davasında Lumumba'nın ailesinin cinayete karışmakla suçladığı toplam 10 Belçikalıdan sonuncusu olarak da göze çarpıyor. Kinşasa sokaklarındaki bazı Kongolu vatandaşlar onlarca yıl öncesine dayanan suikast davasının açılması kararını memnuniyetle karşılarken, diğerleri davanın çok geç açıldığını düşünüyorlar. "Lumumba'nın ailesinin adalet talebinden 50 yıldan fazla bir süre sonra bu davanın şimdi gündeme getirilmesi alışılmadık bir durum. Gerçek suçluları örtbas etmek için son günlerini yaşayan yaşlı ve zavallı bir adamı mahkum etmek istiyorlar" diyor Kongolu iş insanı Richard Makoffo.

Makoffo’nun dediği gibi gerçek suçlu olsun ya da olmasın, Davignon’un yargılanmasına karar verilmesi Belçika ve eski sömürgesi Kongo Demokratik arasındaki ilişkiler için değerli bir adım olarak görünüyor. Kongo Demokratik’in Belçika kolonyal yönetiminden önce Belçika Kralı II. Leopold’un kişisel mülkü sayıldığı günlerde Kongolulara yapılanlar belki de günümüzdeki Kongoluların kolonyalizm konusunda en hassas Afrikalılar olmalarına neden olmuş durumda. Öyle ki, Belçikalı çizgi roman ustası Hergé, 1931 yılında Tenten Kongo’da adlı çizgi romanı piyasaya sürdükten 79 yıl sonra Kongolu Bienvenu Mobutu romanın ırkçı olduğu iddiasıyla Belçika mahkemesine Hergé ailesi aleyhine dava açmış, ancak bu dava mahkemenin iddiaları reddetmesiyle düşmüştü.  

Kongo Demokratik 1865 ile 1909 yılları arasında “Afrika pastasından bir pay” olarak nitelendiren dönemin Belçika Kralı II. Léopold’ün kişisel mülklerinden biri haline gelmişti. Kuzeni olan İngiltere Kraliçesi Victoria’ya mektup göndererek Britanya’nın Afrika’daki topraklarından küçük bir bölüm talep eden II. Léopold bu isteği geri çevrilince Uluslararası Afrika Derneği’ni kurdu. Ardından Amerikalı gazeteci Henry Stanley’i kaybolan misyoner ve kâşif David Livingstone’u bulma bahanesiyle Afrika’ya yolladı ve aslında ondan kendisine yönetebileceği bir bölge bulmasını istedi. II. Léopold’ün sömürgecilik hevesi İngiltere’yi ve Fransa’yı birlikte Kongo Nehri üzerinde ortak faaliyet yürütme fikrine de yöneltti. Bu durum dönemin Prusya Şansölyesi Otto von Bismarck’ın 1884 yılında Berlin Konferansı’nı düzenlemesine zemin hazırladı. On üç ülkenin temsilcilerinin katıldığı ve Kongo Konferansı olarak da bilinen bu toplantı sonucunda “Afrika’nın paylaşılması” planı kabul edildi ve katılımcı ülkelerden altısı Afrika’da resmen sömürge yönetimleri kurmaya başladı. Bu nedenle söz konusu konferans Avrupa’nın Afrika’daki sömürge döneminin resmi başlangıcı olarak kabul edilebilir. Konferanstan sonraki dönemde ise Leopold vahşi uygulamalarına devam etti. Belçika Parlamentosu’nun sağladığı finansmanla Kongo’daki yerel liderlerden toprak satın alan II. Léopold fildişine olan düşkünlüğü nedeniyle ülkedeki fillerin yaklaşık %70’ini öldürttü. Daha sonra elmas ve bakır kaynaklarına da yönelen kral bu madenlerin çıkarılması için zorla çalıştırma yöntemine başvurdu. Belirlenen üretim hedeflerini tutturamayan Kongolulara karşı ise Force Publique adında yaklaşık 19 bin askerden oluşan birliği göndererek ağır cezalar uygulattı. Bunlar arasında insanların ellerinin kesilmesi de bulunuyordu. Brüksel’de kurduğu hayvanat bahçesinde Kongo’dan getirilen küçük kız çocuklarını da sergileyen II. Léopold Belçika’dan 76 kat daha geniş bir coğrafyayı kontrolü altına aldı ve yaklaşık on milyon Kongolunun ölümüne yol açtı. 

Bu karanlık dönem edebiyata da yansıdı; Joseph Conrad 1899’da yayımlanan “Karanlığın Yüreği” adlı eserinde Charles Marlow adlı bir denizcinin Kongo Nehri’ne yaptığı yolculuğu anlattı. Romanda çocukluğundan beri haritalara bakarak keşif hayalleri kuran Marlow’un kendisini Kongo’nun acımasız gerçekliği içinde bulması anlatılır. Konrad Marlow’a “Çocukluğumdan beri boş görünen yerleri işgal etmek isterdim” dedirtmiştir. Bu boş görünen yer romanda Kongo’dan başka bir yer değildir. Bölgede işlenen insanlık suçlarının ortaya çıkması üzerine Belçika Parlamentosu müdahale ederek 1909 yılında Kongo’yu II. Léopold’ün yönetiminden aldı. Belçika’nın Kongo üzerindeki sömürge düzeni Hergé takma adıyla bilinen Georges Prosper Remi’nin 1931 tarihli “Tenten Kongo’da” adlı çizgi romanına da konu oldu. Tenten’in bu anlamda gazetecilik amacıyla Sahra Altı Afrika’da ziyaret ettiği tek ülke Demokratik Kongo’dur. 

Davignon’un cinayetine karıştığı iddiasıyla yargılanmaya başlanacağı lider Patrice Lumumba’nın ise ülke için özel bir anlamı var. 30 Haziran 1960’ta Belçika’dan bağımsızlığını elde eden Demokratik Kongo’nun ilk cumhurbaşkanı 1950’de kurulan ve Belçika sömürgeciliğine karşı mücadelenin öncüsü olan Bakongo Birliği’nin (ABAKO) liderlerinden Joseph Kasavubu oldu. Sahra Altı Afrika’daki birçok ülkenin aksine Kasavubu, cumhurbaşkanlığını daha çok sembolik düzeyde sürdürerek yönetim yetkisini ilk parlamento seçimlerinde Kongo Ulusal Hareketi’ni (MNC) öne çıkaran Patrice Lumumba’ya bıraktı. Öte yandan Kasavubu 1906’dan beri özerklik arayışında olan güneydoğudaki Katanga bölgesini ülke sınırları içinde tutabilmek amacıyla 1958’de kurulan Katanga Konfederasyonu (CONAKAT)’ın lideri Moise Tshombe’yi Katanga’nın başına getirdi. Böylece Demokratik Kongo, cumhurbaşkanı ve başbakanın yanında üçüncü bir güçlü siyasi figürün de etkili olduğu nadir ülkelerden biri haline geldi. Başbakan olmadan önce Frantz Fanon, Aimé Cesaire, Malcolm X, Tom Mboya, Che Guevara ve Carlos Marighella gibi isimlerin fikirlerinden etkilenen Lumumba mecliste yaptığı konuşmaları çoğu zaman “kahrolsun sömürgecilik ve emperyalizm”, “kahrolsun kabilecilik ve aşırıcılık” ya da “yaşasın bağımsız Kongo ve Afrika” sloganlarıyla bitiriyordu. Lumumba’ya göre Afrika ülkeleri güçlü bir birlik oluşturarak Avrupalıların yarattığı parçalanmış yapıyı ortadan kaldırmalıydı. Böylece dış müdahalelerin de önüne geçilebilirdi.

Giderek artan popülaritesiyle dikkat çeken Lumumba, Afrika’daki iki ayrı Kongo devletinin sömürge döneminin bir sonucu olduğunu savunarak birleşmeleri gerektiğini dile getirdi ve kendi ülkesini “Kongo Cumhuriyeti” olarak adlandırmaya başladı. Karışıklığı önlemek için başkenti Léopoldville olan ülke “Kongo Léopoldville”, başkenti Brazzaville olan diğer devlet ise “Kongo Brazzaville” olarak anılmaya başlandı. Ancak bu birleşme fikri, Katanga’daki ayrılıkçı hareketler nedeniyle hayata geçirilemedi. Her ne kadar Belçika resmen bağımsızlığı tanımış olsa da Katanga’nın zengin maden kaynakları üzerindeki çıkarlarını sürdürmek istiyordu ve Lumumba gibi ulusalcı bir liderle bunun mümkün olmayacağını düşünüyordu. Bu nedenle Belçika, Kasavubu’nun Katanga’nın başına getirdiği Tshombe’ye gizli destek vererek bölgedeki ayrılıkçıları teşvik etti. 

Lumumba ve meclisin onayı olmaksızın Katanga’ya indirilen Belçikalı askerlerin de desteğiyle, CONAKAT 11 Temmuz 1960’ta Katanga’nın bağımsızlığını ilan etti. 15 Temmuz 1960’ta Birleşmiş Milletler bölgeye ONUC adlı bir barış gücü gönderdi; ancak bu girişim Lumumba’yı tatmin etmedi. Lumumba 20 Temmuz’da New York’a giderek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden Belçika’ya baskı yapılmasını talep etti fakat beklediği desteği bulamadı. Bunun üzerine Kwame Nkrumah ile görüşen Lumumba’ya 8 Ağustos 1960’ta Afrika merkezli bir askeri güç oluşturularak destek verilmesi kararlaştırıldı. Nkrumah ayrıca Birleşmiş Milletler’i ABD etkisinde görmekteydi ve Ganalı askerleri ONUC’tan çekme kararı aldı. Tüm bu girişimlere rağmen kriz derinleşti ve Katanga meselesi, Lumumba ile Kasavubu arasındaki ilişkileri kopma noktasına getirdi. 

Kasavubu, Katanga’nın ayrılmasından Lumumba’yı sorumlu tutarak 5 Eylül 1960’ta onu görevden aldı. Lumumba bu kararı anayasal bulmayarak görevini bırakmadı. Bunun üzerine, daha önce onun özel sekreterliğini yapmış olan ve sonradan ordu komutanlığına getirilen Joseph Mobutu 14 Eylül 1960’ta bir darbe gerçekleştirerek Lumumba’yı devirdi ve Katanga’daki ayrılıkçı güçlere teslim etti. Lumumba’nın önce görevden alınması, ardından teslim edilmesi, zaten ona karşı olan Batılı ülkeler ve ABD için yeterli görülmedi. Tshombe’nin generallerinden Godefroid Munongo’nun ağır işkencelerine maruz kalan Lumumba sonunda öldürüldü ve cesedi yok edildi. Daha sonra ortaya çıkan belgeler, o dönemde ABD’nin CIA aracılığıyla yürüttüğü gizli operasyonlar kapsamında bazı Kongolu ve Katangalı aktörlere Lumumba’nın ortadan kaldırılması için destek sağladığını ortaya koydu. Lumumba’dan geriye sadece bir tek dişi kaldı ve onu da Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa’daki Lumumba Anıtı’nın altındaki mozolede görebilirsiniz.

93 yaşındaki Davignon’un Belçika mahkemesince Lumumba cinayetindeki rolü nedeniyle yargılanmaya başlanacak olması Tenten Kongo’da çizgi romanındaki ırkçı ifadeyi reddeden Belçika mahkemesi karşısında beraberlik golü sayılabilir. Ancak yine de Belçika devletinin hem Lumumba’ya yapılan haksızlıklar hem de II. Léopold döneminde yapılan insan hakları ihlalleri için daha fazla çalışması gerekiyor.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.