Putin’in İstanbul Hamlesi: Barışın Aktörleri Erdoğan ve Trump mı?

Prof. Dr. Salih Yılmaz, İstanbul çağrısının Batı ittifakını nasıl etkileyebileceğini ve küresel güçlerin yeni diplomasi masasında neyi hedeflediğini Fokus+ için kaleme aldı.
Putin’in-İstanbul-Hamlesi--Barışın-Aktörleri-Erdoğan-ve-Trump-mı

13.05.2025 - 17:43  |  Son Güncellenme:  13.05.2025 - 17:49

Avrupa’nın kurtarıcısı gibi hareket eden Fransız lider Emmanuel Macron, diğer liderler Starmer, Merz ve Tusk ile 10 Mayıs Cumartesi günü Kiev’i ziyaret ederek Putin'e 12 Mayıs Pazartesi gününden itibaren 30 gün boyunca "tam ve koşulsuz" bir ateşkesi kabul etmesi çağrısında bulunan bir ültimatom verdiler. Bu teklifin kabul edilmemesi halindeyse “büyük çaplı yaptırımlara" başvuracaklarını duyurdular.  

Rus lider Putin’in cevabı ne oldu?  

Rus lider, 11 Mayıs’ta yaptığı basın toplantısıyla 15 Mayıs’ta Ukrayna ile İstanbul’da ön koşulsuz, dolayısıyla önceden ateşkes olmadan doğrudan müzakerelerin başlatılmasını önerdi. Putin’in bu teklifi bir bakıma Avrupa'nın "ültimatomunu" görmezden gelmek ve kendi şartlarında ve yer seçiminde bir görüşmeyi planlamak anlamına geliyor.  

Putin, Avrupalıların katılımını dışlayarak yeni oyun masası oluşturdu. Putin’in önerisi Avrupalıları ikna etmese de ABD Başkanı Trump’tan tam destek aldı. Avrupalı liderlere göre Putin, ABD-AB arasında Ukrayna üzerinde oluşmaya başlayan uzlaşıyı bozmak ve zaman kazanmak istiyor. Trump ise pragmatik bakış açısıyla "Rusya Devlet Başkanı Putin, Ukrayna ile ateşkes istemiyor, ancak kan dökülmesinin olası bir şekilde sonlandırılması için perşembe günü Türkiye'de görüşmeye hazır. Ukrayna'nın böyle bir anlaşma yapması daha iyi olur, hem de hemen." diye cevap verdi.  

Trump aslında İstanbul görüşmesinde kimin ne kadar barış yapmak istediğini ve hangi şartları öne süreceğini görmek istiyor. Hem Rusya hem de Ukrayna’nın taleplerini veya davranışlarını dünya gündemine getirerek kendince haklı olduğu propagandasını yapmayı düşünüyor.  

“Putin, İstanbul’a gelirse Trump da gelebilir. Putin-Erdoğan-Trump-Zelenskiy 4’lüsü barış için yeterli olacaktır.”

Putin’in hamlelerine karşı Ukrayna lideri Zelenskiy’nin de bir hamleyle cevap verdiğini söyleyebiliriz. Ukrayna Devlet Başkanı, perşembe günü Türkiye'de Putin'i bekleyeceğini belirterek, "Şahsen. Umarım bu sefer Ruslar bahane aramaz." dedi. Bu haliyle herkes sanki satranç tahtasında hamlesini yapmış oldu.  

11 Mayıs'ta Vladimir Zelenskiy, Rus lidere şahsen görüşme ve barış görüşmeleri yapma çağrısında bulunmuş, ancak bunun şartının ateşkes olması olduğunu belirtmişti. Şimdi ise ateşkes olmadan görüşmek için İstanbul’da bekleyeceğini duyurdu. Putin’in bu çağrıya uyarak İstanbul’a gelmesi, barış için umutları artırır. Çünkü ilk defa Avrupalılar olmadan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın arabuluculuğunda iki lider isteklerini birbirine söyleyebilirler.  

Eğer Putin, İstanbul’a gelmeyi kabul ederse ABD Başkanı Trump’ın da İstanbul’a gelip, bu süreci sulh ile tamamlaması mümkün olabilir. Çünkü Putin, Erdoğan, Trump ve Zelenskiy birlikteliğinde barış çıkmama ihtimali düşük gözüküyor. Avrupa etkisinden kurtulmuş Zelenskiy daha rahat düşünebilir ve Trump-Erdoğan garantisiyle Putin ile uzlaşabilir.  

Avrupalılar, Rusya'yı çatışmanın devam etmesini isteyen taraf olarak göstermeyi ve Trump'ı Kremlin'e daha fazla baskı yapmaya ikna etmeyi amaçlıyor. ABD Başkanı Trump’ın en azından "bir anlaşmanın mümkün olup olmadığını anlayabilecekler ve eğer mümkün değilse, Avrupa liderleri ve ABD durumun ne olduğunu bilip uygun adımları atabilecekler" sözü Rusya açısından da Ukrayna açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. Zelenskiy, görüşmelerde bulunacağını duyurarak Putin'i barışa engel bir unsur olarak göstermeyi ve bu mesajı Trump'a iletmeyi umuyor. Putin, İstanbul görüşmesine katılarak tüm planları kendi lehine çevirme şansına sahip olabilir.  

Ukrayna öncelikle karada, denizde ve havada tam bir ateşkes sağlamaya çalışıyor. Böyle bir ateşkes olmazsa ABD Başkanı Trump’ın da AB ile hareket etmesi mümkündür. Trump'ın Ukrayna özel temsilcisi General Keith Kellogg, sosyal medyada yaptığı paylaşımda, ateşkesin müzakerelerden önce gelmesi gerektiğini, "tersi olmamalı" dedi. Rusya, Ukrayna ve AB ülkeleri söylemlerini Trump'ın açıklamalarına ve sosyal medya paylaşımlarına göre şekillendiriyor. İstanbul’daki görüşmeler, Trump için de artık karar vermesi için belirleyici olacak.  

Rusya ne istiyor?

Kremlin Basın Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kiev'e silah sevkiyatının durdurulmasının ateşkes için gerekli bir ön koşul olduğunu açıkça belirtti. Peskov, Ukrayna'nın "hemen müzakerelere hazır olmadığını" da sözlerine ekledi. Ancak şimdi Putin doğrudan müzakereleri başlatma önerisinde bulundu. Bu nedenle teklifi yapan lider olarak Putin’in mutlaka İstanbul’daki görüşmelere katılması gerekiyor. Diğer türlü bu masa, AB’nin etkisinde kalacaktır. İlk İstanbul görüşmelerinde de bir anlaşma ihtimali varken dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson etkisinden bahsediliyordu.  

Putin ve Trump’ın katılmadığı İstanbul Görüşmeleri devam etse bile 'büyük ihtimalle uzun süre uzayacak ve bunun sonucunda ateşkes sağlanamayacak” görüşü hakimdir. Çünkü Rusya, büyük taleplerle masaya oturuyor. Rusya’nın dört temel hedefi olan Ukrayna'nın tarafsızlığı, bağlantısız statüsü, silahsızlandırılması, Nazilerden arındırılması ve dört bölgenin Rusya Federasyonu'nun bir parçası olarak hukuken tanınmasının olabilirliği mümkün gözükmüyor.

Rusya’ya göre öncelikle Kiev'deki rejimin değişmesi gerekiyor ve bu bir “conditio sine qua non” (Latince: olmadan imkânsızdır.) olarak görülüyor. Rusya, Zelenskiy iktidarda olduğu sürece Ukrayna’da barış olmayacağı propagandasını yapıyor olsa da bunun karşılık bulduğu söylenemez.  

Rusya’nın garanti altına almaya çalıştığı diğer bir konu ise başta Büyük Britanya olmak üzere Anglosakson Batı’nın Sovyet sonrası alanı Rusya Federasyonu'na karşı savaşta kullanmasının önüne geçmektir.  

Ukrayna, Polonya ve Baltık ülkeleri bunun ilk örnekleridir. Yakın dönemde AB’nin Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri ve bazı Orta Asya ülkeleriyle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni tanıma karşılığı maddi destek anlaşması da bir bakıma Rusya’ya karşı da yapılmış olarak görülmektedir.  

Rusya elbette Kiev ile birçok konuda anlaşabilir ama AB’nin etkisi olursa bu işe yaramayacaktır. AB’nin etkisi olmadan bir görüşme Erdoğan-Trump-Putin-Zelenskiy katılımıyla İstanbul’da gerçekleşebilirse umutlar da olumluya dönecektir.  

Rusya aslında yeni dünya düzeninde ABD ile anlaşmak istiyor. Üç güçlü güç (Çin, ABD ve Rusya) nüfuz alanlarının yeniden paylaşımı konusunda anlaşırlarsa AB için kötü günler başlayabilir. Bu 3 güç de Türkiye’yi stratejik ortak olarak görmektedir. ABD ile Rusya arasında yakınlaşma hayali Trump'ın en temel planlarından gözüküyor.  

Ancak AB mücadele etmeden pes etmeyecektir. AB ülkelerine göre Rusya'nın ulusal çıkarları ABD'nin çıkarlarına aykırıdır. Avrupa'daki eski ABD müttefikleri, Trump-Putin birlikteliğinin mümkün olması gerçeğinden endişe duyuyorlar.

Avrupalı liderler, Rusya ile mücadeleyi aynı zamanda kendi ülkelerinde iktidarda kalmak için bir bahane olarak kullanıyorlar. Almanya’da AfD’nin kapatılmasının gündeme gelmesi, Romanya’da Cumhurbaşkanı adayının veto edilmesi vb. bunlardan bazılarıdır.  

Demokrasi ve insan hakları konusunda kendisini lider ilan eden AB, kendi söz konusu olunca her kuralı görmezden gelebiliyor. İsrail'in Filistinlileri yok etmesini kayıtsızca izleyen son derece ahlaklı Batı'nın Ukrayna’daki duruşu tüm dünyada da şüpheler uyandırıyor.  

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.