Orta Doğu 2025: Kırılgan Ekonomi Politik ve Meşruiyet Krizi

Büyükelçi Erdem Ozan, 2025’te Orta Doğu’da derinleşen güvenlik boşluğunun, zayıflayan meşruiyetin ve ekonomi politiğin bölgeyi kalıcı bir kırılganlık döngüsüne sürüklemesini Fokus+ için kaleme aldı.
Erdem_Ozan (1).jpg
orta-dogu-2025-kirilgan-ekonomi-politik-ve-mesruiyet-krizi.jpg.jpg

23.12.2025 - 13:26  |  Son Güncellenme:  24.12.2025 - 10:51

2025, Orta Doğu’nun uzun süredir ertelediği gerçekle yüzleştiği yıl oldu. Bölge artık krizleri yöneterek ayakta kalamıyor. Caydırıcılık reflekslere indirgendi, meşruiyet eridi, ekonomi politiği kırılganlaştı. Enerji, güvenlik ve mali disiplin iç içe geçmiş durumda. Bölge dışı arabuluculuk kurumsal çerçevelerin yerini aldı; taktik duraklamalar stratejinin yerine geçti. 

Orta Doğu artık sadece çatışmaların değil, çözümsüzlüğün de kendi kendini yeniden ürettiği bir döngüye sıkışmış durumda. 

Çöken güvenlik mimarisi: Caydırıcılığın tutarsız egemenliği 

2025’i ayrıca, güvenlik mimarisinin çöktüğü ama yerine yenisinin konulamadığı bir dönem olarak tanımlamak da mümkün. 

Caydırıcılık artık bir sistemden ziyade kısa ömürlü, tutarsız bir reflekse dönüştü. 

İsrail–İran ekseni yeni bölgesel dinamiğin belirleyicisi oldu. İran’ın vekil ağları zayıfladı; Hizbullah iç baskı altında kaldı, Irak’taki milisler ise çözülüyor. Suriye’de rejim değişimi dengeleri altüst etti ama caydırıcılık konsolide olamadı. İsrail askeri üstünlüğünü koruyor; fakat tırmanma riski artık yapısal. 

Gazze

Gazze’de soykırım kalıcı, ateşkes geçici kaldı. Denetim mekanizması yok; garantiler zayıf, yeniden inşa vaatleri bağlayıcı değil. 

Suriye’nin geçişi bir rekabet alanına dönüştü. Rusya, Batı, Türkiye ve Körfez ülkeleri nüfuz için rekabet halinde. Her aktör yeniden inşa, güvenlik ve enerji koridorlarında manivela arıyor. Tutarlı bir çerçeve yok; vekil ağlar yeniden kalibre ediliyor, güç boşlukları geçici ittifaklarla dolduruluyor. Ani şok riski yüksek. 

Rejimler ayakta ama meşruiyet erozyonda. Monarşiler istikrar vaat ediyor, ancak güven üretmiyor. Servet zaman kazandırıyor; güven inşa etmiyor. Petrol ithalatçıları mali baskı altında; mülteci akışı kapasiteyi zorluyor, borç yükü pazarlık gücünü zayıflatıyor. Toplumsal sözleşmeler çözülüyor; muhalefet dijital ağlarla yeniden şekilleniyor. 

Bölge dışı arabuluculuk arttı ama kurumsallaşamadı. Körfez arabulucu oldu; Türkiye broker rolüne geçti, Mısır coğrafyayı kaldıraç olarak kullandı. Ancak tüm bu süreçler geçici kaldı. Büyük güçler yerel çatışmaları araçsallaştırdı; ittifaklar koşullu, garantiler kısa ömürlü hale geldi. 

Dolayısıyla 2025, güvenlik mimarisinin çöktüğü ama kimsenin yenisini kuramadığı yıl oldu. 

Ekonomi politiği: Güvenliğin yeni zemin katı ve en zayıf halkası 

2025’te ekonomi politiği güvenliğin ayrılmaz parçası haline geldi, ama güven üretmedi. 

Mali disiplin çöktü. Borç yükü arttı; bütçe açıkları genişledi, mülteci hareketliliği maliyetleri büyüttü. Sosyal sözleşmeler dağıldı; meşruiyet eridi. Ekonomik güven artık politik mevcudiyetin temel şartına dönüştü. Ancak reform olmadan bu güven, birikmiş risklerin üzerine kurulmuş geçici bir rahatlamadan ibaret. 

Enerji yatırımları ekonomi politiğinin merkezine yerleşti. Yenilenebilir ve hidrokarbon projeleri artık sanayi politikası değil; meşruiyet aracı. Reform güvenilirliğini gösteriyor; mali disiplini pekiştiriyor, sermaye çekiyor. Ancak koordinasyon yoksa projeler dağılıyor; şeffaflık olmayınca da inandırıcılık zedeleniyor. 

Enerji koridorları jeopolitik kaldıraç haline geldi. Boru hatları, LNG terminalleri, enterkonnektörler artık sadece altyapı değil; pazarlık, mesaj ve hizalama araçları. 

Çok kutuplu rekabet ekonomi politiğini şekillendirdi. ABD, Rusya ve Çin enerji akışlarını kaldıraçtan çok baskı aracına dönüştürdü. Bölgesel aktörler masada ama masanın sahibi değiller; kurallar dışarıdan yazılıyor. Kurallar parçalı, kurumlar arasında ortak bir standart yok; bu nedenle her proje kırılgan bir zemine oturuyor. 

2025’in ekonomi politiği bize şunu gösterdi: Güvenlik ekonomiden ayrı düşünülemez; ama ekonomi politiğinin kendisi güven üretmiyor. 

2026 için mimari: Taktik duraklamalardan stratejik istikrara 

2026, bölgenin inisiyatif alması gereken bir yıl değil; mecburen kurumsal bir mimari inşa etmek zorunda kalacağı bir dönemin başlangıcı olacak. Zira 2025’in bıraktığı boşluğu artık herhangi bir aktörün yönetebilmesi mümkün gözükmüyor.  

Ateşkesler kurumsallaşmalı 

Taktik duraklamalar bağlayıcı çerçevelere dönüşmeli. Denetim mekanizmaları kurulmalı; üçüncü taraf garantileri güvenilir hale gelmeli, yeniden inşa fonları uyumu zorlamalı. 
Ateşkes artık nefes arası değil; mimarinin taşıyıcı kolonu olmak durumunda. 

Bölgesel güvenlik ortaklığı şart 

Körfez, Türkiye, Mısır ve İran’ı kapsayan bir diyalog mekanizması kurulmalı. 
Caydırıcılık yönetimi, siber savunma ve vekil ağlara karşı kurallar üretilmeli. 
Bölge artık tek başına nefes alamıyor; ihtiyaç duyulan oksijeni ancak ortak güvenlik mimarisi sağlayabilir. 

Meşruiyet ekonomi politiğiyle yeniden inşa edilmeli 

Şeffaf mali disiplin, geniş tabanlı reform ve toplumun geneline yayılan ekonomik çeşitlendirme bölgenin yeni mimarisinin üç zorunlu sütunu. Biri eksik olduğunda diğerleri de işlevsiz kalıyor. Ekonomi politiği baskı aracı değil, işbirliği platformu olmalı. 

Enerji diplomasisinin koordinasyon temelli işlemesi, yenilenebilir–hidrokarbon–enterkonnektör üçlüsünde ortaklık kurulması ve tüm sürecin iklim güvenliği ile yatırım garantilerine bağlanması artık bölgesel bir zorunluluk. 

Dış baskı, sürdürülebilir bir bölgesel denge için mutlaka yeniden ayarlanmalı; mevcut bağımlılık düzeyi artık yönetilebilir değil. 

Bölgesel aktörler büyük güçlerle ilişkilerde pasif uyum değil, kendi şartlarını dayatabilen, masanın ritmini belirleyebilen bir pozisyon kurmalı. Silah, enerji ve teknoloji tercihlerinin ayrı kulvarlarda ilerlemesi artık lüks değil; hepsi aynı stratejik masada koordine edilmeli. 

Yeniden inşa güvenlik ve ekonomi politiğine bağlanmalı 

Suriye’nin yeniden inşası ve Gazze’nin toparlanması, güvenlikte bağlayıcı adımlar olmadan ilerleyemez. Aksi halde her yatırım, ilk şokta çöken bir mimariye dönüşür. 

Sonuç 

2025 bir kırılganlık envanteri sundu; 2026 bir mimari zorunluluğu dayatıyor. 
Caydırıcılığın temelsizliği, meşruiyetin daralması ve ekonomi politiğin kırılganlığı, enerji kaldıraçlarının ve arabuluculuk mekanizmalarının bölgeyi nasıl savunmasız bıraktığını gösterdi. 

Orta Doğu artık taktik nefes aralıklarıyla değil, kurumsal güven, bölgesel koordinasyon ve ortak ekonomi politik mimariyle ilerlemek zorunda. 

2026 bir eşik. 

Bölge ya mimarisini kuracak ya da sürekli belirsizlik sarmalında istikrarsızlık üretecek. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.