Netanyahu'yu Dinleyerek Onore Etmek
28.09.2026 - 15:17 | Son Güncellenme: 28.09.2026 - 15:30
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda konuşmasını yapmaya başladığı zaman 77 ülkenin temsilcisi salonu terk etti. Netanyahu çoğu boş sandalyelere konuşurken dünyayı tehdit etme cüretinde de bulundu. Normalde tutuklanıp yargılanması gereken İsrail lideri tüm dünyaya meydan okudu.
Netanyahu tüm dünyaya ve hususen Müslüman ülkelere hakaret ederken dinleyenler arasında BAE, Bahreyn, Arnavutluk, Fas, Senegal, Kazakistan ve Azerbaycan'ın temsilcileri de vardı. Bu yedi Müslüman ülkenin temsilcileri Netanyahu'nun İslam'a ve aynı millete mensup topluluklara (Türkler ve Araplara) hakaretlerini yerlerinden kımıldamadan dinlediler.

BAE, Bahreyn ve Fas, İbrahim Anlaşmalarını imzalamış üç ülke. Kazakistan'ın da anlaşmaya imza atması bekleniyor. Azerbaycan, Senegal ve Arnavutluk hükûmetlerininse İsrail hükûmeti ile iyi ilişkileri bulunuyor. Başka Müslüman ülkelerin de uluslararası arenada kendilerine yer bulmak ve Amerikan yönetimine ulaşmak için İsrail ile iyi geçinmeyi tercih ettiği biliniyor. Ancak İsrail'in 70 binden fazla Filistinliyi katletmesi ve Müslümanları düşman ilan etmekle kalmayıp saldırıya geçtiği bir dönemde Netanyahu'yu BM kürsüsünde dinlemek kimse tarafından tasvip edilmedi ve haklı olarak ağır eleştirildi.
İslam dünyası, mezkûr ülkelerin "İsrail zor günümüzde yanımızda oldu" gibi söylemlerini kabul etmiyor. Çünkü öncelikle soykırım yaptığı tescillenmiş bir ülke ile ittifak yapmak insan ahlakına aykırı bir davranıştır. Bir katille yan yana olduğunuz zaman onun suçunu alkışlamış, onaylamış veyahut sessiz kalmışsınız demektir. Her ne kadar fiilen suçuna ortak olmamış olsanız da vicdanen bir ortaklığınız vardır.
Diğer boyutta katledilenlerin Müslüman olması gerçeği var. Göz önünde on binlerce insan katledilirken, topraklar işgal edilirken, ülke liderleri suikasta uğrarken İsrail ve hükûmeti ile ilişkileri daha da geliştirmek ve askerî ve ticari anlaşmalar yapmak vicdanları sızlatıyor ve hayal kırıklığı oluşturuyor. Müslüman dünya en azından söz konusu ülkelerin İsrail ile aynı çerçevede görünmemesini istiyor. Mevcut şartlarda gayrimüslim dünya bile (İrlanda, İngiltere, İspanya, Brezilya'yı hatırlayın) İsrail'i en sert şekilde eleştirirken bazı Müslüman ülkelerin İsrail'i kucaklaması şok etkisi yapıyor.
Üçüncü sebep yani İsrail'in zor günde yanlarında olmaları iddiasının içinin doldurulması gerekiyor. İsrail destek veriyorsa iki nedenden dolayı veriyor: Birincisi, Müslüman ülkeler arasında taraf tutarak birbirine kırdırmak ki bunu Azerbaycan-İran, Fas-Cezayir, BAE-Katar örneklerinde görüyoruz. İkincisi silah satarak para kazanmaktır. Adı geçen ülkeler İsrail'den yüklü miktarda silah almaktadırlar. Oysaki İsrail'den daha zengin silah envanterine sahip olan ülkeler olup söz konusu ülkelerden de silah alınabilir. Dolayısıyla İsrail vazgeçilmez değildir.

Netice olarak İsrail'den silah almak, İsrail'e borçlu olmak değildir. İsrail’le dostluğun ABD nezdinde bir faydasının olduğu aşikârdır. Ancak sırf bu yüzden bir soykırıma sessiz kalmak dış politika değildir. Mezkûr ülkeler tüm dünyanın İsrail'e karşı geldiği bir dönemde İsrail ile kurdukları dostluğu yeniden düşünmelidirler. İsrail için başta halkları olmak üzere kimleri ve neleri kaybettiklerinin muhasebesini yeniden yapmalıdırlar. Eskiden İsrail'e dost olmak bir avantajdı. Ancak Gazze'deki soykırımdan sonra ABD halkı bile İsrail'den soğumuş olup yakında ABD siyasetinin de İsrail'i terk etmesi beklenmektedir. Yani bir nevi yanlış zamanda yanlış ata oynamış oldular.
Bundan sonra İsrail ile yan yana durmak bir avantaj değil, dezavantaj olacaktır. Bilhassa İsrail'in tüm dünyaya meydan okuduğu bu hengâmda İsrail ile dost olmak gelecekte hiç de iyi hatırlanmayacaktır. Nasıl ki Nazi Almanya'sına destek verenler sonradan bedel ödediler ve utanç içinde yaşadılar, bugün İsrail'e destek verenler de aynı utancı yaşayacaklardır. Bilhassa kendi halkları onları affetmeyecektir.
Öte yandan Netanyahu'yu dinleyerek onu onore edenler kendi duruşlarını da sorgulatır hâle getirmiş oldular. Örneğin BAE on yıllardır Müslüman Kardeşleri kötülüyor ve diğer ülkelerin bu grubu terör örgütü listesine alması için uğraşıyor. BAE'ye göre Müslüman Kardeşler ve adını siyasal İslamcı koydukları gruplar şiddet kullanarak anarşik bir ortam oluşturmaya çalışan gruplardır. Fakat Abu Dabi yönetimi İsrail'in yanında durarak, Filistinliler hakkında istihbarat vererek ve soykırıma sessiz kalarak İsrail ile aynı zihniyet ve acımasızlığa sahip olduğu izlenimini vermektedir. Gerçekte öyle değilse bile halkın gözünde böyle bir imaj oluşmaktadır. Durum böyleyken başkalarını terör yapmakla suçlayınca kendisine İsrail ile olan dostluğu hatırlatılacaktır ve nitekim hatırlatılmaktadır da. Günümüzde sadece İslam dünyası değil, dünyanın diğer birçok ülkesi de BAE hakkında olumsuz düşünüyorsa bunun bir sebebi İsrail ile olan dostluğudur.

Benzer bir durum Azerbaycan için de mevcuttur. Azerbaycan hem İran hem de Ermenistan'a karşı haklı davasında İslam dünyasından çok destek gördü. Ermenistan'la savaştığı zaman zaferi kendi çabalarıyla elde etti. Dolayısıyla “İsrail silahlarıyla savaşı kazandı” demek Azerbaycan'a haksızlık olur. Azerbaycan yönetimi İran konusunda İsrail'e karşı gelmeyebilir ve fakat Filistin konusunda İsrail'in zulmüne sessiz kalmamalıydı. Bu davranışıyla Hocalı ve benzeri katliamlarla Karabağ'ın işgalini uluslararası topluma anlatması zor olacaktır. Çünkü ne zaman katliamdan bahsederlerse insanlar İsrail'in katliamlarına verdiği desteği hatırlatacaktır. Öte yandan Ermenilerin İsrail karşıtı olması, Azerbaycan'ı daha da zor duruma düşürmektedir.
Salonda temsilcileri hazır bulunan Senegal, Kazakistan, Fas ve Bahreyn gibi ülkeler de İsrail destekçiliğiyle imaj kaybına uğradılar. Gözden düşmüş bir ülke ile dünyanın gözüne girmenin mümkün olmadığını yakında anlayacaklardır.
Sonuç olarak denilebilir ki Müslüman dünya genel olarak Gazze'deki soykırımda iyi bir imtihan veremedi. Neredeyse tüm Müslüman ülkelerin zayıf olması önemli bir sebeptir. Ülkeler arasında bir birlik olmaması diğer bir sebeptir. Birlik konusunda ülkeleri suçlamak doğru olmayabilir. Çünkü siyasi, ekonomik ve ideolojik farklılıklar çok fazla. Ancak bireysel bazda bazı ülkelerin İsrail'in bile çok gördüğü yakınlık hem o ülkelere hem de İslam dünyasına zarar veriyor. Mezkûr dostluklar bizzat o ülkelerin halkları tarafından bile kabul görmüyor. Maalesef bahsi geçen ülkeler yanlış bir hesap yaparak izole edilip dışlanan İsrail'e büyük bir iyilik yapmış oldular. Sürdürülebilir olmayan bu politikalardan bir tek İsrail kazançlı çıkacaktır. Hem İsrail'in hem dostlarının birlikte kazandığı bir iş birliği pek vaki değildir. Bunun için İsrail-ABD ilişkilerine bakmak yeterlidir.
Adı geçen ülkelerin bu yanlıştan dönmeleri bilhassa iç ve dış itibarları için olmazsa olmazdır.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.