Netanyahu'nun Gazze’yi İşgal Planı, İsrail’i Nereye Sürükler?
12.08.2025 - 11:43 | Son Güncellenme: 27.08.2025 - 17:44
İsrail Güvenlik Kabinesi, geçtiğimiz günlerde Gazze Şeridi’nin tamamında kontrolü ele geçirme planını onayladı.
Bu plan kapsamında, İsrail işgal ordusunun son iki yıldır girmediği, Gazze Şeridi’ndeki kalan diğer bölgeler işgal edilecek.
İsrail işgal ordusu, son iki yılda Gazze Şeridi’nin yüzde 75’inden fazlasına kara harekatı düzenledi.
Söz konusu plan, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana gerçekleştirdiği “Demir Kılıçlar”, “Generaller Planı” ve Mart ayından bu yana devam eden “Gideon’un Savaş Arabaları” gibi askeri operasyonlarda ulaşılamayan hedeflere ulaşılmasını amaçlıyor.
Planın açıklanan hedeflerine göre İsrail, Hamas’ı silahsızlandırmak, Filistin direnişinin elinde tuttuğu tüm İsrailli rehineleri kurtarmak, Gazze Şeridi üzerinde güvenlik kontrolü kurmak ve Hamas veya Filistin Yönetimi’yle bağlantısı olmayan alternatif bir sivil yönetim kurmak istiyor.
Ancak, özellikle mevcut hükümet koalisyonuna liderlik eden aşırı sağcılardan olmak üzere birçok İsrailli yetkili, Gazze Şeridi sakinlerini yerinden etme niyetlerini gizlemiyor.
Netanyahu ve iktidar koalisyonunun, Gazze Şeridi’nin tamamını işgal etme planını uygulamada ısrar etmesi, İsrail’de son günlerde büyük tartışmalara yol açtı. Ordunun yanı sıra Mossad ve Şin Bet lideri de bu planı reddetti.
Siyasi liderlik ile askeri ve güvenlik birimleri arasındaki görüş ayrılıkları, aslında söz konusu operasyonun hedefleri hakkında değil.
Ordu ve güvenlik güçlerinin Netanyahu’nun Gazze Şeridi’ni işgal planını reddetmesi, bir dizi zorluktan kaynaklanıyor.
İsrail işgal ordusu, askerlerin yıllarca bitkin düşmesi ve İsrailli rehinelerin öldürülme riski gibi neredeyse kaçınılmaz iki sonuca yol açacağı için Gazze Şeridi’nin tamamını işgal etme planını stratejik bir tuzak olarak görüyor.
İsrail’in Gazze’de büyük bir askeri operasyon başlatması, daha fazla asker toplama kriziyle karşı karşıya olduğu ve zorunlu askerliği reddeden Ultra Ortodoks Yahudilerle anlaşmazlıklar yaşadığı bir dönemde, aynı anda on binlerce askerden oluşan birkaç tümenin seferber olmasını gerektiriyor.
Eğer gerçekleşirse, İsrail’in bu askeri operasyonunun, yukarıda belirtilen amaçlardan herhangi birine, yani Hamas’ı yenilgiye uğratmaya veya onu silahlarını teslim etmeye zorlama konusunda başarılı olacağı şüpheli. Çünkü askeri operasyon, son iki yılda yaşananlara yeni bir şey eklemeyecek.
Ayrıca Filistin direnişi, İsrail ordusuna ağır kayıplar verdirebilecek yeni taktikler benimseyebilir.
Direniş ayrıca, İsrail işgal ordusunun, rehinelerin tutulduğu yerlere yaklaşması halinde onlarla ilgili yeni protokoller uygulama niyetini de duyurdu.
Öte yandan, İsrail’in Gazze’ye yönelik askeri operasyonlarını genişletmesi, işgalci devletin imajını daha da zedeleyecektir.
İsrail'i ne bekliyor?
İsrail, son haftalarda Gazzelilere dayattığı açlık nedeniyle yüzlerce kadın ve çocuğun ölümüne yol açması nedeniyle ciddi zorluklarla karşı karşıya kaldı.
Diğer yandan, Gazze Şeridi’nin tamamında kontrolü ele geçirme planı hakkındaki tartışmalar, İsrail’deki siyasi ve askeri kurumlar arasında bir güven sorunu doğurdu.
İsrail’in 22 ay süren yoğunlaştırılmış operasyonda, Gazze’de yeni bir yönetimin kurulması da dahil olmak üzere hiçbir hedefe ulaşamadığı göz önüne alındığında, yeni operasyon uzun yıllar alabilir. Bu da, işgalci devlete siyasi, ekonomik ve askeri açıdan büyük bedele mal olabilir.
Mayıs 2024’te Refah’ı işgal etmekten kaçınması yönündeki tüm baskıları reddettikleri için Netanyahu ve hükümetinin böyle bir operasyona girişmesini engelleyecek uluslararası bir baskı olup olmayacağını bilmiyoruz.
İsrail işgal ordusu, o dönemde Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinden gelen bir milyondan fazla yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yapan Refah’ı işgal ederek, sakinleri ve yerinden edilmiş kişileri göçe zorladı ve tüm binaları tamamen yıktı.
Ayrıca, Güvenlik Kabinesi’nin operasyona onay vermesi göz önüne alındığında, İsrail ordusunun muhalefet etmesinin operasyonu engellemede hiçbir etkisi olmayacaktır.
İsrail’e bu konuda baskı yapılması beklense de, çağrı ve kınama bağlamında yapılacak hiçbir baskı sonuç vermeyecektir.
İsrail bu tür çağrılara hiç aldırış etmediğini, hiçbir gerçek temeli olmayan basit yaptırımlar ve hafif diplomatik adımların bile durumu değiştiremeyeceğini ortaya koydu.
Sonuç olarak, İsrail ordusunun bu operasyonu stratejik bir tuzak olarak nitelendirmesi objektif bir değerlendirme gibi görünüyor. Dolayısıyla İsrail’in, yalnızca Netanyahu’nun kişisel çıkarlarına hizmet eden ve kesinlikle vahim sonuçlar doğuracak kibirli adımlar atmaya devam ettiği açıktır.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.