National Arab Orchestra ile İstanbul’da Binbir Gece

Dr. Murat Özyıldırım, National Arab Orchestra’nın Türkiye konserlerini, orkestranın müzikal birikimini ve İstanbul’da Arap müziğine gösterilen ilgiyi Fokus+ için kaleme aldı.
national-arab-orchestra-ile-istanbul-da-binbir-gece.jpg

01.10.2026 - 11:34  |  Son Güncellenme:  01.10.2026 - 11:44

Dünyaca meşhur National Arab Orchestra (Millî Arap Orkestrası), Kültür ve Turizm Bakanlığının “Türkiye Kültür Yolu Festivali” kapsamında 26 Eylül’de CSO Ada Ankara Ziraat Bankası Ana Salonu’nda bir, 27 ve 28 Eylül’de İstanbul Taksim’de Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda iki konser verdi. 

Arapların sesi 

Topluluk, Michael İbrahim tarafından 2009 yılında Michigan Üniversitesinde Arap müzik kültürünü tanıtmayı amaçlayan mütevazı bir öğrenci topluluğu olarak kuruldu. Söz konusu birlik, gayet başarılı çalışmaların ardından “Michigan Arab Orchestra” adıyla büyüyerek müzik çevrelerinde ses getiren faaliyetlerine 2010 yılında başladı. Yerel konserlerle giderek genişleyen topluluk, ABD çapında “National Arab Orchestra” adıyla ilk konserini 24 Ocak 2014’te Woodruff Sanat Merkezi'nde (Atlanta) verdi. Bugüne kadar birçok konser veren saygın orkestranın YouTube kayıtları, 225 milyonun üzerinde dinlenerek müthiş bir başarı elde etti. 

Öncelikle klasik Arap müziği eserlerini yorumlayan National Arab Orchestra, çok başarılı performanslar ortaya koymaktadır. Arap müziğinin en bilinen eserlerini dinleyici ile buluştururken ud, kanun, ney gibi klasik çalgıların yanı sıra çok sayıda yaylı saz, klavye vb. orkestrada yer almaktadır. Orkestra, bazı performanslarında Arap halk şarkılarından örnekler de icra etmektedir. 

National Arab Orchestra

National Arab Orchestra, Arapların zengin müzik geçmişine vurgu yaparken bir yandan gençlere yönelik eğitim faaliyetleri düzenlemekte, verdiği konserlerle de müzik birikimini dinleyiciyle buluşturmaktadır. Orkestra, en seçkin Arap bestecilerin eserlerini yeniden yorumlarken eserleri aslından koparmadan dinleyicilere ulaştırmayı, dolayısıyla dün ve bugünü ustaca mezcetmeyi başarmaktadır. Muhammed Abdülvahab’tan Ümmü Gülsüm’e, Feiruz’dan Warda el-Cezairi’ye birçok sanatçının meşhur ettiği eserler de orkestranın zengin repertuvarında yer almaktadır. 

Kırmızı ayakkabılı yaramaz çocuk 

Yukarıda değindiğimiz gibi National Arab Orchestra’nın kurucusu olan ve her konserde izleyicilerin ilk anda fark ettiği kırmızı ayakkabılarıyla meşhur yıldızı Şef Michael İbrahim, Suriyeli bir ailenin çocuğu olarak ABD’de doğar. Doğu Michigan Üniversitesinden fagot üzerine lisans, Wayne State Üniversitesinden ise orkestra şefliği üzerine çalışmasıyla yüksek lisansını tamamlar. Michael İbrahim, dünyaca meşhur Filistinli udî bestekâr Simon Shaheen ve Lübnanlı neyzen Nadeem Dlaikan gibi isimlerden dersler alır. 

Şef Michael İbrahim, Batı ve Doğu müzikleri üzerine çalışmalar yapar. Kuşkusuz farklı medeniyet birikimleri üzerine kurulu dünyalara ait müzikal birikimler üzerine çalışmak, National Arab Orchestra açısından farklı tarzları birleştirmede veya karşılıklı faydalanmada önemli bir etmen olagelmektedir. National Arab Orchestra, klasik eserlerin senfonik özgün yorumlarını da yapmakta ve çağdaş müzikle klasiği bir bakıma kaynaştırmaktadır. 

Taksim’deki konserde herkesi mutlu eden performans, Şef Michael İbrahim’in neredeyse her an seyirciyi ve orkestrayı bütünleştiren güler yüzlü hareketliliği oldu. “Kırmızı ayakkabılı yaramaz çocuk”, daha konserin başında seyirci ile samimi bir diyalog kurarak aradaki resmiyeti kelimenin tam manasıyla yerle bir etti. Böylece müziğin güzelliği ile bütünleşen içten tavırlarla tüm konserin son derece samimi bir havada geçmesini sağladı. Seyircinin alkışlarını da tıpkı orkestrayı yönetir gibi yönetmesi, onların şarkılara eşlik etmesini sağlaması, şarkıları daha yüksek söylemeye teşvik etmesi gibi yaklaşımlarındaki samimi tavırları, izleyenlerin konserdeki büyülü havaya tamamen kapılmasına sebep oldu. 

“Kırmızı ayakkabılı yaramaz çocuk”, sahnede iyi bir şef ve usta bir tiyatro sanatçısıydı. 

Filistin’in ışıldayan sesi: Nai Barghouti 

National Arab Orchestra konserlerinde belirgin olan, orkestrasyon ve elbette solistin gösterdiği performanstır. Burada karşımıza Nai Barghouti ismi çıkmaktadır ki Barghouti, kendine özgü vokal tekniğiyle dikkat çekmektedir. Güzel sesli ve uluslararası ödüllere sahip sanatçı Filistinlidir; nitekim 28 Eylül’deki İstanbul konserinde Filistin yerel motiflerine sahip elbisesi ile sahnedeydi. 

Filistinli Sanatçı Nai Barghouti

Nai Barghouti, müzikle vecd hâline gelme olarak kısaca özetlenebilecek Arap müziğinde önemli bir yeri olan “tarab”ın usta isimlerinden biridir. Eğitimli sesinin gücü ve buna karşıt olarak dinleyeni yormayan sakinliği, insanları bambaşka duygular içinde bırakmaktadır. “Tarab” için hem saz hem ses açısından iyi icra, en önemli şartı oluşturmaktadır ve National Arab Orchestra bu ikiliyi başarılı bir şekilde yakalamaktadır. 

Nai Barghouti’nin klasik okuyuculuğun yanı sıra ustalıkla çaldığı yan flütü ve başta caz olmak üzere yararlandığı farklı müzikal formlardan özgün ses performanslarıyla eserleri başka bir forma sokması ise dinleyiciler için sürprizlerle dolu bir süreç sağladı. Sanatçı, “Alf Laila wa Laila”dan bir bölümü seslendirdiğinde ise AKM Türk Telekom Opera Salonu, “Allah Allah! Ya Aini! Yaşa! Ya Ruhi!” nidalarıyla tam anlamıyla coşku içinde kaldı. 

Usama Baalbaki 

İstanbul’da sahne alan diğer isim, soyadından da anlaşılacağı gibi Lübnan asıllı bir Amerikalı olan Usama Baalbaki’ydi. Müziğe küçük yaşlarda ud ve akordeon öğrenerek başlayan Baalbaki, henüz on iki yaşındayken Kuveyt Televizyonu’nda bir çocuk programında şarkılar çalıp söylemekteydi. Michigan’a 1987 yılında yerleştikten sonra grubuyla Amerika’da düzenlenen turnelere katılarak Arapça eserler seslendirdi. National Arab Orchestra’nın kurucularından ve aynı zamanda vokalisti olan Usama Baalbaki’nin “Alâ Rimsh Oyounha”yı okuduğu ses de İstanbullu dinleyicileri büyüledi. 

Aytaç Doğan’ın kanunu 

Türk-Arap müzikleri arasında geçmişten gelen ve çok şükür bitmeyecek birlikteliği göstermek istercesine Türk sanatçılarımızın da National Arab Orchestra’nın Türkiye turnesi için sazlar içinde yer aldıklarını görmek heyecan vericiydi. AKM’de 27 Eylül’de Şef Michael İbrahim’in davetiyle solo sahne alan değerli kanunî Aytaç Doğan, icrada her zamanki etkileyiciliği ile dinleyenleri âdeta mest etti ve salonu yerinden oynatan alkışlara hak kazandı. 

Kanunî Aytaç Doğan

Aytaç Doğan, Arap ülkelerinde de iyi tanınan, sevilerek dinlenen bir sanatçımız. 

İstanbul sokağında Arap sesi 

National Arab Orchestra’nın 28 Eylül’deki İstanbul konserinden hemen önce “Türk Telekom Lounge Buluşmaları”nda Atatürk Kültür Merkezi Genel Sanat Yönetmeni Remzi Buharalı ve İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Orkestra Şefi Hasan Niyazi Tura’nın katılımıyla “National Arab Orchestra Üzerine Sanat Söyleşisi” yapıldı. Burada müziğin birleştiriciliği, Şef Michael İbrahim idaresinde National Arab Orchestra’nın kısaca geçmişi, genel yapısı ve 27 Eylül’de AKM’deki ilk performansta gösterdikleri başarılar ile Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin önemi dinleyicilere anlatıldı. 

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2021 yılından bu yana düzenlenen ve çok kapsamlı sanatsal faaliyetleri içeren “Türkiye Kültür Yolu Festivali”, zannediyoruz ki Şef Michael İbrahim idaresinde National Arab Orchestra’nın İstanbul’da sergilediği harikulade icra ile amacına bir defa daha tam anlamıyla ulaştı. National Arab Orchestra Amerika’dan gelmekte, Türkiye’de Arapça eser icra ederken Türkçe veya hem Türkçe hem Arapça icra edilen eserlere de programında yer vermekte, geçmişten gelen seslere, Barghouti’nin “İstanbul İstanbul Olalı” icrasında yaptığı olağanüstü eşlikte olduğu gibi çağdaş yorumlar katabilmektedir. 

Öte yandan izleyicilerin “Free Palestine!” bağrışlarıyla salonda herkesin kalbi yerinden çıkacakçasına Filistin lehine tezahürat yapmaları ve uzun süre alkışlamaları ise Kudüs’ün, Filistin’in ve Gazze’nin Türklerin ve Arapların kalplerindeki unutulmaz yerini bir defa daha hatırlattı. 

Konser sonunda Şef Michael İbrahim’in çaldığı zurna ve sazların katılımıyla icra ettiği “el-Ayn Muayyeti”den (Erkin Koray’ın “Şaşkın”ı) bir bukleyi dinleyicilerin hem Türkçe hem Arapça olarak okuması, sınırlara rağmen ruhların birlikteliğini devam ettirdiğini görmek bakımından çok değerliydi. 

Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nun, National Arab Orchestra’nın icrasını dinlemek için gelenlerle dolması, Arap müziğine Türkiye’deki ilgiyi gösterdi. 

Ankara’dan sonra İstanbul’da bu seçkin müzisyenlerden müteşekkil orkestrayı dinlemek için Türk ve Arap bu kadar çok insanın toplanması, müziğin insan üzerindeki birleştirici derin anlamını ruhen bir daha anlamak için hakikaten mutluluk verici. 

Arap müziği konserlerinin bilhassa İstanbul’da devam etmesi temennimizdir; çünkü bu sihirli şehir, benzersiz bir merkez olarak asırlardır kültürel birikimleri toplayıcı ve dağıtıcı karaktere sahiptir. Bu bağlamda özellikle Suriyeli sanatçıların birçoğunun ülkemizde bulunduğunu hatırlatmak isteriz. Bazılarını tanıma mutluluğuna eriştiğimiz bu mütevazı sanatçıların da İstanbul sahnelerinde yer almaları, kültürlerimiz arasındaki aynılıkların farklardan daha fazla olduğunu bizlere hatırlatacaktır. 

Kültür ve Turizm Bakanlığı “Türkiye Kültür Yolu Festivali” düzenleyicileri ile Atatürk Kültür Merkezi sayın ilgilileri, kusursuz organizasyonla büyük bir teşekkürü hak etmektedir. Şef Michael İbrahim idaresinde solist Nai Barghouti, Usama Baalbaki ve National Arab Orchestra üyelerine teşekkür ederken kendilerini Türkiye’de müzikseverlerle birlikte inşallah tekrar dinleme arzumuzu ifade etmek isteriz. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.