Muhammed Salah’ın Trabzon Yolculuğu Futboldan Fazlasını Anlatıyor 

Yazar Huzaifa Hamza, Muhammed Salah’ın Trabzonspor’a transferinin yalnızca sportif bir gelişme olmadığını, bu transferin Türk ve Mısır halkları arasında yeni bir yakınlaşma alanı oluşturduğunu; futbolun toplumsal ilişkiler, karşılıklı algılar ve spor diplomasisi üzerindeki etkileri üzerinden Fokus+ için kaleme aldı. 
odak-muhammed-salah-in-trabzon-yolculugu-futboldan-fazlasini-anlatiyor.

12.08.2026 - 14:17  |  Son Güncellenme:  12.08.2026 - 14:34

Muhammed (Mohamed) Salah’ın Trabzonspor’a transfer olmasıyla birlikte, Mısırlıların ülkelerinin futbol tarihindeki en iyi oyuncunun geleceğine ilişkin uzun süredir yaşadığı belirsizlik ve merak sona erdi. Bu transfer, Salah’ın Kuzey İngiltere’deki Liverpool’da “kral” olarak tarihe geçtiği eski bir dönemi kapatırken, aynı zamanda Mısırlılar ile Türkleri yeşil sahada buluşturan yeni bir hikâyenin de ilk satırlarını yazdı.

Salah’ın Trabzon’a transferi, büyük bir yıldızın kariyerindeki son duraktan ya da Trabzonspor’a goller, şöhret ve sponsorluk anlaşmaları kazandıracak bir futbol transferinden çok daha fazlasını ifade ediyor.

Salah’ın Süper Lig’e transfer olabileceğine ilişkin ilk haberlerin yayılmasından itibaren Mısırlı taraftarların hâkim duygusu hayal kırıklığı ve şüpheydi. Çünkü onlar, ülkelerinin en büyük yıldızını İngiltere Premier Lig’in zirvesinde ve Şampiyonlar Ligi gecelerinde izlemeye alışmıştı. Transfer resmen açıklandığında ve Salah artık Trabzonspor’un futbolcusu olduğunda ise Mısırlı taraftarları bir miktar hüzün kapladı. Birçoğu aynı soruyu sordu: “Neden Trabzon’u seçtin Salah?”

Yanıt fazla gecikmedi. “Ya Allah, Bismillah, Muhammed Salah” tezahüratının yankıları Kahire’nin banliyölerinden İskenderiye sahiline, oradan Salah’ın doğduğu Garbiya vilayetindeki Negrig köyüne kadar ulaştı.

Trabzonspor’un stadından gelen görüntüler, dünyanın herhangi bir yerindeki futbolcu ya da teknik direktör tanıtımlarında alışılmış görüntülerin çok ötesindeydi. Meşalelerin aydınlattığı bir gece, bordo-mavi bayraklar, havaya kaldırılmış telefonlar ve henüz takım formasıyla bir dakika bile oynamamış bir adamı bekleyen binlerce insan…

Muhammed Salah

Muhammed Salah taraftarların karşısına çıktığında ortaya çıkan görüntü, görevini yapıp daha sonra ayrılacak yabancı bir futbolcunun karşılanmasına hiç benzemiyordu. Kentte Salah’ı bekleyenlerin sayısının yaklaşık 25 bin olduğu tahmin edildi. Salah da şaşkınlığını tarif etmekte zorlandığını, hayatında buna benzer bir karşılama hatırlamadığını söyledi.

Ertesi gün Papara Park tribünleri de şarkılar, meşaleler ve tezahüratlarla aynı mesajı verdi. Salah duygularını gizleyemedi ve Trabzon’daki ilk günlerinin daha önce benzerini yaşamadığı bir deneyim olduğunu, beklediğinden çok daha fazla sevgiyle karşılaştığını dile getirdi.

Karadeniz’in incisi Trabzon, Salah’ı karşıladı ve onu yeni prensi ilan etti. Üstelik Trabzon, prenslere yabancı bir şehir de değildi. Kanuni Sultan Süleyman burada doğmuş, Yavuz Sultan Selim de burada şehzade olarak görevlendirilmişti.

Ancak asıl önemli olan yalnızca kalabalığın büyüklüğü değildi. Hikâye Trabzon sınırları içinde kalmadı. Mısır’da görüntüler bir ekrandan diğerine, bir telefondan ötekine taşındı. Bazı Mısırlılar karşılamayı efsanevi olarak nitelendirirken, bazıları görüntüleri devlet başkanları için düzenlenen karşılama törenleriyle kıyasladı. Başkaları ise gördüklerinin ardından Trabzonspor’u ve hatta Süper Lig’i takip etmeyi düşündüklerini söyledi.

Forma üreten işletmeler de vakit kaybetmedi. Salah’ın adı ve forma numarasının yer aldığı Trabzonspor formalarının üretimine, baskısına ve satışına başlandı.

Hikâye tam da bu noktada futbolun sınırlarını aşmaya başlıyor. Mısırlıların Muhammed Salah’ın başarısından mutluluk duyması anlaşılır, hatta beklenen bir durum. Trabzonspor taraftarlarının dünyaca ünlü bir yıldızın takımlarına katılması nedeniyle heyecanlanması da son derece doğal. Ancak doğal ve beklenenin ötesine geçen şey, transferin ardından iki halk arasında ortaya çıkan yakınlaşma ve bütünleşme oldu.

Türkiye genelinde Salah’ın gelişine duyulan sevinç tarif edilemeyecek boyutlardaydı. Bu sevincin gösterdiği bir şey varsa, o da Mısır’a yönelik eskiden beri var olan sevgiydi.

Başka bir halkın bize düşman olmadığını bilmek ile sevdiğimiz bir kişiyi coşkuyla karşıladığını görmek arasında büyük fark vardır. İlki yalnızca bir bilgidir, ikincisi ise duygusal bir deneyim.

Mısırlı bir kişi, Türk tribünlerinin tamamının kendi millî takımının kaptanı için tezahürat yaptığını gördüğünde, ekranın diğer tarafındaki insanlar artık onun gözünde yalnızca soyut biçimde Türkler değildir. Onun için değerli olan bir şeyi paylaşan insanlara dönüşürler. Halklar arasındaki yakınlık da çoğu zaman büyük resmî sözlerden değil, işte bu küçük ayrıntılardan doğar.

Muhammed Salah bir futbolcudan daha fazlası

Siyasetin kendine özgü bir sözlüğü vardır: Büyükelçiler, ortak komisyonlar, anlaşmalar, çıkarlar, krizler ve uzlaşmalar…

Toplumların sözlüğü ise daha basittir: Bir şarkı, bir yemek, bir seyahat, bir televizyon dizisi ya da bir futbolcu.

Futbol bu alanda özellikle güçlü bir etkiye sahiptir. Çünkü insanlardan tarihe ilişkin aynı anlatıda ya da dış politika konusunda aynı görüşte buluşmalarını istemez. İki kişinin aynı golü beklemesi yeterlidir.

Muhammed Salah’ın Trabzonspor formasını giydiği anda Mısırlı ve Türk taraftarlar aynı hikâyenin iki tarafına dönüşür. Türk taraftar Salah’ın gol atmasını ister çünkü onun başarısı kendi takımının başarısıdır. Mısırlı taraftar da gol atmasını ister çünkü o bizim Salah’ımızdır. Motivasyon farklıdır ancak sevinç aynıdır. Bu toplumsal alan küçümsenmemelidir.

Spor diplomasisi üzerine yapılan çalışmalar ve araştırmalar da sporu, farklı gruplar ve toplumlar arasında iletişim kanalları açabilecek ve tamamı resmî kanallar üzerinden ilerlemeyen ilişkiler oluşturabilecek bir alan olarak ele alıyor.

Ancak bu yaklaşım, bir futbol maçının siyaseti ortadan kaldıracağını ya da sporun otomatik olarak barış üreteceğini savunmuyor. Asıl önemli olan, sporun daha önce var olmayan bir buluşma alanı ortaya çıkarmasıdır.

Salah’ın bugün yaptığı şey de geleneksel anlamdaki spor elçisi imajından çok bu duruma yakın. Kimse ona diplomatik bir görev vermedi, transferi de bir bakanlar toplantısında kararlaştırılmadı. O yalnızca bir futbolcu olarak bir kulübü tercih etti. Ardından bu tercihin çevresinde, sözleşmenin parçası olmayan ilişkiler ve duygular oluşmaya başladı.

Aslında sporun en güçlü yanlarından biri de budur. Önemli toplumsal etkileri çoğu zaman önceden planlanmadan ortaya çıkar.

Eski bir hikâyenin yeni bölümü

Bu hikaye Muhammed Salah’tan daha eski. Salah Trabzon’a gidiyor ifadesi dünya çapında bir habere dönüşmeden çok önce Türk futbol sahaları farklı kuşaklardan Mısırlı futbolcuları ağırladı.

Ahmed Hassan

Mısır Millî Takımı’nın efsane isimlerinden Ahmed Hassan, 1998’de Türkiye’ye geldi. Kocaelispor, Denizlispor, Gençlerbirliği ve Beşiktaş formalarını giydi ve 2006’ya kadar Türkiye’de kaldı. Ayrılışının üzerinden on yılı aşkın süre geçmesine rağmen bugün hâlâ Türk taraftarlardan özlemle söz ediyor ve Beşiktaş taraftarını özlediğini dile getiriyor.

Sert savunmacılığıyla tanınan Afrika şampiyonu Abdel Zaher El-Saka da uzun yıllar Türk liginde forma giydi. Ayman Abdelaziz ise aralarında Trabzonspor’un da bulunduğu farklı kulüplerde oynadı.

Daha sonra Beşiktaş’ta Muhammed Elneny, Galatasaray’da Mostafa Mohamed ve Trabzonspor taraftarının Salah’tan birkaç yıl önce yakından tanıdığı bir başka Mısırlı isim Mahmoud Hassan Trezeguet geldi.

Dolayısıyla Mısırlı futbolcuların Süper Lig’deki varlığı Muhammed Salah’tan çok daha eski. Salah’ın Trabzon’a transferi daha önce kapalı olan bir kapıyı açmadı ya da Kahire ile Ankara arasında yeni bir köprü inşa etmedi. Ancak tabiri caizse o köprünün ışıklarını yaktı.

Ahmed Hassan ve Abdel Zaher El-Saka dönemlerinde yalnızca futbolu yakından takip eden taraftarların bildiği bu ilişki, Salah’la birlikte yerel ve uluslararası basının takip ettiği, Süper Lig’in durumuna ilişkin çok az bilgisi bulunan ve belki de daha önce hayatında Trabzonspor maçı izlememiş milyonların gündemine giren bir gelişmeye dönüştü.

Salah, Türklerin sevdiği ilk Mısırlı futbolcu değil. Ancak Liverpool’da geçirdiği dokuz yılda 442 maçta 257 gol atan, iki kez Premier Lig ve bir kez Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşayan Salah, Türkiye’ye böylesine büyük bir küresel taraftar kitlesiyle gelen ilk Mısırlı futbolcu oldu.

Bu kadar güçlü bir sembolik değere sahip futbolcu bir yere gittiğinde yalnızca kendisi gitmez. Onunla birlikte taraftarları, dili, anıları ve hatta bütün bir ülke de taşınır.

Büyükelçiliklerin ve bakanlıkların yapamadığı

Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkiler uzun yıllar boyunca gerilimli bir dönemden geçti. İki ülke, Temmuz 2023’te diplomatik ilişkileri yeniden büyükelçi seviyesine çıkarma kararı aldı.

Şubat 2026’da ise taraflar, diğer alanların yanı sıra gençlik ve sporu da kapsayan yeni mutabakat zaptlarının imzalanmasını memnuniyetle karşıladı.

Siyaset, ülkelerin hükûmetleri arasındaki ilişkileri düzeltebilir. Bir büyükelçiyi yeniden görev yerine gönderebilir, ticaretin önünü açabilir ve cumhurbaşkanlığı düzeyinde ziyaretler düzenleyebilir.

Ancak hiçbir idari kararla iki halka birbirine yakınlık duymaları emredilemez. Yakınlık bir bakanlığın imzaladığı kararla oluşmaz. İnsanların karşısındakinin insani yönünü görmesi ve hissetmesiyle doğar.

Salah’ın karşılanması da özellikle Mısır açısından bu nedenle önemli olabilir.

Görüntüleri izleyen Mısırlılar bu transferi Mısır diplomasisinin bir başarısı olarak değerlendirmedi. Zaten bunu gerektirecek resmî bir durum da yoktu.

Hissettikleri şey çok daha basit ve doğrudandı: Bu insanlar bizden birini seviyor. Bu insanlar bizi seviyor.

Böylesine basit bir cümle bile, halkların çoğu zaman hükûmetlerinin tutumlarına indirgendikleri bir dönemde çok şeyi değiştirebilir.

Mısırlıların gözünde Trabzon

Birkaç hafta öncesine kadar Trabzon, birçok Mısırlı için yalnızca bazılarının turizm dünyasından tanıdığı uzak bir Türk şehriydi.

Şimdi ise Kahire’de yaşayan birinin Trabzon’un haritadaki yerini, takımın maç saatlerini ya da stadyuma nasıl ulaşılacağını araştırması için yeni bir neden var.

Futbol bunu sürekli yapar: Coğrafyayı duyguya dönüştürür.

Transferin ardından Trabzon’da Mısırlıların şehre yönelik ilgisinin artabileceği konuşulmaya başladı. Haberlerde bir Türk yetkilinin açıklamalarına da yer verildi. Buna göre 5 Ağustos’ta, Salah’ın kente gelişiyle aynı dönemde, Kahire’den Trabzon’a 120 Mısırlı yolcu taşıyan doğrudan bir uçuş gerçekleştirildi. Mısır ile Trabzon arasındaki hareketliliğin daha da artması bekleniyor.

Bu gelişmeyi turizm ve ekonomi açısından değerlendirmek mümkün. Bu da doğru bir bakış açısı.

Liverpool’da taraftarlarla Muhammed Salah

Trabzon’dan önce Liverpool da milyonlarca Mısırlı için İngiltere’nin kuzeyinde bulunan sıradan bir şehir değildi. Cumartesi akşamlarıyla, bir golün sevincinin yaşandığı anlarla ve Anfield tribünlerindeki Mısır bayrağı görüntüsüyle özdeşleşen bir yerdi.

Elbette futbola taşıyabileceğinden daha fazla anlam yüklememek gerekiyor. Futbol her zaman yakınlaşma sağlayan bir güç de değildir. Yakınlığı güçlendirebildiği gibi fanatizmi de harekete geçirebilir.

Ancak bu sınırları kabul etmek, yaşanan anın değerini azaltmıyor. Aksine onu daha gerçekçi kılıyor.

Tıpkı Salah’ın Trabzonspor formasıyla ilk golünü atacağı an gibi…

O anda Karadeniz kıyısındaki bir Türk taraftar sevinçle ayağa kalkıp bağırırken, aynı saniyelerde Kahire’de, İskenderiye’de ya da Garbiya’da bir Mısırlı başka bir ekranın karşısında aynı golü kutlayacak.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.