Mısır, Suriye ile İlişkilerini Normalleştirmekte Neden Bu Kadar Yavaş Davranıyor?

Gazeteci Kutub Elaraby, Mısır’ın Suriye ile ilişkileri normalleştirme sürecinde neden temkinli davrandığını ve iki ülke arasındaki diplomatik yakınlaşma ihtimalini Fokus+ için kaleme aldı.

misir-suriye-ile-iliskilerini-normallestirmekte-neden-bu-kadar-yavas-davraniyor.jpg

05.05.2026 - 15:15  |  Son Güncellenme:  05.05.2026 - 15:20

Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’nin Kahire’ye yaptığı ziyaret ve Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdülati ile görüşmesi, iki ülke arasındaki ilişkilerde yaşanan çıkmazı aşmaya yönelik ilk adım değil.  

Bu temaslardan önce Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, 6 Mart’ta Kahire’de düzenlenen Arap Birliği Zirvesi’ne katılmış ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile görüşmüştü.  

Ayrıca 23 Nisan’da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) ev sahipliğinde yapılan AB-Bölgesel Ortaklar Zirvesi’nin oturum aralarında iki lider arasında kısa bir selamlaşma ve görüşme de gerçekleşmişti.  

Söz konusu görüşmelerin, Suriye’de Şara ve Heyetu Tahriru’ş Şam’ın (HTŞ) iktidara gelmesinden sonra kopan Mısır-Suriye ilişkilerini normalleştirmede başarılı olup olmayacağı henüz belirsizliğini koruyor.  

Bilindiği üzere, iki ülke arasındaki ilişkiler, Suriye devriminde yaşanan zaferin ardından gerginleşti.   

Mısır rejimi, medya kuruluşlarına Şara liderliğindeki yeni Suriye hükümetine karşı sert yayın yapma konusunda imkan tanıdı. 

Böylece Mısır medyasında Şara hükümeti terörist olarak nitelendirilirken, Cumhurbaşkanı Şara’nın devrim sırasında bilinen “Ebu Muhammed el-Culani” adı özellikle öne çıkarıldı.   

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara

Ahmed Şara’nın geçen yıl gerçekleşen Kahire ziyareti de bu söylemi durdurmadı.   

Mısır Cumhurbaşkanlığı her ne kadar Suriye halkının irade ve tercihlerine saygı, Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğüne olan bağlılık ve ülkeye karşı herhangi bir saldırıyı reddettiğini içeren resmi bir açıklama yayımlasa da, medya söyleminde bir değişiklik olmadı.   

Avrupa zirvesi sırasında iki cumhurbaşkanı arasında gerçekleşen kısa görüşme de söz konusu medya kampanyalarını durdurmaya yetmedi. Hatta bazı haberlerde, Şara el sıkışmaya çalıştığında Sisi’nin onu görmezden gelmeye çalıştığı ima edildi.  

Diğer yandan Suriye, şu ana kadar ilişkilerin normalleşmesi konusunda daha istekli görünüyor.   

Buna karşılık Mısır, yeni Suriye yönetimini kendi siyasi yapısına karşıt bir model olarak gördüğü için temkinli davranıyor.   

Suriye’de Şara yönetimi, 14 yıllık Suriye devriminin ardından elde edilen zaferle iktidara gelirken, Mısır’daki Sisi yönetimi ise 2011 devriminin ardından gerçekleşen askeri darbe ile şekillendi.  

Suriye’deki devrimin ilk yıllarında, Mısır’daki bazı çevreler Suriye devrimini desteklemiş, meydanlarda Suriye bayrakları Mısır bayrağıyla birlikte taşınmıştı.  

Daha sonra iktidara gelen Sisi rejimi, Suriye örneğini iç kamuoyuna “devrimlerin olası sonuçlarına karşı uyarı” olarak sunmuş ve “Suriye gibi olmayalım” söylemi öne çıkmıştı.  

Bugün ise Suriye, Mısır’daki değişim güçleri için ilham verici bir model haline gelmiş durumda. Bu durum, bir zamanlar terörist olarak nitelendirilen HTŞ grubunun iktidara gelmesini ve liderinin, Sisi’nin görüşmesi ve eşit düzeyde muhatap alması gereken bir cumhurbaşkanı olarak kabul edilmesini hala benimsemekte zorlanan Mısır rejimini büyük ölçüde rahatsız ediyor.  

Buna karşılık Suriye yönetimi, iç istikrarın sağlanması, ulusal birliğin korunması ve yeniden imar süreci ve kalkınma projelerinin başlatılması gibi önceliklere odaklanmış durumda. Bu nedenle dış politikada gerilimi düşürme ve farklı ülkelerle ilişkileri yeniden düzenleme politikası izliyor.   

Söz konusu planın bir parçası da, daha önce Beşşar Esed rejimiyle iyi ilişkiler kuran ve 2011’deki Suriye devriminin ardından Arap Birliği’nden çıkarılan Suriye’nin yeniden örgüte kabul edilmesinde büyük rolü olan Mısır ile ilişkilerin normalleştirilmesini içeriyor.  

Diğer yandan, Mısır ile Suriye arasında tarihsel olarak güçlü bir bağ bulunuyor. İki ülke uzun dönemler boyunca, Şam’da Emevi Halifeliği, Mısır’da ise Fatımi, Eyyubi ve Memlük halifelikleri gibi İslam halifeliklerinin başkentleri oldu.   

Arap milliyetçiliği döneminde, 1958–1961 yılları arasında iki ülke “Birleşik Arap Cumhuriyeti” adı altında tek bir devlette birleşti. Ancak bu birlik kısa ömürlü oldu.  

Arap-İsrail çatışması boyunca, 1973’te İsrail’e karşı birlikte savaşan iki ülke arasındaki yakın ilişkiyi öne çıkaran “Mısır olmadan savaş olmaz, Suriye olmadan barış olmaz” sloganı hakimdi.  

Ancak, Mısır eski Cumhurbaşkanı Enver Sedat’ın İsrail ile barış anlaşması imzalamasının ardından iki ülke arasındaki ilişkiler gerildi. Daha sonra Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek döneminde ilişkiler yeniden normalleşti.  

Beşşar Esed rejimi Suriye devrimine yönelik baskısını yoğunlaştırdıkça, milyonlarca Suriyeli ülkeden kaçmak zorunda kaldı. Suriyeli mültecilerin büyük kısmı Mısır’a sığındı.  

Mısır eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi döneminde Suriyelilere eğitim ve sağlık gibi hizmetler ücretsiz sağlanırken, Temmuz 2013 darbesinden sonra bu durum değişti.  

Suriyeli göçmenlere karşı ırkçılık dalgasının, iktidardaki rejimle bağlantılı bazı medya kuruluşları tarafından körüklenmesiyle toplumsal gerilimler arttı. Bu durum, da iki ülke ilişkilerinin normalleşmesinin önündeki engellerden biri haline geldi.   

Mısır ayrıca, Suriye’de HTŞ saflarında savaşmış, çektikleri videolarda “Suriye deneyimini örnek alarak, rejimi zorla değiştirmek için harekete geçmeye çağıran” bazı Mısırlıların bulunmasından rahatsız.  

Tüm bu engellere rağmen, taraflar arasında artan açık ve zaman zaman da kapalı görüşmelerle birlikte ilişkilerin normalleşme ihtimali giderek yükseliyor.   

Mısır, Cumhurbaşkanı Sisi ve Dışişleri Bakanı aracılığıyla Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı duyduğunu vurgulamaya özen gösterdi.   

Bu tutum, Kürt ya da Dürzi oluşumlar dahil olmak üzere olası ayrılıkçı projelerin reddi anlamına geliyor ve yeni Suriye yönetimi için güven verici bir mesaj olarak değerlendiriliyor.  

Normalleşme yolundaki bir diğer somut adım da, Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Nidal eş-Şaar’ın Suriye–Mısır Ortak İş Konseyi’ni kurma kararı oldu. Yaşanan gelişme, Mısırlı şirketlerin Suriye’deki yeniden imar projelerine katılımının önünü açıyor.    

Aynı şekilde, Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani’nin Mısır’daki son temaslarının da zaman içinde sonuç vermesi bekleniyor.   

Bu sonuçların bir kısmının, Suriye vatandaşlarının Mısır’daki statüsü, iki ülkenin uluslararası platformlarda siyasi koordinasyonu ve ortak tehditlere karşı işbirliği gibi başlıklara ilişkin olması öngörülüyor. Özellikle Mısır’ın Suriye topraklarına yönelik tekrarlanan İsrail saldırılarını reddetmesi de bu süreci destekleyen unsurlar arasında görülüyor.  

Siyasetin ortak çıkarlara dayandığı dikkate alındığında, iki ülke arasındaki karşılıklı çıkarların ilişkileri kademeli olarak iyileştireceği ve bunun tam normalleşmeye kadar gidebileceği değerlendiriliyor.   

Suriye hükümetinin siyasi yönelimi, bu süreci tamamen engelleyecek bir unsur olarak görülmüyor.   

Nitekim Mısır, geçmişte İslamcı kökenli olmasına rağmen, Sudan’daki Ömer el-Beşir hükümetiyle güçlü ilişkilere sahipti.  

Benzer şekilde on yılı aşan bir kopukluğun ardından, Türkiye ile de ilişkilerini yeniden normalleştirdi.  

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.