Mısır, Filistinlileri Tehcir Etme Planı İçin Ne Düşünüyor?
13.02.2025 - 10:16 | Son Güncellenme: 21.08.2025 - 09:44
ABD Başkanı Donald Trump, Ocak 2021’de sona eren ilk başkanlık döneminde ortaya koyduğu, Beyaz Saray’ın internet sitesinde “Refah İçin Barış” başlığıyla yayınlanan Orta Doğu barış planının bir parçası olan “Yüzyılın Anlaşması” planına ilişkin açıklamalarını geçtiğimiz günlerde yineledi. Ancak Trump’ın ikinci döneminin başında yinelediği bu açıklamasında yeni olan şey, tehcir etme fikri ve Gazzelileri Ürdün ve Mısır gibi komşu ülkelere tehcir etme yoluyla “Gazze Şeridi’ni boşaltmayı” öngören planını bölge ülkelerinin kabul etmesi konusunda ısrarcı olmasıydı.
Trump, Batı Şeria’nın ilhakına ve İsrail’in alanının genişletilmesine hazırlık olarak, Ürdün ve Mısır’a, Gazze Şeridi sakinleri ve Batı Şeria’daki Filistinlilerin önemli bir bölümünü kabul etmeleri yönünde baskı uygulayarak buna destek verdi. Bu cesur öneriler, uluslararası hukukun yanı sıra Filistin meselesine ilişkin alınan kararlara, özellikle Filistin halkının devredilemez hakları olan mültecilerin geri dönüşü ve bu topraklar üzerindeki egemenlik ve devlet kurma hakkına aykırı olduğu gerekçesiyle bazı ülkelerin resmi makamları ve halklar tarafından reddedildi.
Gerçek şu ki, İsrail ve ABD’nin planları, sadece Filistinlileri tehcir etme hamlelerinden ibaret değil. Bu planlar arasında, Binyamin Netanyahu’nun sunduğu harita projesine göre göç hareketleri ve sahada ittifakların kurulması yoluyla bölge ülkelerinin bölünmesi veya birleşmesine yol açabilecek coğrafi ve demografik değişiklikler de yer alıyor. Netanyahu’nun bu haritası, İsrail’in dini ve tarihi iddialarına göre inandığı Büyük İsrail (vaat edilmiş topraklar) haritasına çok benziyor.
Mısır’ın tutumu
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Nisan 2017’de ilk döneminin başında Başkan Donald Trump ile düzenlediği basın toplantısında, Yüzyılın Anlaşması ile “yüzyılın sorununa” çözüm bulmak için yapılacak tüm çabaları güçlü ve kararlı bir şekilde destekleyeceğini söyledi. Trump’ın bu anlaşmayı başarabileceğine dair inancını da dile getirdi.

Sisi’nin gösterdiği bu destek kafa karışıklığına yol açarken, Mısır’ın resmi kurumları Yüzyılın Anlaşması’nda sunulan tehcir önerisini açıkça reddettiklerini ifade ettiler.
Öte yandan, anlaşmayla tutarlı olarak değerlendirilebilecek veya istismar edilecek boşlukları temsil ettikleri için dikkat edilmesi gereken bir dizi uygulama ve prosedür bulunuyor. Bu makalede, bunların en önemli olanlarına ışık tutacağız.
Sina hazırlıkları
Sina’nın, tehcir edilecek Filistinli mültecileri alma olasılığı bulunan bir bölge olması nedeniyle, Mısırlı yetkililerin bu konuda attığı adımlar, Trump-Netanyahu'nun planlarında önerilenlerle örtüştüğü için kafa karışıklığına yol açıyor.
Sınır kasabası Refah’ın tahliyesi
Mısır’da bulunan Refah şehri, Sina ile Gazze’yi ayıran sınır hattında yer alıyor ve 633 kilometrekarelik bir alanı içeriyor.
Ulusal güvenlik ve terörle mücadele gerekçesiyle ani bir şekilde, Refah şehrinin tamamen ve acilen izole edilmesi ve boşaltılması için 2014 tarihli 1957 sayılı Başbakanlık Kararnamesi çıkarıldı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) tarafından belgelendiği üzere, bu durum şehir sakinlerinin zorla yerlerinden edilmesine ve kendilerine karşı şiddet içeren eylemlerin uygulanmasına yol açtı.
Refah’ın boşaltılması şehri, yoğun nüfuslu ve her an nüfusunun yerinden edilmesine yol açabilecek sürekli savaşlara maruz kalan Gazze Şeridi’nin yanında hiçbir kentleşme belirtisi göstermeyen boş bir alan haline getirdi. Bu durum da Mısır’ın ulusal güvenliğine yönelik bir tehlikeyi yansıtıyor.
Tiran ve Sanafir Anlaşması
Mısır rejimi daha sonra 2016 tarihinde alınan 607 sayılı kararla, iki ülke arasındaki deniz sınırlarını belirleyen bir anlaşma imzalayarak, Tiran ve Sanafir adalarını Suudi Arabistan’a devretti. Bu karar halk arasında büyük bir tepkiye yol açtı ve anlaşma, Mısır İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Ancak hükümet, ülkenin en yüksek idari mahkemeleri tarafından verilmiş olmasına rağmen bu kararları göz ardı etti ve bunlara yanıt vermedi.
Bu bağlamda, Tiran ve Sanafir adalarının Suudi Arabistan’a devredilmesinin iki doğrudan sonucu oldu. Bunlardan ilki, İsrail gemilerinin Tiran Boğazı’ndan geçişi konusunda Mısır-İsrail barış anlaşmasının hükümlerine ilişkin taahhüdün Suudi Arabistan’a devredilmesi yoluyla, Suudi Arabistan ile İsrail arasında normalleşmenin önünü açmaktı. Söz konusu anlaşmanın ikinci sonucu ise Mısır’ın Tiran Boğazı suyolundaki karasular üzerindeki tek taraflı kontrolünün sona ermesi ve bu sular veya bu suların büyük bir kısmının, hiçbir tarafın müdahalesi olmaksızın serbestçe dolaşılabilen uluslararası sular haline getirilmesi oldu. Bu da İsrail’in coğrafi alanını genişletmesi, daha fazla egemenlik hakkı elde etmesi ve Filistinli vatandaşların yerinden edilmesi konusunda büyük umutlarını gerçekleştirmek için sahada uyguladığı planıyla özdeşleşen bir başka adım olarak görülebilir.
Mevzuat değişiklikleri
Öte yandan, yatırım ve ekonomi alanındaki değerlendirmelerle, Sina Yarımadası Entegre Kalkınma Yasası’nda (Sina Temel Yasası) yapılan değişikliklerle yabancıların Sina’da toprak sahibi olmasına ilişkin yasak kaldırıldı.

Aynı zamanda çifte vatandaşlara mülk edinme hakkı tanındı ve 2015 yılında yapılan değişikliklerle cumhurbaşkanına, Arap uyruklu yabancılara, Mısırlılarla aynı muameleyi uygulama hakkı verildi.
Yapılan değişikliklerle ayrıca cumhurbaşkanına, yabancı şirketlerin Mısırlılara tanınan yüzde 55’lik hisse sahipliği oranından muaf tutulması yetkisi de verildi. Böylece tüm bu değişiklikler, Sina’da yabancı bir varlığın kapısını açabilecekti.
Sina Yarımadası Entegre Kalkınma Yasası’nda yapılan değişikliklerle, Gazze yakınlarında sanayi ve yerleşim alanlarının yanı sıra yol projeleri, Süveyş Kanalı tünelleri, elektrik ve su arıtma gibi altyapı projelerinin kurulmasına da olanak sağlandı. Bu durum, İsrail’in iddia ettiği gibi Gazze Şeridi’nden gelecek olanların geçici de olsa kabul edildiğini gösteren bir işaret olabilir.
Devlete ait bir mülk satın alan, yatırım projesi yürüten veya kamu hazinesine bir miktar para yatıran her yabancıya Mısır vatandaşlığı veren 2019 tarihli vatandaşlık yasasında yapılan diğer değişikliklere eklenmesi halinde, bazıları bu kararları istismar edebilir.
Bu çerçevede İsrail, vatandaşlarından bazılarının Mısır vatandaşlığına geçişiyle bu boşlukları istismar edebilir ve ardından Sina’daki kalkınma yasalarında yapılan değişikliklerden yararlanabilir.
İltica yasası
Diğer yandan Mısır Parlamentosu, Aralık 2024’te sığınma konusunda tanımları, kontrolleri ve belirleyicileri içeren özel bir yasa çıkardı. Söz konusu yasa, mülteciyi “vatandaşlığı bulunduğu ülke dışında bulunan herhangi bir yabancı” olarak tanımladığı için bu Filistin davası için de geçerli olabilir.
Mısır’ın bu adımı, Trump’ın planına göre Filistinlilere karşı uygulanabilecek yerinden etme veya zorla tehcir dalgalarını kabul etme ve ardından bunları yeni mülteci yasasının mekanizmalarına dahil etme konusunda istekli olduğunu gösteriyor.
Gerekli uygulama tedbirleri
Mısır devleti, eğer Yüzyılın Anlaşması’na yönelik korkuları ve pratik reddi ortadan kaldırmak istiyorsa, yapacağı şey Filistinlilerin kendi topraklarında yerleşmelerini sağlamak ve tehcir planlarını reddederek konumlarını güçlendirmek için Gazze’ye uygulanan ablukayı ve Refah Sınır Kapısı’ndan insani yardım ve yeniden inşa ekipmanlarının geçişi konusundaki engellerin kaldırılmasına yönelik kararlar almaktır.
Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da meşru Filistin direnişinin üzerindeki “terörist” damgasının kaldırılması ve Kassam Tugayları’nın terör listesine alınmasına yönelik önceki hükümet kararlarının iptal edilmesidir. Bu durum, Mısır ulusal hareketine başta Mısır olmak üzere Arap kuluçka merkezinde hareket özgürlüğü sağlayacaktır.
Bu hususlara dikkat edilip düzeltilirse veya kafa karışıklığını önlemek için bazı sınırlamalar getirilirse, Yüzyılın Anlaşması’nın açıkça ve kesin bir şekilde reddedilmesi anlamına gelebilir. Bu tür konularda sadece resmi açıklamalarla reddetmek yeterli değildir. Bu pratik tedbirler, aynı zamanda Trump’ın Mısır’a yapacağı ziyaret öncesinde, açıkladığı plana bir ön yanıt niteliği taşıyacaktır.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.