Maden Suyunun Önemi: Beyaz Saray’da Bir Öğle Yemeği
14.07.2025 - 16:21 | Son Güncellenme: 14.07.2025 - 16:29
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarihinde 22. ve 24. Başkan Grover Cleveland’tan sonra ülkenin 45. ve 47.başkanı seçilerek iki kez başkanlık yapan ikinci ismi Donald Trump 9 Temmuz 2025 tarihinde Beyaz Saray’da beş Afrika ülkesinin cumhurbaşkanıyla bir araya geldi.
Bir öğle yemeği şeklinde geçen etkinlikte Trump’ın konukları Moritanya Cumhurbaşkanı Mohamed Ould Ghazani, Senegal Cumhurbaşkanı Bassirou Diomaye Faye, Liberya Cumhurbaşkanı Joseph Boakai, Gine Bissau Cumhurbaşkanı Umaru Sissoco Embalo ve Gabon Cumhurbaşkanı Brice Oligui Nguema’ydı.
Yemek konuşmasına “Sizin kıtanızda çok fazla öfke var” diye başlayan Trump’tan sonra cumhurbaşkanları sırayla söz aldı. Senegal Cumhurbaşkanı Faye’nin “Siz golfü çok seviyorsunuz, bizim ülkemize gelmeden önce söyleyin sizin için bir golf sahası yapalım” demesinden sonra söz alan Liberya Cumhurbaşkanı Joseph Boakai’nın konuşması bitince Trump Boakai’ya döndü ve “Siz çok güzel İngilizce konuşuyorsunuz, böyle konuşmayı Liberya’da mı öğrendiniz?” diye sordu. Özellikle Liberya’daki bazı çevreler Trump’ın bu yorumuyla Liberya’da İngilizcenin resmi dil olduğunu bile bilmediğine işaret ettiler.
Gözden Kaçmasın
Olağanüstü bir durum olmazsa (ilk başkanlığı sırasında olmuştu ve Trump azledilmişti) yaklaşık 4,5 yıl daha Trump’ın başkanlığını yapacağı ABD’nin Afrika kıtasına olan ilgisi Liberya’da resmi dilin İngilizce olmasından daha derinlere gidiyor.
Tarihi uzantılar
Atlantik köle ticareti döneminde Batı Afrika’dan Amerika kıtasına getirilen kölelerin bazılarının Manhattan Adası’na indirildiği biliniyor. 16. Başkan Abraham Lincoln’ün girişimleriyle başlayan köle ticaretinin yasaklanması ise ülkenin 1776’daki bağımsızlığından bugüne yaşadığı tek iç savaşın nedenini oluşturmuş durumda.
Hatırlanacağı gibi, köle ticaretine karşı gelen kuzey eyaletleriyle köle ticaretinden büyük gelir getirdiği için bunun devamını isteyen güney eyaletleri arasındaki iç savaş 1861-1865 yılları arasında devam etmişti. Köle ticareti devam ederken 1819 yılında o dönemki Başkan James Monroe’nun adıyla çıkan Monroe Doktrini’nin de karşı olduğu kölelikle birlikte serbest bırakılan bazı köleler ise Afrika’ya geri döndüklerinde Liberya Cumhuriyeti’ni kurdular ve ilk anayasalarını da ABD’den esinlenerek hazırladılar.
Liberya Cumhuriyeti’nin köklerinde Monroe Doktrini’nin olduğu kadar 1816 yılında Amerikalı Robery Finley adlı bir öğretmenin de kurduğu Amerikan Koloni Derneği’nin de rolü olduğunu unutmamak gerek.
Amerika’dan Afrika’ya gelişleri üç yıl süren Afrikalı köleler Liberya Cumhuriyeti’nin 1822 yılında kurdular. 25 yıl Amerika Birleşik Devletleri’ne bağımlı şekilde yaşayan Liberya Cumhuriyeti 1847 yılında bağımsızlığını ilan etti, ABD’nin Liberya’nın bağımsızlığını tanıması ise iç savaşın başlangıcı olan 1861 yılına denk geldi.
ABD’nin Afrika ile olan etkileşimi Afrika ülkelerinin bağımsızlıklarını kazanmaya başladıkları 1956 yılından bugüne kadar olan postkolonyal dönemde de görüldü. Örneğin; Gana’nın ilk Cumhurbaşkanı Kwame Nkrumah pek çok kez New York’taki Harlem mahallesini ziyaret etti, Amerika Birleşik Devletleri 1975 yılında başlayan Angola İç Savaşı’nda Sovyetler Birliği’nin desteklediği MPLA’ya karşı UNITA’yı destekledi, Hollywood film endüstrisi Nijerya’daki Nollywood’a esin kaynağı oldu, Güney Afrika’daki apartheid rejiminin bitmesi için de Amerika yoğun çaba gösterdi. Bunların yanında, 1961 yılında kurulan USAID neredeyse tüm Afrika ülkelerine para ve malzeme yardımı yapmakta. Ayrıca, 2000 yılında çıkan Afrika Büyüme ve Fırsat Yasası’yla birlikte Sahraaltı Afrika ülkelerinden ABD’ye ithal edilen 6000 üründen gümrük vergisi alınmamaya başladı.
2007 yılında başlatılan AFRICOM ile de ABD’nin kıtadaki 53 ülkeyle askeri iş birliğinin temelleri atıldı. AFRICOM bugün Amerikan askerlerini kıtadaki cihatçılarla olan mücadelesinde en önemli güç olarak kullanmaya devam ediyor. Yeri gelmişken söylemekte yarar var, kıtadaki 54 ülkeden sadece Mısır AFRICOM alanında değil, onun da nedeni Mısır’ın Amerikan Merkezi Komuta programı içinde yer alması diyebiliriz.
Afrikalı liderlerle gerçekleşen görüşmenin olasılıkları
54 ülkelik kıtadan da söz etmişken Trump’ın neden özellikle sadece bu beş ülkenin cumhurbaşkanlarını Beyaz Saray’a davet ettiği irdelenebilir. Konuyla ilgili ortalıkta üç fikir geziniyor. Birincisi, konukların Beyaz Saray’daki yemeğe Trump tarafından davet edildiği iddia ediliyor. Buna göre Trump beş ülkenin cumhurbaşkanını telefonla arayıp Beyaz Saray’a davet etmiş.
İkincisi, konukların Trump tarafından değil, artık bir Amerikan dış politikası klasiği sayılan Pentagon’un davetiyle Beyaz Saray’a geldiği söyleniyor. Üçüncüsü, bu yemeğin Gine Bissau Cumhurbaşkanı Umaru Sissoco Embalo tarafından ayarlandığı düşünülüyor.
2020 yılından beri cumhurbaşkanı olan Embalo tam bir Trump hayranı. Ancak Embalo’yla ilgili daha ilginç bir bilgi var. Cumhurbaşkanlığı döneminden beri 300’den fazla yurtdışı seyahatine çıkan Embalo gittiği ülkelerin liderlerine haber vermiyor. Düşünün, bir ülkenin cumhurbaşkanısınız, sabah kalkıp ofise geçiyorsunuz, gününüz toplantılarla dolu, sonra size diyorlar ki “Efendim, Gine Bissau Cumhurbaşkanı Umaru Sissoco Embalo gelmiş, sizi görmek istiyor.”
İddiaya göre Embalo Afrika Birliği’nin bir oturumunda Trump’ı ziyaret edeceğini söylüyor, Moritanya, Senegal, Liberya ve Gabon cumhurbaşkanları da ona eşil edeceklerini bildiriyorlar. CIA’in son anda haberdar olduğu bu durumda Beyaz Saray apar topar bir öğle yemeği etkinliği hazırlıyor.
Beyaz Saray’daki yemeğin Embalo’nun habersiz ziyaretlerinden biri olduğu fikrini bir kenara koyarsak (aslında keşke koymasak) bu beş ülkenin Trump ya da Pentagon tarafından belirlendiğini iddia eden birinci ve ikinci görüşe odaklanmak kulağa daha akademik gelebilir. Sırayla bakacak olursak, Moritanya Afrika’daki tek İslam cumhuriyeti ve Trump özellikle İran İslam Cumhuriyeti’ne yansıttığı son öfkeden sonra İslam dünyasına “Bir İslam ülkesinin lideriyle de yemek yiyebilirim” mesajını vermek istemiş olabilir.
Bunun dışında Moritanya’nın 1991 yılındaki Körfez Savaşı’nda ABD’ye büyük destek verdiği ve ilişkilerin bu nedenle iyi olduğu da biliniyor. Bunun yanında Moritanya bir çölle bir okyanusun birleştiği dünyadaki iki ülkeden biri (diğeri Namibya) ve bu nedenle büyük bir turizm potansiyeline sahip.
Senegal Batı Afrika’nın en gelişmiş üç ekonomisinden biri turizm alanında en güçlü ülkesi. Senegal’in Atlantik Köle Ticaret’inde önemli yeri olan Goré Adası üzerinden düzenlediği turizm gelirleri ülkenin yıllık GSUH’ının %14,2’sini oluşturuyor ki bu Afrika için çok yüksek bir oran. Liberya zaten aslında Amerika Birleşik Devletleri’nin gönderdiği ve daha sonradan Amerikan Anayasası’na bağlı kalarak bir anayasa oluşturulan BİR Batı Afrika ülkesi, yani, ABD ile derin bağları var.
Gabon şu anda Afrika’da bir askeri rejimden sivil yönetime geçiş yapan en son ülke konumunda. 2023 yılında Bongo hanedanlığını yıkan darbeden sonra 12 Nisan 2025 tarihinde yapılan genel seçimlerle tekrar sivil yönetime geçen Gabon demokrasiye büyük önem veren ABD için model ülke. Ayrıca, Gabon Angola ve Nijerya ile Sahraaltı Afrika’nın üç petrol üreticisinden biri ve Gabon petrolü özellikle Çin ve Hindistan tarafından büyük ilgi görüyor. Ayrıca 1964 yılında Gabon’daki Amerikan büyükelçiliği Gabonlu ulusalcılar tarafından bombalanmış, bu eylem iki ülke arasındaki ilişkilerde kara bir leke olarak kalmış, Colin Powell’ın 2000 yılındaki Gabon ziyareti bile bu lekeyi ortadan kaldırmaya yetmemişti.
Bu yemek Gabon ve ABD arasında beyaz bir sayfa anlamına da geliyor. Gine Bissau ise Cumhurbaşkanı Umaru Sissoco Embalo’nun Trump’a bir keresinde: “Senin Afrika’daki adamın benim, ne yapmak istersen söyle birlikte yapalım” dediği ülke. Ayrıca Afrika’nın “narko devleti” olarak tanınan Gine Bissau’dan 7 Nisan 2025 tarihinde ABD’ye yaklaşık 3 tonluk bir uyuşturucu transferi olmuştu.
Bu yemekte Trump Embalo’yla uyuşturucu ticareti üzerine önlemler almış olmak istemiş olabilir. Bunun yanında Gine Bissau’nun ABD için tarihsel önemleri de var. 1986 yılında ABD’nin bu beş ülke içinde askeri anlaşma imzaladığı tek ülke Gine Bissau.
Üstelik, 1998 yılında ülke içindeki şiddet olayları nedeniyle kapatılan bir Amerika büyükelçiliği de var. Tüm bunlar nedeniyle Gine Bissau ile de beyaz bir sayfa açılmak istenmiş olabilir. Ayrıca tabii ki söylemeye gerek yok, bu beş ülke de oldukça zengin madenlerle dolu. Sadece Gabon’daki manganezin paslanmaz çelik ürünlerde kullanıldığı düşünüldüğünde ne kadar büyük bir sanayi malı olduğu anlaşılabilir.
O ya da bu şekilde, Trump’ın bu beş ülkenin cumhurbaşkanlarıyla yediği öğle yemeğinin bir de ABD’nin Afrika’ya bakışı açısından önemi var. Soğuk Savaş’taki önemleri dışında şu ana kadar herhangi bir Amerikan başkanının Afrika ülkelerini ciddiye aldığını ve onlarla diğer kıtalardaki ülkeler kadar ilgilendiği söylenemez.
Bir araştırmaya göre, bir Amerikan başkanının Afrikalı liderlerle görüştükleri gün sayının tüm başkanlık dönemlerindeki toplam günlere oranı ortalama %1,8. 2001-2009 yılları arasında başkanlık yapan George W.Bush 2920 gün görevde kalmış ve bu günlerin sadece 87’sinde Afrikalı liderlerle görüşmüş. Ve düşünün ki George W.Bush Afrikalı liderlerle en çok görüşen Amerikan başkanı.
W.Bush’u sırayla John F.Kennedy, George Bush, Jimmy Carter, Ronald Reagan, Lyndon Johnson, Gerald Ford, Richard Nixon, Barrack Obama, Joe Biden ve Bill Clinton izliyor. 1993-2001 yılları arasında Amerikan başkanı olan Bill Clinton 2920 günlük görev süresinin sadece 29 gününde Afrikalı liderlerle görüşmüş.
Donald Trump’ın ise ilk başkanlığı sırasında Afrikalı liderlerle görüştüğü bir gün bile yok. Aslında Donald Trump’ın Afrika karnesi başka nedenlerle de iyi değil. Görevdeyken Namibya’ya “Nambiya” demesi, Kongo hakkında konuşulurken “Kongo nedir daha önce hiç duymadım” demesi, Lesotho hakkında konuşulurken “Kimsenin adını duymadığı bir ülke” demesi, Afrika Büyüme ve Fırsat Yasası’nı 30 Eylül’de bitirecek olması, Güney Afrika Cumhurbaşkanı Ramaphosa’ya “Sizin ülkenizde beyaz çiftçilere soykırım yapılmış” demesi (aslında bu Robert Mugabe döneminde Zimbabve’deydi ancak bir soykırım niteliğinden uzaktı), Afrika Kalkınma Bankası’na Amerika Birleşik Devletleri’nin yaptığı yardımı kesmesi (2018 yılında sadece Şikago Belediyesi’nin yıllık bütçesi Afrika Kalkınma Bankası’nın yıllık bütçesinin 3 katıydı) Trump’ı Afrika ülkeleriyle ilgili zor duruma sokmaya yetti de arttı bile.
9 Temmuz’daki öğle yemeği sadece Amerika Birleşik Devletleri ile Afrika ülkeleri için değil, Trump ve Afrika ülkeleri arasındaki ilişkiler için de büyük önem taşıyor. Yine de bu yemeğe 19 Haziran 2025 tarihinde Ruanda’nın desteklediği M23 terör örgütünün Demokratik Kongo’daki eylemleri nedeniyle savaşın eşiğine geldikten sonra barış anlaşması imzalayan Ruanda ve Demokratik Kongo cumhurbaşkanlarının da katılması iyi olurdu.
Trump eğer Rusya-Ukrayna ve İran-İsrail savaşlarından zaman bulabilirse belki bu iki ülkenin liderlerini yakın zamanda Camp David’de ağırlayabilir. O zaman sadece Benin’de 290 diplomat bulunduran Amerika Birleşik Devletleri Afrika’daki siyasi ve ekonomik güçler yarışında enerji kazanabilir. Yoksa bir öğle yemeğinde içilen maden suyu Trump’ın Afrika ile ilgili birden çok gafının hazmedilmesini sağlayamaz.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.