Lübnan Esed Rejimi Artıkları İçin Bir Sığınağa Mı Dönüşüyor?

Araştırmacı Mehmet Emin Cengiz, Lübnan’daki siyasal kırılganlığı ve eski Esed rejimi mensuplarının neden olduğu güvenlik sorunlarını Fokus+ için kaleme aldı.
lubnan-esed-rejimi-artiklari-icin-bir-siginaga-mi-donusuyor.jpg

12.01.2026 - 12:56  |  Son Güncellenme:  12.01.2026 - 13:02

7 Ekim 2023 sonrasında Orta Doğu’nun dramatik şekilde değişen jeopolitiğinde Lübnan sürekli bir gündem alanı olageldi. 7 Ekim’in yol açtığı değişim dalgası komşu Suriye’de Esed rejiminin devrilmesi, İran’ın ana vekil gücü Hizbullah’ın Suriye’den sökülüp atılarak Lübnan’a yoğunlaşması ve İran’ın da aldığı son derece ağır darbeler sonucunda içine çekilerek komşu ülkelerle diplomatik zemini kuvvetlendirmeye çalıştığı bir dönemin önünü açtı. 

Vekil güçleri üzerinde ağırlığı azalan İran’ın zemin kaybettiği ülkelerin başında Lübnan geliyor. İsrail’in Hizbullah ile giriştiği savaşta örgütün efsane haline gelmiş lideri Hassan Nasrallah dahil yapının üst komuta kademesini yok etmesi sonucu Lübnan’da siyasi dengeler ciddi manada değişti. Özellikle ülkede 2 yıldan fazla süren Cumhurbaşkanlığı krizinin çözülmesi ve Beyrut standartlarına göre güçlü bir hükümetin kurulması sonrası yeni yönetim İran’a ciddi manada mesafe koydu. Hatta durum öyle bir noktaya vardı ki Beyrut’taki yetkililer İranlı mevkidaşlarının görüşme taleplerini bile kamuya açık bir şekilde reddedebiliyor. Veyahut İranlı yetkililer Beyrut’u ziyaret ettiklerinde alışık oldukları diplomatik protokollerle karşılanmayabiliyor.   

Dahası Beyrut, İsrailli yetkililerle 40 yıldan uzun bir süre sonra Lübnan topraklarında ABD gözetiminde yüz yüze görüşmeler gerçekleştirip Tel Aviv’in Lübnan’daki saldırılarına son vermesi ve ülkenin güneyinde işgal ettiği alanlardan çekilmesi için müzakereler yürütüyor. Ne var ki on yıllar sonra gerçekleşen yüz yüze görüşmelere rağmen Lübnan’a dönük İsrail saldırıları durdurulabilmiş değil. Her ne kadar Lübnan ordusu Litani Nehri’nin güneyinde Hizbullah’ın varlığı son buldu ve örgütü silahsızlandırma aşamasının ilk aşaması geride kaldı dese de planın ikinci aşaması için bir tarih belirtilmemiş durumda. Hizbullah’ın Litani Nehri’nin kuzeyinde silahsızlanmaya direneceği de ilan edilmiş vaziyette. Kısacası Beyrut hükümetinin aldığı karara ve ABD’nin bütün baskısına rağmen 2025 yılının sonuna kadar bitirilmesi öngörülen Hizbullah’ın silahsızlandırılması planı başarılamadı. Örgüte Litani Nehri’nin kuzeyinde bir operasyon yapılması halinde son derece kırılgan siyasi bir sisteme sahip Lübnan’ın bir iç savaşa sürüklenme tehlikesi sürüyor.  

Siyasi manzaranın bu kadar kırılgan olduğu bir zaman zarfında Lübnan son dönemlerde Esed rejimi mensupları için her geçen gün adeta bir sığınak haline gelmesi nedeniyle de tekrar gündemde. Katar merkezli El Cezire’nin aralık ayının sonunda yayımladığı ses kayıtları da bu durumu daha aşikar hale getirdi.  

El Cezire’ye sızdırılan bazı belgelere ve ses kayıtlarına göre Esed rejimi mensubu bazı subayların telefonları Suriyelilerce hacklendi. Bunun ne şekilde yapıldığı ve Nisan 2025’ten itibaren geçekleştirildiği düşünülen görüşmelerin neden şimdi medyaya sızdırıldığı ise tartışma konusu olmayı sürdürüyor. Kayıtlarda rejimin kötü şöhretli subayı ve halihazırda Moskova’da olan Kaplan Kuvvetleri Komutanı Süheyl el-Hasan, kendisini Suriye dosyasından sorumlu İsrailli bir subay olduğuna inandıran Suriyeli bir kişi ile ülkeyi istikrarsızlaştırma planlarını görüşüyor. Esed’in kuzeni Rami Mahluf’tan destek aldıklarını belirten Süheyl Hasan Suriye içerisinde kendilerine bağlı binlerce kişinin olduğunu, yeterli ekipmana sahip olduklarını ifade ederek harekete geçme isteğini gösteriyor. Hasan konuşmasında ayrıca İsrail’in Hamas’a dönük saldırılarını övüyor, Sünni ve Şiilere hakaretvari söylemlerde bulunuyor ve İsrail ile iş birliği yapma isteğini de açık şekilde dile getiriyor. Hasan dışında Esed’in diğer komutanlarından Lübnan’da olduğuna inanılan Ğiyat Dalla da özellikle Suriye’de Nusayrilerin yoğun yaşadığı sahil bölgesi üzerine Süheyl Hasan’ın söylediklerine katıldığını kayıtlarda ifade ediyor. Kısacası Suriye’nin Sahil bölgesi için eski rejim artıkları tarafından bir plan ortaya konulmaya çalışıldığı görülüyor. 6 Mart 2025’te Suriye’nin Sahil bölgesinde patlak veren kanlı olaylarla da Lübnan’daki eski rejim artıklarıyla benzer bir koordinasyon gerçekleşmiş olması ihtimali bir hayli yüksek.   

Bu ses kaydının yayımlanmasından önce de Lübnan’da Kaplan Kuvvetleri komutanlarından olan Ğassan el-Nassan Lübnan’da suikasta uğradı. Her ne kadar Lübnan ordusu bu suikastın maddi bir anlaşmazlıktan ötürü yaşandığını iddia ederek bir kişiyi tutuklasa da Esed taraftarları arasında bir şok dalgası meydana geldi. Esed taraftarları sosyal medyada suikastın Şara yönetimi istihbaratınca gerçekleştiğini belirterek Lübnan’da saklanan eski Cumhuriyet Muhafızları, Dördüncü Tümen ve Kaplan Kuvvetleri mensuplarına teyakkuzda olma çağrısında bulundular. Benzer tarihlerde de Suriye güvenlik güçleri Sahil bölgesi Lazkiye’de sabık Esed rejimi mensuplarıyla çatışma yaşadı. Çatışmaya giren eski rejim mensuplarından bir kısmı hayatını kaybetti.   

Ek olarak, Suriye Yüksek Alevi Konseyi Başkanı Gazal Gazal’ın Sahil bölgesinde federalizm talepli protesto gösterileri çağrısı yaptığı gün Lübnan’dan Suriye’ye yasa dışı şekilde girmeye çalışan bazı eski rejim subayları yakalandı. Sahilde yapılan gösterilere Şara yönetimine karşı silah kullanan bazı örgüt mensupları da katıldı ve çekinmeden protestolarda bulunduklarını gösteren videoları sosyal medyada dolaşıma soktular.   

El Cezire tarafından yayımlanan ses kayıtlarının akabinde Lübnanlı yetkililer kısmi de olsa harekete geçtiler. Ülkede 35 Suriyeli tutuklandı. Sosyal medyada Esed taraftarlığı yapan kişilerin reaksiyonlarından bu kişilerin arasında eski Esed rejimi mensuplarının olduğuna kesin gözüyle bakılıyor.  

Suriye'nin devrik lideri Beşşar Esed

Esed rejiminin devrilmesi sonrasında Aleviler arasında bir liderlik yarışı olduğu da görülüyor. Suriye’nin devrik diktatörü Beşşar Esed’in Moskova’ya kaçışı sonrası Suriye’deki Nusayrilerin liderliğine Gazal Gazal soyunarak öne çıkmıştı. Şu an da nerede olduğu bilinmeyen Gazal zaman zaman yayımladığı videolar ve açıklamalarla öne çıktı. Protestoya çağırdığı Nusayrileri defalarca sokağa dökmeyi başaran Gazal, Sahil’deki taban üzerinde etkili olduğunu gösterdi. Yakın zamanda Beşşar Esed’in kuzeni Rami Mahluf da yayımladığı bir video ile Nusayrilerin liderliğine aday olduğunu göstermiş oldu ki El Cezire’nin ses kayıtları da bu durumu doğruluyor. Zira, Süheyl Hasan konuşmada kendisinin üst mercii olarak Rami Mahluf’u net şekilde belirtiyor. Rami Mahluf yayımladığı videoda Gazal Gazal’ın dinlenmemesini isteyerek, kendisinin bir din adamı olduğunu Alevilerin protestolara katılmamaları gerektiğini ve bekleyerek kendilerini korumalarının elzem olduğunu ifade ederek, Nisan 2026’dan sonra Suriye’de kademli şekilde değişiklikler olacağını belirtiyor. Mahluf konuşmasında Alevilerin seçkin bir konuma kavuşacağı iddiasında da bulunuyor. Seçkin konum iddiası ile El Cezire’nin yayımladığı Suriye’de istikrarsızlık temalı ses kayıtlarının örtüşme ihtimali bir hayli yüksek.  

Esed rejiminin devrilmesi sonrası Lübnan-Suriye ilişkilerinin iyi bir noktaya evrilme umudu ortaya çıkmıştı. Nitekim Suriye yönetimi de geçmişte Esed rejimi kaynaklı problemler sebebiyle Lübnanlıların ciddi manada acı çektiğini kabul edip Beyrut’a yeni bir sayfa açmayı önermişti. Hatta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara “yeni sayfa açma isteği nedeniyle Hizbullah’ı bile eleştirmedim” dedi. Ancak Şam-Beyrut ilişkisinde ilerleme olsa da arzu edilen noktaya varılamadı. Sınır problemleri, Lübnan’daki Suriyeli mülteciler, Lübnan hapishanelerindeki Suriyeli mahkumlar gibi sorunlar devam ederken, buna bir de Lübnan’dan Suriye’yi tehdit etme ihtimali olan sabık Esed rejimi mensuplarının varlığı ekleniyor. Bugün Lübnanlı yetkililer Şara yönetiminin modern Lübnan tarihinde ülkeyi bağımsız bir devlet olarak kabul eden ilk Şam yönetimi olduğunu, Beyrut’un egemenliğine saygı gösterdiğini belirtip bundan memnuniyetini ortaya koyuyor. Ancak Hizbullah zayıflamış olsa da Lübnan siyasetinde hala gölgesi hissediliyor ve bu nedenle Beyrut-Şam ilişkisi istenen noktaya bir türlü varamıyor. Hizbullah’ın ciddi bir muhasebe yaparak stratejik bir karar alması ve Suriye ile ilişkilerin önünde bir bariyer olmayı bırakması gerekiyor. Lübnanlı yetkililerin de daha cesur bir şekilde Esed artıkları üzerine gitmesi elzem. Bu durum ülkede bulunan Esed rejimi mensuplarının sayısından ya da tehdidin boyutundan bağımsız şekilde ele alınmalı. Zira sahadaki durum Şam-Beyrut ilişkisini olumsuz etkiliyor ve güven bunalımı yaratıyor. Dolayısıyla İsrail saldırganlığının bölgenin en büyük tehdidi haline geldiği bir dönemde Lübnan’ın büyük komşusu ile ilişkileri ilerletmesi hayati önemde.  

Hasılıkelam, Suriye’de SDG entegrasyon meselesinin bir türlü çözüme kavuşturulamadığı, Süveyda’da Dürzilerin Hikmet el-Heceri liderliğinde fiili olarak özerk hale geldikleri ve yaptıkları uyuşturucu kaçakçılığı nedeniyle Ürdün tarafından Süveyda’nın birden fazla kez bombalandığı, İsrail ile nihai bir güvenlik anlaşmasına varılamadığı bir dönemde Lübnan’da Hizbullah kontrolündeki bölgelerde cirit atmaya devam eden Esed mensupları Şam yönetimi için en azından bir süre daha bir istikrarsızlık tehdidi olmaya devam edecek gibi görünüyor. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.