Küçük Silahlar, Büyük Meydan Okumalar

Doç. Dr. İbrahim Karataş, savaş teknolojilerindeki dönüşümü ve dron gibi küçük ama etkili silahların savaş meydanındaki belirleyici rolünü Fokus+ için kaleme aldı.
kucuk-silahlar-buyuk-meydan-okumalar.jpg

22.04.2026 - 16:09  |  Son Güncellenme:  22.04.2026 - 16:14

Savaşlarda kullanılan silahlar tarih içinde gelişim göstermiş olsa da hiçbir dönemde silahların ölümcüllüğü son 200 yıldaki kadar olmamıştır. Mezkur 200 yılda en önemli kilometre taşlarından biri nükleer silahların icadı ve kullanılması olmuştur. Atom bombaları halen en ölümcül silah listesinde ilk sıradadır. Ancak Japonya dışında başka bir yerde kullanılmadılar ve nükleer sahibi ülkeler mecbur kalmadıkça bu silahları kullanmayacaklardır. 

Atom bombalarını bir kenara bırakırsak, diğer silahlardaki gelişmelerin bilhassa son 30 yılda baş döndürücü bir gelişme içinde oldukları görülebilir. Artık büyük hacimli gemi ve tank gibi silahlarla yavaş hareket eden silahlar (buna uçar silahlar da dahil) eskisi kadar etkili değiller. Hatta uçamayan her silahın istenilen faydayı vermeyeceğini söyleyebiliriz. Çünkü insansız araçlardaki gelişmeler ve füzelerin daha akıllı hale gelmesi hantal olan her silahı demode ediyor. 

Bu değişime son dönemde defalarca şahit olduk. İlk önce Bayraktar TB2’lerin çok pahalı tank ve hava savunma sistemlerini yok ettiğini gördük -ki bir Türk firmasının savaş meydanlarındaki bu değişime öncülük etmesi ayrı bir gurur vesilesidir.  Daha sonra İsrailliler Harop, İranlılarsa Shahed ismini verdikleri kamikaze dronlarla pahalı silahların daha az maliyetle ve pratikle yok edebileceklerini gösterdiler. Sonra Ukraynalılar FPV dronlarıyla helikopter bile yok ettiler. Savaş meydanı öyle bir değişim gösterdi ki bir jet uçağına verilecek para ile binlerce kamikaze dron tedarik edilip koca bir ordu perişan edilebiliyor. 

Füzelerin de nokta vuruşu yapabilmesi ve havadayken parçalara ayrılma gibi özelliklerle donatılması diğer bir gelişme oldu. İran ordusu yerinde sabit kalarak ABD ve İsrail ordularının canını yakmasının yanı sıra değeri 13 milyar dolar olduğu söylenen Amerikan uçak gemisini bölgeden uzaklaştırmaya başarabildi. Uçak gemisinin hedef olması sadece gemiyi değil üzerindeki 50 civarında uçağı ve personeli de etkisiz hale getiriyor. Dolayısıyla can kaybı ve maddi kayıp oldukça yüksek oluyor. ABD bu tehdidi gördü ve uçak gemilerini çekti. Bir daha da bu gemileri güçlü ordulara karşı kullanır mı bilinmez ama görünen o ki en maliyetli bu savaş aracı da yakında tarihe karışacak. 

Öte yandan insansız savaş araçlarının devreye girmesi bilhassa askerler için faydalı oldu çünkü artık daha az can kaybı yaşanıyor. Örneğin İran, İsrail ve Amerika’ya karşı fazla asker kaybetmedi. İsrail ve Amerika da çok asker kaybetmedi. Fakat silah ve maddi kayıp oldukça yüksek oldu. 

Söz konusu yenilikler bize şunu söylüyor; Savaşlar artık insansız araçlarla, yani uzaktan yapılıyor. İnsansız araçlar içinde en etkili olanlar uçan türlerdir. Çünkü insansız bir deniz aracı sadece denizde etkilidir ve süratinin bir sınırı vardır. İnsansız kara araçları için durum daha da vahimdir. Çünkü taşlı, engebeli, dağlık veya sulu zeminde etkili olamazlar. Dronelar ise havada uçtukları için önlerinde bir engel yoktur. Dolayısıyla uçan insansız savaş araçları günümüzün en etkili silahları haline geldiler. Bu silah türünü yerli olarak üretenler daha da avantajlı konumdalar. İran savaşında görüldüğü üzere devasa Amerikan uçağını kaçırtan silah İran’ın yerli kamikaze dronlarıydı. 

Dikkat edilirse bahsini yaptığımız silahlar küçük olmaları nedeniyle üretimi kolaydır. Bu yüzden de İran gibi görece daha zayıf ülkelerin söz konusu silahları üretebilmesi tesadüf değildir. Bu durum bize zayıf devletlerin bile günümüzde dron gibi yeni nesil silahlarla görece daha güçlü ülkelere karşı koyabileceğini gösteriyor.  Küçük ve orta büyüklükteki devletler büyük devletleri yenemeseler bile onları caydırabildiklerini söyleyebiliriz. 

Yeni silahların orduların yapılarını da değiştireceğini ve hatta değiştirmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Nerdeyse tüm ordular güçlerini kara kuvvetleri üzerinden ifade ederler.  Örneğin Türk ordusu için NATO’nun en büyük ikinci ordusu denildiğinde asker sayısına atıfta bulunulur. Çünkü ordu demek kara kuvvetleri demektir. Ancak zafer için en büyük yükün artık hava kuvvetlerine bindiğini söylersek yanlış olmayacaktır. Ne kadar çok uçar silahınız (uçak, füze, drone) vs. varsa savaş kazanmanız daha yüksek ihtimaldir. Çok askere rağmen savaş kazanmak zorken güçlü hava kuvvetleriyle savaş kaybetmek zordur. 

Bu yüzden bir ordu için uçar silahları artırmaktan başka seçenek kalmıyor. Öte yandan, tamamlayıcı bir değişiklik olarak askerlere uçar silahları kullanmayı öğretmek olmazsa olmazdır. Detaylandırmak gerekirse; her asker kamikaze dron türlerinin tamamını öğrenmelidir. Sadece muvazzaf olanlar değil askerliğini yapan sivil vatandaşlar da öğrenmelidir. Çünkü devam eden savaşlar gösteriyor ki askerler düşmanını piyade tüfeğinden çok FPV ve kamikaze dronlarla elimine ediyorlar.  Bilhassa Ukrayna ordusunun FPV, İran ordusunun da kamikaze dronları kullanmadaki maharetleri takdire şayandır. Ukrayna Rusya’yı durdururken, İran Amerika’yı durdurabilmiştir. Dolayısıyla drone kullanabilen asker sayısının fazlalığı ordular için çarpan etkisi yapacaktır. 

Bu bağlamda ordu hiyerarşisinde hava kuvvetleri generallerinin ön plana çıkması faydalı bir değişiklik olabilir.  Bazı ülkelerde havacı generaller genelkurmay başkanı olabiliyor. Örneğin ABD’nin geçtiğimiz günlerde görevden alınan genelkurmay başkanı Charles Q.  Brown ve yerine geçen Dan Caine hava kuvvetleri kökenli. Eğer ABD ordu yapılanması örnek anlıyorsa ordu atamaları için de model olabilir. Şunu belirtelim ki genelkurmay başkanının havacı bir general olması gerekmiyor. Ancak havacı kökenli bir generalin orduya daha çok katkı sunacağı bir döneme girdik, giriyoruz. 

Sonuç olarak diyebiliriz ki teknolojinin gelişmesi savaş meydanlarındaki stratejileri ve silah türlerini değiştirmeye başladı. Artık güçlü ordular çok askeri, tankı, gemisi olan değil, değişime daha hızlı ayak uyduranlardır. Yeni nesil silahları yerli üreticilerden tedarik eden ordular daha da avantajlıdır. İlginçtir ki değişimin maliyeti de yüksek değil. 

Yakın zamana kadar süper güçler devasa silah ve mühimmatlarla görece küçük devletler üzerinde hükümranlık kurabiliyorken artık küçük devletler günümüzde küçük silahlarla karşılık verebiliyorlar. Küçük ve ucuz olan silahların ilk kez pahalı olanlarla baş edebildiği bir döneme girdik. Bu dönemde hantal kalan veyahut hantal silahlara güvenerek hareket eden ülkeler başarısız olacaklardır. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.