Knesset Seçimleri Öncesi Belirleyici Dosya: Batı Şeria’daki Yerleşimler

Araştırmacı Mustafa Mansur, yaklaşan Knesset seçimleri öncesinde İsrail’deki siyasi partilerin Batı Şeria’daki yerleşimlere yönelik tutumlarını, bu dosyanın seçim programlarına nasıl yansıdığını ve farklı siyasi blokların ilhak ile Filistin meselesindeki ortaklaşan yaklaşımlarını Fokus+ için kaleme aldı.
odak-knesset-secimleri-oncesi-belirleyici-dosya-bati-seria-daki-yerlesimler

03.08.2026 - 17:11  |  Son Güncellenme:  13.08.2026 - 09:52

İsrail’in siyasi haritasına bakan herkes, farklı siyasi akımlar arasında yaşanan sert mücadele ve yoğun rekabetin temel bir hedef etrafında döndüğünü görebilir. Her akımın bu hedefe ulaşmak için kullandığı yöntem farklı olsa da amaç, İsrail’in ulusal güvenliğini korumak, yayılmacı hedeflerini gerçekleştirmek ve İsrailli seçmeni buna ikna etmektir. Bunun yanında her siyasi akımın kendi çıkarlarına hizmet eden başka hedefleri de bulunuyor.

Siyasi yelpazenin bir ucunda, milliyetçi ve muhafazakâr partilerle Haredi partiler arasındaki sıkı ittifaka dayanan aşırı Siyonist sağ yer alıyor. Binyamin Netanyahu liderliğindeki bu blokta Likud, Dinî Siyonizm, Otzma Yehudit, Şas ve Yahadut HaTorah partileri bulunuyor.

Diğer uçta ise Netanyahu karşıtı aşırı Siyonist solu temsil eden Demokratlar Partisi yer alıyor. Partinin liderliğini, emekli tümgeneral ve İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı Yair Golan yürütüyor.

Naftali Bennett ve Yair Lapid

Bu iki uç arasında, Naftali Bennett liderliğindeki ılımlı sağ ile Yeş Atid, yani Gelecek Var Partisi lideri Yair Lapid’in temsil ettiği merkez bulunuyor. Bu iki kanat, Beyahad/Birlikte adıyla bilinen ittifakta bir araya geliyor.

Ilımlı sağ ile merkezi buluşturan bir diğer oluşum ise emekli tümgeneral ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un liderliğindeki Yashar Partisi. Son kamuoyu araştırmalarının büyük bölümünde bu partinin sandalye sayısı bakımından Netanyahu’nun partisinin önünde olduğu görülüyor. Bu sonuçlar, Eisenkot’u Netanyahu’nun en önemli rakibi hâline getiriyor.

Ayrıca Avigdor Lieberman liderliğindeki laik sağ parti Yisrael Beiteinu, yani “İsrail Evimiz” de siyasi sahnenin önemli aktörleri arasında bulunuyor. Lieberman, önceki hükûmetlerde dışişleri, ulaştırma ve savunma bakanlıkları başta olmak üzere çeşitli görevler üstlendi. Sovyetler Birliği’nden göç etmiş olması nedeniyle Sovyet Yahudileri için kurulan Siyonist Forum’un kurucuları arasında yer aldı. Partisi de Sovyetler Birliği’nden gelen göçmenlere özel önem verdi. Laik bir siyasetçi olan Lieberman, din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını ve dinî partilerin etkisinin sınırlandırılmasını savundu.

Bu siyasi akımların yönelimleri, yöntemleri ve hedeflerinin büyük bölümü arasında ciddi farklılıklar bulunuyor. Ancak uygulama düzeyleri değişse de neredeyse tek bir konuda birleşiyorlar. Aralarındaki anlaşmazlık, çatışmayı yönetme olarak bilinen yaklaşımın sınırları içinde kalıyor.

Bu ortak nokta, Filistinlilerin kendi toprakları üzerindeki haklarını tanımamaları ve Filistin meselesinin kesin biçimde çözüme kavuşturulmasına karşı çıkmalarıdır.

Bu dosyaya yönelik tutumlar farklı sertlik derecelerine sahip. Aşırı Siyonist sağ partiler iki devletli çözümü tamamen reddederken Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerinin genişletilmesini savunuyor. Merkez ve sol partiler ise iki devletli çözüme kısmen karşı çıkıyor ya da bu çözümü görünürde kabul ediyor. Ancak büyük yerleşim bloklarının İsrail’in kontrolünde kalmasını, 1967 sınırlarına tamamen geri dönülmemesini ve mültecilerin geri dönüş hakkının kabul edilmemesini istiyorlar.

Farklı siyasi akımların bu tutumları seçim programlarına da yansıdı. Partiler, Batı Şeria’daki yerleşim dosyasına nasıl yaklaşacaklarını programlarına dâhil etti. Yöntemleri farklı olsa da bu konunun İsrailli seçmenlerin geneli açısından belirleyici bir unsur olduğunu çok iyi biliyorlar.

Likud ve müttefikleri yerleşimleri yasallaştırmaya çalışıyor

Likud ile hükûmet koalisyonunu oluşturan milliyetçi ve Haredi müttefikleri, yerleşim dosyasına karşı en sert tutumu benimseyen siyasi akımlar oldu. Bu partiler, yerleşimleri yasallaştırmak için her yolu denedi. Çünkü yerleşimleri, Filistinlilerin yürüttüğü mücadeleyi engelleyen ve gasbedilmiş topraklarında devlet kurma umutlarını boşa çıkaran bir silah ve belirleyici bir güvence olarak görüyorlar.

Netanyahu hükûmetindeki aşırı sağcı isimler arasından özellikle iki kişi, yerleşimlerin ve yerleşim karakollarının sayısını artırmaya yönelik kapsamlı planların başını çekti. Bu isimler, Netanyahu hükûmetindeki en radikal yerleşimci liderlerden kabul edilen Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile Maliye Bakanlığı görevinin yanında Savunma Bakanlığı bünyesinde geniş yetkilere sahip olan Bezalel Smotrich’tir.

Smotrich’e verilen bu yetkiler, Batı Şeria’yla ilgili konulara müdahale etmesine ve bölgedeki Sivil İdare üzerinde kontrol kurmasına imkân sağlıyor.

Her iki isim de iki devletli çözümü tamamen reddediyor ve Filistinlilerle yürütülecek müzakerelerin herhangi bir aşamasında bu yöndeki girişimlerin ilerlemesini engelliyor. Bununla da kalmayarak silahlı yerleşimci milislerin saldırılarını destekliyorlar.

Özellikle Ben-Gvir, bu saldırıları Batı Şeria’yı kapsamlı bir çatışmaya sürüklemek amacıyla destekliyor. Böyle bir çatışmanın seçim hesaplarına hizmet edeceğini düşünüyor ve saldırıların doğuracağı sonuçları dikkate almıyor.

Ben-Gvir ve Smotrich 

Öte yandan Smotrich ve Ben-Gvir, yerleşimler kurmak ve bunları değiştirilmesi mümkün olmayan fiilî durumlara dönüştürmek için yoğun çaba harcıyor. Bu yaklaşım hem Siyonist hukuk anlayışına göre İsrail egemenliği altındaki topraklarda kurulan yasal yerleşimleri hem de işgal güçlerinin egemenliği altında bulunmayan Filistin topraklarında kurulan yasa dışı yerleşimleri kapsıyor.

Bu ayrım, Oslo 2 Anlaşması’na dayanıyor. Geçici Anlaşma ya da Taba Anlaşması olarak da bilinen bu metin, önce Taba’da paraflanmış, ardından 28 Eylül 1995’te Washington’da resmen imzalanmıştı. Anlaşma, Batı Şeria’yı A, B ve C bölgelerine ayırmıştı:

  • A Bölgesi: Tamamen Filistin’in sivil ve güvenlik kontrolü altında bulunuyor ve Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 2’sini oluşturuyor.
  • B Bölgesi: Filistin’in sivil, İsrail’in ise güvenlik kontrolü altında bulunuyor ve Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 26’sını oluşturuyor.
  • C Bölgesi: Batı Şeria’nın en geniş bölümünü meydana getiriyor. Tamamen İsrail’in sivil ve güvenlik kontrolü altında bulunuyor ve Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 72’sini oluşturuyor.

Zman Israel sitesinin ekonomi muhabiri ve gazetecisi Omer Sharvit, Likud ile Dini Siyonizm partisinin seçim kampanyası ve ön seçimler başlamadan hemen önce yürüttüğü çalışmalara dikkat çekiyor. Sharvit, bu adımları yerleşimlerdeki yetkilileri ve seçmenleri memnun etmeye yönelik “son ve çaresiz çabalar” olarak tanımlıyor.

Bu gelişmeler, Batı Şeria’daki yerleşimlerin altın çağı olarak nitelendirilebilecek bir dönemin ardından yaşanıyor. Yerleşimlere, Filistinlileri bölgeden göç ettirme ve Batı Şeria’nın fiilen ilhak edilmesini kalıcı hâle getirme çabaları kapsamında dev bütçeler ayrıldı.

Sharvit ayrıca Meclis Maliye Komitesinin parlamento tatili sırasında olağanüstü bir toplantı düzenlediğini belirtiyor. Toplantının temel amacı, Orit Strock’un yönettiği Yerleşimler Bakanlığı ile Amichai Eliyahu’nun yönettiği Miras Bakanlığına yüz milyonlarca şekellik ilave bütçe verilmesini onaylamaktı. Bu paralar doğrudan yerleşimlere ayrıldı.

Bir diğer adım ise Bezalel Smotrich’in topraklar üzerindeki idari kontrolünü güçlendirme girişimiyle bağlantılıydı. Smotrich’in Savunma Bakanlığındaki bakanlık görevinden ayrılması hâlinde bile bu kontrolün devam etmesi hedeflendi.

Kamu Hizmeti Komisyonu, Yerleşimler İdaresi Başkanlığı görevinin kamuya açık bir ilana çıkarılmamasını onayladı. Böylece bu göreve yapılacak atama siyasi bir atamaya dönüşecek. Aynı zamanda söz konusu idare, Savunma Bakanlığı bünyesinde kalıcı bir kurum hâline gelecek.

Buna ek olarak Sivil İdare Başkan Yardımcısının görev süresi iki yıl uzatılacak. Böylece mevcut yerleşim karakollarına yatırım yapılmaya ve yeni karakolların kurulması teşvik edilmeye devam edilecek.

Siyonist solun yerleşimlerle tarihsel bağı

Siyonist sol, aşırı Siyonist sağa göre daha az sert tutumlar benimsese de yerleşim projesinin temellerini tarihsel olarak atan ilk siyasi akım oldu.

Devletin kurulmasından önce ve sonra inşa edilen kibbutzlar ve moşavlar, bu projenin temelini oluşturdu. Bunlar, çalışma ile tarımı bir araya getiren kooperatif köyleri ve yerleşim topluluklarıydı.

Söz konusu topluluklar yerleşim projesinde, göçmenlerin eğitilmesinde ve toprak üzerindeki kontrolün kalıcı hâle getirilmesinde önemli rol oynadı.

Ancak bu tarihsel durum, solun bugünkü yaklaşımıyla çelişiyor. Netanyahu karşıtı Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, “İktidara gelirsek yerleşimlere para aktarmayacağız” açıklamasında bulundu.

Olam Katan haber sitesinin haber editörü Israel Zig’in aktardığına göre Golan, İsrail devletinin önceliklerini yeniden belirleme zamanının geldiğini söyledi. Golan’a göre Batı Şeria’daki yerleşimlere kamu bütçesinden tek bir şekel bile verilmemesi gerekiyor.

Ancak Golan, bu açıklamasına rağmen Arapların ortadan kaldırılmasını savunan Siyonist anlatıyı terk etmiş değil. Açıklaması, Araplara yönelik herhangi bir dayanışma içermediği gibi onların kendi toprakları üzerindeki haklarını da kabul etmiyor.

Israel Zig bu konuda “Golan, yerleşimcilere yönelik sert tutumuna rağmen geçmiş konusunda dengeli bir görüntü vermeye çalışıyor. Golan, kısa süre önce 7 Ekim’den sonra Araplar için bu kadar hızlı bir devlet kurulmasının imkânsız hale geldiğini kabul etti. Oslo’nun ve geçmişteki çekilme süreçlerinin hatalarının tekrarlanmaması gerektiğini” söyledi.

Buna rağmen temel ilkeleri değişmedi. Golan hâlâ Araplardan ayrılmaya inanıyor. Oslo’nun sorununun fikrin kendisinde değil, uygulanma biçiminde olduğunu savunuyor. Şimdi ise önceliklerini sahada hayata geçirmek için seçmenlerden yetki almayı umuyor.

Bennett Batı Şeria’nın ilhakına bağlılığını sürdürüyor

Ilımlı sağ ile merkezi bir araya getiren Beyahad/Birlikte ittifakının yerleşimlere yönelik tutumu söz konusu olduğunda, Naftali Bennett’in son açıklamaları öne çıkıyor.

Siyasi danışman ve ABD’li kamuoyu araştırmaları uzmanı Dalia Scheindlin’in aktardığı açıklamalar, Bennett’in yerleşim konusundaki yaklaşımını açıkça ortaya koyuyor. Scheindlin, yazısına Bennett’in kendi sözlerinden hareketle şu başlığı verdi: Kendi sözleriyle Naftali Bennett, Batı Şeria’nın ilhakına bağlılığını sürdürüyor.

Scheindlin ayrıca Bennett’in Filistinlilerin devlet kurma hakkı konusunda yaptığı açıklamayı da aktardı. Bennett şunları söyledi:

“Ben değişmedim. Ben sağcı biriyim. Filistin devletinin kurulmasına karşıyım. Topraklardan vazgeçilmesine karşıyım. Ben bir güvenlik insanıyım.”

Naftali Bennett, bu açıklamasında yerleşimlere yönelik tutumuyla C Bölgesi’ndeki yerleşimleri yasallaştırma çabasını bir araya getirdi.

Bennett, Batı Şeria’da yasal yerleşim olarak tanımladığı faaliyetlere tam destek verdiğini vurguladı. Ona göre bu yerleşimler İsrail devletinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Buna rağmen Bennett, A ve B bölgelerinde İsrail hukukuna göre yasa dışı biçimde kurulan yerleşim karakollarının ya da tarım projelerinin kaldırılmasını desteklediğini açıkladı.

Eisenkot yerleşimlerin boşaltılmasını gündem dışı görüyor

Son kamuoyu araştırmalarında Likud’un önüne geçtiği görülen Yashar Partisi’nin ve parti lideri Gadi Eisenkot’un tutumu da dikkat çekiyor.

Eisenkot, Kanal 12’ye verdiği röportajda yerleşimlerin boşaltılma ihtimaliyle ilgili bir soruya şu yanıtı verdi: “Yerleşimlerin boşaltılması konusu gündemde değil. Bunun yakın gelecekte gündeme geleceğini de düşünmüyorum. Bu felaketi engellemek için uygulanabilir adımlar atılması gerektiğini düşünüyorum.”

Eisenkot, Otzma Yehudit liderini eleştirerek, “Ben-Gvir’in İsrail siyasetinde istenmeyen bir olgu olduğunu düşünüyorum” dedi.

Gadi Eisenkot

Ancak Eisenkot, Filistin meselesine yönelik tutumunu da iki uluslu bir devletin kurulmasını reddederek ortaya koydu.

Lieberman yerleşimlerin dondurulmasına karşı çıkıyor

Son olarak Avigdor Lieberman liderliğindeki laik sağ parti Yisrael Beiteinu, yani “İsrail Evimiz”in yerleşimlere yönelik tutumuna bakmak gerekiyor.

Lieberman, yerleşimlere güçlü biçimde destek veriyor ve yerleşim faaliyetlerinin dondurulmasını tamamen reddediyor. Yerleşimleri İsrail’in ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiriyor.

Lieberman bu yaklaşımını, Siyonist solun temsilcisi Yair Golan’ı eleştirirken de ortaya koydu.

İsrail merkezli Kanal 7’nin Instagram hesabında aktardığına göre Lieberman, Demokratlar Partisi lideri Golan’ın açıklamalarını reddetti. Golan, Lieberman’ın yanı sıra Gadi Eisenkot ve Naftali Bennett’in, Netanyahu’ya karşı bir muhalefet bloku kurmaları hâlinde gelecek hükûmette yerleşim karakolları ile tarım çiftliklerinin boşaltılmasını kabul edeceklerini öne sürmüştü.

Lieberman ise bu iddiayla alay ederek şu ifadeleri kullandı: “Daha önce de Yair Golan’ın aklı ile dili arasında koordinasyon bulunmadığını söylemiştim. Yerleşim karakollarının ve yerleşimlerin boşaltılmasıyla ilgili bütün bu hikâyelere gelince, kendisine yalnızca hikâye anlatma festivaline kaydolmasını öneriyorum.”

Kaynaklar

1. Omer Sharvit’in “Seçimlere Dakikalar Kala Netanyahu Hükûmeti İlhak Devrimini Başlatıyor” başlıklı yazısı, Zman Israel:

https://www.zman.co.il/706346/

2. Israel Zig’in “Yair Golan Açıkladı: Yerleşimlere Para Aktarmayacağız” başlıklı yazısı, Olam Katan haber sitesi:

https://www.okn.co.il/news/13176/

3. Dalia Scheindlin’in “Kendi Sözleriyle Naftali Bennett, Batı Şeria’yı İlhak Etmeye Bağlı” başlıklı yazısı, Haaretz’in İngilizce internet sitesi:

https://www.haaretz.com/israel-news/israel-politics/2026-06-30/ty-article-magazine/.premium/in-his-own-words-naftali-bennett-is-committed-to-annexing-the-west-bank/0000019f-1896-d222-a9ff-9e9779530000

4. Röportajla ilgili haber, Zman Israel:

https://www.zman.co.il/live/338398/

5. Lieberman’ın Yair Golan’a yönelik eleştirisi, Kanal 7:

https://www.instagram.com/p/Dau8ROKiPX5/

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.