Jeopolitik Değişimler Sudan’daki Çatışma Haritasını Yeniden Çiziyor
13.05.2025 - 14:13 | Son Güncellenme: 26.08.2025 - 10:36
Sudan ordusunun lojistik ve askeri kalbi olan Port Sudan şehri, bu ayın başlarında Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) atfedilen bir dizi SİHA saldırısıyla hedef alındı. Bu saldırı ile birlikte şehir benzeri görülmemiş bir tırmanışa tanık oldu.
HDK’nin art arda üç gün süren bu saldırıları sadece askeri tesisleri değil, aynı zamanda yakıt depoları ve ana elektrik santrali gibi hayati altyapıyı da hedef aldı.
Söz konusu saldırılar, tüm şehirde elektrik kesintilerine neden oldu, uluslararası havaalanında uçuşları aksattı ve hükümet binalarının yakınındaki stratejik bir otele de zarar verdi.

HDK’nin bu son saldırısı, SİHA’ların hayati sivil ve askeri hedeflere karşı ilk kez kapsamlı bir şekilde kullanılması nedeniyle Sudan çatışma tarihinde bir emsal olarak kabul ediliyor.
İstihbarat analizleri, bu ileri teknolojinin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) desteği ile HDK’ye ulaştığını ve paramiliter güçlerin stratejisinde gerilla savaşına dayanmaktan daha sofistike taktikler benimsemeye doğru bir kaymayı gösteriyor.
Gözden Kaçmasın
Yaşanan bu gelişme, özellikle Sudan ordusunun mart ayı sonlarında başkent Hartum’un kontrolünü HDK güçlerinden almasının ardından, güç dengesinin yeniden değişmesi açısından bir tehdit oluşturuyor.
Tüm dikkatler Port Sudan’a odaklanmışken, Darfur savaşı çatışmanın ana odağı olmaya devam ediyor. Bu bağlamda, Sudan ordusunun batıdaki son kalesi olan, Kuzey Darfur eyaletinin başkenti Faşir aylardır felç edici bir kuşatma altında.
Faşir’de yaşanan çatışmalar, savaşın kaderini belirleyebilecek en önemli muharebelerden biri olarak görülüyor. Ordu kuşatmayı kırmayı başarırsa, HDK’nin Libya’nın güneyi ve Çad’ın doğusundan gelen ikmal hatlarını kesecek ve onları Orta ve Güney Darfur’daki etki alanlarına çekilmeye zorlayacaktır.
Şehrin düşmesi halinde ise HDK, Libya, Çad ve Orta Afrika ile açık sınırlarla desteklenen Batı Sudan üzerindeki kontrolünü pekiştirebilecek ve askeri takviyeler için hayati bir lojistik koridor sağlayacaktır.
Bölgesel nüfuz haritasının yeniden şekillendirilmesi
“Africa Intelligence” isimli haber sitesinde bir süre önce yer alan bir haberde, BAE’nin karmaşık bir tedarik ağı aracılığıyla HDK’yi desteklemedeki önemli rolüne vurgu yapıldı.
Habere göre Abu Dabi, Çad’ın Um Jaras Havaalanı’nı kullanmanın yanı sıra, Orta Afrika Cumhuriyeti üzerinden tedarik rotalarını çeşitlendirmeye çalışıyor; bir kısmı Rus paramiliter grubu Wagner’in unsurları tarafından kontrol edilen küçük Birao havaalanının kontrolünü ele geçirmek için de görüşmeler yapıyor.
Bu durum, her iki ülkenin de altın ve elmas gibi Afrika’nın doğal kaynak alanlarında nüfuzlarını artırmaya çalışması nedeniyle, BAE-Rusya iş birliğinin varlığına işaret ediyor. Darfur bu kaynaklar açısından en zengin bölgelerden biri olarak kabul ediliyor.
Öte yandan, Cumhurbaşkanı Mahamat Idriss Deby liderliğindeki Çad, BAE ve HDK ile ittifakı nedeniyle çatışmanın dolaylı bir tarafı haline geldi.
Özellikle de Deby’nin muhaliflerinin mensup olduğu Zaghawa kabilesinden binlerce milisin Sudan ordusu saflarına katılarak ittifak kurması nedeniyle bu durum ülkenin iç istikrarını tehdit edebilir.
Söz konusu milisler, Şubat 2024'te Çad güvenlik güçleri tarafından öldürülen, Deby’nin rakibi Yaya Dillo Djerou’nun kardeşi Ousmane Dillo Djerou tarafından yönetiliyor. Bu kabiledekiler, Deby’nin desteklediği HDK’nin misillemesi ve Çad’ın kendi içinde alevlenebilecek kabile gerilimleri yaratmasından endişe ediyor.
Öte yandan Sudan Ordu Komutan Yardımcısı Orgeneral Yasir el-Ata, muhalifleri desteklemeye devam etmesi halinde Çad içindeki hedefleri vurmakla tehdit etti. Ata, Çad’daki N’Djamena ve Amjaras havaalanlarının meşru askeri hedefler olduğunu da ekledi.
Batıya doğru ilerledikçe, Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin HDK’ye silah transferini sınırlamak için Çad’daki askeri bölgeleri vurma olasılığı artacaktır. Bu da Deby’ye “müttefiki BAE’yi terk etmek ya da bir iç isyanı göze almak” gibi iki seçenek bırakıyor.
Diğer yandan, Sudan’ın Kızıldeniz’deki ana limanı Port Sudan, insani yardımların savaş bölgesine gönderildiği bir lojistik merkezine dönüştü. Birleşmiş Milletler’e (BM) göre 25 milyon Sudanlının gıda güvencesinden yoksun olduğu tahmin edilirken, havaalanı ve limanın kesintiye uğraması insani bir felaket riski oluşturuyor.
Bu durum, Batılı ülkeler ve Sudan’ın Mısır ve Suudi Arabistan gibi müttefikleri üzerindeki diplomatik ya da askeri mekanizmalar yoluyla müdahale etme baskısını arttırıyor, ancak çatışmayı şiddetlendirme korkusu bu ülkelerin eylemlerini sınırlıyor.
Gelecekteki yansımalar: Savaş ve barış Senaryoları
Birinci senaryo: Karşılıklı yıpranma
Son gelişmeler hem Sudan ordusu, hem de HDK’nin kesin bir zafer elde edemeyeceğini gösteriyor.
Ordu, başkent ve doğu bölgelerini kontrol etmesine rağmen, BAE destekli rakibi HDK’ye kıyasla yeterli finansman ve donanıma sahip değil. Öte yandan HDK ise, siyasi ve halk nezdindeki meşruiyetten ve kontrol ettiği bölgeleri yönetme kabiliyetinden yoksun.

Bu gerçeklik her iki tarafı da “uzun savaş” stratejisini benimsemeye itebilir ki bu da daha fazla yıkım, sivillerin yerinden edilmesi ve Sudan’ın kademeli olarak askeri ve kabile kantonlarına bölünmesi anlamına gelecektir.
İkinci senaryo: Dış müdahale
Mısır gibi ülkeler ya da Afrika Birliği, özellikle insani kriz tırmandıkça, arabuluculuk rolü oynamaya zorlanabilir.
Ancak Darfur’daki Afrikalı arabulucuların tarihi (2020 Juba Anlaşması gibi) uluslararası baskı olmadan sınırlı etkiye sahip olduklarını gösterdi.
Öte yandan Rusya gibi büyük güçler Sudan ordusuyla doğrudan anlaşmalar yaparak, hava savunma sistemleri veya askeri eğitim sağlama karşılığında askeri varlıklarını güçlendirme fırsatını değerlendirebilir.
Hartum’un Moskova veya Tahran’la iş birliği yapma niyetini açıklaması da bunu gösteriyordu.
Üçüncü senaryo: Sudan’ın bölünmesi
“Sudan’ın bölünmesi” fikri Batılı analistler tarafından açıkça dile getiriliyor ve bazıları mevcut durumu 2011’den sonra Libya’da yaşananlara benzetiyor. HDK’nin kaynak zengini Darfur’u kontrol etmesi ve Güney Sudan’daki silahlı gruplarla ittifakı, BAE tarafından desteklenen bağımsız bir oluşum kurulmasının önünü açabilir.
Öte yandan Sudan ordusu, aşiret ittifaklarına ve sınırlı Mısır desteğine güvenerek doğu ve kuzeydeki etkisini azaltmak zorunda kalabilir.
Sudan’daki çatışma artık sadece iki askeri grup arasındaki bir iç savaş olmaktan çıkarak, bölgesel ve uluslararası hesapların görüldüğü bir arenaya dönüştü.
Bir yanda BAE, Rusya ve Wagner Grupları, diğer yanda Mısır ve muhtemelen İran, doğal kaynaklar ve deniz yollarının bulunduğu Afrika Boynuzu ve Sahel’de yeni bir nüfuz haritası çizmeye çalışıyor.
Bu bağlamda, Sudanlı siviller sonu gelmez bir çatışmanın yemi haline gelirken, önümüzdeki on yıllar boyunca bölgenin kaderini belirleyebilecek jeopolitik düzenlemeler yapılıyor.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.