İsrail’in Wikipedia ile Anlatı Mücadelesi

İsrail, Filistin anlatısının küresel kamuoyunda kazandığı ivmeyi ve dijital mecralardaki imaj kaybını durdurmak için Wikipedia gibi açık bilgi platformlarını kendi lehine şekillendirmeye çalışırken, bu çabayı sahte araştırma merkezleri ve yapay zekâ manipülasyonlarıyla kurumsal bir stratejiye dönüştürüyor.
odak-israil-in-wikipedia-ile-anlati-mucadelesi-ahmed-el-cendi.jpg

02.10.2026 - 17:50  |  Son Güncellenme:  02.10.2026 - 18:06

Wikipedia, dünyanın en etkili bilgi platformlarından biri olarak kabul ediliyor. Bu etkiyi, bilgiye açık erişim sağlayan ve katkıda bulunmak isteyen kişilerden akademik bir geçmiş şartı aramayan yapısından alıyor. Bu özelliği, platformu hızlı ve kapsamlı bilgiye ulaşmak isteyen geniş kitlelerin ihtiyaçlarına uygun hâle getirirken, içeriklerinin büyük bölümü akademik araştırma niteliği taşımıyor.

Bu özellikler, Wikipedia’nın büyük bir başarı elde etmesine de katkı sağladı. Yaygın kullanımı sayesinde arama motoru sonuçlarında üst sıralarda yer alan platform, aylık milyarlarca ziyaret ve her saniye görüntülenen binlerce makaleyle bilgiye erişim açısından dünyanın en çok okunan internet sitesi hâline geldi. Bu durum, Wikipedia’ya kavramların şekillenmesi ve tartışmalı meselelerin yorumlanması konusunda olağanüstü bir etki alanı kazandırdı.

Bu nedenle İsrail’de yayımlanan çok sayıda yazı ve araştırma merkezi, Wikipedia’nın geniş etkisi nedeniyle platformda yer alan içeriklerle yakından ilgileniyor. Bu ilgi özellikle Arap-İsrail çatışması, Siyonizm, İsrail’in kuruluşu ve eski tarihiyle ilgili başlıklarda yoğunlaşıyor.

İsrail açısından Wikipedia’nın önemini artıran bir diğer unsur ise platformun, birçok yapay zekâ programının verdiği yanıtlarda en sık atıf yapılan kaynaklardan biri olması.

Buna bir de İsrail’in son yıllarda işlediği soykırım suçlarının ardından İsrail anlatısının Filistin anlatısı karşısında yaşadığı başarısızlık ve İsrail devletinin üzerine inşa edildiği tarihsel mağduriyet söyleminin aşınması ekleniyor.

İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü, içinde bulunduğumuz eylül ayında “Bilgiyi Zehirleme Altyapısı Olarak Wikipedia: Ön Yargı Mekanizmaları ve Karşı Tedbirler” başlıklı bir çalışma yayımladı.

Çalışmanın yazarı, Wikipedia bünyesinde İsrail karşıtı ideolojiye sahip bir editör ağının bulunduğunu, bu kişilerin yıllardır koordineli biçimde hareket ettiğini ve Wikipedia’nın kurallarını, tartışma mekanizmalarını ve editoryal süreçlerini İsrail karşıtı anlatıyı şekillendirmek için kullandığını öne sürüyor.

Çalışmada örnek olarak bir editörün durumu gösteriliyor. Söz konusu editörün bu konularla ilgili binlerce değişiklik yaptığı ve yaklaşık 100 editörden oluşan daha geniş bir ağın parçası olduğu belirtiliyor. Editörün geçen şubat ayında platforma katkı sunmasının tamamen yasaklandığı aktarılıyor.

Çalışmaya göre bu editör ve onun gibi birçok kişi kaynakları taraflı biçimde kullanıyor, kendi bakış açılarıyla uyuşmayan bilgileri görmezden geliyor, ifadeleri belirli bir biçimde kurguluyor, bağlamları bilinçli olarak gizliyor ve bazı kavramların Wikipedia topluluğunun işleyişi içinde kalıcı hâle gelmesini sağlıyor.

Aynı çerçevede, esas olarak antisemitizm olarak adlandırdığı olguyla mücadele eden ve İsrail yanlısı bir Amerikan kuruluşu olan İftira ve Karalama ile Mücadele Birliği de (ADL), Mart 2025’te bir rapor yayımlamıştı.

Raporda, Arapça Wikipedia içeriklerinde İsrail karşıtlığı ve Hamas hareketini destekleyen içeriklerin bulunduğu öne sürülüyordu.

ADL’nin raporu, İsrail anlatısına aykırı içeriklerin kontrol altına alınmasına yönelik bir dizi öneri de içeriyordu.

Bunlardan biri, Wikipedia’nın Arap-İsrail çatışması konusunda uzmanlar yetiştirmek için programlar düzenlemesiydi. Bu uzmanların yeterliliklerinin, Wikipedia’yı yöneten ve işleten Wikimedia Vakfı tarafından doğrulanması ve söz konusu kişilerin tartışmalı sayfaları inceleyerek içeriklerin tarafsız olup olmadığını denetlemesi öneriliyordu.

Raporda ayrıca, tartışma sonrasında içeriğin değiştirilmesi, silinmesi veya olduğu gibi bırakılmasına karar veren “kapatma editörlerinin” önceden daha sıkı bir incelemeden geçirilmesi gerektiği belirtiliyordu.

Bu uygulamanın özellikle Arap-İsrail çatışması gibi yoğun biçimde tartışılan içerikler için geçerli olması, bu konulardaki kararların çoğunluk tarafından değil, yalnızca bu editörler tarafından alınması gerektiği savunuluyordu.

Bunun yanında Wikipedia’nın kendi araçlarını ve politikalarını yabancı etkiler ışığında değerlendirmesi gerektiği de ifade ediliyordu.

Politika yapıcılara yönelik tavsiyelerde ise platformdaki taraflılık ve antisemitizmin azaltılması için siyasi adımlar atılması öneriliyor. Bunların arasında daha fazla şeffaflık sağlanması ve Wikipedia’nın söz konusu taraflılığı ortadan kaldırmak için yürüttüğü çalışmalar hakkında kamuoyuna bilgi vermesi yer alıyor.

Bu adımlar arasında özellikle antisemitizmle mücadele edecek bir çalışma grubu kurulması ve Wikipedia hakkında oturumlar ile tartışmalar düzenlenmesi de bulunuyor.

Raporda, Wikipedia Tahkim Komitesi’nin özellikle Arap-İsrail çatışması başlığı altında bazı editörleri yasaklamaya yönlendirilmesinin bir başarı olduğu ifade edilse de bu kişilerin yalnızca ilgili başlıktan değil, sitenin tamamından yasaklanması gerektiği savunuluyor.

Wikipedia’ya yönelik baskı kurumsal boyuta taşındı

Bazı okuyucular, söz konusu çalışma ve raporların İsrail devletinin resmî yaklaşımını yansıtmayabileceğini, yalnızca bazı yazarların bireysel görüşlerinden ibaret olabileceğini düşünebilir.

Ancak İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsünün geçen kasım ayında İsrail Ulusal Siber Güvenlik Müdürlüğü ve Savunma Araştırma ve Geliştirme Müdürlüğü ile birlikte yayımladığı bir başka çalışma, Wikipedia’ya yönelik bu yaklaşımın bireysel girişimlerin ötesinde olduğunu gösteriyor.

İsrail’in iki resmî kurumuyla birlikte hazırlanan çalışmada, İngilizce Wikipedia’daki içeriklere sert eleştiriler yöneltildi.

Çalışmaya göre İngilizce Wikipedia, özellikle 7 Ekim 2023 operasyonunun ardından İsrail’e karşı sistematik bir ön yargı sergiliyor. Bunun nedeninin ise İsrail karşıtı editörlerin makalelerin yazım biçimini ve kaynak seçimini kontrol etmesi, farklı görüşleri silmesi ya da önemsiz hâle getirmesi olduğu öne sürülüyor.

Çalışmada ayrıca Wikipedia’nın bilgi adaleti kavramına odaklanmasının tarafsızlık pahasına gerçekleştiği savunuluyor.

Araştırmaya göre Wikimedia Vakfı’nın İsrail karşıtı ön yargı suçlamalarını reddetmesi, İsrail kaynaklı baskıların artmasına ve nihayetinde ABD hükûmetinin konuya müdahil olmasına yol açtı.

Bunun sonucunda vakfın tutumunun değiştiği ve meseleyi araştırmak üzere bir inceleme ekibi kurmak zorunda kaldığı öne sürülüyor.

Bu gelişmeden önce Washington’daki ABD Başsavcı Vekili, vakfa bir mektup göndererek Wikimedia’yı yabancı aktörlerin bilgiyi manipüle etmesine ve Amerikan kamuoyuna propaganda yaymasına izin vermekle suçlamıştı.

İsrail’in Wikipedia’ya karşı yürüttüğü kampanya, aynı zamanda medya alanındaki mücadeleyi kaybetmesinin bir yansıması olarak görülüyor.

Bu çerçevede İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü, geçen mayıs ayında yayımladığı bir başka çalışmada İsrail’in imajındaki kötüleşmeyi ulusal güvenliğe yönelik bir tehdit olarak değerlendirdi.

Çalışmada, İsrail’in kamu diplomasisinin yeniden yapılandırılması için bir plan öneriliyor. Bunun gerekçesi olarak ise İsrail’in medya stratejisindeki başarısızlığın askerî ve siyasi kazanımlarını tehdit etmesi, ülkeyi dışlanan bir devlete dönüştürmesi ve İsrail’in akademik, kültürel ve ekonomik çevrelerde boykot kampanyalarıyla karşı karşıya kalması gösteriliyor.

Bu nedenle İsrail’in, varlığının meşruiyetine yönelik saldırıları püskürtmek ve imajındaki kötüleşmeye karşı koymak amacıyla kapsamlı bir kamu diplomasisi kampanyası başlatmak zorunda olduğu savunuluyor.

Öneriler arasında sivil toplumla iş birliğinin güçlendirilmesi, etkili bir sosyal medya stratejisi oluşturmak için gelişmiş teknolojilerin kullanılması, İsrail’in akademik çevrelerdeki yalnızlığını aşmak için adımlar atılması ve giderek daha fazla güç kazanan Filistin anlatısını sınırlamak için mümkün olan bütün araçların devreye sokulması yer alıyor.

Bununla birlikte bu anlatının oluşmasını ya da insanlara ulaşmasını engellemek de önerilen yöntemler arasında gösteriliyor.

Yapay zekâ üzerinden anlatı mücadelesi

İngiliz Guardian gazetesi de geçen ağustos ayının sonunda “İsrail, propaganda amacıyla yapay zekâyı manipüle etmek için sahte bir Amerikan araştırma merkezi kurdu” başlıklı bir haber yayımladı.

Haberde, 6-14 Ağustos tarihleri arasında ticari bir platformda toplam kelime sayısı 560 bini aşan 124 raporun yayımlandığı ortaya konuldu.

Amaç, yapay zekâ destekli sohbet botlarının verdikleri yanıtlarda bu içeriklere atıf yapmasını sağlamaktı.

Guardian, söz konusu platformun ABD Adalet Bakanlığı nezdinde İsrail hükûmeti adına içerik dağıtan bir yapı olarak kayıtlı olduğunu aktardı.

Ancak meselenin tehlikeli yanı yalnızca İsrail’in suçlandığı çeşitli konularda kendi anlatısını öne çıkararak imajını düzeltmeye çalışan içerikler yayımlaması değil.

Asıl dikkat çeken nokta, bu içeriklerin Hanover Kamu Politikaları Enstitüsü adını taşıyan bir internet sitesinde yayımlanması.

Söz konusu enstitü hukuki bir kurum olarak mevcut değil, fiziki bir adresi bulunmuyor ve daha da önemlisi raporlarında herhangi bir çalışan ya da yazarın adına yer vermiyor.

Başka bir ifadeyle İsrail, olaylara ve meselelere ilişkin gerçeğe aykırı anlatısını sunmakla yetinmiyor, bu anlatıya akademik bir görünüm kazandırarak içeriklerin tarafsız çalışmalar olduğu izlenimini oluşturmaya çalışıyor.

Örneğin söz konusu sahte enstitünün raporlarından biri, Siyonizm karşıtlığı ile antisemitizmin aynı şey olduğunu doğrudan savunmuyor.

Buna karşılık ikisi arasındaki bağlantıyı öne çıkaran çok sayıda araştırmayı bir araya getiriyor. Böylece okuyucu, ikisi arasında bir kesişim bulunduğunu kabul etme noktasından yavaş yavaş Siyonizm karşıtlığını antisemitizm üretmeye uygun bir ortam olarak görme noktasına taşınıyor.

Bir başka raporda ise Filistinlilerin yerinden edilmesi ele alınıyor.

Raporda belgelenmiş sürgünlerin yaşandığı inkâr edilmiyor, ancak tartışmanın yönü değiştirilerek okuyucu sonunda Siyonist silahlı grupların aslında kapsamlı bir sürgün operasyonu gerçekleştirmediği sonucuna götürülüyor.

Sitede ele alınan diğer bütün konularda da benzer bir yöntem izleniyor.

Daha tehlikeli olan ise İsrail tarafından yönetilen ve finanse edilen bu kampanyanın yalnızca insan okuyucuları hedeflememesi.

Kampanya aynı zamanda yapay zekâ sistemlerinin yanıt üretirken başvurduğu bilgi kaynaklarını da etkilemeye çalışıyor.

Site, yapay zekâ arama motorlarında görünürlüğü artırmak için kullanılan özel araçlarla oluşturuldu. Amaç: ChatGPT, Perplexity, Claude ve Gemini gibi sistemlerin bu içeriklere atıf yapmasını sağlamak.

Guardian’ın araştırması, bu tür içeriklerin yapay zekâ sistemlerinin yararlandığı veri havuzlarına da sokulduğunu ortaya koyuyor.

Bu durum, söz konusu anlatıların kaynakları açıkça belirtilmese bile zamanla genel bilgi havuzunun bir parçasına dönüşmesine yol açabilir.

Wikipedia örneğinin önemi de tam olarak burada ortaya çıkıyor.

Çünkü İsrail’in anlatı üzerindeki mücadelesi yalnızca medya ve sosyal medya üzerinden yürütülmüyor. Bu mücadele, dijital bilginin altyapısını oluşturan kaynaklara, arama motorlarının yararlandığı internet sitelerine, veri tabanlarına, açık ansiklopedilere ve hatta yapay zekâ sistemlerinin bölgenin tarihi ile Arap-İsrail çatışmasına ilişkin yanıtlarını oluştururken kullandığı kaynaklara kadar uzanıyor.

Bu tablo, İsrail’in Wikipedia ile yaşadığı mücadelenin aynı zamanda kendi anlatısının içinde bulunduğu krizin bir yansıması olduğunu gösteriyor.

Bir anlatı, açık bilgi alanında kendisini kabul ettirmekte başarısız olduğunda bilginin önünü kesmek, İsrail’in ulusal güvenliğinin temel unsurlarından birini korumanın araçlarından biri hâline geliyor.

Belki de en dikkat çekici çelişki, bu mücadelenin İsrail devletinin kurulmasından önce Siyonist anlatının yerleştirilmesi için kullanılan yöntemleri, bu kez yeni dijital araçlarla yeniden üretmesinde ortaya çıkıyor.

Bilimsel olduğu iddia edilen çalışmaların kullanılması, tarihin tahrif edilmesi, arkeolojik bulguların çarpıtılması ve karşı tarafın tarihini susturmak için gerçeklerin üzerinin örtülmesi geçmişte kullanılan yöntemler arasındaydı.

Bugün ise aynı yaklaşım sahte kurumlar, algoritmaları yanıltmak üzere tasarlanmış içerikler ve farklı bir bakış açısı sunan bilgi kanallarının kapatılması ya da sınırlandırılması üzerinden yeniden uygulanıyor.

Ancak bu stratejinin temel sorunu, gerçeği sonsuza kadar gizleyememesi ve değişen bir dünyanın gerçeğe ulaşmasını kalıcı olarak engelleyememesi.

Kaynakça : Al-Araby Al-Jadeed

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.