İsrail’in Son Saldırısı ve Bundan Sonrası
24.08.2026 - 12:33 | Son Güncellenme: 24.08.2026 - 12:39
İsrail 18 Ağustos günü Türk sınırına 70 kilometre uzaklıkta bulunan Suriye’deki Ebu Zuhur havaalanına sekiz bomba atarak pistinde hasara yol açtı. İddiaya göre bombardımandan bir gün önce Türk teknikerler radar tamiri için havaalanındaydı.
İsrail (meydan okuyan bir tavırla) saldırının Türkiye’ye bir mesaj olduğunu söyledi ve Türkiye’nin ayağını denk alması imasında bulundu. İsrail medyasında çıkan haberlere göre İsrail yönetimi NATO’nun beşinci maddesini de çalışmış ve Türk birliklerinin Suriye ve Kıbrıs’ta vurulması halinde NATO’nun kolektif güvenlik anlayışının dışında olacağı kanaatine varmışlar.

Ebu Zuhur havaalanının bombalanmasına, daha doğrusu Türkiye’ye verilen mesaja Türkiye aklıselimle hareket edip olayı büyütmedi. Ancak Suriye’deki varlığını sürdüreceğini de beyan etti. Ayrıca Netanyahu hakkında kırmızı bülten çıkararak şimdilik psikolojik harple karşılık vermiş oldu.
Gözden Kaçmasın
Doğrusu birçok Türk vatandaşı askeri karşılık verilmesini bekliyordu. Çünkü sessizlik İsrail’in nezdinde korkaklık olarak algılanıyor ve İsrail sessizliği görünce hasmının üzerine daha çok geliyor. Türk devletinin korktuğunu söylemek mümkün değil. Belli ki zamanı ve mekânı kendisi belirlemek istiyor. Ayrıca havaalanının Suriye’ye ait olması, herhangi bir can kaybının olmaması ve aceleci bir tavrın daha kötü sonuçlar doğurabileceği ihtimali yüzünden cevabını saklı tutuyor gibi görünüyor.
Peki Türkiye bugün veyahut ileride karşılık verse ne kadar haklıdır? Veyahut İsrail’in argümanları ne kadar doğru? Bu sorulara cevap verilmezse doğrular ve yanlışlar birbirine karışacak ve haklı olan haksızlığa maruz kalacaktır. Bu yüzden her detayın yazılması elzemdir.
Öncelikle İsrail Suriye’de işgalcidir. Golan Tepeleri yetmezmiş gibi Golan için bir tampon bölge daha oluşturup orayı da işgal etti ve daha fazla toprak işgal etmeye devam ediyor. Bir işgalcinin işgal ettiği bir ülkenin toprağında yaptığı her eylem gayrimeşru olduğu için İsrail’in ne Suriye ne de Türkiye’yi suçlamaya hakkı yoktur. Türkiye ise Suriye’de işgalci olmayıp tam tersi ülkenin yeniden inşası ve barışın tesisi için uğraşıyor. Eğer Suriye bölünmediyse sebebi Türkiye’nin Şam hükümetine sahip çıkmasıdır.
Öte yandan Türkiye, Suriye hükümetinin daveti üzerine asker bulundurmakta olup “işgalci” gibi bir sıfatı bizzat Suriyelilerin kendisi inkâr etmektedir. Bu durumda İsrail’in ya da başka bir ülkenin Türk askerlerinin Suriye’deki varlığı için mesaj vermesi hadlerine değildir. Türkiye istediği yere asker konuşlandırır ve istediği miktar ve türde silah bulundurabilir.
İkinci husus, Netanyahu’nun saldırıyı seçim öncesi oy toplamak için yaptığı iddiası doğrudur ve fakat eksiktir. Saldırı her ne kadar bir seçim yatırımı olsa da saldırıyı sadece seçimlere indirgemek büyük hata olacaktır. Hatırlanmalı ki İsrail daha önce de Türkiye’nin kullanmayı düşündüğü Palmira ve Humus’taki havaalanlarını bombalamıştı. Dolayısıyla Ebu Zuhur’daki saldırı seçim yatırımından daha fazlasıdır. Hatta İsrail’in yayılmacı politikasının bir devamı olarak görmek mümkündür.
Üçüncü husus, Ebu Zuhur saldırısı İsrail’in kırmızı çizgisini Şam’ın 40 km güneyinden Türkiye sınırına kadar getirmiştir. Bir bakıma tüm Suriye İsrail’in fiili kontrolü altına geçmiş oluyor ve Türkiye de Suriye’den fiilen çıkarılmış oluyor. Türk devlet aklı muhakkak İsrail’in niyetini görüyordur ve alacağı tavrın neticesinin büyük olacağının farkındadır diye tahmin ediyoruz.
Dördüncü husus, İsrail’in NATO’nun beşinci maddesini çalışırken sadece Suriye’yi değil aynı zamanda Kıbrıs’ı da bahsin içine almasıdır. İsrail belli ki Kıbrıs’ta da Türkiye’yi test edecek. Diğer bir deyişle oradaki Türk askeri unsurlarına saldırması yüksek ihtimaldir. Kıbrıs’ta test etmeleri daha önemli çünkü bu sayede yanlarına Rumları ve Yunanlıları da almış olacaklar. Oysa ki Suriye’de yanında kimse yok. Diğer yandan Kıbrıs’ın kuzeyi Türk toprağıdır. Orada yapacağı bir saldırı Suriye’deki gibi dolaylı değil direkt olacaktır. Hususen Suriye’deki saldırılara Türkiye’den askeri karşılık alamayan İsrail’in bir de Türk topraklarına saldırarak Türkiye’yi yoklaması kuvvetle muhtemeldir.
İsrail’in Türkiye karşıtı tavırlarına baktığımız zaman şu sonuca varabiliriz; Türkiye her ne kadar İsrail ile savaşta olmasa bile İsrail Türkiye ile savaştaymış gibi hareket ediyor. Hatta savaştadır diyebiliriz. Şayet Türk ordusu büyük bir gizlilik içinde hazırlığını yapıyorsa sorun yoktur. Ancak İsrail’in daha da ileri gideceğine kanaat etmemişse büyük bir hataya düşmek üzere demektir. Ancak ilk seçenek, yani savaş hazırlığı yapıyor olma ihtimali daha baskın görünüyor.
İleriye dair tahminde bulunmak gerekirse; bir Türk-İsrail savaşı her zamankinden daha yüksektir. Geçmişte buna ihtimal vermeyenler bile artık bu gerçeği kabullenmiş durumdalar. İsrail hem aşırı özgüven hem de Türkiye’den korkması nedeniyle düşmanını yani Türkiye’yi etkisiz hale getirmek isteyecektir. Türkiye ise İsrail’le savaşma taraftarı olmamakla birlikte İsrail gibi bir ülkenin saldırısına uğramayı ve bu ülkeye yenilmeyi gururuna yedirmeyecektir. Bu durumda vuku bulacak bir savaşta iki ülkeden birinin haritadan silinme ihtimali yüksektir.
Savaşı kazanmanın yegâne yolu ise ya ilk saldıran olmak veyahut ilk saldırıyı yapanın saldırısını engelleyip misilleme saldırısıyla düşmanı yok etmektir. İlk saldıran İsrail olursa ve Türkiye’yi bir gaflet anında yakalarlarsa Türkiye felç olur ve yok olmasa bile utanç verici bir yenilgi tatmış olur. Şayet ilk saldıran İsrail olursa ve fakat Türkiye saldırıyı engellerse Türkiye’nin misillemesi çok ağır olur. Böyle bir durumda İsrail teslim olmakla yok olmak arasında iki seçenek arasında seçim yapmak zorunda kalır. Ancak Amerika’nın İsrail’in yardımına hangi hızda ulaşacağı da belirleyici olacaktır.
Eğer ilk saldıran Türkiye olursa İsrail yok olur ve varlığını sürdürmesi Türkiye’nin merhametine kalacaktır. Ancak Türkiye İsrail’in aksine, tahrik edilmedikçe durduk yere saldıracak bir ülke değildir. Bu yüzden küçük veya büyük bir saldırıya maruz kalmadan saldırmayacak gibi görünüyor.
Son bir tahminde bulunarak bitirelim: Önümüzdeki dönemde İsrail’in Kıbrıs’ta Türk ordusuna saldırma ihtimali, Suriye’de saldırma ihtimalinden daha yüksektir. Şayet saldırıya uğrarsa savaş çıkacaktır.
Tahminlerimize göre savaş pek yakındır.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.