İsrail’in Gazze’de Yürüttüğü Soykırımın Ekolojik Boyutu

Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Rakipoğlu, İsrail’in Gazze’de uyguladığı ekosid politikalarının doğa ve toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini Fokus+ için kaleme aldı.
Mehmet Rakipoğlu
%C4%B0srail%E2%80%99in-Gazze%E2%80%99de-Y%C3%BCr%C3%BCtt%C3%BC%C4%9F%C3%BC-Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1n-Ekolojik-Boyutu.jpg

30.09.2025 - 13:17  |  Son Güncellenme:  30.09.2025 - 13:25

İsrail’in 7 Ekim 2023’ten beri yürüttüğü soykırım sonucu Gazze, yalnızca insani bir felaketin değil, aynı zamanda kasıtlı bir ekolojik yıkımın da sahnesi haline gelmiştir. İsrail’in hükümeti ve devleti eliyle icra edilen soykırım, sivillerin yaşamını hedef almakla kalmıyor; aynı zamanda toprak, su, hava ve tüm ekosistemleri yok etmeye odaklanıyor. Bu sistematik tahribat, uluslararası literatürde “ekosid” olarak adlandırılan, doğanın kasıtlı ve geri dönülemez biçimde yok edilmesi süreciyle örtüşmektedir. Dolayısıyla İsrail’in Gazze ve genel olarak Filistin’de sürdürdüğü bu çevresel yıkım, yalnızca bir savaş pratiği değil, aynı zamanda sömürgeci bir stratejinin ayrılmaz parçası olarak görülebilir.  

Ekosid: Doğayı ve insanlığı birlikte hedef alan yıkım  

Ekosid, basitçe çevreye verilen zarar ya da kirlilikten ibaret değildir. Bu kavram, geniş coğrafi alanlarda ve uzun vadeli sonuçlar doğuracak şekilde doğanın kasten tahrip edilmesini ifade etmektedir. Ormanların yakılması, nehirlerin kirletilmesi, toprakların tarıma elverişsiz hale getirilmesi ya da ekosistemlerin kalıcı olarak bozulması ekosid kapsamına girmektedir. Dolayısıyla ekosid kavramı ile bir halkın yalnızca biyolojik yaşamının değil, aynı zamanda kültürel ve ekonomik varlığının da hedef alındığı ifade edilebilir.  

Nitekim insan topluluklarının kimliği, geçim kaynakları ve tarihsel sürekliliği doğrudan doğayla kurdukları ilişkiye bağlıdır. Filistin örneğinde ekosid, sadece askeri çatışmaların yan ürünü değildir; İsrail tarafından doğrudan kullanılan stratejik bir araçtır. Özellikle yerleşimcilerin çokça bulunduğu Batı Şeria topraklarındaki verimli zeytin ağaçlarının kesilmesi, su kaynaklarının kirletilmesi, enerji altyapısının çökertilmesi ve tarım alanlarının bombalanması, İsrail’in politikalarının rastlantısal değil sistematik bir parçasıdır. Bu tür uygulamalar, Filistin toplumunu toprakla bağından koparmayı, üretim kapasitesini ortadan kaldırmayı ve uzun vadede bölgeyi yaşanmaz hale getirmeyi amaçlamaktadır. Ekosid Filistin’de, sadece çevreye değil, aynı zamanda Filistin halkının geleceğine İsrail tarafından yöneltilmiş bir şiddet biçimidir.  

İsrail neden ekosid uyguluyor?  

İsrail’in Gazze’de ve Batı Şeria’da ekosid politikalarını uygulamasının ardında üç temel neden vardır. Birincisi, askeri üstünlük arayışıdır. İsrail, Filistin direnişinin kaynaklarını yalnızca silahlar üzerinden değil, yaşamı sürdüren ekolojik temeller üzerinden de hedef almaktadır. Suyun, gıdanın ve enerjinin kesilmesi, halkın direncini kırmayı amaçlayan bir stratejidir. Diğer bir deyişle İsrail, askeri olarak kazanamadığı ve direnişi sonlandıramadığı Gazze ve Filistin’in muhtelif toprak parçalarında ekolojiyi silahlaştırmakta ve sivillere karşı kullanmaktadır.  

İkincisi, demografik mühendisliktir. Gazze’nin yaşam koşullarını dayanılmaz hale getirerek kitlesel göçü teşvik etmek ve Filistinlilerin kendi topraklarında kalma iradesini kırmak amaçlanmaktadır. Söz konusu durum 7 Ekim 2023 sonrası daha fazla gündeme gelmiş, İsrail ekolojik soykırım politikalarını hızlandırmıştır fakat Gazze halkı bütün hukuksuz girişimlere karşı topraklarını terk etmemeyi tercih etmiştir.  

Üçüncüsü ise sömürgeci bir yeniden şekillendirme arzusudur. İsrail, tarih boyunca Filistin topraklarını “boş” veya “verimsiz” olarak tanımlamış, ardından bu toprakları yeniden düzenleme iddiasıyla işgalini meşrulaştırmaya çalışmıştır. Yıkım Gazze’de yaşanan çevresel yıkım, bu ideolojinin güncel bir tezahürüdür. Örneğin su kaynaklarının kontrolü, yalnızca bir teknik mesele değil, sömürgeci egemenliğin simgesidir. İsrail, Batı Şeria’daki yeraltı sularının büyük kısmını kendi kullanımına ayırırken, Filistin köyleri haftalarca susuz bırakılmaktadır. Gazze’de ise tek içme suyu kaynağı olan kıyı akiferi aşırı çekim ve kanalizasyonla kirletilmiş, nüfusun büyük çoğunluğu içilebilir suya erişemez hale gelmiştir. Bu durum tesadüf değil, açık bir ekosid politikasıdır. İsrail’in bu politikadaki temel amacı, Filistin halkını çaresiz bırakmak ve İsrail’e bağımlı kılarak ‘Filistin’i yaşanabilir kılmayı’ kendi varlığıyla özdeşleştirmektir.  

Yöntemler ve doğrudan sonuçlar  

İsrail’in ekosid politikaları çeşitli yöntemlerle hayata geçirilmektedir. Bu yöntemlerin her biri, doğrudan çevresel felaketler ve insani krizler üretmektedir. Bunlardan ilki tarım alanlarının bombalanması ve çölleştirilmesidir. İsrail rejimi, Gazze’nin en verimli tarım arazilerini hava saldırıları ve topçu atışlarıyla sistematik olarak hedef almaktadır. Bu saldırılar neticesinde seralar, meyve bahçeleri ve özellikle zeytinlikler yok edilmektedir. Zeytin ağacı yalnızca ekonomik bir kaynak değil, Filistin kimliğinin sembolüdür. On binlerce ağacın kesilmesi, bir yandan çiftçilerin geçimini ortadan kaldırırken, diğer yandan kültürel sürekliliği de hedef almaktadır. Ayrıca, tarım alanlarının bir kısmı “tampon bölge” ilan edilerek kalıcı biçimde erişilemez hale getirilmektedir. Bu uygulama, toprakların çölleştirilmesine yol açmakta ve bölgenin gıda üretim kapasitesini yok etmektedir. 

İkinci olarak İsrail, Filistin’de ve özelde Gazze’deki su kaynaklarını kirletilmekte ve/veya Filistin halkının temiz su kaynaklarına erişimini kısıtlamaktadır. 7 Ekim 2023 sonrası İsrail’in yürüttüğü ekolojik soykırım kapsamında Gazze’nin su altyapısı bombardımanlarla çökertilmiştir. Atıksu arıtma tesislerinin hedef alınması sonucu her gün yüz binlerce metreküp kanalizasyon Akdeniz’e akmakta hem denizi hem de yeraltı sularını kirletmektedir. İçme suyu kuyuları kasıtlı olarak tahrip edilmiş, mevcut kuyulardan çekilen su da tuz ve bakterilerle kullanılamaz hale gelmiştir. Çocuklarda ishal ve hepatit vakalarının artması, bu çevresel yıkımın doğrudan sonucudur. Suya erişimin engellenmesi, ekosidin en görünür ve en ölümcül boyutlarından biridir. Üçüncü olarak İsrail, Gazze’de halkının enerjiye erişmesini engellemek için enerji altyapılarını çökertmektedir. 

İsrail ambargosu ve saldırıları nedeniyle Gazze’nin tek elektrik santrali yakıt yetersizliği nedeniyle çalışamaz durumdadır. Elektrik olmayınca su pompaları, hastane jeneratörleri ve atıksu sistemleri de durmuştur. Enerji altyapısının çökertilmesi hem çevresel hem de insani felaketi derinleştirmektedir. Yakıt kıtlığı nedeniyle insanlar ağaçları kesip yakmak zorunda kalmış, bu da mevcut yeşil örtünün daha da azalmasına neden olmuştur. İsrail’in ekosid politikasının dördüncü boyutu atık ve enkaz krizine tekabül etmektedir.  İsrail’in yoğun bombardımanların ardından Gazze’de milyonlarca ton enkaz birikmiştir. Bu yıkıntıların içinde asbest, ağır metaller ve patlayıcı kalıntılar bulunmaktadır. İsrail soykırımı nedeniyle oluşan enkaz, toprağı ve yeraltı sularını zehirlemektedir. Ayrıca, çöp toplama sistemleri çöktüğü için yüz binlerce ton katı atık kontrolsüz biçimde birikmiştir. 

Bu durum, böceklerin ve kemirgenlerin çoğalmasına, salgın hastalıkların yayılmasına yol açmaktadır. Açık alanlarda yakılan plastik ve lastikler ise havayı zehirlemektedir. Bu tablo, İsrail eliyle Gazze’yi dünyanın en büyük açık hava atık sahasına dönüştüğünün kanıtıdır. Son olarak çocukların çevresel risklere maruz kalma olasılığı artmıştır. Bu anlamda ekosidin en trajik boyutu, çocukların maruz kaldığı çevresel risklerdir. İçilebilir suyun yokluğu, kirli gıdalar, çöplerin arasında yaşamak zorunda kalmak ve sağlık sisteminin çökmesi, çocuk ölümlerinde büyük artışa yol açmıştır. Salgın hastalıklar, yetersiz beslenme ve toksik atıklara maruziyet, bir neslin sağlığını kalıcı biçimde etkilemektedir. Çocukların geleceği, İsrail’in çevreye yönelttiği kasıtlı şiddet nedeniyle yok edilmektedir.  

Sonuç olarak Gazze’de yaşanan çevresel yıkım, sıradan bir savaşın yan etkisi değil, geri döndürülemez sonuçları olan kasıtlı bir ekosid sürecidir. Toprak tarıma elverişsiz hale gelmiştir, su kaynakları kirlenmiştir, enerji ve sağlık altyapısı çökmüştür. Bu yıkım, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin yaşamını da tehdit etmektedir. İsrail’in Gazze’de uyguladığı ekolojik soykırım/ekosid, doğayı hedef alan bir şiddet biçimi olarak aynı zamanda Gazze halkını da yok etmektedir. İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü politikalar, tam da bu nedenle Filistin halkının yaşam alanını, kültürünü ve geleceğini yok etmeyi amaçlayan sistematik bir ekolojik soykırımdır.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.