İsrail-İran Savaşını Nasıl Yorumlamalı?

Doç. Dr. İbrahim Karataş, İsrail ile İran arasındaki sıcak çatışmayı, her iki tarafın askeri stratejilerini ve silah sistemlerinin etkisini Fokus+ için kaleme aldı.
İsrail-İran-Savaşını-Nasıl-Yorumlamalı-.jpg

16.06.2025 - 15:01  |  Son Güncellenme:  03.09.2025 - 09:29

Kendisine tehdit olarak gördüğü her devlet, silahlı/silahsız grup, kişi ve dahi bebeklere saldıran İsrail bu kez ve muhtemelen ilk kez Arap olmayan bir ülkeye yani İran’a saldırıyor. 1960’ların ortasından itibaren atom bombalarına sahip olduğu tahmin edilen İsrail, İran’ı nükleer silaha sahip olmaya çalışmakla suçluyor ve bu durumu kendisi için bir tehdit olarak görüp İran’ın nükleer tesislerini, sivil altyapısını ve de askeri gücünü yok etmeye çalışıyor.  

Şunu başta belirtmeliyiz ki İsrail’in bir ülkeye saldırması için o ülkenin nükleer silahlara sahip olmasına gerek yok. Hatta silahının olmasına da gerek yok. Daha da ileri gidersek, silah kullanma kabiliyetinin olmasına bile gerek yok. Çünkü görüldüğü üzere İsrail Filistinli bebekleri bile ileride ellerine silah alma potansiyeli yüzünden acımasızca katledebiliyor. Ancak tabi ki öncelikli hedefi Hamas ve Hizbullah gibi silahlı gruplarla İran gibi kendisine zarar verebilecek ülkelerdir.  

İsrail başarılı biçimde Hamas ve Hizbullah’ı hareket edemez hale getirdi. Fakat son günlerde saldırdığı İran’ın ilk şoktan (buna İran’ın Pearl Harbor’u diyen de var) sonra İsrail’e verdiği karşılık İsrail’in zor düşmanlara karşı yapabileceklerinin sınırlı olduğunu gösteriyor. Diğer yandan İran gibi izole edilmiş ve ambargolarla köşeye sıkıştırılan ülkelerin hafife alınmaması gerektiğini ortaya çıkarıyor.  

Devam eden savaşta ilk göze çarpan askeri unsur nedir diye sorulursa cevap 5. nesil uçaklar, demir kubbe veya öldürücü mühimmatlar olamaz. Mezkûr unsurlar elbette önemli ve aşağıda değinilecektir ama savaşta insan faktörünün daha çok etkili olduğu apaçık şekilde görülüyor.  

Savaş bittiğinde akılda kalacak olan en önemli vaka Mossad’ın İran içine sızarak ve dronelar kullanarak İranlı en üst düzey generalleri öldürmesi olacak. Mossad belli ki Ukrayna’nın Rus bombardıman uçaklarını yok etmesi için Rusya içine sızma taktiğini kullandı ya da bu aklı Ukrayna’ya Mossad verdi. İranlı generaller hiçbir şeyden habersiz planlar yaparken gafil avlandılar ve ölümleriyle İran tarihine unutulmayacak bir utanç yaşattılar. Ölmese kahraman olacak generaller savaşın ilk anlarında etkisiz hale gelerek İran ordusuna kara bir leke yapıştırmış oldular.  

Üstelik benzer bir vaka aylar önce Lübnan’da da yaşanmıştı. Mossad yıllar boyu paravan şirketler üzerinden hem Hizbullah’a telsiz satmış hem bu ticaretten para kazanmış, hem içine patlayıcı yerleştirerek çok sayıda militanın ellerini koparmış ve sonunda Hizbullah liderlerinin yerini önceden tespit ederek kolayca öldürülmesini sağlamıştır. Dolayısıyla devam eden savaşta en önemli başarı İsrail istihbaratına aittir denilebilir. Bu durumda en büyük başarısızlık da İranlı komutanların gafletidir diyebiliriz. Bu şekilde diskalifiye olmak gerçekten büyük bir başarısızlık örneğidir.  

Askeri gücü irdelediğimizdeyse görüyoruz ki İsrail tüm gelişmiş silahlarına rağmen İran’a dair hedeflerini gerçekleştirmekten uzaktır. 240 adet gelişmiş Amerikan savaş uçağı, füzeler ve demir kubbe İsrail’in elindeki en önemli kozlar olarak göze çarpıyor. Mevcut imkanlarla İsrail şüphesiz ki İran’a üstünlük sağlar. Ancak bu İran’ı yenebileceği anlamına gelmiyor. İsrail durumun farkında olduğu için ABD’den ve diğer bazı ülkelerden destek alıyor. Amerika’nın desteği herkesin malumuydu. Ancak Suriye üzerinde Alman uçak tankerlerinin İsrail jetine yakıt verdiğinin ve Ürdün hava kuvvetlerine ait bir jetin bir İran drone’unu düşürdüğünü gösteren görüntüler İsrail’e çok sayıda ülkenin askeri destek verdiğini gösteriyor.  

ABD’nin saldırılara tavrı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve ABD Başkanı Donald Trump

Ancak görünen o ki Trump yönetimi İsrail’e sınırlı destek veriyor. Washington her ne kadar İsrail’i yalnız bırakmasa da İsraille birlikte İran’ı bombalamaya yanaşmıyor. Amerika’daki İsrail destekçilerinin bu durumdan çok rahatsız olduğu biliniyor. Çatışmalar bittiğinde Trump yönetiminin bu yüzden çok eleştirilere maruz kalması beklenebilir.  

Ancak savaşın devam etmesi nedeniyle beklenen Amerikan yardımının halen gelmesi olasıdır. Aksi takdirde İsrail’in İran’ın nükleer tesislerini tamamen işlevsiz bırakması pek mümkün görünmüyor. Şayet savaş iki tarafın birbirini güçleri nispetince yıpratmasıyla biterse İsrail’in canının çok sıkılacağı ve umutsuzluğa kapılacağı muhakkaktır.  

İran’a gelince, ordunun başındaki isimlerin öldürülmesinin şokunu atlatan Tahran’daki yönetim ilk geceden itibaren İsrail’e beklemediği darbeler vurdu ve vurmaya devam ediyor.  İran’ın elindeki savaş uçakları çok eski olduğu için sadece asimetrik bir savaşta işe yarayabilir. Mevcut savaşta İsrail uçaklarına ve hava savunma sistemlerine karşı koyamazlar.  İran’ın hava savunma sistemleri ise çoğu İsrail’in geçtiğimiz yılki saldırısında ve mevcut saldırının ilk gününde tahrip edildiler. Ancak yine de birkaç İsrail F-35 ve F-16’sının düşürüldüğü iddia ediliyor. Eğer bu durum doğruysa İran’ın hanesine bir artı olarak yazılacaktır.  

İran’ı şu anda savaş meydanında ayakta tutan ve İsrail’in şehirlerini yıkıp İsrail’i oldukça rahatsız eden silahları, hipersonik ve balistik füzeleridir. Mezkûr füzelerin hızlı olması nedeniyle İsrail’in demir kubbe sistemince yakalanması çok zordur. Tel Aviv ve diğer İsrail şehirlerindeki yıkımlara söz konusu füzeler sebep oluyor. Füzeler İran yapımı, etkililer, sayıları çok ve sürekli üretilebilir durumda. Bu silahla mevcut savaşta ve bundan sonraki süreçte İran’ın en büyük caydırıcı etkeni olmaya devam edecekler.  

Sonuç

Son olarak savaştan bazı çıkarımlarda bulunmak gerekirse; İran İsrail’le sürekli bir savaş istemiyor. Gerek İsrail’in silah üstünlüğü gerekse de Amerika’nın askeri desteği karşısında yapacak fazla bir hamlesinin olmadığını biliyor. Öyle ki öldürülen o kadar generale rağmen barış istiyor. Ancak İsrail İran’ın nükleer programını yok etmezse hem hedefine ulaşmamış olacak hem de başarısızlığı kabullenmiş olacak. Bu yüzden Amerika’yı da yanına alarak kesin bir sonuç almak istiyor. Öte yandan hırpalanmış ve fakat yenilmemiş bir İran bölgede İran’dan çekinen Arap ülkeleri için iyi olmayacak. Söz konusu ülkeler ya İsrail’e yanaşacaklar ya da İran’la barış içinde yaşamayı deneyeceklerdir.  

Diğer yandan İran’ın füze saldırıları gösterdi ki İsrail iddia edildiği kadar güvende değil. Yıllardır güvendiği demir kubbe her ne kadar görece daha yavaş füzeleri durdursa da hipersonik füzeleri durduramıyor. Ayrıca sahte füzelerle sistemi yorup sonrasında gerçek füzelerle saldırıldığında sistemin tamamen işlevsiz kalma riski var. Bu durum gösteriyor ki her gün İsrail’e yapılacak saldırılar bir süre sonra İsrail’i pes ettirebilir. İsraillilerin kayıplara karşı hassasiyeti herkesten biraz fazladır. Başka ülkeler büyük insan kayıplarını kabullenebilirken İsrail halkının kabul eşiği oldukça düşük. Bu demektir ki İsrail bir iki ay boyunca her gün onlarca kayıp verirse veyahut en azından saldırı altında olursa mecburi olarak haddini bilecektir.

İsrail-İran savaşı ne zaman biter henüz belli değil. ABD başkanı Trump her ne kadar iki ülkenin barışacağını söylese de aynı sözleri Rusya-Ukrayna savaşı için de söylemesi ve söylediklerinin çıkmaması nedeniyle savaşın uzama ihtimali yüksektir. Ancak öyle görünüyor ki savaş bittiğinde mutlak bir galip ya da mağlup görmek mümkün olmayacak. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.