İsrail, Hamas’ın İstihbarat Yetkilisinin Kaçırılmasını Nasıl Pazarlıyor? 

Halit Ebu Elros, İsrail’in Hamas’ın güvenlik kadrosundaki Muin Muhammed el-Arabid’i Gazze’den kaçırmasını nasıl bir istihbarat başarısı olarak pazarladığını ve operasyonun Netanyahu’nun seçim stratejisiyle bağlantısını Fokus+ için kaleme aldı.
israil-hamas-in-istihbarat-yetkilisinin-kacirilmasini-nasil-pazarliyor.

10.09.2026 - 17:05  |  Son Güncellenme:  11.09.2026 - 09:28

Hamas’ın güvenlik kadrosunda yer alan Muin Muhammed el-Arabid’in Gazze kentinin merkezinden kaçırılması, sıradan bir gözaltı operasyonu olarak değerlendirilmedi.

İsrail, operasyonu istihbarat açısından önemli bir başarı olarak sundu. Tel Aviv’e göre bu operasyon, İsrail güvenlik birimlerinin Hamas’ın güvenlik yapılanmasının merkezine sızabildiğini ve son derece sıkı güvenlik önlemleri altında hareket eden isimlere ulaşabildiğini gösteriyordu.

Ancak operasyonun farklı boyutları incelendiğinde, güvenlik sahasının ötesine geçen ve siyaset ile seçimleri de kapsayan çok katmanlı mesajlar taşıdığı görülüyor.

İsrail bir yandan Hamas’ın önde gelen isimlerine yönelik suikastların ardından ortaya çıkan derin bilgi ve istihbarat açığını kapatmaya çalışıyor. Çünkü Gazze’de yeni bir liderlik yapılanması ortaya çıkarken, İsrail’in bu yeni kadrolar hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı belirtiliyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu

Öte yandan Başbakan Binyamin Netanyahu, ekim ayında yapılması planlanan ve anketlerde muhalefet karşısında gerilediğinin görüldüğü seçimler öncesinde bu operasyonu, “güçlü güvenlik lideri” imajını yeniden inşa etmek için kullanıyor. Netanyahu böylece hiçbir taviz vermeden tüm cephelerde güvenliği kontrol edebilen lider görüntüsü vermeye çalışıyor.

Bu iki hedef aynı zamanda daha geniş bir anlatıya hizmet ediyor: 7 Ekim’den sonra Gazze üzerinde mutlak güvenlik kontrolünün İsrail’in ulusal güvenliğinin temel unsuru olduğu fikri. Bu yaklaşım, Gazze’nin mevcut felaket koşullarının devam ettirilmesi ve nihayetinde Filistinlilerin bölgeden göç ettirilmesini hedefleyen aşırı sağın projesine de zemin hazırlıyor.

Güvenlik uzmanı Rami Ebu Zübeyde, İsrail’in operasyonunu yalnızca bir güvenlik yetkilisinin gözaltına alınması olarak değerlendirmiyor. Ebu Zübeyde’ye göre İsrail, “insan hedefi” üzerinden kişinin kendisinin ötesine geçerek Hamas’ın güvenlik ve örgüt yapısına ulaşmaya çalışıyor.

Ebu Zübeyde, Feleks platformuna verdiği röportajda bu değerlendirmeyi birbiriyle bağlantılı üç başlık altında ele aldı.

Liderlerin çevresine sızma

Ebu Zübeyde’ye göre ilk nokta, İsrail’in söz konusu kişiye ulaşabilmiş olmasının taşıdığı anlam.

Gazze kentinde yaşayan, iletişim kurarken, görünür olurken ve hareket ederken son derece sıkı güvenlik önlemleri uyguladığı düşünülen üst düzey bir güvenlik yetkilisinin canlı şekilde yakalanabilmesi, İsrail’in anlatısına göre, liderlerin çevresindeki güvenlik ortamına sızılabildiğine ve konumlarının hassas şekilde tespit edilebildiğine işaret ediyor.

Güvenlik mekanizmasının hedef alınması

İkinci nokta ise el-Arabid’in Gazze’de Hamas’ın güvenlik yapılanması içindeki konumuyla ilgili.

Bu düzeyde bir güvenlik yetkilisinin hedef alınması, yalnızca söz konusu kişinin etkisiz hâle getirilmesinden ibaret değil. Aynı zamanda Hamas’ın kadrolarını korumak, kendi iç güvenlik ortamını kontrol altında tutmak ve sızma ile casusluk girişimlerine karşı koymak için kullandığı temel mekanizmalardan birini sekteye uğratma girişimi anlamına geliyor.

Bu nedenle operasyon, yalnızca belirli bir kişiyi değil, aynı zamanda örgüt içindeki bütün bir güvenlik fonksiyonunu hedef alan bir adım hâline geliyor.

Canlı ele geçirilmesinin istihbarat değeri

Üçüncü nokta ise hedefin öldürülmeyip canlı ele geçirilmesinin istihbarat açısından taşıdığı değer.

Bir hedef öldürüldüğünde, doğrudan insan kaynağı olarak kullanılma ihtimali de ortadan kalkıyor. Ancak kişinin canlı ele geçirilmesi, teorik olarak yalnızca kendisi hakkında değil, içinde faaliyet gösterdiği ağlar ve yapılar hakkında da bilgi edinme imkânı sağlıyor.

Bunlar arasında güvenlik yapılanması, iletişim yöntemleri, koruma ağları, hareket ve gizlenme teknikleri ile güvenlik, askerî ve siyasi kademeler arasındaki ilişkilerin niteliği yer alıyor.

Ebu Zübeyde değerlendirmesinin sonunda, bütün bunların tutuklamanın potansiyel istihbarat değerine ilişkin tahminlerden ibaret olduğunu özellikle vurguluyor. Bu değerlendirmelerin, sorgulamalardan hangi sonuçların elde edildiğine veya İsrail’in gerçekten nitelikli bilgiler alıp alamadığına ilişkin teyit edilmiş bilgiler olmadığını belirtiyor.

İstihbarat açığını kapatacak bilgi hazinesi

İsrail meseleleri uzmanı Ekrem Ataullah ise İsrail’in bu kaçırma operasyonunu olağanüstü bir gelişme olarak ele aldığı görüşünde.

Ataullah’a göre İsrail, gözaltına alınan yetkiliyi Hamas’ın Şin Bet Başkanı ve nitelikli bir bilgi hazinesi olarak tanımlıyor.

Bu tanımlamanın, Hamas’ın önde gelen isimlerinden bazılarının öldürülmesinin ardından İsrail’in karşı karşıya kaldığı yeni güvenlik ortamından bağımsız olmadığını belirten Ataullah, sahada Gazze Şeridi’ndeki yapıyı yöneten yeni liderlerin ve alternatif isimlerin ortaya çıktığına dikkat çekiyor.

Ancak Ataullah’ın değerlendirmesine göre İsrail güvenlik sistemi, bu yeni kadrolar hakkında yeterli bir bilgi bankasına sahip değil.

Hamas’ın yeni yapılanması hedefte

Ataullah’a göre İsrail açısından operasyonun temel hedeflerinden biri de Hamas’ın yeni yapılanması hakkında bilgi edinmek.

Özellikle gözaltına alınan kişinin savaş sonrasında oluşturulan güvenlik ve örgüt ağları ile ilişkiler hakkında doğrudan ve uzun yıllara dayanan bilgiye sahip olması hâlinde bunun önemi daha da artıyor.

Bu nedenle Ataullah, el-Arabid’in Şin Bet tarafından uzun ve yoğun sorgulamalara tabi tutulacağını düşünüyor. Ona göre amaç yalnızca bilgi toplamak değil, elde edilen bilgileri Gazze Şeridi’nde daha sonra uygulanacak saha operasyonlarının ve çalışma yöntemlerinin temelini oluşturacak şekilde doğrudan kullanmak.

Ataullah, operasyonun İsrail açısından öneminin yalnızca elde edilebilecek bilgilerle sınırlı olmadığını da belirtiyor.

Operasyon aynı zamanda sembolik ve caydırıcı bir mesaj taşıyor. İsrail böylece güvenlik birimlerinin Hamas’ın güvenlik yapılanmasının en korunaklı kademelerine dahi ulaşabileceği yönünde yeni bir denklem oluşturmaya çalışıyor.

Mesele yalnızca kişi değil

Ataullah’a göre operasyonun gerçek değeri ve yarattığı tehlike, gözaltına alınan kişinin kendisinden çok, onun açığa çıkarabileceği bilgilerde yatıyor.

Tehlikenin boyutu iki temel faktöre bağlı. Bunlardan ilki, gözaltındaki kişinin sorgulamalara ne ölçüde dayanabileceği; ikincisi ise Şin Bet’in elde edeceği nitelikli herhangi bir bilgiyi yeni saha planlarının temeline dönüştürme kapasitesi.

Bu nedenle gözaltının istihbarat değeri, kişinin kendisini aşarak onun çevresindeki bütün örgütsel ve güvenlik yapısına uzanıyor.

Operasyon, İsrail’in ekim ayında kritik seçimlere hazırlanmaya başladığı hassas bir siyasi dönemde gerçekleşti. Kamuoyu araştırmaları, Binyamin Netanyahu’nun muhalefet bloku karşısında belirgin şekilde oy kaybettiğini gösteriyor.

Operasyondan seçim sermayesi

İsrail meseleleri uzmanı Muhammed Helse’ye göre Netanyahu bu operasyonu yalnızca bir güvenlik gelişmesi olarak görmüyor.

Helse, Netanyahu’nun giderek daha sert güvenlik politikalarına yönelen İsrail toplumuna kendisini, hiçbir taviz vermeden tüm cephelerde güvenliği kontrol edebilen ve İsrail’in rakiplerine darbe vurabilen tek lider olarak yeniden sunmak için operasyonu kullandığını belirtiyor.

Helse’ye göre Netanyahu, Hamas’ın güvenlik kadrosundaki ismin kaçırılmasıyla açıkça övündü. Aynı zamanda el-Arabid’in konumunu büyüterek onu Şin Bet başkanına denk bir isim gibi sunmaya çalıştı.

Böylece sahadaki bir operasyonun doğrudan siyasi ve seçim amaçlı bir kazanıma dönüştürülmek istendiği ifade ediliyor.

Puan toplama siyaseti

Helse, Netanyahu’nun bu yaklaşımını puan toplama siyaseti olarak nitelendiriyor.

Bu politika, Gazze’de suikast ve gözaltı operasyonlarının sürdürülmesi, Batı Şeria’da yerleşimcilerin hareket alanının genişletilmesi ve Lübnan’da İsrail ordusunun operasyonlarının artırılması üzerine kurulu.

Netanyahu ise bütün bu adımları İsrail kamuoyuna, sandıkta siyasi karşılığa dönüştürülebilecek güvenlik ve siyasi başarılar olarak sunuyor.

Silah meselesinde yeni yaklaşım

Helse’ye göre operasyonun bir diğer boyutu ise müzakerelerle ilgili.

Netanyahu, kaçırma operasyonunu direnişin silahlarının geleceğine ilişkin müzakere süreciyle ilişkilendirerek Hamas üzerinde baskı kurmayı ve hareketi taviz vermeye zorlamayı hedefliyor.

Helse’nin değerlendirmesine göre bu yaklaşım, arabulucular tarafından daha önce gündeme getirilen yol haritası anlaşma taslağının yeniden üretilmesi üzerinden yürütülüyor.

Hamas’ın daha önce kabul ettiği ancak Netanyahu’nun reddettiği bu taslağın yeniden gündeme taşınması, askerî operasyonların müzakere sürecinde doğrudan baskı aracı olarak kullanıldığını gösteriyor.

Araştırmacıya göre Netanyahu’nun müzakere yaklaşımı, silahların sınırlandırılmasının aşamalı biçimde ve İsrail’in çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleştirilmesi ilkesini reddediyor.

Netanyahu bunun yerine Arap arabulucuları konuyu yeniden müzakereye açmaya ve Filistin tarafını, Gazze Şeridi’ndeki silahların tamamen ve derhâl ortadan kaldırılmasını öngören İsrail yaklaşımını kabul etmeye zorlamaya çalışıyor.

Kontrol ve tehcir söylemi güçlendiriliyor

Helse, kaçırma operasyonunun daha geniş kapsamlı bir güvenlik ve medya politikasının parçası olduğunu da belirtiyor.

Bu politika, sahadaki operasyonel başarıların daha büyük bir anlatı içinde pazarlanmasına dayanıyor. Buna göre Gazze ve çevresindeki güvenlik meselesi artık İsrail’in ulusal güvenliği açısından hayati bir konu hâline geldi ve bu durum, 7 Ekim saldırısından çıkarılan en önemli derslerden biri olarak sunuluyor.

Helse, Gazze üzerindeki güvenlik kontrolünün devam etmesinin, Filistinlilerin bölgeden göç ettirilmesi fikrinin gündeme getirilmesi açısından da uygun bir siyasi ve propaganda ortamı oluşturduğunu vurguluyor.

Bir dönem marjinal bir söylem olarak değerlendirilen Filistinlilerin göç ettirilmesi fikri, artık siyasi partilerin sahiplenmek için yarıştığı temel gündem maddelerinden biri hâline geldi. İsrail hükûmeti de bu yaklaşımı açık biçimde benimsiyor.

Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir

Helse, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in, gelecek seçimleri kazanmaları hâlinde Gazze’de tehcir ve yeniden yerleşim planını açıkça ilerleteceklerini söylediklerine dikkat çekiyor.

Buna göre Gazze’nin mevcut felaket koşulları korunacak, toparlanma ve yeniden imar süreçleri engellenecek ve insani yardımlar sınırlandırılacak. Böylece halkın bölgeden ayrılmasını sağlamak amacıyla sistematik bir baskı mekanizması oluşturulacak.

Sonuç olarak operasyon üç farklı alanın kesişim noktasında bulunuyor.

Birincisi, Hamas’ın yeni yapılanmasında açık arayan istihbarat boyutu. İkincisi, güç kullanarak silahların tamamen ortadan kaldırılmasını dayatmaya çalışan müzakere boyutu. Üçüncüsü ise Netanyahu ve aşırı sağdaki müttefiklerinin her güvenlik operasyonunu, Gazze üzerindeki kontrolü kalıcı hâle getirmek ve tehciri siyasi bir proje olarak pazarlamak için kullandığı iç politika ve seçim boyutu.

Gözaltındaki kişinin sorgulamalara ne ölçüde dayanabileceği ve Hamas’ın operasyonun sonuçlarını ne kadar sınırlandırabileceği, bunun yalnızca bir propaganda görüntüsü olarak mı kalacağını yoksa Gazze’deki istihbarat savaşı ve kontrol mücadelesinde sahadaki dengeleri değiştiren bir dönüm noktasına mı dönüşeceğini belirleyecek.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.