İran'dan Sonra Yeni Hedef Türkiye mi?

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının bölgesel güç dengeleri üzerindeki muhtemel etkilerini ve Türkiye’nin bu süreçte karşılaşabileceği güvenlik risklerini Fokus+ için kaleme aldı.
iran-dan-sonra-yeni-hedef-turkiye-mi.jpg

02.03.2026 - 14:53  |  Son Güncellenme:  02.03.2026 - 15:01

ABD ve İsrail’in yaptığı saldırılar, İranlı yöneticileri yine sinsi bir tuzakla öldürmenin yanı sıra İran ordusuna da büyük kayıplar verdirdi. İran ordusu yine de direniş gösteriyor ve İsrail’i füzelerle vurmaya devam ediyor. Başsız bir İran’ın İsrail ve Amerika’yı füze saldırılarıyla pes ettirmesi zor görünüyor. Ancak eğer savaş günlerce sürerse İsrail’in ve Amerika’nın kayıpları fazla olacak. İsrail, İranlı liderleri vurmakla teselli bulacak ama hala direnen bir İran’ın varlığının rahatsızlığını yaşayacak. Yani geçtiğimiz haziran ayındaki saldırısının sonucunun bir benzeri olacak. 

Donald Trump ise bireysel bir yenilgi tatmış olacak. Çünkü daha fazla Amerikan askerinin ölümünü Amerikan kamuoyuna izah edemez. Askerlerin İsrail için öldüğü eleştirileri artacak ve ölümler Epstein dosyalarına bağlanacak. Böyle bir senaryoda Trump’ın azli bile gündeme gelebilir. Ancak bunun için seçimlerin yapılması ve Cumhuriyetçilerin yenilmesi gerekecek. Uzayan savaş gerçekten de Trump ve destekçileri için sandıkta yenilgi demektir. Böylelikle Trump Netanyahu’ya seçim kazandırırken kendisi seçimleri kaybetmiş olacak. 

İran tarafında ise kaos hüküm sürüyor. İki defa üst üste tepe yönetimini kaybetmeleri büyük bir utançtır. O kadar iş bilmezler ki geçen seneki savaştan ders almayıp Amerika’nın oyununa gelip müzakereler yaptılar ve tam o esnada vuruldular. Normal şartlarda güneş görmemesi gereken yöneticiler gün ortasında toplantı yaptılar ve hepsi tek bir saldırıda öldürülmüş oldu. Gelen bilgilere göre, Hamaney’in halefi de öldürüldü. Böyle giderse halefin halefi de öldürülür. Çünkü İran tarafı halefin ismini gizlemeyi öğrenemedi. ABD ve İsrail ise suikastı öyle bir öğrendi ki bir gün geçmeden yeni yöneticileri öldürebiliyorlar.

İran’da görevini en iyi yapanlar füze bölükleri olmalı. Çünkü onca ABD ve İsrail saldırısına rağmen halen İsrail’e ve körfez ülkelerine füzeler gönderebiliyorlar. Ancak onların da hatası savaşa dahil olmayan Arap ülkelerindeki Amerikan üslerine saldırmaları. Belki hedefleri Amerikan üsleridir ama saldırılan neticede Arap ülkeleri oluyor. Şayet onlar da savaşa katılsa İran gerçekten de yeryüzünden silinmiş olacak. Ancak körfez ülkeleri sağduyulu davranıp savaşa girmiyorlar ki en doğru karar da budur. 

Öte yandan İran’ın yıllarca besleyip büyüttüğü vekil örgütlerden bir ses çıkmaması dikkat çekiyor. İsrail an itibariyle Hizbullah’a saldırıyor. Hala çekingen davranmanın barış getirmeyeceğini anlayabilmiş değiller. Yemen’deki Husilerden de iki gündür ses yok. Bu durumda İran’ın bölgede silahlı örgütlere yaptığı yatırım İran’dan önce iflas etmiş oluyor. Doğrusu iflas etmesi üzücü bir durum değil. Bugün İsrail ve Amerika’ya saldırmayan mezkur örgütlerin yarın Irak, Suriye, Lübnan veya başka bir ülkede Sünni Müslümanlara saldırması muhtemeldir. Çünkü öyle anlaşılıyor ki güçlerinin yetmediği ülkelere karşı sessizler ama yerel toplumlara ve ülkelere karşı şeditler.

Öyle görünüyor ki İran çok sürmez Amerika ile masaya oturur. Masada uranyum zenginleştirme faaliyetlerinden tutun füzelerini imhaya kadar her tür tavizi vermesi muhtemeldir. Anlaşmanın sonunda Amerika’nın şartlarını kabul etmiş mevcut rejim veyahut yeni bir rejim görmemiz muhtemeldir. Böylelikle İran Orta Doğu’daki siyasi/askeri denklemin dışına çıkmış olacaktır. Diğer bir deyişle İran bölge için tehdit olmaktan çıkacaktır. 

Ancak bölgenin huzur bulması imkansızdır. İsrail topraklarını genişletmenin yanı sıra kendine doğru bir kurşunun bile atılmaması için elinden geleni yapacaktır. Diğer ülkelerin İsrail’e karşı yapacakları pek bir şey bulunmuyor. Bölgedeki herhangi bir lider ne zaman aykırı bir söz söylemeyi düşünse bir İsrail füzesi ile öldürülmesi aklına gelecek ve yutkunacaktır. 

An itibariyle İsrail’in çekindiği tek devlet Türkiye kaldı. Orta Doğu için en gerçekçi projeksiyon Türkiye-İsrail çekişmesidir. Yani İran’ın yerini Türkiye aldı diyebiliriz. Türkiye’nin böyle niyeti ve çalışması bulunmuyor. Ancak bölgede yeni düşmanları İsrailliler belirliyor ve uzun zamandan beridir İran’dan sonra sıranın Türkiye’ye geleceğini söylüyorlardı. Söylemde Türkiye düşman ise planlamalarda zaten düşman olarak görülüyordur. Geriye gerekli hazırlıkların yapılması ve eyleme konulması kalıyor. 

Kapalı kapılar ardında Türk devlet adamlarını da yok etmek, hemen sonrasında Türk savunma sistemleri, uçakları ve tehdit oluşturan ne varsa hepsine saldırmanın planlarını yaptıkları artık ihtimal değil gerçektir. Çünkü birisi sizi düşman ilan ediyorsa artık düşmansınızdır. Dolayısıyla sizin de ona göre hazırlık yapmanız gerekiyor. 

Türkiye’nin NATO üyesi olması hasebiyle İsrail’in saldırısına uğramayacağına dair söylemler gerçekten uzaktır. İsrail saldırırsa ABD, Almanya, İngiltere veyahut Yunanistan’ın ülkemizi savunmasını beklemek gidişatı yanlış okumak değil, okumayı bilmemek kadar vahim bir durumdur. Sivil kesim içinde böyle düşünenler olabilir ve fakat devlet adamları, özellikle de ordu mensupları savaş için hazırlık yapmalıdır. Tedbirin kimseye zararı olmaz. Çünkü tedbirsizlik ülkeyi felakete sürükler. 

İstiyoruz ki öyle bir gün geldiğinde şanlı tarihimizle övünmekten utanç duymayalım. Liderlerimizin ölümü ile kahrolmayalım. Tarumar olmuş bir ordu görmeyelim. Ölülerimiz için ağlamayalım. Bizim çok şükür güçlü bir ordumuz var. Ama gaflet halindeki aslan tilkiye bile yenilir. Bu yüzden mühimmat eksiklerimizi gidermeli, hipersonik füze testleri bir an önce bitirilip seri üretime geçilmeli ve savaş simülasyonları yapılmalıdır. 

Silah üretimi için çalışan her kim varsa fabrikalarda uyuyup kalkmalı ve zamanı öne almalıdır. Artık 5-6 yıl bekleyecek vaktimiz kalmadı. Bizzat İsrailli eski bir istihbaratçı “Türkiye kendi uçaklarını üretmeden müdahale etmeliyiz” dedi. İsrail beklemeyecekse bizler hiç bekleyemeyiz. 

Eksik silahlar dost ülkelerden tedarik edilmelidir. Katar’dan gelecek Eurofighter jetlerin gelmemesi endişe vermelidir. Pakistan’ın füze teknolojisinin yanı sıra füze envanterinden de istifa edilmelidir. Dost ülkelerin kullanmayıp da ordumuza yarayacak silahları hızlı bir şekilde satın alınmalıdır. 

Belli ki İsrail kendisine kafa tutacak hiçbir bölge ülkesi istemiyor. Türk halkının ve hükümetinin kendisinden hazzetmediğini de biliyor. Bu yüzden Türk ordusunu yok ederek ülkeyi boyunduruk altına almanın yollarına bakacaktır. 

Dileğimiz odur ki savaşmayalım. Ancak Türkiye savaşır da kaybederse milletimiz için felaket olur. Fakat tedbirini alıp da muzaffer çıkarsa İsrail tehdidi ebedi olarak biter. Bu zaferle başta Müslüman alemi olmak üzere tüm dünya gurur duyacaktır. Çünkü İsrail insanlıkla savaşıyor. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.