İran’da Kürt İsyanına Engel Olmak: Sebep ve Sonuçlar

Doç. Dr. İbrahim Karataş, İsrail'in İran'da planladığı Kürt isyanının Türkiye'nin diplomatik ve istihbari hamleleriyle nasıl boşa çıkarıldığını ve bu durumun bölgedeki güç dengelerine etkilerini Fokus+ için kaleme aldı.
odak-iran-da-kurt-isyanina-engel-olmak-sebep-ve-sonuclar.jpg

04.06.2026 - 13:44  |  Son Güncellenme:  05.06.2026 - 10:40

Geçtiğimiz günlerde İsrail'in eski askerî istihbarat şefi Tamir Hayman, bir televizyona verdiği demeçte İsrail'in İran'a saldırmadan önce bir Kürt isyanı başlatmayı planladığını ve fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump'ı ikna ederek bu fikirden vazgeçirdiğini söyledi. İsrailli istihbaratçı bu bilgiyi ifşa etmeden önce de benzer iddialar vardı ve iddiaların doğruluğu tartışılmazdı. Çünkü Türkiye o dönemde ve hâlen PKK ile bir silah bırakma süreci yürütüyordu ve sürecin İsrail'in vahşi yayılmacı bölgesel politikalarına feda edilmesine göz yumamazdı. Bu kadar emek İsrail istedi diye berhava edilemezdi.  

Türkiye’nin Kürtlerin maşa olarak kullanılmasını engellemek için tek sebebi bu değil. Türkiye ayrıca bölünmüş ve istikrarsız bir İran istemiyor. İran'da oluşacak anarşik bir ortam en çok da Türkiye'ye zarar verir çünkü doğu komşusundaki etnik ve dinî çatışmalar Türkiye'ye göç ve terör olarak dönecektir. Sırf İsrail istedi diye Türkiye yeni bir bölgesel şiddetin içine çekilemez veyahut bu şiddetten etkilenemez. Ankara bu yüzden silah kullanmak hariç elindeki tüm enstrümanları kullanarak bir yandan PKK ve İran uzantısı PJAK'ı ikna veya tehdit ederek, Trump yönetimini de diplomatik yollarla razı ederek Kürt gruplarını çatışmanın dışında tutmayı başarabildi.  

Türk hükûmetinin bu hamlesinden çıkarılacak birkaç çıkarım var. İlk olarak; İsrail, yanına bölgesel bir silahlı grubu almaya başaramadı. Aslında devlet de alamadı ama BAE ile ilgili ciddi şüpheler olduğu için devletler kısmını es geçmek gerekiyor. Bu durum belli ki İsrail'i çileden çıkarıyor çünkü planları başarılı olsaydı havada ve denizde Amerikalıları, karada ise Kürtleri kullanacaklardı. Böylelikle İsrail nerdeyse hiçbir zarar görmeden zafer ilan edecekti. Fakat bekledikleri zafer kursaklarında kaldı ve bu yüzden Türkiye'yi yeni hedefleri yapmak istiyorlar.  

İkincisi; İsrail, Kürt kartını Suriye'den sonra İran'da da kullanmak istedi ama başaramadı. Çünkü Suriye'de karşısında direkt ya da Suriye hükûmetinin arkasında pozisyonlanan Türkiye varken, İran da diplomasiyi ve muhtemelen askerî gücünü tehdit unsuru olarak kullanarak terör örgütünün maşa olarak kullanılmasına engel oldu. İsrail bu yüzden Türkiye'nin güneydoğusundaki terör örgütünden umudunu kesip güneybatısında yanına Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan'ı alarak yeni bir cephe açmak istiyor. Tabiri caizse düşman hiç uyumuyor ve sağdan olmadı soldan, soldan olması önden ya da arkadan gelmeye çalışıyor. Saldırmak için sürekli fırsat kolluyor. 

Üçüncüsü; Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki Türk hükûmeti, görünen ve görünmeyen, şiddet içeren ve içermeyen her sinsi İsrail operasyonuna karşı muazzam bir çaba sergiliyor ve sonuç da alıyor. Bu konuda hükûmete hakkını vermek gerekiyor. Şayet PKK ile bir barış yoluna gitmeseydi önce Suriye'de, sonra İran'da terör örgütüyle uğraşmak zorunda kalacaktı. Şayet mevcut şartlara rağmen PKK silah bırakırsa büyük bir başarıya imza atılmış olacak. Çünkü şu anda sadece örgütle değil, onu destekleyen terör devleti ile de mücadele edilmiş oluyor.  

Dördüncüsü; hükûmetin Türk-Amerikan ilişkilerinde realist bir yaklaşım sergilemesi meyvesini veriyor. Aslında Amerika da İsrail ile birlikte kınanmalıdır. Çünkü İsrail bölgeyi ateşe veriyorsa Amerika da söz konusu ateşi tedarik ediyor. Bugün Amerikan desteği olmasa İsrail böyle vahşice davranamayacaktı. Belki de daha azına razı olacaktı. Veyahut komşularla sürekli savaş ve nükleer silaha sahip komşu ülkelerin varlığı İsraillileri bezdirecek ve tersine göçe neden olacaktı. 

İşte Türk hükûmeti çatışmalarda bu kadar hayati bir role sahip ABD yönetimi ile ipleri koparacağına, onunla iyi geçinmeyi tercih etti. Bu sayede hem İsrail'in planlarını bozdu hem de belki ileride kendisine lazım olan ABD malı silahları ve motor gibi hayati parçaları satın alma imkânı bulacak. İsrail ile birlikte Amerika'yı da karşınıza alabilirsiniz ve bu onurlu bir davranıştır ama uzun vadede bunun size ve dostlarınıza bir faydası olmayacaktır. Dolayısıyla Trump-Erdoğan dostluğunun devamı mevcut şartlarda elzemdir. 

Beşincisi; eğer terör örgütünün İran kolu PJAK, İran ordusuna karşı savaşsaydı mutlak olarak kaybedecekti. Çünkü geçen zamanda İran yenilmedi. İran ordusu İsrail'de bile insan öldürebildiğine göre kendi sınırları içindeki bir örgütü kolayca yok edecektir. Daha da kötüsü, İran'daki ve hatta Kuzey Irak'taki Kürt halkına da zulmedecekti. Çünkü zaman gösterdi ki örgütün savaşa dâhil olması yanlış karta oynadığı demekti. İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mezkûr hamlesi, Kürt halkını ve hatta dolaylı olarak örgütü büyük bir beladan kurtarmıştır. Sırf bu neden bile örgütün silah bırakması için yeter sebep olmalıdır.  

Şunu da belirtmeli ki oyun bozan ve güçlenen Türkiye, İsrail'e hayal kırıklığı yaşattığı sürece dünyanın en çok nefret ettiği bu ülkeyi daha da saldırganlaşacaktır. Artık PKK gibi vekil örgütler veya Yunanistan gibi vekil devletler yerine perde arkasına saklanmadan Türkiye'yi cezalandırmanın yollarına bakacaktır ve bakıyordur da. Hem İsrail'in oyunlarını bozup hem de askerî olarak tehdit edici bir düzeye gelmek, İsrail'in hoşuna gidecek bir durum değildir. Bu yüzden Türkiye'yi gaflet anında yakalayıp arkasına da Amerikan askerî gücünü alarak Türkiye'ye saldırmak isteyecektir.  

Dolayısıyla Türk devlet aklının İsrail'in zararlı planlarını bozmanın yanı sıra kendi üzerine direkt oynanan oyunlara karşı uyanık olması gerekiyor. Özellikle İsrail istihbaratının, ordusuna göre daha kesin ve ölümcül sonuçlar aldığı malumdur. Bu yüzden vekil örgüt ve devletler yerine kendisi gelmek isterse önce istihbaratı ile gelecektir. Şayet böyle bir planı varsa (ki yüksek ihtimalle vardır) Türkiye içinde ve komşu ülkeler içindeki istihbari yapılanmaya çok dikkat edilmelidir.  

Türkiye, İsrail'e karşı gayet iyi mücadele ediyor. Ancak her başarı, düşmanı daha da tahrik ediyor. Bu yüzden olağanüstü hâl çerçevesinde askerî ve istihbari tedbirler almak her zamankinden daha önemlidir.  

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.