Husilerin İsrail'i Hedef Alması: Yeni Bir Cephe mi, Baskı Taktiği mi?
01.04.2026 - 16:42 | Son Güncellenme: 01.04.2026 - 16:50
ABD Başkanı Donald Trump’ın talebi üzerine İran’ın ABD ile müzakerelere girmesi ve İsrail’in İran’a karşı gerilimi tırmandırmasının ardından, Husilere bağlı Silahlı Kuvvetler’in Sözcüsü Yahya Saree, İsrail’e balistik füzeler fırlatıldığını açıkladı. İsrail ise Yemen’den gelen füzenin engellendiğini duyurdu.
Husilerin bu adımı, grubun Tel Aviv–Washington ile Tahran arasında 29 gün süren çatışmalar boyunca, gerekirse çatışmaya katılmayı işaret etse de, fiilen tarafsız bir tutum sergilemiş olması nedeniyle önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor.
Söz konusu gelişmeye önem kazandıran unsur, Yemen’in Babu’l Mendeb Boğazı ve Kızıldeniz üzerindeki stratejik konumu.
Bu, bölgedeki silahlı çatışmanın herhangi bir şekilde tırmanmasının uluslararası denizcilik trafiğini tehdit edeceği ve hatta Hürmüz Boğazı’nda olduğu gibi Babu’l Mendeb’in kapanmasına yol açabileceği anlamına geliyor.
Ayrıca zamanlama, Washington ile Tahran arasında yaklaşık bir haftadır sonuçsuz süren görüşmelere denk geliyor.
Bu durum, özellikle Yahya Saree’nin açıklamasının bunun sadece ilk aşama olduğu, hedefler ve bölgedeki hedef kapsamını genişletme olasılığına işaret ediyor.
Aynı zamanda Husilerin hamlesi, ABD’ye yönelik bir baskı unsuru ve müzakere masasına sürülecek bir koz sağlama girişimi gibi görünüyor.
Suudi Arabistan ve güney sınırında gerilim
Riyad yönetimi, Yemen’deki Husilere karşı doğrudan tırmanıştan kaçınmayı sürdürse de, taraflar arasında mesajlaşma devam etti.

Husiler, İran’ın Körfez ülkelerini balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef almasından faydalanarak, Suudi Arabistan’a çeşitli mesajlar gönderdi.
Füzeler ve İHA’lar, Suudi Arabistan’ın doğu, orta, batı ve güneydoğu bölgelerine kadar ulaştığı, hatta Shaybah Oil Field çevresine kadar ulaştı.
Husilerin lideri Abdulmelik Husi 28 Şubat’tan bu yana gelişmeleri izlediklerini, “tetikte olduklarını” ve İran’a yönelik saldırılar karşısında sessiz kalmayacaklarını açıklamıştı.
Sahada ise grup, Hacce, Marib, Taiz ve Batı Sahili’nde meşru Yemen hükümetine bağlı bölgelere yönelik saldırılarını sürdürdü.
Buna karşılık Riyad, Sana’ya dolaylı mesajlar göndererek, kendisine yönelik herhangi bir hamlenin cephelerin yeniden hareketlenmesine yol açacağını bildirdi.
Bu çerçevede meşru hükümete bağlı silahlı unsurlar, Savunma Bakanlığı çatısı altında yeniden organize edildi, çok sayıda zırhlı araç ve silah konuşlandırdı.
Suudi liderliğindeki Arap Koalisyonu, Müşterek Kuvvetler komutası aracılığıyla, askeri bölgelerin yeniden düzenlenmesini ve kurtarılan bölgelerdeki kampların yeniden dağıtımını denetleyerek, BAE’ye bağlı güçleri etkisiz hale getirdikten sonra nüfuzunu pekiştirdi.
Ayrıca, meşru Yemen hükümeti ve ordusundaki çeşitli yetkililerin, Sana’da Husi grubuyla yakın zamanda gerçekleşecek askeri çözümle ilgili çeşitli platformlar aracılığıyla yaptıkları açıklamalar ve yaklaşan sürpriz vaatleri, devam eden propaganda savaşının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Suudi Arabistan, Husilerin Körfez çevresindeki savaşa dahil olmasının kendisine yeni askeri ve güvenlik maliyetleri getireceğinin farkında.
Özellikle grubun İran üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla Suudi petrol tesisleri ve askeri üsleri hedef alması ihtimali, Riyad açısından ciddi bir risk olarak görülüyor.
Suudi Arabistan daha önce Husi grubuyla Umman'ın Maskat kentinde ve Riyad’da, grubu İran’dan uzaklaştırmak amacıyla görüşmeler yapmıştı. Ancak bu çabaların amacına ulaşamadığı görülüyor.
Husiler grubu, meşru Yemen hükümetiyle ittifak halindeki Yemenli taraflar ve hatta Suudi tarafı için bile kabul edilemez olan taleplerinde ısrarcı olmaya devam ediyor.
Suudi Arabistan’ın son dönemde müzakerelere devam etmemesi, Husilere olumsuz bir mesaj göndermiş gibi görünüyor. Zira rejimin çöküşü, müzakere pozisyonlarını zayıflatacak ve onları herhangi bir kozdan yoksun bırakacaktır.
Olası tepkiler
Husilerin İsrail’i hedef alarak çatışmaya dahil olması, İsrail ve ABD’den Körfez ülkelerine ve Yemen’deki meşru hükümete kadar geniş bir yelpazede ciddi sonuçlar doğurabilir.
İsrail ve ABD açısından bu gelişme yeni bir cephenin açılması anlamına geliyor. Bu durum, geçen yıl olduğu gibi, İsrail’in grup liderliği, askeri kampları ve kapasitesini hedef alan daha sert saldırılar düzenlemesini beraberinde getirebilir.

Benzer şekilde Washington, deniz ticaret yolları ve Babu’l Mendeb Boğazı üzerindeki tehditleri kabul etmeyerek, Husilere karşı önleyici askeri operasyonlar başlatabilir.
Nitekim bazı analistlere göre, bölgeye ABD Deniz Piyadeleri unsurlarının sevk edilmesi bu ihtimali güçlendiriyor.
Körfez cephesinde, Suudi Arabistan, özellikle Tahran, Tel Aviv ve Washington arasındaki çatışmaların başlangıcından bu yana İran saldırılarının hedefi haline gelen güney sınırındaki bu yeni gelişmeye yanıt vermekle meşgul olacaktır.
Husi grubu ise, İran’ın Suudi petrol çıkarlarını ve askeri üslerini, ABD çıkarları ve üsleri bahanesiyle tehdit etme gündemini uygulamaktan uzak olmayacaktır.
Bu nedenle Riyad, Yemen meselesiyle ilgili görüşmeler ve müzakerelere girme ve grubun yüksek taleplerini kabul etme yönünde bir baskı olarak bile olsa, böyle bir tehdidi kabul etmeyecektir.
Eğer saldırılarının hedefi haline gelirse, tek taraflı, ortaklaşa veya meşru hükümete bağlı güçler aracılığıyla gruba karşı çeşitli askeri önlemler alacaktır.
Yemen’deki meşru hükümet açısından ise Husilerin çatışmalara dahil olması, uluslararası toplumu Sana’nın kontrol altına alınmasının bölgesel güvenlik açısından zorunlu olduğuna ikna etmek için bir fırsat olarak görülüyor.
Özellikle Babu’l Mendeb ve deniz ticaret yollarının güvenliği gerekçesiyle, geçmişte ABD ve İngiltere tarafından temkinli yaklaşılan askeri senaryoların gerekli olduğuna ikna etmek için altın bir fırsat sunuyor.
Şunu belirtmek gerekir ki, meşru hükümetin Sana’ya doğru ilerlemesi, bir yandan Suudi Arabistan, diğer yandan da ABD için savaşın bedelini azaltacak ve haklı bir gerekçeye dayanacaktır.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.