Hristiyanlık’ta Kudüs - II: İsa Mesih Dönemi

Doç. Dr. Eldar Hasanoğlu, Hz. İsa’nın Kudüs ziyaretlerini, şehirde yaşadığı son günleri ve Kudüs’ün Hristiyanlık tarihindeki değişen konumunu Fokus+ için kaleme aldı.
hristiyanlik-ta-kudus-ii-isa-mesih-donemi.jpg

06.08.2026 - 15:42  |  Son Güncellenme:  07.08.2026 - 11:09

İslam’a göre peygamber kabul edilen Hz. İsa, Hıristiyanlığa göre teslisin “Oğul” uknumudur. Hristiyanlık onun tebliğinin asıl merkezinin Kudüs olduğu görüşündedir. O dönemde Urşalim diye isimlendirilen şehir, Roma’ya bağlı bölgenin eyalet merkezi olmuştur ve Yahudiler ile birlikte şehirde Romalılar da yaşamıştır. Dolayısıyla, onun bulunduğu zaman dilimi açısından bakıldığında, Kudüs kozmopolit bir yapıda ve hayli gelişmiş bir yer olmuştur. Eski mahallelerin yanı sıra yeni kurulmuş elit semtler, buralardaki görkemli evler ve köşkler, sportif ve kültürel faaliyetler amacıyla yapılmış sosyalleşme mekânları, garnizon ve diğer yönetim binaları, kaleler ve surlar, nitekim II. Mabed’in Roma valisi Herod tarafından inşa ettirilen ihtişamlı binası şehrin prestijini yükseltmiştir. 

İnciller İsa Mesih’in Kudüs’e birkaç ziyaretinden bahsetmiştir. İşaret edilmelidir ki onun tebliğ öncesi dönemdeki ziyaretleri sadece Luka İncili’de yer almakta olup diğer İncil yazarları bu konuda bilgi vermemişlerdir. Luka, İsa Mesih’in daha bebekken, doğumunun 40 gününü tamamlayınca takdis edilmek için ailesi tarafından Kudüs’teki mabede getirildiğini nakletmiştir. Onun mesihliği bu ziyaret sırasında Kutsal Ruh’un yönlendirmesiyle meczup Şim’on (Shim’on) ve kadın peygamber Anna tarafından anlaşılmış ve açıklanmıştır. Luka onun ergenlik çağında başka bir Kudüs ziyaretinden de bahsetmiştir. Verilen bilgilerden, bu ziyaret sırasında onun kendi gerçek kimliğinin artık farkında olduğu anlaşılmaktadır. Luka’ya göre 12 yaşına gelen İsa Mesih, anne babası ile birlikte Fısıh bayramında Kudüs’e gitmiştir. Bayramdan sonra aile dönerken o mabette kalmıştır. Bir günlük yolculuktan sonra onu bulamayınca araya araya Kudüs’e kadar geri gelmiş, onu mabette hahamlarla münazara hâlinde bulmuşlardır. Zekâsı ile herkesi hayran bırakan İsa Mesih’in bu hâli anne babasını şaşırtmış, habersizce kaybolması nedeniyle onu uyarmışlardır. O ise onlara kaygılanmamalarını, kendisinin mabette Baba’nın evinde olması gerektiğini bilmelerini ifade etmiştir. Diğer İncillerde ise bu iki ziyaretten bahsedilmemiştir. 

İsa Mesih’in ilahi mesajı tebliğ etmek amacıyla Kudüs’e gerçekleştirdiği ziyaretler İncillerin tamamında yer alır. Verilen bilgilerin ortak noktası, hac için gelen kalabalıklara hitap etme fırsatını yakalamak için onun Kudüs’ü özellikle bayram zamanında ziyaret ettiğidir. Ne var ki İnciller arasındaki rivayet farklılığı dolayısıyla bu ziyaretlerin sayısı ve şehirde ne kadar kaldığı tam olarak tespit edilememektedir. Yine de İncillerdeki bilgilerden onun tebliğ için en az beş sefer Kudüs’e geldiği çıkarılabilir. O zamanlar Yahudi din adamları hahamlar, mabedi âdeta bir ticarethaneye çevirmiş ve kişisel çıkarları için dini kullanmaktaydılar. Böyle bir ortamda İsa Mesih onların yaptıklarının yanlış olduğunu haykırmış, din istismarcısı düzene başkaldırmıştır. Hahamlar ondan fena hâlde rahatsız olsalar da halkın ona teveccühü dolayısıyla susmak zorunda kalıyor, ancak öte yandan halk içinde itibarını sarsmak, nitekim Romalı yöneticiler nezdinde suçlu çıkarmak için ona çeşitli tuzaklar kuruyorlardı. Bu kötü emellerin farkında olan İsa Mesih zaman zaman Kudüs’ten ayrılmaya mecbur olmuştur. O, yaşadığı bu zorluklardan dolayı hüznünü dile getirmiş, Kudüs’e sitem etmiştir. Bu şikâyetleri erken dönem Kilise babaları tarafından onun Kudüs’e bedduası olarak görülmüştür.  

İncillere göre İsa Mesih’in Kudüs’e son gelişi yine Fısıh bayramına tesadüf eder. Bu defa o ihanete uğrayarak ele verilmiş ve idama mahkûm edilmiştir. Hristiyan inancına göre çarmıha gerilerek ölmüştür. Ölümden dirilip ölümü yenmesi dolayısıyla Hristiyanlık’ta bu defaki ziyaret Zafer Gelişi adıyla isimlendirilmiştir.  

Ömrünün son birkaç gününü içeren bu olaylar İncillerin tamamında detaylıca anlatılmıştır. İsa Mesih şehre Zeytin Dağı tarafından, gelenekteki kehanetin gerçekleşmesi adına bir eşek sıpasının üzerinde gelmiş, büyük bir kalabalık tarafından coşku ile karşılanmıştır. Durumdan rahatsız olan hahamlar onu yakalayıp öldürme kararı almışlardır. 

Olacakların farkında olan İsa Mesih etrafındakilere artık mutlak sonun yaklaştığını haber vermiştir. Bayram yemeğini havarileri ile birlikte yemiş, bu sırada bir havarisinin kendisini ele vereceğini açıklamıştır. Hristiyan geleneğinde “Son akşam yemeği” diye meşhur olan bu yemeğin mekânı İncillerde Yukarı Oda diye tanıtılmaktadır. Burası günümüzde Siyon Tepesi üzerinde Davud Makamı olarak bilinen yapının üst katıdır. Yemek sırasında ekmek ve şarabı havarileriyle paylaşması sonradan Hristiyan sakramentlerinden “Ekmek Şarap Ayini” (Evharistiya) ritüelinin temelini teşkil etmiştir. Yemekten sonra onlarla birlikte Kidron Vadisi’ni geçip Getsemani bahçesine gelmiştir. Burada ibadete durmuş, havarileri istirahate çekilmişlerdir. Uzun süren ibadetin ardından havarileri uyandırmış ve zamanının artık dolduğunu söylemiştir. Tam bu sırada 30 gümüş para karşılığında onu ele vermeyi kabul eden havari Yehuda İşkariyot bir grup haham ve askerle bahçeye gelmiş ve onu işaret etmesi üzerine tutuklanmıştır. Bu olay, perşembe gecesi yaşanmıştır.  

Cuma sabahı İsa Mesih, Yahudi dinî mahkemesi Sanhedrin’de göstermelik bir şekilde hızlıca yargılanmış ve hakkında idam hükmü çıkarılmıştır. O sırada ölüm cezasının uygulanması hahamların yetkisini aştığı için yereldeki Vali Pontius Pilatus’a teslim edilmiştir. Vali onu idam etmek istemese de Yahudileri ikna edememiş ve sıra cezanın uygulanmasına gelmiştir. Markos İncili’ne göre çarmıha gerilmesi Şabat’tan bir gün önce, yani cuma günü sabah saatlerinde gerçekleşmiştir. Hıristiyanlığa göre İsa Mesih öğlen sonrasına doğru çarmıhta canını teslim etmiştir. Akşama doğru cesedi çarmıhtan indirilmiş ve Yahudi geleneğine uygun biçimde defnedilmiş, mezarının bulunduğu oyuğun ağzı bir kaya ile kapatılmıştır. Şabat’ın ertesi günü, yani pazar günü Mecdelli Meryem ve bir grup kadın mezarı ziyarete gittiklerinde kayanın yerinden oynatılarak oyuğun açıldığını ve cesedin mezarda olmadığını görmüşlerdir. O sırada bir melek zuhur ederek onun dirildiğini söylemiştir.  

Hristiyan inancına göre İsa Mesih dirildikten sonra havarilere ve taraftarlarına birkaç kere görünmüş, daha sonra göğe yükselmiştir. Bu görünmeler sırasında o havarilerine tövbe hedefinin Kudüs olduğunu ve ilahi mesajın tüm dünyaya bu şehirden yayılacağını açıklamış, dolayısıyla Kudüs’ün bir merkez olduğunu beyan etmiştir. Buna rağmen ondan sonra Hristiyanlık Tarsuslu Pavlus’un öğretileri doğrultusunda şekillenince Kudüs dinî merkezi statüsünü muhafaza edememiş, kilise babaları Kudüs’ü İsa Mesih’in bedduasını taşıyan bir şehir olarak nitelemişlerdir.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.