Hindistan ve İsrail Arasındaki Askeri İşbirliği Pakistan’ı Neden Endişelendiriyor?

Gazeteci Asif Hemdani, Hindistan ile İsrail arasında derinleşen askeri işbirliğinin Pakistan açısından oluşturduğu stratejik, ideolojik ve güvenlik kaygılarını Fokus+ için kaleme aldı.
Hindistan ve İsrail Arasındaki Askeri İşbirliği Pakistan’ı Neden Endişelendiriyor

28.02.2026 - 12:31  |  Son Güncellenme:  28.02.2026 - 12:36

Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin İsrail’e gerçekleştirdiği ziyaret, Hindistan’ın geleneksel rakibi ve sonuncusu 2025 yılında olmak üzere birçok kez savaşmış olduğu Pakistan’da geniş çaplı endişeye yol açtı.  

İki günlük ziyaret, Modi'nin önemli bir ticaret ve savunma ortağı olan İsrail ile bağlarını güçlendirmek için Tel Aviv’e yaptığı ilk ziyaretten dokuz yıl sonra gerçekleşti.  

Modi’nin 2017 yılındaki ziyareti, bir Hindistan başbakanının İsrail’e yaptığı ilk ziyaret olma özelliğini taşıyordu.  

İsrailli bir hükümet yetkilisi, söz konusu ziyarete ilişkin açıklamasında, “birçok alanda yeni ortaklık ve iş birliklerinin önünü açacağını” belirtti.  

İsrail Dışişleri Bakanlığı’ndan bir başka yetkili ise ikili ilişkilerin niteliksel bir sıçramanın eşiğinde olduğunu ifade etti.  

Forbes İndia dergisine göre, Yeni Delhi yönetimi İsrail ile toplam değeri 8,6 milyar doları bulan savunma anlaşmaları imzalamayı planlıyor.   

Söz konusu anlaşmalar, hassas güdümlü SPICE 1000 bombaları, havadan karaya füzeler, balistik füzeler ve buz kırıcı füze sistemlerinin satın alımını kapsıyor.  

İsrail-Hindistan iş birliğinin arka planı  

Hindistan, 1948 yılında İsrail’in kuruluşuna karşı çıkan ülkeler arasında yer aldı uzun yıllar boyunca İsrail’in Filistin halkına yönelik eylemlerine karşı çıkan en sert “Arap olmayan” aktörlerden biri oldu.  

Ancak Soğuk Savaş sona erdikten sonra Hindistan, resmi olarak tarafsızlık politikası izlese de Sovyetler Birliği’ne yakınlaşmasıyla hesapları değişmeye başladı.   

Ocak 1992’de Hindistan, İsrail ile diplomatik ilişkiler kurarken, aynı dönemde ABD ile de iletişim kanallarını güçlendirdi.  

Modi’nin iktidara gelmesinin ardından ilişkiler daha da güç kazandı. Temmuz 2017’de İsrail’e gerçekleştirdiği ziyaret, ikili ilişkilerde bir dönüm noktası olarak değerlendirildi. Bir yıl sonra ise bu kez Netanyahu, Ocak 2018’de Yeni Delhi’yi ziyaret etti.  

Son 20 yılda Hindistan ile İsrail, işbirliği alanlarını önemli ölçüde genişletti. Bu kapsamda savunma, istihbarat paylaşımı ve insansız hava araçları sistemleri ile elektronik harp teknolojileri gibi alanlarda iş birliği öne çıktı.  

Adani Grubu ve Tata Advanced Systems gibi büyük Hint şirketleri, Rafael Advanced Defense Systems gibi İsrailli savunma devleriyle ortaklıklar kurdu.   

Hindistan’ın İsrail’e başlıca ihracat kalemleri arasında inciler ve değerli taşlar, otomotiv yakıtları, kimyasallar, makine ve elektrikli ekipman yer alıyor.   

Buna karşılık petrol, kimyasal makineler, ulaşım ekipmanları ve diğer çeşitli ürünler Hindistan’ın İsrail’den yaptığı başlıca ithalat malları arasında bulunuyor.  

Öte taraftan, İsrail Savunma Bakanlığı, Temmuz 2025’te, Hindistan’ı savunma alanında ortak araştırma-geliştirme çalışmaları, sanayi iş birliği ve uzun vadeli ortaklık planları kapsamında “başlıca stratejik müttefik” olarak nitelendirdi.  

Bunun ardından, Kasım 2025’te Tel Aviv’de düzenlenen Ortak Çalışma Grubu toplantısı sırasında ise Hindistan ile İsrail arasında savunma iş birliğine ilişkin bir mutabakat zaptı imzalandı.  

Bu bağlamda, Hindistan Savunma Bakanlığı, “Hindistan ve İsrail, 2025 yılında teknoloji ve araştırma-geliştirme alanındaki ortak girişimleri genişletmek amacıyla savunma iş birliği mutabakat zaptı imzaladı” şeklinde bir açıklama yaptı.  

Söz konusu anlaşma gelişmekte olan teknolojiler, siber güvenlik, yapay zeka ile ileri düzey silah sistemlerinin ortak geliştirilmesi ve üretimini kapsıyor.   

Hindistan, son on yılda İsrail savunma sanayisinin başlıca müşterilerinden biri haline gelirken, siyasi gözlemciler iş birliği alanının önümüzdeki dönemde daha da genişlemesini bekliyor.  

Diğer yandan, Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’ne (SIPRI) göre Hindistan, uzun yıllardır İsrail’in savunma ve askeri sanayi ürünlerinin en büyük müşterisi konumunda bulunuyor.   

2020-2024 yılları arasında Hindistan’ın İsrail’den yaptığı alımlar, toplam savunma tedarikinin yüzde 34’ünü oluşturdu.  

Yıllar içinde Hindistan, aşağıdakiler başta olmak üzere İsrail’den çeşitli savunma teknolojileri tedarik etti:  

  1. Barak-8 füze sistemi: İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii (IAI) ile Savunma Araştırma ve Geliştirme Örgütü (DRDO) tarafından ortaklaşa geliştirilen bir karadan havaya füze sistemi.  
  2. İnsansız hava araçları: Harop ve Searcher tipi insansız hava araçları da dahil olmak üzere İsrail teknolojisi sayesinde Hindistan’ın gözetleme kapasitesi önemli ölçüde arttı.  
  3. Havadan Erken İhbar ve Kontrol (AWACS) radar teknolojisi: EL/W-2090 “Phalcon” AESA radarı gibi İsrail radar sistemlerinin Hint platformlarına entegre edilmesiyle uzun menzilli tespit ve kontrol kapasitesi güçlendirildi.  

Pakistan’ın endişe duyduğu stratejik tehdit  

Pakistan, İsrail ile Hindistan arasında savunma ve teknoloji alanlarında artan işbirliğini büyük bir stratejik tehdit olarak değerlendiriyor.   

İsrail ve Hindistan’ın, Filistin ve Keşmir gibi Müslüman çoğunluklu bölgeleri güvenlik tehdidi olarak gördüğü dikkate alındığında, iki ülke arasındaki artan işbirliği Güney Asya’daki bölgesel güç dengesini sarsabilir.  

Bu kapsamda, Pakistan Senatosu, Şubat 2026’da Hindistan ile İsrail arasında var olduğu öne sürülen stratejik ittifakı kınayan bir karar kabul etti.   

Kararda söz konusu işbirliği, bölgesel barış ve istikrara yönelik bir tehdit olarak nitelendirilirken, İsrail liderliğinin bu ittifaka ilişkin açıklamaları da sert şekilde eleştirildi.  

Pakistan’ın ideolojik olarak İsrail ile görüş ayrılığı içinde olduğu ve İsrail’i tanımadığı bilinirken, Hindistan’ın İsrail ile ilişkilerini geliştirmesi ya da derinleştirmesi, Pakistan açısından iyi bir haber değil.  

Güvenlik tehdidi  

İsrail ve Hindistan arasındaki işbirliği, Pakistan için iki cephe açacaktır.   

Özellikle İsrail’in Mayıs ayında Hindistan’ın Pakistan ile yaşadığı son savaşta sağladığı askeri destek ve gelecekteki olası çatışmalarda Hindistan’ın garantili İsrail desteğine sahip olduğu inancı, stratejik dengenin Yeni Delhi lehine kayabileceği yönündeki kaygıları artırıyor.  

Güvenlik ve Stratejik Analiz Dergisi’nde yayımlanan bir araştırmaya göre, Hindistan-İsrail arasındaki savunma iş birliği, füze savunma sistemleri ve gelişmiş silahlar dahil olmak üzere ileri düzey savunma sistemlerinin tedarikine katkı sağladı.   

Bu durumun, Hindistan ile Pakistan arasındaki güvenlik rekabetini daha da yoğunlaştırdı ve Güney Asya’da “eylem-tepki” dinamiğini güçlendirdi.  

Pakistanlı analistler ise Hindistan’ın İsrail desteğiyle hava savunma ve füze sistemlerini güçlendirdiği bir dönemde, Pakistan’ın da Çin ile çeşitli savunma teknolojileri alanında iş birliği yürüttüğüne dikkat çekiyor.   

Pakistan’ın, Mayıs ayında Hint savaş uçaklarına karşı hamleleri, ülkenin savunma teknolojilerinde kaydettiği önemli ilerlemenin yanı sıra operasyonel ve savunma kapasitesinin güçlenmesinin de bir örneğidir.  

İdeolojik muhalefet  

Pakistan’ın İsrail’e yönelik ideolojik tutumu, tarihsel olarak Filistin davasına verdiği desteğe dayanıyor.   

İslamabad yönetimi bugüne kadar İsrail’i diplomatik olarak tanımadı ve dış politikasını büyük ölçüde Siyonizm’e karşı duruş ekseninde şekillendirmeyi sürdürüyor.  

Savunma Bakanı Khawaja Asıf, konuya ilişkin verdiği bir röportajda şu ifadeleri kullandı:   

“Pakistan’ın İsrail ile diplomatik ilişkisi yok ve bu seçeneğin gündemde olduğunu da düşünmüyorum. Belki gelecekte, Filistinliler kendi devletlerine kavuştuğunda.”  

Öte yandan, Başbakan Narendra Modi liderliğindeki Hindu milliyetçisi Hindistan Halk Partisi (BJP) ideolojisi, Hindistan’ın bir “Hindu devleti haline gelmesi ve dünyadaki tüm Hindular için doğal bir vatan” olması fikrine dayanıyor.   

Bu yaklaşımın, birçok açıdan İsrail’in kendisini bir Yahudi devleti olarak tanımlamasıyla benzerlik taşıdığı değerlendiriliyor.  

Müslümanlara yönelik daha geniş kapsamlı bir politikanın gerekçesi olduğu iddia edilen “İslami terör” ise hem Modi yönetimi hem de İsrail tarafından ciddi bir tehdit olarak görülüyor.   

Bu çerçevede Pakistan’ın İsrail’i tanımaması, Hindistan’ın İsrail ile yakın ilişkilerini ideolojik ve diplomatik açıdan keskin bir gerilim noktası haline getiriyor.  

Stratejik kaygılar  

İsrail, Kargil çatışması sırasında Hindistan’a destek veren az sayıdaki ülkeden biri oldu, Hint savaş uçaklarına lazer güdüm sistemleri, havan topları ve acil ihtiyaç duyulan mühimmatları sağladı.  

Pakistan, İsrail-Hindistan savunma ortaklığını, kendisine yönelik daha geniş çaplı bir jeopolitik baskı stratejisinin parçası olarak görüyor.   

Bölgesel bazı gözlemciler, İsrail’in Mayıs ayında yaşanan Pakistan-Hindistan savaşında Hindistan’a Harop tipi insansız hava araçları gibi gelişmiş askeri ekipman sağlamasına dikkat çekiyor. Pakistan, bunun Hindistan’a taktik üstünlük kazandırdığı görüşünde.  

Uzman analizleri ve görüş yazılarında, Hindistan ile İsrail arasındaki artan savunma iş birliğinin, Pakistan’ı ortak bir jeopolitik risk olarak görme anlayışından beslendiği, bu çerçevede gelecekte Pakistan’a karşı kullanılabilecek silah sistemlerinin geliştirildiği ileri sürülüyor.  

Sonuç  

Tüm boyutlarıyla ele alındığında, Pakistan, İsrail-Hindistan işbirliğinin bir sonucu olarak, ideolojik, stratejik, siyasi ve askeri düzeylerde güvenlik tehditleri ile karşı karşıya kaldı.  

Tel Aviv ile Yeni Delhi savunma kapasitelerini geliştirip, ileri teknolojileri paylaşarak Pakistan karşısında güçlü rakipler olarak konumlanıyor.  

İslamabad ise buna karşılık, savunma ve teknoloji alanındaki kapasitesini Çin ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle iş birliği yaparak artırma çabasında.   

Bu adım hem uluslararası forumlardaki siyasi varlığını hem de kara, hava ve deniz sınır bölgelerindeki askeri konumunu İsrail-Hindistan ittifakında gördüğü risklere karşı korumayı amaçlıyor.  

Ayrıca Pakistan, ABD yönetimiyle dengeli ve derin bir ilişki sürdürmeye çalışıyor.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.