Hadramut’taki Silahlı Çatışma: İç Çekişme ve Dış Rekabet

Araştırmacı Anwar Qasem Alkhudhari, Hadramut’taki artan iç çatışmaların bölgesel güç mücadelesi ve Suudi Arabistan–BAE rekabeti bağlamındaki etkilerini Fokus+ için kaleme aldı.
hadramut-taki-silahli-catisma-ic-cekisme-ve-dis-rekabet.jpg

02.12.2025 - 16:12  |  Son Güncellenme:  02.12.2025 - 17:05

Yemen’in güneyindeki Hadramut ilinde son günlerde gerilim yeniden tırmandı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından desteklenen ve güney vilayetleri üzerinde nüfuz alanını genişletmeyi hedefleyen, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi üyesi Aydarus el-Zübeydi liderliğindeki Güney Geçiş Konseyi’ne bağlı güçler ile Şeyh Amr bin Habriş liderliğindeki Hadramut Aşiretleri İttifakı’na bağlı unsurlar arasında çatışmalar yoğunlaştı.  

Şeyh Amr bin Habriş, daha önce bölgeyi ve yerel halkı korumak üzere “Hadramut Koruma Kuvvetleri”nin kurulduğunu duyurmuştu.  

Hadramut’ta silahlı gerilim yeni değil. Güney Geçiş Konseyi’nin bölgedeki hakimiyetini genişletme çabaları, geçmişte de benzer çatışmalara yol açmıştı. Suudi Arabistan’ın araya girerek tansiyonu düşürmesi sayesinde bu olaylar sınırlı bir etkiyle atlatılmıştı.  

Ancak mevcut çatışmalar, Güney Geçiş Konseyi’nin Suudi Arabistan ile bağlarını zayıflatıp, BAE’nin bölgesel gündemine tam uyum sağlamasının bir sonucu olarak görülüyor.  

Bu silahlı gerilim, Yemen’in İngiliz işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünde, bir zamanların yakın müttefikleri Suudi Arabistan ile BAE’nin ülkedeki nüfuz haritasını paylaşmanın yanı sıra petrol ve doğalgaz kaynakları üzerindeki güçlerinin pekişmesi için rekabete giriştiği bir dönemde patlak verdi.  

Hadramut’un El Kaide kontrolünden kurtarılmasıyla doğu vilayetlerinde yaşanan barış ortamına ve bölgenin hem Husi güçleri hem de meşru hükümet arasındaki temas hatlarından uzak olmasına rağmen, bölgesel aktörler meşru hükümeti güçlendirmek yerine yerel rekabeti körükleyen bir strateji izliyor.  

Güney ve doğu vilayetleri, 2015’ten bu yana Suudi Arabistan ile BAE arasında nüfuz rekabetinin en belirgin sahası haline geldi.   

Her iki ülke de burada kendilerine bağlı yapılar inşa etmeye, aşiret liderleri ve yerel askeri figürlerin sadakatini sağlamaya çalıştı.  

Stratejik konumuyla öne çıkan Hadramut hem zengin petrol sahalarına sahip hem de Arap Denizi boyunca uzanan geniş bir kıyı şeridine sahip.  

Suudi Arabistan, daha önce İran’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik tehditlerine karşı alternatif oluşturmak amacıyla, kendi Doğu Eyaleti’ndeki petrol kuyularını doğrudan Arap Denizi’ne bağlayacak bir petrol boru hattı projesi gündeme getirmişti.   

Son dönemde doğu vilayetlerinin, tarihsel gerekçelere dayanarak güneyden ayrılıp kendi bağımsızlıklarını yeniden kazanmaları gerektiğini savunan iç tartışmalar öne çıktı.  

Bunun yanında bir kesim, Körfez İşbirliği Konseyi’ne (KİK) katılma seçeneğini gündeme getirirken, diğer bazı aktörler ise doğrudan Suudi Arabistan’a bağlanma fikrini önerdi.  

Hadramut’taki çatışma, yalnızca aşiretler arası bir çekişme, bölgesel anlaşmazlık ya da doğal kaynaklar üzerindeki rekabet olarak görülemez.  

Bu gerilim, Suudi Arabistan ve BAE’nin farklı tarafları desteklediği Sudan’daki çatışmadan, Facebook ve X gibi sosyal medya platformlarındaki karşılıklı propaganda kampanyalarından ve geniş çaplı nüfuz mücadelesinden bağımsız okunamaz.  

Bu tablo, Hadramut’taki çatışmanın yerel ve bölgesel olarak kontrol altına alınamaması halinde bir vekalet savaşına dönüşme ihtimalinin bulunduğu, tüm bölgenin istikrar ve güvenliğini tehdit edebileceği anlamına gelebilir.  

Husiler

Ayrıca Hadramut’taki çatışma, Husiler ve Yemen üzerinde hesapları bulunan diğer aktörler için de fırsat oluşturacaktır.   

Bu güçler, bölgedeki otorite boşluklarından yararlanarak, ortak tehditler ve risklerle birbirine bağlı olan Yemen’den Kızıldeniz’e ve Afrika Boynuzu’na uzanan geniş bir alanda kaos yaratabilir.   

Aynı zamanda, radikal gruplara varlıklarını yeniden tesis etmeleri ve ortaya çıkan kaostan yararlanmaları için de ideal bir ortam sağlayabilir.  

Gelecek perspektifi 

Mevcut Yemen hükümeti, herkesin farkında olmadan giderek içine çekildiği bu çatışmanın seyrini yönetme ya da sonuçlarını kontrol etme kapasitesinden büyük ölçüde yoksun görünüyor.  

Kimi uzmanlar, Kızıldeniz’in iki yakasındaki çatışmaların genişletilmesinin, güvenlik gerekçesiyle bölgede kalıcı bir askeri varlık tesis etmek isteyen güçler tarafından uluslararası seyrüseferi tehdit etmeyi amaçladığına inanıyor.  

Bu bağlamda, bölgedeki istikrarsızlık, en çok ABD liderliğindeki Batılı güçlerin çıkarlarına hizmet edebilir.  

Bu gidişat karşısında, Şura Meclisi Başkanı ve Ulusal Siyasi Partiler ve Seçmenler Bloğu Başkanı Dr. Ahmed Ubeyd bin Dağr, Hadramut’taki durumun tehlikeli bir eşiğe ulaştığı uyarısında bulundu.  

Hadramut’un çöküşün kıyısında olduğunu, hızla kaosa ve bölünmeye doğru sürüklendiğini vurgulayan Ubeyd bin Dağr, nispeten istikrardan krize geçişin, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi'nin acil müdahalesini gerektiren tehlikeli bir güvenlik ve idari boşluğu ortaya koyduğuna dikkat çekti.  

Bu noktada Birleşmiş Milletler (BM), uluslararası toplum ve Arap Birliği, Körfez İşbirliği Konseyi ile Afrika Birliği gibi bölgesel örgütlerin, bölgede çeşitli bahanelerle yaşanan bu kaosa karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri gerekiyor.  

Bu nedenle, BM ve BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) kararlarına ve uluslararası hukukun temel ilkelerine yeniden dönülmesi, meşru bir çerçeveden yoksun, yalnızca belirli müttefiklerin çıkarlarına hizmet eden bölgesel ittifakların dayattığı çözümlere karşı çıkılması kritik önem taşıyor.  

Yemen halkının da diyalogu ve kamu yararını öncelemesi, yıllardır süren bölgesel ve uluslararası dış güçlere olan bağımlılıklarından kurtulması gerekiyor.  

Zira bu bağımlılık, siyasi karar alma mekanizmalarını felce uğratmanın ötesinde, ülkenin ekonomik toparlanma kapasitesini zayıflattı, sosyal yapıyı yıprattı ve ulusal güvenliği zedeleyerek barış ihtimallerini sürekli erteledi.  

Yemen halkı, on yılı aşkın süredir devlet, güvenlik veya ekonomi açısından somut bir kazanım elde edemeden katlandığı buhrandan ve gelecek beklentilerini karşılamayan çatışmalarda çocuklarını tüketen şiddet döngüsünden yeterince acı çekti.  

Bu konuyu acilen ele almak ve Yemen halkına açık, şeffaf bir şekilde aktarmak, Temsilciler Meclisi’nden Şura Konseyi’ne, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi’nden uluslararası alanda tanınan meşru hükümete ve Ulusal Blok’taki parti liderlerine kadar tüm karar organlarının temel sorumluluğu.  

Hadrami toplumu, geleneksel olarak şiddetten uzak, barışçıl bir yaşam kültürüne sahip.  

Onlarca yıldır barış ve medeniyetini koruyan Hadramut, alimler, entelektüeller, yazarlar ve dinine bağlı vatandaşlar açısından oldukça zengin.  

Bu nedenle bugün yaşanan gerilimin, bir iç savaşın habercisi olabilecek ölçüde yoğunlaşması ve şiddet seviyesine ulaşması son derece üzücü.  

Belki de bu eğilimi güçlendiren şey, Hadramut’un son zamanlarda yaşadığı yoksunluk ve ötekileştirmeydi.  

Hizmetlerin yetersizliği ile yatırım ve iş imkanlarının yok denecek kadar azalması, işsizliği artırdı.   

Bu durum Hadramut halkını, bölgesel güçler arasında devam eden kutuplaşmanın yanı sıra kabile ve bölgesel retoriğin giderek daha belirgin hale geldiği bir dönemde, nüfuz ve kaynak mücadelesi veren siyasi güçlerin saflarına katılmaya itti. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.