Gecikmiş Bir Ziyaret, Değişen Dengeler: Türkiye–Nijerya İlişkileri Nereye Gidiyor?

Prof. Dr. Mehmet Özkan, Nijerya Cumhurbaşkanı’nın Türkiye ziyaretini ve bu çerçevede değişen bölgesel dengeler ışığında Türkiye–Nijerya ilişkilerinin geleceğini Fokus+ için kaleme aldı.
gecikmis-bir-ziyaret-degisen-dengeler-turkiye-nijerya-iliskileri-nereye-gidiyor.jpg

02.02.2026 - 14:07  |  Son Güncellenme:  02.02.2026 - 14:16

Nijerya Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’ye 27 Ocak 2026’da gerçekleştirdiği ziyaret, zamanlama itibarıyla gecikmiş bir adım olsa da, bölgesel ve küresel dengelerin hızla değiştiği bir dönemde önemli mesajlar içeriyor. Aslında bu ziyaret, yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, Türkiye’nin Afrika politikasının geldiği aşamayı ve bundan sonra alacağı yönü de göstermesi bakımından dikkat çekici. Peki bu ziyareti geniş anlamda nasıl değerlendirmek gerekir? Türkiye-Afrika ilişkilerinden ne anlama gelmektedir? 

2021 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Nijerya’ya yaptığı ziyarete yakından tanıklık etmiştim. O dönemde Cumhurbaşkanı Muhammadu Buharı liderliğindeki Nijerya yönetimi, Türkiye ile ilişkileri geliştirme konusunda iyi niyetliydi; ancak potansiyelin farkında olmasına rağmen son derece temkinli, hatta ürkek bir tutum sergiliyordu. Nijerya, tarihsel bagajının ve Batı merkezli güvenlik mimarisinin dışına çıkmakta zorlanan bir ülke görünümündeydi. Üstelik Buharı’nın ilerleyen süreçte yaşadığı sağlık sorunları, ülkenin dış politika gündemini neredeyse tamamen felç etti.  

Yine aynı dönemde Nijerya, kakro siyaset açısından büyük oranda Çin’in Batı Afrika’daki açık denizlerdeki etkisine ve özellikle kaçak balıkçılık konusuyla meşguldü. Sessiz bir şekilde bu konuda Çin’e sert çıkmaya çalışırken Batı ile yakın gözükmesi ana dış politikasını teşkil etmişti. Afrika politikası açısından bu dönemdeki en temel konu Etiyopya merkezu hükümeti ile Tigray arasındaki savaştı. Bu savaşta özellikle ABD, Nijerya’nın Afrika Birliğinin Barış ve Güvenlik Konseyi başkanı olarak daha aktif rol alması için çok uğraştı. Sonuçta bu dış politikada aktif olma fırsatları iç politik konular ve devlet başkanının sağlığı ve bir de Nijerya’nın genel çekingenliği arasında kayboldu.  

Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

2023 yılında Bola Ahmed Tinübü’nün cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte artık bölgesel ve küresel denklemdeki gelişmeler Abuja için yeni fırsatlar ve meydan okumalar getirdi, dolayısıyla önceki tablo değişmek zorundaydı. Nijerya açısından yeni bir dış politika perspektifi geliştirmek artık bir tercih değil, ekonomik ve güvenlik krizlerinin dayattığı bir zorunluluk haline geldi. Artan güvenlik tehditleri, enerji piyasalarındaki dalgalanmalar ve bölgesel istikrarsızlıklar, Abuja yönetimini daha pragmatik ve çok yönlü ortaklıklara yöneltti.Türkiye ile sessiz bir şekilde genişleyen güvenlik ilişkilerini ancak bu genel çerçevede anlarsak Abuja’nın dış politikadaki zihin dünyasını anlayabiliriz.  

Türkiye açısından ise durum daha farklli. Ankara Afrika kıtasından birçok ülkeyle her açıdan derinleşen ilişkiye sahip fakat Türkiye’nin Afrika politikasına bakıldığında, uzun süre ihmal edilen temel alanlardan birinin kıtanın kilit ülkeleriyle, özellikle de eski İngiliz sömürgesi olan devletlerle kurulan ilişkiler olduğu son yıllarda daha net biçimde görünür olmuştu. Güney Afrika, Tanzanya, Kenya, Nijerya ve Gana gibi ülkeler, hem ekonomik büyüklükleri hem de bölgesel etkileri nedeniyle Afrika jeopolitiğinde bir çok açıdan belirleyici konumdalar, ancak Türkiye açısından bu ülkelerle olan ilişkiler, geçmişte Fransa etkisinin yoğun olduğu Şahel ve Orta Afrika ülkelerine kıyasla daha yavaş ilerledi. 

Bu tabloyu karmaşıklaştıran bir diğer unsur ise, eski İngiliz sömürgesi ülkelerin aynı zamanda FETÖ yapılanmasının Afrika’daki en güçlü kaleleri olmasıdır. Özellikle Nijerya, bu yapı açısından adeta bir merkez konumundadır. Türkiye’nin bu ülkelerle güvenlik ve istihbarat alanlarında daha derin iş birliği arayışı son derece anlaşılırken, Nijerya yönetiminin bu konuda isteksiz ve çekingen davranması özellikle dikkat çekiyordu. Bu çekingenlik, yalnızca Türkiye’ye yönelik değil; Abuja’nın genel olarak güvenlik ortaklıklarını çeşitlendirme konusundaki tereddütlerinin bir yansımasıydı. 

Nijerya, sahip olduğu 230 milyon nüfus, doğal kaynaklar ve askeri kapasiteye rağmen, bölgesel liderlik rolünü uzun süredir etkin biçimde kullanamıyor. Batı Afrika Ekonomik Birliği (ECOWAS) içinde geçmişte belirleyici olan ağırlığı, son yıllarda ciddi biçimde aşınmış durumdadır. Mali, Burkina Faso ve Nijer’de yaşanan askeri darbeler sonrasında ECOWAS’ın fiilen dağılma sürecine girmesi, Nijerya’nın bölgesel etki alanını daha da daralttı. Bu üç ülkenin örgütten ayrılarak kendi yapılarını kurması, Batı Afrika’da geri dönüşü zor bir kırılma yarattı. Bu gelişme hem bölgenin Rusya gibi ülkelerin dış etkisine daha fazla açılmasına hem de  bölgeyi geleceği belli olmadığı yeni bir sürece götürdü. İstikrar ilkesinin genel kabul gördüğü Batı Afrika artık istikrarsızlık ve belirsizlikle yaşamayı öğrenmeye ve daha önemlisi statüko yerine dinamik dış politika yapımını öğrenmek zorunda kalacak.  

İlginç olan nokta şu ki, Batı Afrika’daki askeri darbeler ve bölgede oluşan bu istikrarsızlık Türkiye’nin bölgedeki görünürlüğünü ve etkisini artırdı. Ankara, Fransa’nın geri çekildiği, ABD’nin ise sınırlı ve mesafeli kaldığı alanlarda daha esnek, daha sahaya dayalı bir politika izleyerek Batı Afrika’nın kilit aktörlerinden birisi haline geldi. Bugün Türkiye, yalnızca bir kalkınma yardımı sağlayıcısı değil; aynı zamanda güvenlik, savunma sanayii ve diplomatik arabuluculuk alanlarında da dikkate alınan bir aktör konumunda. 

Türkiye’nin Batı Afrika’da izlediği strateji, daha önce Doğu Afrika’da başarıyla uygulanan modelin bir devamı niteliğinde: Önce insanı ve kalkınma yardımları, ardından ticaret ve yatırım, zamanla da güvenlik ve savunma iş birliği ile ilişkileri çok boyutlu hale getirmek. Bu çok katmanlı yaklaşım, Türkiye’yi klasik sömürgeci güçlerden ayıran en önemli unsur olarak öne çıkıyor. 

Bugün gelinen noktada Türkiye, Afrika’nın doğusunda ve batısında ekonomik, siyasi, askeri ve sosyal boyutları olan derin ilişkiler kurmayı başarmış durumda. Buna karşın Afrika’nın güneyine yönelik açılım halen yavaş ilerliyor. Güney Afrika ve Nijerya başta olmak üzere eski İngiliz sömürgesi Afrika ülkeleri, Ankara’nın önümüzdeki dönemde daha fazla stratejik yatırım yapması gereken bir alan olarak duruyor. 

Sonuç olarak Nijerya Cumhurbaşkanı’nın Türkiye ziyareti, tek başına büyük bir kırılma yaratmasa da, değişen bölgesel dengelerin ve Ankara’nın Afrika’da artan ağırlığının bir yansımasıdır. Asıl soru, Nijerya’nın bu yeni jeopolitik tabloda kendi gölgesinden çıkıp çıkamayacağı ve Türkiye ile ilişkilerini pratikte stratejik bir ortaklık seviyesine taşıyıp taşıyamayacağıdır. Eğer Nijerya, Türkiye ile sadece terörle mücadele merkezli bir işbirliğini öncelerse bu durum sadace fırsatların kaçması değil aynı zamanda taktiksel hesapların  büyük kazançlara galebe çalındığı ufku dar bir dış politika olur. Nijerya’nın Türkiye ile nasıl bir ilişki istediğinin cevap, yalnızca Abuja’nın değil, Batı Afrika’nın geleceğini de şekillendirecektir. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.