Gazze’ye Giriş ve Çıkışları Kontrol Eden İş İnsanı İbrahim El-Arcani Hakkında Ne Biliyoruz?

Araştırmacı Shady Ibrahim, Gazze Şeridi’nde savaşın başlamasından bu yana Refah Sınır Kapısı üzerindeki fiili kontrolüyle öne çıkan İbrahim el-Arcani’nin yükselişini; Sina’daki aşiret yapıları, güvenlik kurumlarıyla kurduğu ilişkiler, sınır ticareti ve insani yardım geçişleri üzerinden oluşan ekonomik ağ bağlamında Fokus+ için kaleme aldı.
odak-gazze-ye-giris-ve-cikislari-kontrol-eden-is-insani-ibrahim-el-arcani-hakkinda-ne-biliyoruz.jpg

18.05.2026 - 18:13  |  Son Güncellenme:  19.05.2026 - 13:28

Gazze Şeridi’nde savaşın başladığı 7 Ekim 2023’ten bu yana İbrahim el-Arcani  adı, Refah Sınır Kapısı üzerinden kuşatma altındaki bölgeye giren ve çıkan her şeyi fiilen kontrol eden kilit isim olarak öne çıkmaya başladı. 

Mısır medyasında genellikle iş insanı ve Sina’daki Terabin aşiretinin liderlerinden biri olarak tanıtılsa da kişisel geçmişine bakıldığında tablo daha farklı görünüyor. 

Kaynaklara göre Arcani’nin geçmişte uyuşturucu ticaretiyle bağlantılı olduğu ve çeşitli suçlamalarla gündeme geldiği belirtiliyor. 

Ancak Sina’daki güvenlik dengeleri ve bölgede DEAŞ’ın yayılmasıyla birlikte ortaya çıkan sahadaki ihtiyaçlar, Mısır güvenlik kurumlarının bazı yöneticilerini onunla iş birliği yapmaya yöneltti. 

İbrahim el-Arcani

Yetkililer, Arcani’yi Sina’daki aşiret yapısı üzerinde etkili bir figür ve 2013’ten 2022’ye kadar süren çatışma döneminde Sina Vilayeti olarak bilinen DEAŞ yapılanmasına karşı mücadelede devlete yardımcı olabilecek bir isim olarak değerlendirdi. 

Uluslararası ve yerel çok sayıda basın kuruluşunun aktardığına göre, zamanla şirketleri aracılığıyla yardım kamyonları, ticari mallar ve yolcuların geçişini sağlayarak Gazze’ye giriş-çıkışların âdeta kapı bekçisi hâline geldi. 

Bunları da insan hakları örgütlerinin yanı sıra İngiliz ve Arap gazeteleri tarafından rüşvet ve sistematik gasp olarak nitelendirilen ücretler karşılığında gerçekleştirdi. 

Arcani’nin yükseliş hikâyesi 

İbrahim el-Arcani, 1977 yılında Kuzey Sina’daki Şeyh Zuveyd bölgesinde doğdu. Sina Yarımadası’nın en büyük aşiretlerinden biri olan Terabin aşiretine mensup. 

Terabin aşireti yalnızca Sina’da değil, 1948 sınırları içindeki Filistin topraklarında, özellikle Necef Çölü çevresinde de etkili bir nüfuza sahip.  

Bazı aşiret mensuplarının İsrail ordusunda, özellikle Mısır sınırındaki bölgelerde görev yaptığı belirtiliyor. İsrail’in zorunlu göç politikaları nedeniyle aşiretin Gazze Şeridi’nde de bir nüfusunun bulunduğu ifade ediliyor. 

Hüsnü Mübarek

Arcani’nin gençlik yıllarında taksi şoförlüğü yaptığı, daha sonra ise dönemin Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek yönetimindeki İçişleri Bakanlığı ile ciddi sorunlar yaşadığı aktarılıyor. Bazı polis memurlarını alıkoymak ve bazılarını öldürmekle suçlandığı belirtiliyor. 

Bunun ardından, 2011’deki 25 Ocak Devrimi sonrasında cezaevinden çıkan Arcani için yeni bir dönem başladı.  

Abdulfettah es-Sisi’nin 2013’te iktidara gelmesiyle birlikte Arcani, devletin rakibi konumundan Sina’daki en önemli müttefiklerinden birine dönüştü. 

Mısır güvenlik kurumları, Kuzey Sina’daki silahlı gruplara karşı orduyla birlikte çalışmak üzere kurulan ve Sina Kabileler Birliği adı verilen yapı üzerinden onu bölgedeki aşiretler üzerinde lider konumuna taşıdı.  

Yerel ve uluslararası basındaki değerlendirmelere göre bu güvenlik ortaklığı, Arcani’ye Mısır’daki siyasi nüfuz sahibi kişilerle doğrudan bağlantılı olduğuna inanılan büyük bir ekonomik imparatorluk kurması için siyasi ve mali koruma sağladı.  

Devlet desteğiyle büyüyen şirket ağı 

Arcani’nin Refah Sınır Kapısı üzerindeki kontrolü, başta aşağıdaki şirketler olmak üzere bir şirketler ağı etrafında şekilleniyor: 

- Bünyesinde müteahhitlik ve lojistik alanında faaliyet gösteren çok sayıda şirket barındıran Abnaa Sinai şirketi, Mısır tarafındaki Refah Sınır Kapısı’nın geliştirilmesi çalışmalarını üstlendi.  

Sınır kapısı içinde bir salonun tamamını kiraladı ve yardım girişleri de dâhil tüm lojistik hizmetlerden sorumlu hâle geldi. 

- Bir diğer önemli yapı ise 2017’de kurulan ve 2021’de yeniden yapılandırılarak yalnızca Gazze’ye giriş-çıkış yapan yolcuların taşınmasına odaklanan Hala Danışmanlık ve Turizm Hizmetleri şirketi (Hala Travel).  

Merkezi Kahire’nin Nasr City bölgesinde bulunan şirketin, Mısır Turizm Bakanlığına bağlı resmî turizm şirketleri listesinde yer almadığı ve kamuya açık bir resmî denetim mekanizması olmadan faaliyet gösterdiği ifade ediliyor. 

- Savaş sonrası ortaya çıkan şirketlerden biri de Golden Eagle oldu. Bu şirketin Gazze’ye girecek tırlardan ücret tahsil ettiği belirtiliyor. 

- El-Aksa Sigorta Şirketi ise Gazze içindeki Mısır Komitesi olarak bilinen yapıya bağlı faaliyet gösteriyor. 

The New Arab sitesinin Ağustos 2025’te bir Filistinli güvenlik kaynağına dayandırdığı habere göre şirket, Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı’ndan taşınan yardım ve ticari malların güvenliğinden sorumlu.  

Ayrıca Gazze içinde tırlara sahip olduğu ve koruma görevleri için çok sayıda silahlı personel bulundurduğu ileri sürülüyor. 

Bu iç içe geçmiş şirket ağı, Arcani’ye sınır kapısındaki insan hareketleri üzerinde “tam bir tekel” sağladı. İddialara göre onun şirketlerinden biri üzerinden koordinasyon olmadan ne bir tır Gazze’ye girebiliyor ne de bir kişi çıkabiliyor. 

Gazze geçişlerinden dev gelirler 

Savaş öncesinde Hala şirketi, Refah Kapısı üzerinden VIP geçiş yapmak isteyen her Filistinliden yaklaşık 350 dolar alıyordu. Ancak savaşın başlaması ve Gazze’den çıkış yollarının neredeyse tamamen kapanmasıyla bu rakamın yaklaşık 14 kat arttığı ifade ediliyor. 

Middle East Eye sitesinin Mayıs 2024 tarihli araştırmasına göre ücretler, 16 yaş ve üzerindekiler için 5 bin dolara, daha küçükler için ise 2 bin 500 dolara kadar yükseldi. 

Ödemeler, Kahire’nin doğusundaki Nasr City’de veya 6 Ekim kentindeki şirket merkezlerinde nakit olarak yapıldı. 

İngiliz gazeteleri ve insan hakları kuruluşları bu uygulamaları “hayatta kalma bileti satma” olarak tanımladı.  

Haberlere göre Gazze sakinleri gerekli parayı bulabilmek için evlerini, araçlarını ve kişisel eşyalarını satmak zorunda kaldı. 

Refah Kapısı üzerindeki kontrol yalnızca insanların geçişiyle sınırlı kalmadı, ticari ürünler ve insani yardım tırlarını da kapsadı. 

Ocak 2024’te Middle East Eye, Abnaa Sinai şirketinin uluslararası yardım kuruluşlarına ait her yardım tırından “idari ücret” adı altında 5 bin dolara kadar ödeme talep ettiğini yazdı.  

Uluslararası bir yardım kuruluşu, bu ücreti rüşvet olarak nitelendirerek, Mısır devletini insani yardımlar üzerinden kazanç sağlamakla suçladı. 

Savaşın şiddetlenmesiyle birlikte bu ücretler daha da yükseldi. 

Öte yandan, Arcani ve şirketleri, Gazze’ye sigara girişinde de tekel konumunda.  

Middle East Eye sitesinin Şubat 2025’te yayımladığı haberde konuşan bir kaynağa göre Abnaa Sinai şirketi, ticari tırlarda bulunan sigaralara el koyuyor ve bunların girişini engelliyor. Buna gerekçe olarak ise sigara ithalatı üzerinde “özel hak” sahibi olmasını gösteriyor. 

Kaynağın iddiasına göre Mısır’da değeri yaklaşık 40 bin Mısır cüneyhi (8 bin dolardan az) olan bir kamyon sigara kolisi, Gazze içinde 250 bin dolara kadar satılabiliyor. Bu durum, tekel yapısı ve elde edilen olağanüstü karların boyutunu gösteriyor. 

Ayrıca bazı tüccarlar, belirli ürünleri Gazze’ye sokabilmek için ek rüşvetler ödüyor, böylece geçiş önceliklerinin ödenen miktara göre belirlendiği gayriresmî bir piyasa oluşuyor. 

Araştırmalarda yer alan rakamlar, Arcani ağına aktığı öne sürülen gelirlerin boyutunu ortaya koyuyor.  

Buna göre Hala şirketi, Gazze’den ayrılan Filistinlilerden günlük yaklaşık 2 milyon dolar gelir elde etti.  

Şirket, Şubat 2024’te 21 milyon dolar, Mart ayında 38,5 milyon dolar ve Nisan ayında 58 milyon dolar kazandı. 

Time Magazine tarafından yayımlanan bir habere göre de şirket, savaşın ilk haftalarında yaklaşık 88 milyon dolar gelir elde etti. 

Refah Kapısı

Kahire’deki Filistin Büyükelçisi’nin açıklamasına göre savaşın ilk sekiz ayında yaklaşık 100 bin Filistinli, Refah Kapısı üzerinden Gazze’den ayrıldı. Bu da yalnızca geçişlerden elde edilen potansiyel gelirin yüz milyonlarca dolara ulaşmış olabileceği yorumlarına yol açtı. 

Tırlar konusunda ise tablo çok daha büyük bir ekonomik hacme işaret ediyor. Ocak 2025’teki ateşkesin ardından 23 gün içinde yaklaşık 9 bin tır Gazze’ye giriş yaptı. 

Tır başına ortalama 20 bin dolar ücret alındığı dikkate alındığında, yalnızca bu kalemden bir aydan kısa sürede 180 milyon doları aşan potansiyel gelir oluştuğu hesaplanıyor. Buna yardım tırları, sigara sevkiyatları ve özel ticari mallardan alınan ek ücretler dâhil değil. 

Dikkat çeken en önemli noktalardan biri ise bu şirketlerin gelirlerinin kamuya açık herhangi bir denetime tabi olmaması. Paranın nasıl harcandığına veya asıl yararlanıcıların kim olduğuna ilişkin erişilebilir resmî kayıtların bulunmadığı belirtiliyor. 

Ateşkes sonrası da süren kontrol 

Ocak 2025’teki ateşkes ve ardından ABD arabuluculuğunda Ekim 2025’te devreye giren daha kapsamlı Gazze barış planının, İbrahim el-Arcani’nin etkisini azaltacağı düşünülüyordu. Ancak şirketlerinin nüfuzu azalmadığı gibi daha da derinleşti. 

Tır başına alınan ücretlerin 60 bin dolardan 20 bin dolara düştüğü belirtilse de bunların hâlâ yasa dışı ödemeler olduğunu ve Gazze’deki ürün fiyatlarını artırarak gıda ve ilaç krizini ağırlaştırdığını savunuyor. 

Bu süreçte dikkat çeken bir diğer unsur ise normalde merkezî rol üstlenmesi beklenen Mısır Kızılayı’nın etkisinin sınırlı kalması oldu. 

Kızılay’ın rolü büyük ölçüde tır plakalarını kaydetmekle sınırlanırken operasyonel sürecin ana kontrolü Arcani’ye bağlı şirketlerin elinde bulunuyor. 

Eleştirmenler, Gazze’ye giren tırların içeriklerinin de insani amaçlardan ziyade ticari öncelikleri yansıttığını savunuyor.  

Buna göre un, yağ, pirinç ve tıbbi oksijen tüpleri yerine çikolata, cips, kahve ve gazlı içecek taşıyan onlarca tırın giriş yaptığı belirtiliyor. Bu durum, yardım önceliklerinin neye göre belirlendiğine ilişkin ciddi soru işaretleri doğuruyor. 

Savaşın başlangıcından 2026’ya kadar yayımlanan raporlar, İbrahim el-Arcani’nin artık yalnızca Sina’daki yerel bir figür olmadığını, savaş ve abluka ekonomisinin sembollerinden birine dönüştüğünü ortaya koyuyor. 

Arcani, siyasi koruma altındaki şirket ağı üzerinden iki milyon Filistinlinin tek yaşam damarını kontrol ediyor. 

Gazze’ye giriş ve çıkışların bu ölçüde tekelleşmesi, bir oldubitti dayatarak elde edilemez. Bu durum, kendisine verilen yetkiler hakkında da soru işaretleri oluşturuyor. 

Mısır yönetimi insani yardım çabalarını öne çıkarmayı sürdürürken kamuoyunda ise fonların akıbeti, bunlardan gerçekten yararlananlar ve ekonomik tekelde hesap verebilirliği sağlama olasılığı hakkında sorular devam ediyor. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.