Fas-İsrail İlişkileri ve Fas’ın Geleceği

Doç. Dr. İbrahim Karataş, Fas yönetiminin İsrail’le yakınlaşmasının Avrupa’yla ilişkilerden uluslararası itibara ve ekonomik geleceğe uzanan etkilerini Fokus+ için kaleme aldı.
httpsshare.evernote.comnote9bff2a25-e45a-aafd-f540-ac5e3f534d31.jpg

05.08.2026 - 11:10  |  Son Güncellenme:  07.08.2026 - 12:28

Dünya hâlen ve haklı olarak 80 bin civarında Faslı gencin İspanya’nın Afrika tarafında bulunan Ceuta ve Melilla şehirlerine girişini konuşuyor. Neredeyse tamamının genç ve erkek oluşu, koordineli hareket edişleri, Fas güvenlik güçlerinin geçişlere destek verişi ve sınırı geçenlerden bazılarının Fas istihbaratı ile bağlantılı olduğunun ortaya çıkması, olayın bir sığınmacı akını olmayıp İspanya’yı cezalandırmayı amaçlayan sinsi bir olay olduğunu ortaya koyuyor. Bundan neredeyse kimsenin şüphesi yok. 

Olayla ilgili birkaç ayrıntıyı listelemek, olayı anlamak açısından faydalı olacaktır. Öncelikle, İsrail’in mezkûr olayın içinde olduğuna dair kuvvetli deliller var. İlgili deliller kısa bir araştırma ile internetten bulunabilir. Söylem bağlamında neredeyse tüm İsraillilerin sığınmacı akınını büyük bir zevkle paylaşmaları, İspanya ile dalga geçmeleri, Ceuta ve Melilla’nın Fas’a ait olduğuna dair paylaşımları oldukça dikkat çekti. İddialara göre İsrail, İspanya’nın Filistin’e verdiği amansız desteği cezalandırmak için Fas yönetiminden sığınmacıları adı geçen şehirlere göndermesini istedi.  

Fas ilginç bir ülke. Halkı İslamiyet’i günlük hayatında yaşayan ve Filistin’i destekleyen bir ülke. Ancak Kral 6. Muhammed ve ondan önceki yöneticilerin İsrail’e muhabbetleri var. Fas ayrıca İbrahim Anlaşmalarını imzalamış bir devlet. Dahası, Fas’ın önceki bayrağında İsrail bayrağında olduğu gibi Davut yıldızı var. İsrail’deki Yahudilerin %12’sinin Fas kökenli olduğu söyleniyor. Fas, silahlarının çoğunu İsrail’den alıyor. Dolayısıyla Yahudilerin Fas halkı olmasa bile Fas devleti üzerinde büyük bir etkisi var.  

Göründüğü kadarıyla Fas, İsrail’in büyük bir tuzağına düştü. Öyle bir tuzak ki sonuçları yıllarca unutulmayacaktır. Hadiseler Fas’ın imajına çok büyük bir zarar verecektir. Fas halkı bilhassa Avrupa tarafından göçmen, zarar veren ve işe yaramaz bir yığın olarak görünecektir. Faslıların Avrupa’ya kendilerini medeni bir toplum olarak kabul ettirmeleri oldukça zorlaşacaktır.  

Fas Kralı 6. Muhammed de olaylardan olumsuz etkilendi ve etkilenmeye devam edecektir. An itibarıyla Paris’te sarhoş olarak sokaklarda gezerken çekilmiş videoları sosyal medyada dolaşıyor. İslam dünyası onu İsrail’in emrinde bir kral olarak görüyor. Böyle bir imajı onarması oldukça zor olacaktır. Öte yandan Fas ordusunun geçiş yapan Faslı gençlere uyguladığı şiddet de dikkatlerden kaçmadı. Herkes İspanyol ordusuyla kıyas yaptı ve İspanyol ordusunun Faslılara Fas ordusundan daha merhametli davrandığı kanaati oluştu. 

Diğer yandan dünya İspanya’yı Filistin yanlısı, Fas’ı ise İsrail yanlısı olarak kabul etmeye başladı. Bilhassa İslam dünyası bu çelişkiye anlam veremiyor. Müslüman bir ülke nasıl olur da Müslümanları katleden bir devlete destek verir de Hristiyan bir ülke katliamcılara karşı çıkar? Bu ve benzeri sorulara cevaplar aranıyor.  

Bu arada Fas’ın göreceği zararın sadece imaj ile sınırlı kalmayacağını hatırlatmak gerekiyor. Fas ki Avrupa’ya yakın olduğu için hem Avrupa’nın hem de Çin’in dev şirketlerinin fabrikalar kurduğu, önümüzdeki yıllarda gelişmiş bir ülke olmaya aday, belki de göç etmeye bile gerek kalmayacak bir seviyeye gelmesi beklenen bir ülke.  

Fas’ta şu anda muazzam bir yabancı yatırımı var. Bilhassa son yıllarda Afrika'nın en fazla doğrudan yabancı yatırım (FDI) çeken ülkelerinden biri hâline geldi. Özellikle otomotiv, havacılık, yenilenebilir enerji, limanlar ve altyapı alanlarında milyarlarca dolarlık projeler yürütülüyor. Bazı örnekler vermek gerekirse; örneğin 5 milyar dolar yatırımla Akdeniz'in en büyük konteyner ve enerji limanlarından biri olması hedeflenen Nador West Med Limanı inşa ediliyor. Kenitra Otomotiv Endüstri Bölgesinde Stellantis ve Renault Group üretim yapıyor. Elektrikli araç ve batarya üretimine milyarlarca dolarlık ek yatırım yapılıyor. Çin ortaklığıyla geliştirilen dev sanayi ve teknoloji şehri Tangier Tech City hizmete giriyor. Afrika'nın ilk yüksek hızlı tren sistemi Fas’ta bulunuyor. Çinli üreticiler ve Avrupalı firmalar milyarlarca dolarlık batarya fabrikaları kuruyor. Alman, Fransız ve Körfez yatırımcılarıyla birlikte büyük ölçekli yeşil hidrojen tesisleri planlanıyor. Uzun vadede toplam yatırımın 20 milyar doların üzerine çıkabileceği öngörülüyor. Havacılıkta ise Airbus, Boeing, Embraer, Dassault ve Safran’ın uçak ve motor yedek parçası üreten fabrikaları veyahut iş birliği yaptığı yerli firmalar var. 

Dikkat edilirse dünyanın en gelişmiş ülkelerinin en büyük firmaları yatırım yapıyor. Çünkü Fas üzerinden hem Avrupa ve Amerika hem de Afrika pazarlarına ulaşmak kolay. Ayrıca maliyetler de oldukça düşük olduğu için üretimde rekabet avantajı sağlıyor.  

Ancak görünen o ki Fas devleti ya mevcut yatırımları da kaçırmak veyahut potansiyel yeni yatırımları iptal etmek için elinden geleni yapıyor. İbrahim Anlaşmaları ile İsrail’e yanaşan Fas Krallığı muhtemelen bu sayede Cezayir ve İspanya ile arasındaki sorunların çözümü için doğru partneri bulduğuna inandı. Hem bu sayede Amerika’yı da İsrail üzerinden yanına alma umudu doğdu ve nitekim gelişmeler de o yönde. Amerikan kongresi iki ay önceki bir tasarıda Ceuta ve Melilla’yı Fas toprağı olarak gösterdi.  

Ancak gerçek hayatta karşılığı olmayan söz konusu destekler Fas’a sadece zarar veriyor. Fas’a sanayi ve istihdam lazım. Bu imkânları özellikle Avrupalı şirketler veriyor. İsrail’e vagon olan Fas’ın kendi kendini bıçaklayan politikası devam ederse çok büyük zarar görecek. Sonuçta İspanya’ya giren her göçmen, Avrupa toprağına girmiş oluyor ve tüm Avrupa ülkelerini ve halklarını korkutuyor.  

Fas’ı Avrupa düşmanı olarak gören İspanya, İtalya, Fransa, Almanya, Hollanda gibi ülkelerin yatırımlarını başka bir ülkeye kaydırması muhtemeldir. Sebepsiz yere Avrupa’yı karşısına almanın Fas’a hiçbir faydası olmadığı gibi çok zararları olacaktır. Fas yönetimi bu yüzden İsrail’e vagon olmaktan vazgeçmek zorundadır. İsrail’in kiminle sorunu varsa kendisi halletmelidir. Hem dost bir ülke kendi dostuna zarar veriyorsa dost olmadığını göstermiş olur.  

Bu konuya dair son söz İsrail hakkında olsun. Hatırlanırsa Netanyahu ve birçok İsrailli, Filistin’de Batı medeniyeti için savaştıklarını iddia ediyordu. Son olay, İsrail’in Batı medeniyetini yok etmek için uğraştığının en büyük delili oldu. Dileriz ki Batı dünyası bu gerçeği görüyordur.   

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.