Etiyopya Yeniden İç Savaşa mı Sürükleniyor?

Gazeteci İbrahim Tığlı, Etiyopya’da TPLF’in yeniden hareketlenmesini, Abiy Ahmed yönetimine karşı birleşen silahlı grupları ve ülkede yeni bir iç savaş ihtimalini Fokus+ için kaleme aldı.
etiyopya-yeniden-ic-savasa-mi-surukleniyor.jpg

25.09.2026 - 16:54  |  Son Güncellenme:  25.09.2026 - 17:06

Etiyopya, 2020-2022 yılları arasında İtalyan işgalinden sonraki en zor dönemlerinden birini yaşadı. Tigrey bölgesindeki iç savaş, ülkenin daha önce Oromia, Afar, Sidama ve Amhara’da görülen iç karışıklıklarından farklılık içeriyordu. Bu savaş, Başbakan Abiy Ahmed yönetimi ile bölgenin hâkim gücü Tigrey Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) arasındaki bir iktidar mücadelesini yansıtıyordu. Bölgesel başkaldırı, ABD ve bazı Afrika ülkelerinin araya girmesiyle her iki tarafın da zorla kabul ettiği Pretoria Antlaşması sayesinde ateşkesle durdurulabilmişti. 

23 Eylül Çarşamba günü, TPLF’in uzun süredir fiilî olarak kontrol ettiği radikal fraksiyonun, başta Mekelle’deki Nega Havalimanı olmak üzere bazı yerleri ele geçirmesi, iç savaşın yeniden başlayabileceği endişesini doğurdu. Çünkü bu girişim, Güney Afrika’daki ateşkes antlaşmasını geçersiz kılıyordu. TPLF yanlıları ise çatışmaları başlatan sürecin, hükûmet güçlerinin Amhara sınırındaki bir kasabaya düzenlediği ve 14 sivilin hayatını kaybettiği saldırı olduğunu iddia ediyordu. 

İç savaşın yeniden başladığını söylemek henüz erken sayılsa da çatışmaların fitilini ateşleyen nedenlerden biri, geçtiğimiz pazar günü (20 Eylül) 7 silahlı grubun Addis Ababa yönetimine karşı iş birliği içine girerek bir ittifak kurmasıydı. 

Etiyopya’nın Eritre ile yaptığı savaş sonrasındaki çatışmalarda bu durum ilk kez karşımıza çıkmıştı. Zira Oromia bölgesindeki çatışmalarda bile Amhara’daki ayrılıkçı hareketler ya sessiz kalarak ya da hükûmeti doğrudan destekleyerek diğer silahlı örgütlerle ittifak arayışına girmemişlerdi. Abiy Ahmed’in bu son olaylara kadarki en büyük başarısı, ülkenin bir tarafında kargaşa çıktığında diğer tarafı sakinleştirebilmesi ve hükûmete karşı operasyonların yayılmasını önlemesiydi. 

Cephe hattındaki aktörler ve bölgesel dinamikler 

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed

Ancak Abiy Ahmed’in bu sefer işi gerçekten çok zor görünüyor. Ülkenin farklı bölgelerinde hükûmete karşı olan silahlı hareketler, ilk defa bir çatı altında Abiy Ahmed’e karşı ittifak kurmuş durumda. Bu silahlı gruplardan üçü dikkat çekiyor. 

Bunlardan birincisi, ONLF (Ogaden Ulusal Kurtuluş Cephesi). Uzun süre Somali bölgesinde Addis Ababa yönetimine karşı silahlı mücadele yürüten grup, son 10 yıldır düşük yoğunluklu bir mücadeleyi benimsiyor. 

Abiy Ahmed’e eyaletlerden en büyük destek Somali bölgesinden gelmiş; eyalet başkanı Mustafa Muhammed Ömer, Addis Ababa yönetiminin en önde gelen destekçisi olmuştu. Fakat Somali bölgesindeki halk artık Mustafa’ya karşı eski saygı ve iyi niyetini beslememekte. Halkın fakirleşmesi, merkezî yönetimin Mustafa ve çevresindekilere yönelik sınırlı desteği, yolsuzluklar ve uluslararası yardımların sadece eyalet yönetimine yakın çevreye gitmesi, ONLF’nin Somali’de tekrar popülerlik kazanmasını sağladı. 

Somali eyaleti, iklim ve coğrafi şartlar açısından Abiy Ahmed’in merkezî ordusunun kolayca nüfuz edebileceği bir yer değil. Geçtiğimiz ay Harar’da kabileler arasında yaşanan çatışmalarda ONLF’nin halk üzerindeki etkisini net bir şekilde görebildik. 

İkinci grup, Amhara Fano Cephesi. Wollo bölgesini neredeyse tamamen elinde tutan grubun özellikle Bahir Dar ve Dessie gibi önemli şehirlerin kontrolünü sağlaması, Abiy Ahmed’in başını ağrıtıyor. 

Üçüncü grup ise Oromia Kurtuluş Cephesi (OLA). Abiy Ahmed her ne kadar Oromo kökenli olsa da ona en sert karşı çıkanlar Oromiolu örgütlerin liderleri olmuştur. 

Afar Devrimci Demokratik Birliği, Benishangul Kurtuluş Hareketi ve Gumuz Halk Hareketi gibi Abiy Ahmed’e karşı ittifaka giren diğer silahlı gruplar daha küçük olsalar da kendi bölgelerinde etkili güçler. 

Etiyopya’nın güneyi ve Addis Ababa hariç, diğer bölgelerin çatışmalar dolayısıyla bir iç savaş havzasına dönüşeceğini söylemek mümkün. Çünkü artık bu örgütler tek bir ortak hedefte birleşmiş durumda: Abiy Ahmed yönetimini devirmek. 

Bölgesel müttefiklerin saf değiştirmesi 

Bu taktiksel amaç birliği karşısında Abiy Ahmed’in ne yapacağını şimdiden kestirmek zor. Çünkü Ahmed’in bölgesel ittifak şansı da geçmiş yıllara oranla azaldı. Dört yıl önceki iç savaşta Abiy Ahmed’in en büyük destekçisi, komşusu Eritre’ydi. Fakat Eritre ipleri tamamen Etiyopya ile koparmış durumda olup, hatta İsaias Afwerki rejimi tarafından silahlı gruplara destek verildiği iddia ediliyor. 

Yine bir diğer en büyük destekçisi Sudan’dı. Ancak Sudan sınırında uzun zamandır Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) kampları bulunuyor. Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan iki kez Addis Ababa’yı ziyaret etmesine rağmen, HDK’nin faaliyetlerinin engellenmesi konusunda beklediği desteği bulamadı. 

Bununla birlikte Mısır, Sudan ve Eritre arasında adı konmamış bir ittifak da mevcut. Bu üç devletin ortak düşmanı Etiyopya yönetimi. Özellikle Mısır, son bir yıl içinde üç kez Etiyopya’ya karşı savaş tehdidinde bulundu. TPLF’in en büyük destekçilerinden biri de Mısır yönetimi. Gerek Mısır, gerek Sudan, gerekse Eritre doğrudan Etiyopya ile bir savaşa girmeyeceklerdir; ancak bu silahlı gruplara başta lojistik olmak üzere destek vermeyi sürdüreceklerdir. 

Addis Ababa hükûmetinin Tigrey’deki hareketliliğe yönelik ilk adımı, sabah saatlerinde interneti kesmek oldu. Hükûmet daha önce Tigrey bölgesine bağlanan üç havalimanına uçuşları durdurmuştu. İnternetin kesilmesi, Abiy Ahmed hükûmetinin yaşananların duyulmasını engellemek istediğini gösteriyor. Artık gelişmeleri sadece sınırlı hükûmet kaynaklarından öğrenebileceğiz. 

Öte yandan Abiy Ahmed’in elinin diğer alanlarda daha sağlam olduğunu söyleyebiliriz. ABD, Çin, Hindistan ve Kenya ile ilişkilerini yeniden kuvvetlendirdi; özellikle ABD’den önemli bir destek alacağını düşünüyor. Fakat savaş Kızıldeniz’e taşınırsa ABD’nin Etiyopya’ya vereceği destek sınırlı kalacaktır. 

Sonuç: Etiyopya'yı ne bekliyor? 

Henüz kapsamlı bir iç savaştan söz edemesek de bu kapının aralanma olasılığı yüksek görünüyor. Eğer Abiy Ahmed, kendisine karşı birleşen bu grupların lider yoksunluğundan yararlanarak silahlarını birbirlerine çevirmelerini sağlayabilirse, hükûmet bir süre daha varlığını koruyabilir; aksi takdirde çatışmaların yayılması kaçınılmazdır.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.