Etiyopya-Türkiye İlişkileri: Tarihsel ve Güncel Bir Analiz

Doç. Dr. Halim Gençoğlu, Etiyopya-Türkiye ilişkilerinin tarihsel arka planını ve günümüzde derinleşen diplomatik, askeri ve ekonomik iş birliğini Fokus+ için kaleme aldı.
etiyopya-turkiye-iliskileri-tarihsel-ve-guncel-bir-analiz.jpg

19.02.2026 - 14:32  |  Son Güncellenme:  09.03.2026 - 18:09

17 Şubat 2026 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Etiyopya ziyareti diplomatik olarak oldukça önemlidir. 1926 yılında kurulan resmi ilişkiler göz önüne alındığında, Türkiye’nin Addis Ababa Büyükelçiliği’nin açılışının 100. yılına denk gelen bu ziyaret, iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin yüzyıllık geçmişine işaret etmektedir. Erdoğan’ın sıcak bir şekilde karşılandığı ziyarette, resmi törenin ardından Etiyopyalı çocuklar Türkçe “Erdoğan” şarkısı söyleyerek kendisini selamladı. Özetle bu Türkiye’nin Afrika stratejisinde kayda değer bir hamledir. Peki tarihte Etiyopya ile Türkiye’nin münasebetleri nasıldı? 

Etiyopya ve Türkiye, doğu yarıküresinin zıt uçlarında yer alan iki ülke olarak zengin bir etkileşim geçmişine sahiptir. Tarihsel olarak, bu ilişkiler, Osmanlı İmparatorluğu’nun Afrika Boynuzu'ndaki etkisiyle şekillenmişken, modern dönemdeki bağlar, diplomatik, askeri ve ekonomik işbirliği ile karakterize edilen dinamik ve gelişen bir ortaklık haline gelmiştir. Bu yazımız, Etiyopya-Türkiye ilişkilerinin tarihsel arka planını inceleyerek, diplomatik bağların evrimini ve güncel siyasi ve ekonomik ilişkileri ele alacaktır.  

 Osmanlı-Etiyopya Savaşı (1557-1589) 

Etiyopya ve günümüz Türkiye’si arasındaki kaydedilen ilk etkileşim, Osmanlı-Etiyopya Savaşı (1557-1589) sırasında gerçekleşmiştir. Bu dönem, Etiyopya İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki askeri çatışmaların önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu, Kızıldeniz kıyılarında ve Afrika Boynuzu'nda, özellikle Etiyopya İmparatorluğu sınırlarında Portekiz tehdidine karşı etkisini genişletme amacındaydı. 

Savaş, 1557 yılında Osmanlı güçlerinin, Özdemir Paşa komutasında, Massawa’yı fethetmesi ve Debarwa’yı ele geçirmesiyle başlamıştır. Osmanlılar, bölgedeki ilerlemelerine devam ederek Massawa’da bir garnizon kurmuşlar ancak ilk başarılarına rağmen, Osmanlılar Etiyopya ordusunun sert direnciyle karşılaşmışlardı. 

Bu çatışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, yerel güçlerin ve değişen ittifakların ortaya çıkmasıdır. Örneğin, Etiyopya soylusundan Bahr Negus Yeshaq, başlangıçta Osmanlı güçlerini Etyopya İmparatoru Menas’a karşı desteklemiş, ancak mağlubiyetin ardından Etiyopya tahtına olan bağlılığını geri kazanarak ittifaklarını değiştirmiştir. 

1589 yılı itibariyle, Osmanlıların bölgedeki toprak genişleme planları büyük ölçüde başarısız olmuş ve bir barış antlaşması imzalanmıştır. Savaş, Osmanlı İmparatorluğu’na Massawa ve bazı kıyı bölgelerinde kontrol sağlamayı başarsa da Etiyopya’nın iç bölgelerine etkili bir şekilde girmeye muvaffak olamamıştır. Bu çatışma dönemi, iki devlet arasındaki ilişkilerin uzun bir tarihinin başlangıcını oluşturmuştur. Özetle Osmanlı–Etiyopya Savaşı, 1557 ile 1589 yılları arasında Osmanlı Devleti ile Etiyopya İmparatorluğu arasındaki askeri çatışmaların bir dönemi olarak tarihe geçmiştir. Özdemir Paşa'nın ölümünden sonra, Osmanlı'nın bu bölgede kazandığı topraklar kaybedilmiş ve 1591'de Habeş, yerel Beja valisi (Na'ib) tarafından yönetilmeye başlanmıştır. 

On yedinci yüzyılda, Etiyopya İmparatorları ile Osmanlı Na'ibleri arasında zaman zaman barış ve çatışmalar yaşanmıştır. Etiyopya İmparatoru Susenyos'un Katolikliğe dönüşü sırasında, Massawa garnizonundan gelen Osmanlı akınları, köle ve hayvan kaçakçılığı için yerel halkla çatışmalara yol açmıştır. Ancak, bu gerilimler zamanla barışçıl çözüm yolları ile sona erdirilmiştir. 

Savaş sonrası Osmanlı-Etiyopya ilişkileri  

1589 yılında çatışmaların sona ermesinin ardından, Osmanlılar ile Etiyopyalılar arasındaki ilişkiler pragmatik bir işbirliği biçiminde devam etmiştir. Bunun en önemli sebebi Etiyopya halkının Türklerin idare ettiği sahillerdeki ticareti çok daha işlek ve güvenli hale getirdiklerini anlamalarından ileri gelmektedir. 17. yüzyılın başlarında, ilişkiler, özellikle Kızıldeniz limanlarının kontrolü konusunda ara sıra çıkan çatışmalar ve müzakerelerle şekillenmiştir. Etiyopya İmparatoru Susenyos döneminde, Etiyopya’nın Portekiz ve Katolik Kilisesi ile olan ilişkileri, Osmanlı egemenliğindeki topraklarla gerilime yol açmıştır. Ancak Osmanlı İmparatorluğu ve Etiyopya İmparatorluğu arasında, 16. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlıların bölgeden çekilmesinin ardından büyük ölçekli savaşlar yaşanmamıştır. 

Osmanlı İmparatorluğu zayıfladıkça ve Kızıldeniz'in önemi, diğer bölgelere kıyasla azalmaya başladıkça, Etiyopya, ardışık imparatorlar altında Osmanlı genişlemesi karşısında temkinli bir tutum sergilemiştir. Massawa ve çevresindeki Osmanlı topraklarında kurulan Na'ib sistemi, Etiyopya’nın etkisini sürdürmesine engel olmasa da büyük ölçekli çatışmaları sınırlamıştır. 

Diplomatik ve ekonomik ilişkilerin kurulması 

Modern dönemde, Etiyopya ve Osmanlı İmparatorluğu arasında 1896 yılında diplomatik ilişkiler kurulmuştur. Ancak bu ilişkiler ilk başta ikamet etmeyen konsolosluklar şeklinde başlamıştır. Sultan II. Abdülhamid’in elçisi Azmzade Sadik Al Müeyyed Paşa, 1904 yılında İmparator Menelik II. ile görüşmek için Etiyopya’ya giderek iki ülke arasındaki ilk önemli diplomatik değişimi başlatmıştır. 

Bu dönemden sonra Abdullah Ali Sadık Paşa Osmanlı Devleti’nin Harar’daki başkonsolosluğunda son Türk diplomatımız Ahmed Mazhar Bey’e herdaim destek olan Habeşli bir devlet adamıydı. Sadık Paşa Ailesi halen Etiyopya’nın en büyük ailelerindendir.  

1915’te aktif bir Osmanlı Başkonsolosluğunun olduğu Harar’da Ahmet Mazhar Bey’den önce Necip Bey görevliydi. Talihin cilvesi, o da halefi gibi Etiyopya’da görev yerinde vefat etmişti. Bir arşiv belgesine göre Kurban Bayramı münasebetiyle Etiyopya’da Harar şehri Şehbenderhanesi’nde icra olunan resm-i kabulde Osmanlı muteberanı ile Başşehbender Ahmed Mazhar Bey irad-ı nutuk etmişti. 

1926 yılı itibariyle, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasının ardından, Osmanlı konsolosluğu Addis Ababa’da elçilik statüsüne yükseltilmiştir. Bu gelişme, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'na olan ilgisinin arttığını ve Etiyopya'yı bölgedeki önemli bir aktör olarak tanıdığını göstermektedir. Etiyopya, 1933 yılında Ankara’da bir elçilik açarak bu diplomatik ilişkiyi karşılıkla güçlendirmiştir. 

İmparator Haile Selassie döneminde, Etiyopya ve Türkiye arasındaki ilişkiler özellikle 20. yüzyılın jeopolitik ortamında olumlu bir şekilde devam etmiştir. Her iki ülke de gayri resmi bir "çevre ittifakı" içinde yer almış, Haile Selassie 1967 ve 1971 yıllarında Türkiye'yi ziyaret etmiştir. Ancak, 1974’te Derg rejiminin iktidara gelmesiyle, ideolojik farklılıklar nedeniyle ilişkiler gerilmiş fakat buna rağmen İngilizlere kafa tutan Kenya’nın kurucusu Jomo Kenyatta’nın 1978 yılında cenaze törenine Devlet Bakanı Orhan Eyüpoğlu gönderilmiştir. Derg rejiminin baskısıyla 1984 yılında Etiyopya, Türkiye’deki diplomatik misyonlarını kapatmıştır. 

Diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması ve günümüz işbirliği 

Derg’in çöküşünün ardından, 1990'larda Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla, Etiyopya ve Türkiye diplomatik ilişkilerini yeniden inşa etmeye başlamıştır. 2006 yılında, Etiyopya Ankara’daki elçiliğini yeniden açmış ve bu, ilişkilerin yeniden başlamasını simgelemiştir. O zamandan beri, ikili ilişkiler birçok yüksek düzeyde ziyaret ve ticaret, altyapı ve savunma alanlarında çeşitli anlaşmalarla güçlenmiştir. 

Askeri işbirliği ve Türk İHA teknolojisi 

Son yıllarda, Etiyopya ve Türkiye arasındaki askeri işbirliği önemli ölçüde derinleşmiştir. Ağustos 2021’de, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara’da görüşerek, Türk dronları gibi Bayraktar TB2 ve ANKA-S İHA’larının tedarikine dair askeri anlaşmaları görüşmüştür. Bu hamle, Etiyopya’nın Tigray bölgesindeki devam eden iç çatışması sırasında, Türk İHA teknolojisinin Etiyopya’nın askeri kapasitesini güçlendirmek için kullanılmasına olanak sağlamıştı. 

Türk dronlarının Etiyopya’ya satışı, Türkiye'nin son yıllarda birçok ülkeye insansız hava aracı (İHA) tedarik etme konusunda önemli bir oyuncu haline geldiği bir trendin parçasıdır. Türkiye, batılı askeri teknolojilere kıyasla daha uygun fiyatlı alternatifler sunarak, birçok ülkenin savunma stratejilerine katkı sağlamaktadır (Gürcan, 2021). Etiyopya’nın bu dronları edinmesi, ülkenin savunma stratejisinde, güvenlik zorluklarına yönelik daha modern ve teknolojik çözümler arayışının bir göstergesidir. 

Bunların haricinde Etiyopya ve Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler de son yıllarda önemli ölçüde büyümüştür. İkili ticaret, 2000'lerin başında 200 milyon dolar seviyelerindeyken, 2021 yılı itibarıyla 650 milyon dolara çıkmıştır. Türkiye, Etiyopya’ya yapılan yatırımlarda 2,5 milyar dolara ulaşarak, Çin'den sonra Etiyopya’daki ikinci en büyük yatırımcı haline gelmiştir. Bu ekonomik işbirliği, özellikle inşaat, tekstil ve altyapı sektörlerinde kendini göstermektedir; Türk firmaları, Etiyopya’nın demir yolu sistemi ve sanayi parklarının geliştirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. İstanbul ve Addis Ababa arasında yapılan karşılıklı uçuşlar, Türk Hava Yolları ve Etiyopya Havayolları tarafından düzenlenen uçuşlarla ticaret ve turizm bağlarını daha da güçlendirmiştir. 

Sonuç 

On altıncı yüzyılda birtakım çekişmelerle şekillenen Etiyopya-Türkiye ilişkileri, modern dönemde ekonomik, askeri ve diplomatik işbirliği ile güçlenmiştir. Başlangıçta askeri çatışmalarla tanınan bu ilişkiler, günümüzde ticaret, askeri teknoloji ve altyapı geliştirme alanlarında yoğunlaşmış haldedir. Etiyopya, askeri kapasitesini modernize etmeye devam ederken ve Türkiye ile ekonomik bağlarını güçlendirmiş, bu ikili ilişki stratejik ve ekonomik olarak her iki ülke için de giderek daha önemli hale gelmiştir.  17 Şubat 2026’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülkeye son ziyareti Türkiye’nin Afrika’daki yükselişini, Horn of Africa’daki denge rolünü ve somut ekonomik kazanımları pekiştiren, bölgesel istikrara katkı sağlayan önemli bir diplomasi hamlesidir. 

Kaynaklar 

  • Fraser, J. (2009). Osmanlı-Etyopya Çatışması ve Kızıldeniz Bölgesindeki Etkileri. Kızıldeniz Çalışmaları, 12(3), 118-135. 
  • Orhonlu, C. (1974). Osmanlı İmparatorluğu’nun Güney Siyaseti: Habeş Eyaleti. Ankara TTK. 
  • Gençoğlu, H. (2018). Etiyopya-Türkiye: Tarihsel Bir Perspektif. İstanbul: Türk Çalışmaları Enstitüsü Yayınları. 
  • Gençoğlu, H. (2017). Türkiye ve Etiyopya Arasındaki Modern İlişkiler. Ankara: Orta Doğu İlişkileri Yayınları. 
  • Huntingford, G. W. B. (1994). Osmanlı-Etyopya İlişkileri ve Kızıldeniz Bölgesine Etkileri. Horn of Africa Journal, 6(2), 132-153. 
  • Perron, G. (2004). Etyopya ve Osmanlı İmparatorluğu: Kültürlerarası İlişkiler Üzerine Bir Çalışma. Horn İmparatorlukları: Osmanlı’nın Afrika’daki Etkisi içinde. Londra: Kraliyet Afrika Cemiyeti. 
  • Dünya Bankası. (2021). Türkiye-Etyopya Ticaret ve Ekonomik İlişkileri. Erişim: https://www.worldbank.org 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.