Epstein’in Karanlık Gölgesi Trump’ın Peşini Bırakmıyor

Gazeteci Ertuğrul Cingil, Epstein dosyasına dair yeni belgelerde yer alan Trump ve diğer elit aktörlere yönelik iddiaları Fokus+ kaleme aldı.
Ertugrul-cingil
251114ZK_Web_-_Epstein%E2%80%99in_Karanl%C4%B1k_G%C3%B6lgesi_Trump%E2%80%99%C4%B1n_Pe%C5%9Fini_B%C4%B1rakm%C4%B1yor-Ertu%C4%9Frul_Cingil.jpg

14.11.2025 - 15:33  |  Son Güncellenme:  14.11.2025 - 15:50

Yıllar geçti, davalar kapandı, mahkumiyetler açıklandı; hatta bazı mağdurlar artık hayatta bile değil. Ama Amerika tarihinin en karanlık pedofili skandalıyla ilgili gelişmeler her geçen gün yeni bir boyut kazanmaya ve gündemi sarsmaya devam ediyor. Çünkü bu yalnızca bir suç dosyası değil; iktidar, servet ve sır üçgeninde örülmüş karanlık bir ağın kirli hikayesi. Finans dünyasında yükselen Jeffrey Epstein, zenginlik ve nüfuzunu kullanarak reşit olmayan kızlara yönelik sistematik bir cinsel istismar ağı kuran, girift bağlantılarla çevrili bir suçluydu. Yüzlerce reşit olmayan mağduru fuhuşa zorlayan Epstein, Amerika için yalnızca bireysel bir suç faili değil; etik çöküşün kolektif sembolü oldu. 

Kurduğu suç ağı, Florida’dan New York’a malikanelerden Karayipler’deki 72 dönümlük “pedofili adası”na kadar uzandı. Buraya “Lolita Express” adı verilen uçakla taşınan VIP yolculara ait utanç verici sırlar hala tam olarak açıklanabilmiş değil. Epstein’in jet kayıtları, 2 bin kişinin bilgilerinin yer aldığı “kara kitabı” (black book) ve müşteri listeleri… Hepsi biliniyor ama itinayla saklanıyor. Bill Clinton’dan Donald Trump’a, Prens Andrew’dan Ehud Barak’a, Kevin Spacey’den Stephen Hawking’e kadar yüzlerce isim bu ağda yer alıyor. Victoria’s Secret’ın sahibi Les Wexner, hukukçu Alan Dershowitz, sihirbaz David Copperfield, manken Naomi Campbell… Liste uzayıp gidiyor. 

Kraliyet mensuplarından politikacılara, milyarder fon yöneticilerinden bilim insanlarına, medya baronlarından sanatçılara kadar yüzlerce isim bu ağda yer aldı. Ama ceza alan sadece iki kişi: Epstein ve suç ortağı Ghislaine Maxwell. 

Epstein skandalında şüpheli ölümler zinciri 

Bu kirli pedofili örgütünün başı Epstein’in, 2019 yılında cezasını çekmek üzere kaldığı Manhattan’daki Metropolitan Cezaevi’nde intihar ettiği açıklandı. Ancak bulgular intiharın şüpheli olduğuna işaret ediyor. Çünkü kameralar çalışmıyor, gardiyanlar sekiz saat boyunca hücreyi kontrol etmiyor, önceki girişimi nedeniyle gözlem altında olması gereken Epstein yalnız bırakılıyor. 

Jeffrey Epstein'in hapishanedeki odası

Adli tıp uzmanı Dr. Michael Baden, “Kanıtlar intihardan çok cinayete işaret ediyor.” dediğinde Amerika bir kez daha kendi karanlığıyla yüzleşti. Üstelik bu davadaki şüpheli ölümler sadece Epstein’den ibaret değil. Model ajansının sahibi Jean-Luc Brunel Paris’te hücresinde asılı bulundu. Mağdurlardan Virginia Giuffre Avustralya’da intihar etti. Tanık Carolyn Andriano Florida’da aşırı dozdan öldü. Bir diğer mağdur Leigh Skye Patrick benzer biçimde hayatını kaybetti. Epstein davasıyla ortaya çıkan karanlık tablo, aslında “adalet illüzyonunun” en net fotoğrafını yansıtıyor. 

Yeni belgeler: “Trump mağdurlardan biriyle saatler geçirdi” 

Epstein’in şüpheli intiharıyla kapandığı sanılan karanlık dosya, şimdi açıklanan e-postalarla yeniden gündemde. Epstein’den geriye kalan varlık ve belgeleri yöneten vakıf, ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi’ne 23 bin yeni belge sundu. Bu belgeler içerisinde yer alan kritik e-posta yazışmaları, Trump’ın Epstein’le ilişkisini yeniden güçlü bir şekilde gündeme taşıdı. Komitenin Demokrat üyeleri tarafından paylaşılan e-postalarda Epstein ile yardımcısı Ghislaine Maxwell ve yazar Michael Wolff arasında geçen yazışmalarda Trump’tan birkaç kez bahsediliyor. 

Epstein’in sevgilisi Maxwell’e gönderdiği Nisan 2011 tarihli e-postada Trump’ın “mağdurlardan biriyle saatler geçirdiği” ifade ediliyor. Yine Epstein, bir başka e-postada Trump’tan “havlamayan köpek” olarak bahsediyor. Ayrıca gazeteci-yazar Michael Wolff’a gönderdiği Ocak 2019 tarihli bir başka e-postada Epstein, Trump’ın “kızlardan haberi olduğunu, çünkü Ghislaine’e durmasını söylediğini” yazıyor. 

Epstein’in kirli diplomasi ağı ve Rusya’yla kurduğu iletişim köprüsü 

Ortaya çıkan bazı e-postalar, Epstein’in yalnızca bir suç örgütü lideri değil, aynı zamanda gölgelerde işleyen bir “paralel diplomasi” aktörü olduğunu gözler önüne seriyor. 24 Haziran 2018 tarihli bir e-posta, Epstein’in uluslararası nüfuz arayışının en çarpıcı örneklerinden biri. Avrupa Konseyi Başkanı ve eski Norveç Başbakanı Thorbjorn Jagland’a yazdığı mesajda Epstein, “Putin’e, Lavrov’un benimle konuşmasının faydalı olabileceğini söyleyebilirsiniz.” diyerek doğrudan Kremlin’le iletişim kanalı kurmaya çalışıyor. Bu ifade bile, Trump’ın dış politika eğilimlerinin Moskova’ya aktarılması için Epstein’in bir “iletişim köprüsü” gibi konumlandığını gösteriyor. 

Daha önce hayatını kaybeden Rus diplomat Vitaly Churkin’le yaptığı görüşmeye dair notlar ise tabloyu daha da çarpıcı hale getiriyor. Epstein, bu konuşmada Trump’ı “karmaşık olmayan biri” olarak tanımlıyor ve Kremlin’e yönelik şu tavsiyeyi veriyor: “Bir şey elde ettiğini hissetmesi gerekir; mesele bu kadar basit.” Bu yaklaşım, Epstein’in Trump’ı manipüle edilebilir ve yönlendirilebilir biri olarak gördüğünü açıkça ortaya koyuyor. Epstein’in temasları yalnızca Rusya’yla sınırlı değildi. Yeni belgeler, onun adeta küresel bir “elit diplomasi ağı” kurma peşinde olduğunu ortaya koyuyor. 

Epstein’in eski avukatı Kathy Ruemmler’a gönderdiği bir e-postada, Palantir Başkanı Peter Thiel’den CIA Direktörü ve Rusya Büyükelçisi William Burns’e, eski İngiltere Başbakanı Gordon Brown’dan Norveç eski Başbakanı Thorbjorn Jagland’a, Moğolistan’ın eski Cumhurbaşkanı Tsakhiagiin Elbegdorj’a kadar pek çok isme “kızlar” önerdiği belirtiliyor. Listenin yanında Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Hindistan’dan yetkililerin de olması, Epstein’in kirli ağının yalnızca bir ülkeye değil, küresel güç mimarisine nüfuz ettiğini gösteriyor. 

Trump’a “bikinili kızlar” şantajı iddiası 

Skandalın daha da vahimleştiği nokta, Epstein’in bir gazeteciye Trump’la “bikinili kızların” kendi mutfağında çekilmiş fotoğraflarını servis etmeyi teklif etmesi. Bu, Epstein’in Trump’la kurduğu ilişkinin yalnızca kişisel dostluk veya finansal bağlara değil, aynı zamanda şantaj gücü ve karşılıklı çıkar mekanizmalarına da işaret ediyor. Washington’da yeni belgeler ışığında bir kriz alevlenmiş durumda. Temsilciler Meclisi’nde belgelerin tamamının açıklanmasını zorunlu kılacak süreç başlatıldı. Arizona Temsilcisi Adelita Grijalva’nın destek verdiği “discharge petition” 218 imzaya ulaşınca Meclis Başkanı Mike Johnson’ın dosyayı oylamaya sunması mecburi hale geldi. 

Cumhuriyetçi Parti ise belgelerin siyasi amaçlarla manipüle edildiğini savunuyor. GOP sözcüsü, Demokratların belgeleri “seçici biçimde” sızdırarak Trump’ı hedef aldığını, ancak skandalda adı geçen bazı Demokrat isimlerin medyadan gizlendiğini iddia ediyor. Bu yeni belgeler, Epstein’in kirli ağını yalnızca bir istismar zinciri olarak değil, uluslararası siyasetin karanlık dehlizlerinde dolaşan bir nüfuz operasyonu olarak yeniden tanımlıyor. 

Trump’ın “Demokratların tuzağı” söylemi 

Epstein’le yasadışı bir faaliyet içerisine girdiği iddialarını defalarca reddeden Trump, son e-postaların Demokratların düzmecesi olduğunu ileri sürerek Cumhuriyetçilerin bu tuzağa düşmemesini istedi. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt ise “Demokratlar, Başkan Trump’ı lekelemek adına sahte bir anlatım yaratmak için seçtikleri e-postaları liberal basına sızdırıyorlar.” diyerek tepki gösterdi. Son belgelerin yayınlanmasından rahatsız olduğu belirtilen Trump’ın acil durum odasında toplantı yaptığı iddiası Beyaz Saray kulislerinden sızan bilgiler arasında. 

Trump daha önce de Epstein’in 50. doğum günü nedeniyle, içinde çıplak kadın çizimi bulunan bir mektup yazdığı iddialarına yer veren Wall Street Journal gazetesini hedef almıştı. Haberlerin doğru olmadığını savunan Trump, gazetenin çatı şirketi Dow Jones ve sahibi Rupert Murdoch hakkında 10 milyar dolarlık dava açmıştı. Oysa eylül ayında Temsilciler Meclisi’ndeki Demokratlar, Trump’ın Epstein’e gönderdiği “cinsel içerikli” doğum günü mektubunu kamuoyuna açıkladı. 

Trump’ın etrafındaki çember daralıyor 

Yeni belgelerle etrafındaki çemberin daraldığı izlenimi veren Trump’ı en çok zorlayan durum, seçimler öncesinde verdiği Epstein skandalıyla ilgili belgeleri yayınlama sözü. Bu karanlık skandal öylesine büyük bir ilgi görüyor ki Amerikan kamuoyunun yüzde 80’i tüm belgelerin ve sistematik bir “koruma zinciri” olduğuna inanılan ilişki ağının açıklanmasını istiyor. Trump’a yönelik şeffaflık baskısı sadece Demokrat çevrelerden ya da kamuoyundan değil, en çok da kendi tabanından yükseliyor. 

Özellikle MAGA (Amerika’yı Yeniden Güçlü Kıl) tabanının güçlü şekilde talep ettiği Epstein belgeleri ve müşteri listesinin açıklanması konusunda Trump cephesi etkili bir adım atmıyor. Adalet Bakanlığı ve FBI, temmuz ayı başlarında yayımladıkları raporla davayla ilgili incelenen belgelerin başka kimseyi suçlamaya yeterli delil sunmadığını açıkladı. Trump yönetimi, mahkemelerin mağdurların haklarını gerekçe göstererek verdiği bazı kararlara dayanarak hem savunma hem kaçınma refleksiyle konuyu ABD başkanından uzak tutmaya çalışıyor. Oysa Trump ile Epstein’in 1990’larda tanıştığı biliniyor. O dönem ikisi de New York sosyetesinin ışıltılı davetlerinde, Palm Beach partilerinde birlikte samimi görüntüler veriyordu. 

Trump’ın 2002’de yaptığı “Onunla birlikte olmak çok eğlenceli. Hatta benim kadar güzel kadınlardan hoşlandığı bile söyleniyor, çoğu genç” sözleri hala hafızalarda. Aradan yıllar geçse de Jeffrey Epstein’le ilgili ortaya çıkan her yeni belge, her yeni ifade, Trump’a yönelik baskıyı artırırken üzerindeki gölgeyi biraz daha büyütüyor. Hukukun siyasete kurban edilip edilmediğine yönelik temel bir sorgulamanın fitilini ateşleyen skandal, Trump için artık sadece bir medya krizi değil; ahlaki meşruiyetini test eden en sert sınavlardan biri haline geldi. Çünkü Epstein davası sıradan bir skandal değil; “elit” suç ortaklığının anatomisi, kurumsal çürümenin haritası ve ahlaki iflası yansıtan kirli bir ayna. Şimdi o aynada Epstein’le ilişkisini kapatmakta zorlanan Trump’ın silueti var. Ve ortaya çıkan belgeler ne ilk ne de son olacak. 

Dava kapsamında Adalet Bakanlığı ile Federal Soruşturma Bürosu (FBI) arşivinde saklandığı belirtilen 100 bin sayfalık belge havuzunun, 300 gb dijital verinin, 40 bilgisayardan çıkan dokümanların, binlerce fotoğraf ve görüntünün açıklanması isteniyor. Belgeler ortaya çıktıkça kırılmaya devam eden Epstein fay hatları, başta ABD Başkanı Trump olmak üzere siyasetçileri ve “elitleri” daha güçlü şekilde sarsmaya devam edebilir.  

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.