Brezilya Aşırı Sağ Tuzağına Düşmekten Kurtulabilecek mi?
03.10.2026 - 15:32 | Son Güncellenme: 06.10.2026 - 11:02
Brezilya ve Latin Amerika’nın en önemli seçimlerinden birine artık yalnızca saatler kaldı. Önümüzdeki on yıllarda Latin Amerika’nın siyasi görünümünü değiştirebilecek seçimlerde, pazar günü 125 milyondan fazla Brezilyalı sandık başına gidecek.
Seçmenler, ülkenin yeni devlet başkanını belirlemenin yanı sıra Temsilciler Meclisi’nin tamamını, Senato üyelerinin üçte ikisini, Brezilya’nın 26 eyaletinin valilerini ve eyalet yasama meclislerini seçecek. Oy verme işlemleri, Brezilya içindeki 5 bin 571 belediye ile yurt dışındaki 186 kentte bulunan toplam 517 bin 206 seçim merkezinde gerçekleştirilecek.
Ancak asıl mücadele, devlet başkanlığı için yarışan 13 adaydan ikisi arasında yaşanıyor. Bir tarafta, solcu İşçi Partisi’nin adayı ve dördüncü dönem için yarışan mevcut Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva bulunuyor. Diğer tarafta ise eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun oğlu, aşırı sağcı senatör Flávio Bolsonaro, Liberal Parti’nin adayı olarak yarışıyor.
Seçimlerin önemi, Latin Amerika’nın ekonomi ve nüfus bakımından en büyük ülkesinin bundan sonra hangi yöne gideceğini göstermesinden kaynaklanıyor. Brezilya aynı zamanda ABD’nin Latin Amerika ülkeleri üzerindeki nüfuzuna karşı daha bağımsız bir Küresel Güney çizgisi benimseyen ülkelerden biri olarak öne çıkıyor.
Bu nedenle seçimler, Brezilya’nın Arjantin, Kolombiya, Şili ve Paraguay örneklerinde olduğu gibi ABD eksenli bir siyasi çizgiye sürüklenip sürüklenmeyeceğini ve aşırı sağ modelinin ülkede güç kazanıp kazanmayacağını da ortaya koyacak.
Elektronik oy sistemi sayesinde sandıkların kapanmasından üç saatten daha kısa bir süre sonra sonuçlarının açıklanması beklenen seçimler, hükûmet, Kongre ve yargı arasındaki güç dengesinin nasıl şekilleneceğini de belirleyecek.
Öte yandan seçimler, Washington’ın Brezilya siyasetindeki rolünü de yeniden gündeme taşıyor. ABD’nin Lula’yı iktidardan uzaklaştırmak amacıyla siyasi, ekonomik ve istihbari baskılar uyguladığı yönündeki tartışmalar da seçim sürecinin önemli başlıkları arasında yer alıyor.

Başa baş yarışta sürpriz ihtimali
Devlet başkanlığı yarışına ilişkin kamuoyu araştırmaları, iki ana aday Lula ile Flávio Bolsonaro arasındaki farkın oldukça düşük olduğunu gösteriyor.
Datafolha Enstitüsünün 28 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında 2 bin 506 seçmenle yaptığı ve hata payı iki puan olan araştırmaya göre Lula’nın ilk turda yüzde 42, Flávio Bolsonaro’nun ise yüzde 38 oy alması bekleniyor.
Seçimlerin ikinci tura kalması hâlinde ise Lula’nın yüzde 48, Flávio’nun yüzde 45 oy alacağı tahmin ediliyor.
Quaest Enstitüsünün anketinde ise Lula ilk turda yüzde 39, Flávio Bolsonaro yüzde 34 seviyesinde bulunuyor. İkinci tur senaryosunda iki aday da yüzde 42 oy oranıyla eşit görünüyor.
Bu sonuçlar diğer araştırma şirketlerinin anketleriyle de büyük ölçüde örtüşüyor. AtlasIntel, Lula’ya yüzde 45,3, Flávio Bolsonaro’ya yüzde 42,2 destek ölçerken, Meio/Ideia’nın araştırmasında Lula yüzde 39,4, Flávio ise yüzde 38,4 seviyesinde bulunuyor.
Bu nedenle şu aşamada kesin görünen tek şey, Lula ile Flávio Bolsonaro arasında 25 Ekim’de ikinci tur yapılması.
Büyük bir sürpriz yaşanmaması hâlinde Lula’nın küçük bir farkla dördüncü dönemini kazanacağı tahmin ediliyor.
Ancak 2022 seçimlerindeki tablo, anketlerdeki farkların sandığa aynı şekilde yansımayabileceğini gösteriyor. O dönemde kamuoyu araştırmaları Lula lehine büyük bir fark öngörmüş, ancak Jair Bolsonaro anket şirketlerinin tahminlerini toplam oy oranında yaklaşık dokuz puan aşmıştı.
İlk turda Lula yüzde 48,43, Bolsonaro ise yüzde 43,20 oy almıştı.
Lula’nın seçimi ilk turda kazanabilmesi için geçerli oyların yüzde 50’sinden fazlasını alması gerekiyor. Ancak mevcut anket sonuçlarına göre bu ihtimal oldukça uzak görünüyor.
Oyların bölgesel dağılımı
Brezilya’da kayıtlı seçmen sayısı 158 milyon 745 bin 463’e ulaştı. Bu rakam, 2022 seçimlerine göre 2,29 milyon kişilik artış anlamına geliyor.
En fazla seçmenin bulunduğu eyalet yaklaşık 34 milyon kişiyle Sao Paulo. Onu 16,3 milyon seçmenle Minas Gerais ve 12,8 milyon seçmenle Rio de Janeiro izliyor.
Bölgesel dağılımda Lula, ülkenin kuzeydoğusunda yüzde 55’e karşı yüzde 25 ile önde bulunuyor.
Flávio Bolsonaro ise güney bölgelerinde yüzde 47 destek alırken Lula yüzde 27’de kalıyor.
Güneydoğuda Flávio yüzde 37, Lula yüzde 35 seviyesinde.
Evanjelik seçmenler arasında Flávio Bolsonaro yüzde 47 ile öne çıkarken Lula yüzde 27 destek görüyor.
Öte yandan Lula daha düşük gelirli seçmenler arasında önde bulunurken, Flávio Bolsonaro orta gelir grubunda daha güçlü bir desteğe sahip.
Bir başka önemli seçim yarışı ise Sao Paulo eyaletinin valiliği için yaşanıyor.
Anketler, sağcı mevcut Vali Tarcísio de Freitas’ın, Cumhuriyetçiler Partisi’nin adayı olarak yüzde 50 destek aldığını gösteriyor. Solcu İşçi Partisi’nin adayı Fernando Haddad ise yüzde 30 seviyesinde bulunuyor.
Benzer bir tablo diğer önemli eyaletlerde de görülüyor.
Minas Gerais’te Cumhuriyetçiler Partisi’nden Senatör Cleitinho Azevedo yüzde 37 ile ilk sırada yer alıyor. Onu yüzde 18 ile İşçi Partisi’nden Patrus Ananias, yüzde 9 ile Demokratik İşçi Partisi’nden Alexandre Kalil ve yüzde 6 ile Sosyal Demokrat Parti’den Vali Mateus Simões izliyor.
Rio de Janeiro’da ise Sosyal Demokrat Parti’den Eduardo Paes yüzde 34 destekle önde bulunurken, Liberal Parti’den Douglas Ruas yüzde 25 seviyesinde.

Senato’da sağ yükseliyor ancak çoğunluk görünmüyor
Senato seçimleri de parlamentonun üst kanadında çoğunluğu elde edemeyen her devlet başkanı açısından kritik önem taşıyor.
Partiler, toplam 81 sandalyeli Senato’daki 54 koltuk için yarışıyor. Her eyalet ile başkent Brasilia’dan ikişer senatör seçilecek ve her seçmenin iki oy kullanma hakkı bulunacak.
Devlet başkanlığı seçimlerinden farklı olarak burada yüzde 50 artı bir şartı bulunmuyor. En fazla oyu alan iki aday doğrudan seçiliyor.
26 eyalette yapılan kamuoyu araştırmalarına göre aşırı sağcı Liberal Parti’nin Senato’daki sandalye sayısını 15’ten 20’ye çıkarması bekleniyor.
Parti Başkanı Valdemar Costa Neto ise partisinin 28 sandalye kazanacağını öngörüyor.
Solcu İşçi Partisi’nin sandalye sayısının 9’dan 12’ye yükselmesi, Brezilya Sosyalist Partisi’nin ise 7 sandalyeden 4’e gerilemesi bekleniyor.
Diğer merkez partilerin toplam sandalye sayısının 48’den 38’e düşeceği öngörülürken, en büyük kaybın Sosyal Demokrat Parti’de yaşanacağı tahmin ediliyor. Partinin 14 olan sandalye sayısının 5’e kadar gerileyebileceği belirtiliyor.
Senato’nun önemi, Federal Yüksek Mahkeme yargıçlarının atanmasını onaylama ya da reddetme ve yargıçları görevden alma yetkisine sahip olmasından kaynaklanıyor. Bu tür kararlar için 54 oy gerekiyor.
Sağcı Liberal Parti, bazı Yüksek Mahkeme yargıçlarını görevden alabilmek ve eski Devlet Başkanı Bolsonaro’ya yönelik yaptırımları kaldırabilmek amacıyla Senato’da çoğunluğu elde etmeye çalışıyor.
Ancak mevcut tahminlere göre partinin bu sayıya ulaşması beklenmiyor.
Temsilciler Meclisi mücadelesi
513 üyeli Temsilciler Meclisi yarışında ise parlamento çalışmaları konusunda uzmanlaşmış DIAP Araştırma Merkezinin tahminleri dikkat çekiyor.
Merkezin hesaplamalarına göre İlerici Birlik’in, yani İlericiler Partisi ile Brezilya Birliği’nin oluşturduğu blokun ortalama 107 sandalye kazanması bekleniyor.
Liberal Parti’nin 91, İşçi Partisi ile iki müttefik partisinin oluşturduğu ittifakın ise 87 sandalye elde edeceği tahmin ediliyor.
Bu nedenle gözlemciler, devlet başkanlığı seçimini kim kazanırsa kazansın, hem Senato hem de Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğun anahtarını elinde tutan büyük bir merkez sağ blokla karşı karşıya kalacağını düşünüyor.
Ancak asıl mücadele, iki meclisin başkanlık seçimlerinin yapılacağı 1 Şubat 2027 tarihinde yaşanacak.
Senato Başkanı Davi Alcolumbre’nin görev süresi 1 Şubat’ta sona eriyor.
Bu noktada dikkat çeken gelişmelerden biri, Senato’nun Devlet Başkanı Lula’nın Yüksek Mahkeme için gösterdiği adayı 42’ye karşı 34 oyla reddetmesi oldu. Bu, 1894’ten bu yana yaşanan ilk örnek olarak kayıtlara geçti.
Benzer bir güç mücadelesinin Temsilciler Meclisi’nde de yaşanması bekleniyor.
81 üyeli Senato’nun üçte ikisinin seçildiği süreçte, Temsilciler Meclisi Başkanı Hugo Motta da iktidardaki İşçi Partisi ile sağcı muhalefetteki Liberal Parti’yi dışarıda bırakan bir blok oluşturmuş durumda.
İki ana parti, yani Lula’nın İşçi Partisi ile Bolsonaro’nun Liberal Partisi açısından tabloyu daha da karmaşık hâle getiren unsur ise Senato ve Temsilciler Meclisi’nde siyasi dengeyi belirleyen altı muhalefet partisinin devlet başkanlığı yarışında tarafsız kalmayı tercih etmesi.
Bu partiler Brezilya Demokratik Hareketi, Brezilya Sosyal Demokrasi Partisi ile Vatandaşlık Partisi ittifakı, İlericiler Partisi, Brezilya Birliği, Cumhuriyetçiler ve Podemos.
Analistler, bu partilerin tarafsız kalmasının gelecek hükûmette kendilerine en güçlü pozisyonları sağlamayı hedeflediğini düşünüyor.
Bu durum Lula’nın işine yarayabilir. Ancak aynı zamanda gelecekte bazı başlıklarda Lula yönetimiyle bu partiler arasında gerilim yaşanmasına da neden olabilir.
Washington ve İsrail seçim sürecinde
Brezilya seçimleri Washington’ın da yakın takibinde.
Brezilya basınında yer alan haberlere göre Brezilya istihbaratı, ABD’nin seçimlere müdahalesine ilişkin değerlendirmelerini içeren gizli bir raporu hükûmete sundu ve durumu son derece kritik olarak nitelendirdi.
İngiliz The Guardian gazetesi ise 1 Ekim’de yayımladığı haberde, Donald Trump yönetiminin Federal Yüksek Mahkeme’ye karşı çıkan kuruluşlara yönelik bir programa 1 milyon dolar ayırdığını yazdı.
Söz konusu kaynağın, ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki Demokrasi ve İnsan Hakları Fonu’ndan sağlandığı belirtildi.
Devlet Başkanı Lula da Silva da Birleşmiş Milletler’de yaptığı son konuşmada Trump yönetimini Brezilya seçimlerine müdahale etmemesi konusunda uyarmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, seçimlerden önce Brezilya’ya yönelik bir dizi yaptırım ve karşılık niteliğinde adım atarken, bu uygulamaların doğrudan Lula da Silva’yı hedef aldığı yönünde değerlendirmeler yapıldı.
Trump yönetimi, Brezilya’nın ABD’ye yaptığı ihracata birkaç kez korumacı gümrük vergileri getirdi.
Ayrıca “Başkent Birinci Komutanlığı” ve “Kızıl Komutanlık” adlı iki suç örgütünü terör örgütü olarak sınıflandırdı.
Lula, bu kararın dış müdahaleye zemin hazırlayabileceği endişesiyle uygulamayı eleştirirken, seçimdeki rakibi Flávio Bolsonaro karara destek verdi.
Washington ayrıca eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro hakkında önce ev hapsi, ardından da 25 yıl hapis cezası kararı veren Yüksek Mahkeme’nin bazı yargıçlarına yaptırım uyguladı.
İsrail’in Brezilya seçimlerine ilgisi de dikkat çekiyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 25 Temmuz’da Sao Paulo’da düzenlenen Bolsonaro’nun seçim kampanyasının açılış törenine çevrim içi olarak katıldı ve yaptığı konuşmada Flávio Bolsonaro’nun adaylığına desteğini açıkladı.
Flávio Bolsonaro ise Netanyahu’ya verdiği yanıtta, seçimi kazanması hâlinde Brezilya’nın İsrail’deki büyükelçisini yeniden görevlendireceğini, ülkesinin büyükelçiliğini 2027 yılında Kudüs’e taşıyacağını ve görev döneminin başında İsrail’i ziyaret edeceğini söyledi.
İki ülke arasındaki ilişkiler 2024 yılından bu yana gergin seyrediyor.
İsrail, Lula’nın Gazze’deki savaşı Holokost ile karşılaştırmasının ardından Brezilya Devlet Başkanı’nı “istenmeyen kişi” ilan etmişti.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.